7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2011/8015 E. , 2012/6186 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 137 ada 178, 108, 107, 106, 34, 29, 27 ile 134 ada 102 ve 1 parsel sayılı sırasıyla 7530.96 m2, 17400.22 m2, 9894.72 m2, 5570 m2, 6127.57 m2, 3060.45 m2, 6381.50 m2, 2419.59 m2 ve 2433.74 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tahsisli mera içinde kalması nedeniyle mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiş, taşınmazların ... ...'nın kullanımında olduğu tutanakların beyanlar hanesinde belirtilmiştir.
Davacı ... taşınmazların mera niteliğinde olmadığını, ölü babası ... ...'ya ait olduğunu ayrıca babası adına tespit edilen 140 ada 5, 137 ada 177, 110, 98, 7 ve 134 ada 22 parsel sayılı taşınmazların da yüzölçümlerinin eksik tespit edildiğini öne sürerek tapu kayıtlarına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 137 ada 178, 177, 110, 98, 7, 140 ada 5 ve 134 ada 22 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi ... ... adına tapuya tesciline, 137 ada 108, 107, 106, 34, 29, 27 ile 134 ada 102 ve 1 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına, özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava konusu 137 ada 108, 107, 106, 34, 29, 27 ile 134 ada 102 ve 1 parsel sayılı taşınmazlar tahsisli mera kapsamında kaldığı, tahsise ilişkin yönetimsel işlemin kesinleştiği bu nedenle taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Bu nedenler ve hüküm yerinde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 137 ada 108, 107, 106, 34, 29, 27 ile 134 ada 102 ve 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelik verilen hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 2,75 TL harcın davacıdan alınmasına,
2.Mahkemece davacının ölü babası adına tespit edilen 140 ada 5, 137 ada 177, 110, 98, 7 ve 134 ada 22 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının sabit olduğundan söz edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Davacı dava açarken 10.12.1967 tarih 204, 205, 206, 207, 208, 209 ve 210 sayılı 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kayıtlarına dayanarak babası adına tespit edilen taşınmazların miktar eksikliğine yönelik olarak dava açmıştır. Hal böyle olunca davanın davacı taraf adına tespit edilen taşınmazların komşu parsellerine yönelik olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan davacının tutunduğu tapu kayıtları ve dayanağı haritaları getirtilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde yerine uygulanmamış, kapsamı belirlenmemiştir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının dayanağı haritanın ölçeği eşitlendikten sonra haritalar yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle çakıştırılarak yerine uygulanmalı, bu yolla kapsamı belirlenmeli, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazlar da kaydın kapsamı belirlenirken dikkate alınmalı, davanın davacılar adına tespit edilen taşınmazların komşu parsellerine yönelik olduğu düşünülmeli, davacının sadece Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine dava açtığı gözetilerek husumet ehliyeti de değerlendirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davacı babası adına tespit edilen 140 ada 5, 137 ada 177, 110, 98, 7 ve 134 ada 22 parsel sayılı taşınmazların dava konusu olmadığı gözardı edilerek taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde hüküm oluşturulması, öte yandan davacının 137 ada 177 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.9.2009 havale tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 185.39 m2 yüzölçümünde olan paftasında yol olarak bırakılan yere dava açtığı, bu yere ilişkin kadastro tutanağı düzenlenmediği, kural olarak tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkında açılan davaların kadastro mahkemesinde görülmesi olanaksız genel mahkemede çözümlenmesinin zorunlu olduğu, hal böyle olunca mahkemece dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi ve 137 ada 178 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava reddedildiği halde mera olarak sınırlandırılması yerine davacının babası adına tapuya tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz davacı ...'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.9.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.