Esas No
E. 2021/1249
Karar No
K. 2024/1272
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1249

KARAR NO: 2024/1272

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2016/1366 Esas, 2020/643 Karar

TARİHİ: 26/11/2020

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 26/12/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi sebebiyle alacak talebi olup; mahkemece davada talebin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili, müvekkili olan şirket ile davalı şirket arasında eser sözleşmesi imzalandığını, müvekkili olan şirketin su arıtma tesisi yapmaya, davalının ise 40.000 Euro + KDV ödemeyi kabul ettiğini, ancak davalının yapacağı ödemeleri EURO cinsinden yapması gerekirken Türk Lirası cinsinden ödeme yaptığını, müvekkili olan şirketin 8.099.52 TL kur farkı zarara uğradığını, bu alacağın, Kadıköy ... Noterliği 20.07.2016/... yevmiye sayılı ihtarnameyle davalıdan istendiğini, ancak ödeme yapılmaması üzerine Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçilmiş ise de itiraz üzerine takibin durduğunu öne sürerek, itirazın iptaline ve % 20 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili olan şirketin davacıya hiçbir borcunun olmadığını, davacının kestiği kur farkı faturasının kabul edilmeyerek kendisine iade edildiğini, müvekkil şirketin % 30 luk peşinatı ödediğini, davacı şirketin işi tamamladıktan sonra faturasını kestiğini ve anlaşma gereğince 30-60-90 günlük çeklerle ödemeyi tamamladığını savunarak davanın reddini ve %20 tazminata mahkumiyetini talep etmiştir. Mahkeme, somut olayda da tarafların tacir bulunması nedeni ile davalı tarafından açık hesap ilişkisinin konusu teşkil eden faturalardan doğduğu bildirilen davacı iddiası davalı tarafından inkar edildiğinden taraf ticari defter ve kayıtların HMK 222 kapsamında şartların oluşması halinde kesin delil teşkil edeceğinden tarafların ticari defter ve kayıtlarının SMM bilirkişi marifeti ile incelenmesi cihetine gidildiği, sözleşme hükümleri ve bilirkişi raporu ile de taraflar arsındaki akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğu anlaşıldığından yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesinin mümkün olduğu, bunun içinde taraflar arasında uygulama yada teamülün artık aranmayacağı ancak davacının davalı aleyhine davada kaporanın geldiği tarihte bir tane fatura düzenlemiş bulunması bu nedenle 07/09/2015 tarihindeki kurun taraflar arasındaki ticari ilişkide yapılan ödemelerde baz alınıp alınamayacağı noktasında ihtilafın toparlandığının anlaşıldığı, kur farkı alacağının esas nedeni TBK 84 gereğince yabancı para borçlarında davacının infaz tarihi itibari ile varolan seçimlik hak olduğu, davacı tarafından kaparo tarihine göre tanzim edilen faturada davalı tarafından ticari defterlere kaydedilerek benimsenmiş ve e-maillerin içeriği davalı tarafından inkar edilmediği, bu nedenle artık davacı vekilinin iddiasının bu e-maillerin HMK 199 gereğince belge vasfında olması nedeni ile isabetli bulunduğu ve e-mail kayıtlarına da Mahkemenin itibar edildiği,

Davacı vekili tarafından dosya kapsamına ibraz edilen sözleşmeye göre işin bedelinin 47.200,00 Euro olduğu anlaşılmakta bunun da bedeli 159.427,00 TL ye tekabul ettiği ve bu tutara da KDV dahil bulunduğu zira iş bedeli 40.000,00 Euro, 7.200,00 Euro ise KDV bulunduğu davalı ve davacı kayıtlarına göre davalının davacıya yapmış olduğu ödemeler toplamı KDV de dahil 6.033,00 TL eksik bulunduğu, davalı tarafından da işin bedelinin kaparo tarihi olarak benimsendiği hususu 05/01/2016 tarihinde davacının tanzim eylediği faturayı davalının ticari defterlerine işlemesi ile anlaşıldığı ve ödemelerde bu hususun nazara alınması gerektiği kesin delil teşkil eden taraf ticari defter ve kayıtları ile ortada olduğu, Davalının faturaya dair KDV dahil ödemesi gereken tutardan 6.033,00 TL eksik ödeme yaptığı sabit bulunmakta ise de; bilirkişi tarafından davacının tanzim eylediği kaparo tarihindeki kura göre alacaklı olduğu tutar hükme esas alınan raporda 7.119,55 TL olarak benimsenmiş ise de bunun bilirkişi tarafından 6.033,00 TL'ye ayrıca KDV yansıtılması nedenine dayandığı ancak zaten davacının kaparo tarihindeki kura göre ödemesi gereken tutarın içersinde davalının ödemesi gereken toplam tutara isabet eden KDV'nin de bulunduğu bilirkişinin davacının kur farkından doğan alacağına ayrıca KDV hesaplama yapması yanılgılı bulunularak bilirkişi raporundan bu yönü ile Mahkemenin ayrılınmasının yasal zorunluluk arz ettiği gerekçesiyle, davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın kısmen iptali ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının 6.033,00 TL asıl alacak üzerinden devamına,

İİK 67/2 maddesi gereğince kabule konu tutarın likit olması nedeni ile kabule konu asıl alacak tutarının %20’si 1.206,60 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermiştir.

Davalı vekili istinafında; yerel mahkemenin verdiği kararın tüm bilirkişi raporlarına aykırı olduğunu, müvekkilin borcunu tamamen ödediğini, davacının bir alacağı bulunmadığını, son bilirkişi raporunda dahi davacının kur farkına ilişkin talebinin yerinde olmadığının tespit edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, itirazın iptali davasıdır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.

Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin sözleşme ile davalıya 40.000 Euro +KDV bedelle su arıtma sistemi yaptığını 8.099,52 TL. kur farkı alacaklarını talep etmiştir.

Davalı vekili müvekkilinin hiç bir borcu olmadığını 530,00 TL peşinatı ve kalan miktarı çeklerle ödediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, taraflar arasındaki sözleşmeye göre işin bedelinin 47.200,00 Euro olduğunu bunun da bedelininde söz konusu düzenlenen fatura ile 159.427,00 TL ye tekabul ettiği ve bu tutara da KDV dahil bulunduğunu zira iş bedeli 40.000,00 Euro, 7.200,00 Euro ise KDV bulunduğu davalı ve davacı kayıtlarına göre davalının davacıya yapmış olduğu ödemeler toplamı KDV de dahil 6.033,00 TL eksik bulunduğu, davalı tarafından da işin bedelinin kaparo tarihi olarak benimsendiği hususu 05/01/2016 tarihinde davacının tanzim eylediği faturayı davalının ticari defterlerine işlemesi ile anlaşıldığını belirterek 6.033,00 asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar vermiştir.Somut olayda taraflar arasında su arıtma sistemi ile alakalı 01.09.2015 tarihli sözleşme bulunduğu ve iş bedelinin 40.000 Euro + KDV olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında işin teslim edilmiş ve bitmiş olduğu hususunda bir anlaşmazlık yoktur Uyuşmazlık davacı yüklenicinin kur farkı talep edip edemeyeceğindedir. Davacı yanca iş bedeline karşılık olarak düzenlenen 05.01.2016 tarih ... seri sıra no'lu KDV dahil 159.427,44 TL. tutarlı faturanın açıklamasında 30.000,00 TL. kaparonun geldiği 07.09.2015 tarihli TCMB döviz alış kuru olan 3.3777 baz alındığı, sözleşme toplam tutarının 40.000 Euro +KDV olduğu belirtilmiştir. Bu faturayı davalı itiraz etmeden ticari defterlerine işlemiştir. Bu sebeple taraflar arasında kaparonun geldiği tarihteki kur üzerinde anlaşma olduğu defter kayıtlarından anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan 06.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda kur farkı olarak hesaplanan 1.786,28 Euro *Kaparo tarihindeki3.3777=6.033,52 TL. bulunmuştur. Bu rakama KDV dahil durumdadır. Bu sebeple yerel mahkemece 6.033,00 TL. asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesi yerindedir. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf talepleri yersizdir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2020 tarih ve 2016/1366 Esas, 2020/643 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 427,60 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 103,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 324,51 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog