26. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2371 - 2024/1588
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/07/2022
NUMARASI : 2022/351 Esas 2022/644 Karar
DAVACILAR
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 26/12/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 02.04.2016 tarihinde, davalı ... idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteği ve murisi ...'ın çift taraflı yaralamalı ve ölümlü trafik kazası sonucu yaşamını yitirdiğini, müteveffanın eşi ... ve kızı ...'ın destekten yoksun kaldığını, ...'ın asli kusurlu olduğunu ve aracın sigortasız olduğunu, Güvence Hesabına başvuru yapıldığını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 08.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini davacı ... yönünden 81.336,51 TL’ye, davacı ... yönünden 41.798,67 TL’ye yükseltmiş, kabul edilmemesi halinde ... için 101.670,64 TL talep ettiklerini belirtmiş, 21.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... yönünden taleplerini 220.842,87 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; aracın sigortasız olduğunu ancak olayda davacılar murisinin de müterafik kusuru bulunduğunu, sürücü ...'ın alkollü olduğunu bildiği halde araca bindiğini, zarar ile kusur arasında illiyet bağının ispatı gerektiğini, Güvence Hesabının sorumluluğunun limit ve kusurla sınırlı sorumluluk olduğunu, SGK'den yapılan ödemelerin tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, davacılardan ...'nın reşit olduğunu, desteklik durumunun bulunmadığını, 01.06.2016 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar çerçevesinde hesap yapılması gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuştur
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza ile ilgili Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/380 esas sayılı dava dosyası ile ceza yargılamasının devam ettiğini, bu dosyada kazaya karışan diğer aracın sürücüsü ...'ın da sanık sıfatı ile yargılandığını, kazaya karışan diğer aracın sürücüsü ...'ın da davalı sıfatı ile davaya dahil edilmesi gerektiğini, davalı ile müteveffa ...'ın arkadaş olduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin, 2019/3260 Esas 2022/1023 Karar sayılı kararı ile HMK’nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırıldığı; kaldırma kararında, müteveffanın yolcu konumunda olduğu, davacıların müteselsil sorumluluk esasına göre davalılardan talepte bulunduğu, bu nedenle kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğu, hatır taşıması hususunun değerlendirilmediği, aktüerya raporunda bilinmeyen dönem hesabında %1.8 teknik faiz yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunun belirtildiği, bu kapsamda, aktüer bilirkişiden ek rapor alındığı, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama sonucu davacı ...’ın destekten yoksun kalma zararının 294.457,16 TL olarak hesaplandığı, davalının %75 kusur oranına tekabül eden miktarın 220.842,87 TL olduğu, bu bedelden %20 müterafik kusur indirimi (alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binmek), %20 hatır taşıması indirimi yapıldığı, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 141.339,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 21.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek, davalı sürücü ... yönünden kaza tarihi olan 02.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacı ...' a ödenmesine, davacı ... yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... yönünden davanın reddine, karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffa emekli olsa da engelli araçlarının kaynak işlerini yaparak kazanç elde ettiğini, bu nedenle zarar hesabında gelirinin asgari ücretin üzerinde esas alınması gerektiğini, davacı ...’ın reşit olduğunu ancak eşinden boşanması nedeniyle ailesi ile birlikte yaşadığını, evhanımı olduğunu, müteveffanın bakım ve desteği ile yaşamını sürdürdüğünü, anılan davacı yönünden davanın reddine karar verilmesini hatalı olduğunu, müteveffanın araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiğine dair bir delil bulunmadığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılmasının doğru olmadığını, davanın müteselsil sorumluluğa göre açıldığını, kusur indirimi yapılmaması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı ... idaresindeki aracın çift taraflı kazaya karışması sonucu davalının aracında yolcu olarak bulunan davacılar desteği ...'ın vefat ettiğini belirterek davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.
1.6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır.
Somut olayda, davacı ...’ın, müteveffa ...’ın kızı olduğu, kaza tarihinde 41 yaşında olduğu, çalışmasına engel bir halinin ve devamlı şekilde müteveffa babasının bakım ve yardımına muhtaç olduğunun dosya kapsamında ispat edilemediği anlaşıldığından davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Desteğin 1952 tarihi doğumlu olup dava konusu kaza tarihinde 63 yaşında olduğu, sosyal ve ekonomik durum araştırma raporunda emekli olduğunun belirtildiği, ölüm tarihinde pasif dönem içerisinde bulunan desteğin gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu, herhangi bir iş yerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir.
Davacı vekili, müteveffanın emekli olmasına rağmen engelli araçların kaynak işlerini yaparak asgari ücretin üzerinde bir gelir elde ettiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiasını dosya kapsamında ispat edemediğinden bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
3.Dosya içeriği ve ceza dosyasında mevcut ifadelerden, müteveffa ile davalı ...’ın arkadaş oldukları, olay günü birlikte alkol aldıktan sonra araçla yola çıktıkları anlaşıldığından mahkemece, hesaplanan zarardan hatır taşıması ve alkollü olduğunun bildiği sürücünün aracına binmesi nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılarak karar verilmesi isabetli görülmüş olup davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
4.Karayolları Trafik Kanunun 85.maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Burada yasa koyucu zarar görene, tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birine karşı ileri sürebilmesi imkanı sağlamıştır. Zarar verenlerden biri tazminatın tamamını ödediği takdirde borç ortadan kalkar dolayısıyla zarar gören öyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez. Bu nedenle kusursuz zarar görenin zarardan sorumlu olanların birinden, bir kısmından ya da hepsinden zararın tamamını talep etmesi durumunda davalı zarar veren, tazminatın diğer zarar verenlerden talep edilmesi gerektiğini ya da kusuru kadar sorumlu olması gerektiğini ileri süremez.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin, 2019/3260 Esas 2022/1023 Karar sayılı kararında bu husus kaldırma nedeni yapılmış olmakla davacılar desteğinin yolcu olarak bulunduğu, davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu araç ile dava dışı ... idaresindeki aracın çarpışması sonucu desteğin vefat ettiği anlaşılmış olup davacılar, zararının karşılanmasını, kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarına bakılmaksızın zarar sorumlularının birisinden veya tamamından müteselsilen talep edebilir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalıların kusur oranı nispetinde sorumlu tutulmaları yönünde bir talepte bulunmadığına göre, davacı ... için hesaplanan destekten yoksun kalma zararından kusur indirimi yapılmadan, %20 hatır taşıması indirimi, %20 müterafik kusur indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken hesaplanan destekten yoksun kalma zararından davalı sürücünün kusur oranına isabet eden miktardan hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin yapılması doğru görülmemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacının zararının hesaplanması yönünden hükme esas aldığı, Dairemizce de hüküm kurmaya elverişli bulunan, 07.06.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda belirlenen; davacı ...’ın destekten yoksun kalma zararı 294.457,16 TL’den, %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığında 235.565,72 TL’nin bulunduğu, bu bedelden %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında davacının destekten yoksun kalma zararının 188.452,58 TL olduğu anlaşılmıştır.
Ne var ki,
HMK’nın 176. Maddesi uyarınca, aynı davada, taraflar bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Dosya içeriğinden, davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacı vekilinin, 08/04/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarını davacı ... yönünden 81.336,51 TL ve bu miktar kabul edilmezse 101.670,64 TL olarak ıslah ettiği, 21/06/2022 tarihli ikinci bir ıslah dilekçesini sunarak bu kez taleplerini davacı ... yönünden 220.842,87 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiş olup ikinci ıslah dilekçesi hukuken geçersizdir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, ilk ıslah dilekçesi esas alınarak, bu dilekçe ile talep edilen tazminat miktarı aşılmadan karar verilmesi gerekirken ikinci ıslah dilekçesi esas alınarak karar verilmesi doğru değilse de, karara karşı sadece davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla istinafa başvuran taraf aleyhine değerlendirme yapılamayacağından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Yargıtay uygulamasına göre taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay'ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir. (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt ;5, 2001, s; 4732 -4737)
Yargıtay kararlarında belirtilen aleyhe hüküm verme yasağı ve kazanılmış haklar istinafa başvuran taraflar yönünden de uygulanması gerekir. Somut olayda, yukarıda açıklanan nedenlerle son karar hukuken geçerliliği bulunmayan ikinci ıslah dilekçesine dayanmakla usul ve yasaya aykırı olsa da, karara karşı sadece davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle aleyhe bozma yasağı gereğince son karardan daha az tazminata hükmedilemeyeceğinden bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Mahkemece davacı ... yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesinin 3/2 maddesi gereğince, müteselsil sorumlu olan davalılar lehine, davanın reddi sebepleri aynı olması nedeniyle tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
I-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre;
1.Davanın Kısmen Kabulüne,
a)141.339,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 21.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek, davalı sürücü ... yönünden kaza tarihi olan 02.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacı ...' a ödenmesine,
b)Davacı ... yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine,
c)Davacı ... yönünden davanın reddine,
2.Dava açılışında alınan 68,31 TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 1.762,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.830,31 TL harcın, alınması gereken 9.654,90 TL karar harcından mahsubu ile bakiye 7824 TL harcın müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3.(a) Dava açılışında alınan 68,31 TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 1.762,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.830,31 TL harcın yargılama gideri olarak kabulü ile müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine, (b) Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 29,20 TL başvurma harcı, 2.650,00 TL bilirkişi ücreti, 540,20 TL posta gideri, olmak üzere toplam 3.219,40 TL yargılama giderinden davanın kabul oranı dikkate alınmak suretiyle 2.060,42 TL'sinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine,
4.Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.377,25 TL vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine,
5.Davalı ...'ın yargılama sırasında yapmış olduğu 100,00 TL posta gideri, olmak üzere toplam 100,00 TL yargılama giderinden davanın ret oranı dikkate alınmak suretiyle 36,00 TL'sinin davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine,
6.Davalılar yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalılara ödenmesine,
7.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, II- İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1.Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
2.İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 171,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 220,70 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 391,70 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
3.Davacılar tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
4.Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.