Esas No
E. 2009/15040
Karar No
K. 2011/27323
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2009/15040 E.  ,  2011/27323 K.

"İçtihat Metni"

Marka hakkına tecavüz suçundan sanık ...'ın, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-c, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 59/2.maddeleri gereğince 22.500 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 6.maddesi uyarınca ertelenmesine dair Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2008 tarihli ve 2004/509 Esas, 2008/306 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 23.06.2009 gün ve 34207 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 14.07.2009 gün ve KYB. 2009-171021sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 23.02.2009 tarihli ve 2007/14317 Esas, 2009/2264 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanık hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı, bu maddenin atıf yaptığı 61 inci maddede ise kararname hükmüyle suç tanımlarının düzenlendiği, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz..." hükümlerinin yer aldığı, olayımızda sanığa atılı eylemin, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup, 5 inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları yada ceza içeren kanunlar kapsamında bulunduğu, o halde atılı eylemin, Türk Ceza Kanununun 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu duruma göre, kanun hükmünde kararname hükmüyle getirilen bu düzenlemenin Türk Ceza Kanununun 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmadığı, nitekim Anayasa Mahkemesinin 03.01.2008 tarihli ve 2005/15 Esas, 2008/2 sayılı iptal kararı gerekçesinde kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, kanun hükmünde kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurguladığı, bu durum karşısında, 5252 sayılı kanunun geçici birinci maddesi ile Türk Ceza Kanununun 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin kabulü gerektiği, bu hukuki değerlendirmeye göre, atılı eylemin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri kapsamında suç oluşturmayacağı, öte yandan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, 01.01.1957 tarihinde yürürlüğe giren 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 57 inci maddesinin 5 inci fıkrasında; başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, işaret gibi tanıtma vasıtaları haklarına tecavüzün yanında, tescilli ve tescilsiz ayırımı yapmadan marka hakkına tecavüzün de haksız rekabet suçu olarak tanımlandığı ve cezasının 64 üncü maddede belirtildiği, bu kanunun yürürlük tarihinden sonra 3 Mart 1965 tarihinde yürürlüğe giren 551 sayılı Markalar Kanununun 47 inci maddesinde de tescil edilmiş marka hakkına tecavüz hallerinin ayrı ayrı tanımlandığı ve yaptırımının da 51 ve 52 inci maddelerde belirtildiği, her iki düzenlemede de tescilli marka kullanma haklarına tecavüz hallerinin belirlendiği ve yaptırıma bağlandığı, bu sebeple gerek Türk Ticaret Kanunu ve gerekse 551 sayılı Markalar Kanunundaki düzenlemeyle korunan ortak değerin, marka kullanma hakkından doğan haklar olduğu, marka hakkına tecavüz fiillerinin unsurlarının her iki düzenlemede de aynı olduğu ve iki kanun birlikte uygulanamayacağından tam olarak oluşan kanun çatışması kuralları uyarınca sonradan yürürlüğe giren, tescilli markalara hukuki ve cezai koruma getiren 551 sayılı kanundaki düzenlemenin Türk Ticaret Kanununun 57/5. fıkra hükmünü tescilli markalarla sınırlı olmak üzere örtülü olarak yürürlükten kaldırdığı, bu kanunun da (551 sayılı kanun), 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin değişik 82 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan ve yürürlükten kalkan eski düzenlemelerin canlanamayacağından, sanığa atılı eylemin haksız rekabet suçunu da oluşturmadığı, dolayısıyla atılı eylemin 01.01.2009 tarihinden itibaren suç olmaktan çıktığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Kanun yararına bozma nedenlerinin karar tarihinden sonra oluşması ve uyarlama yargılaması yoluyla yeni hukuki durumun belirlenmesi mümkün olduğundan,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 551 sayılı kanundaki düzenlemenin Türk Ticaret Kanunu 551 sayılı kanun), 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin değişik 82 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunduğundan ve yürürlükten kalkan eski düzenlemelerin canlanamayacağından, sanığa atılı eylemin haksız rekabet suçunu da oluşturmadığı, dolayısıyla atılı eylemin 01.01.2009 tarihinden itibaren suç olmaktan çıktığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin kabulü gerektiği, bu hukuki değerlendirmeye göre, atılı eylemin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri kapsamında suç oluşturmayacağı, öte yandan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanunu 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunu 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-c, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu 2264 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanık hakkında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı, bu maddenin atıf yaptığı 61 inci maddede ise kararname hükmüyle suç tanımlarının düzenlendiği, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu 551 sayılı Markalar Kanunu 5252 sayılı Kanun K556 md.59/2 K2264 md.309 K647 md.6
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog