10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla---- İcra Müdürlüğü ----- sayılı dosyası üzerinden----hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle başlatılan ilamsız icra takibine müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla davalı borçlunun itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk sürecinde de taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davacının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali amacıyla işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalının ortada likit bir alacağın mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz ettiğini, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacağının haklılığnın ortaya çıkacağını, davalının müvekkilin alacağına kavuşmasını engellediğinden alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, davalı borçluya ait BA BS formlarının ilgili vergi dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesi talep ettiklerini belirterek davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkının saklı kalması kaydı ile davalının haksız ve mesnetsiz itirazının 33.170,10 tl üzerinden iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı talebinin dayanağı olarak gösterilen taraflar arasındaki cari hesap kayıtlarındaki bakiye bedelin ödendiğini, taraflar arasındaki ticari defterler ve cari hesap kayıtlarının incelendiğinde müvekkilinin borcunun bulunmadığının görüleceğini ve bu nedenle de davacının faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine haksız icra talebi başlatan ve bu davayı açan davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine, açılan icra takibinin iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR:
Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ----- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahipleri lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı ----- incelenen kayıtlarına göre, davacı----- 12.05.2023 tarihinden itibaren ve 24.11.2023 takip tarihinde de davalı ... ----- 33.170.10 TL alacaklı olduğu, söz konusu bu tutarın takip ve dava konusu edildiği; Davalı ... ---- incelenen kayıtlarına göre, davalı ... ----- 12.05.2023 tarihinden itibaren ve 24.11.2023 takip tarihinde de davacı -----39.002,25 TL boçlu olduğu;
Davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların davalı yana usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı yanca her hangi bir itiraza uğradığına ve iade faturası kesildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, BA-BS formlarına konu edildiği, tarafların Gelir İdaresi Başkanlığı'na beyan ettikleri Ba Bs beyanlarında mutabık oldukları; Taraf kayıtların incelenen kayıtları arasındaki 5.832,15 TL farkın 0,27 TL kuruş farklarından ve davalı kayıtlarında bulunmayan davacının davalıya kestiği toplam tutarı 30,053,58 TL olan 12 adet fatura ile davalı tarafından davacıya ödenen toplam tutarı 35.886,- TL olan 4 adet tahsilat makbuzundan kaynaklandığı;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle----İcra Dairesi'nin 24.11.2023 tarihli "İlamsız Takiplerde Ödeme Emri"nde alacaklının davacı -----borçlunun davalı ... ---. ve asıl alacağın 33.170,10 TL olduğu;
Davacı vekili tarafından 12.03.2024 tarihinde Sayın Mahkemenize sunulan dava dilekçesinde harca esas değerin 33.170,10 TL olarak belirtildiği; Görülmüştür. 16.09.2024 tarihli kök raporumuzda: Davalı ... Ltd. Şti.'nin incelenen kayıtlarına göre, davalı ... Ltd. Şti.'nin 12.05.2023 tarihinden itibaren ve 24.11.2023 takip tarihinde de davacı----- 39.002,25 TL boçlu olduğu; Davacı -----incelenen kayıtlarına göre, davacı -----12.05.2023 tarihinden itibaren ve 24.11.2023 takip tarihinde de davalı ... Ltd. Şti.'den 33.170,10 TL alacaklı olduğu; Tespit edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, Bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak ve nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 16.09.2024 tarihli kök raporumuzdaki tespitlerimizin değişmediği-----İcra Dairesi'nin 24.11.2023 tarihli "İlamsız Takiplerde Ödeme Emri"nde davacı alacaklı vekili tarafından asıl alacak olarak 33.170,10 TL talep edildiğinden taleple bağlılık ilkesi gereği Davacı ---- incelenen kayıtlarına göre, davacı -----davalı ... Ltd. Şti.'den 33.170,10 TL alacaklı alacaklı olduğu;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, genel haciz yoluyla faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.
TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Taraf şirketlerin bilirkişi marifetiyle incelenen kayıtlar neticesinde oluşturulan 16/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı ---- incelenen kayıtlarına göre, davacı ------12.05.2023 tarihinden itibaren ve 24.11.2023 takip tarihinde de davalı ... Ltd. Şti.’den 33.170.10 TL alacaklı olduğu, söz konusu bu tutarın takip ve dava konusu edildiği;
Davalı ... Ltd. Şti.’nin incelenen kayıtlarına göre, davalı ... Ltd. Şti.’nin 12.05.2023 tarihinden itibaren ve 24.11.2023 takip tarihinde de davacı ----- 39.002,25 TL boçlu olduğu;
4.Davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların davalı yana usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı yanca her hangi bir itiraza uğradığına ve iade faturası kesildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, BA-BS formlarına konu edildiği, tarafların Gelir İdaresi Başkanlığı’na beyan ettikleri Ba Bs beyanlarında mutabık oldukları " şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür.
Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ----. İcra Müdürlüğünün ----- icra dosyası üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, mali müşavir bilirkişiler eliyle taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarından dava ve takibe konu faturanın davalı ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, taraf firmalara ait BA ve BS formlarının örtüştüğü farklılık olmadığı, davacının açık hesap ilişkisine konu ettiği faturalara davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği hususları hep bir arada değerlendirilerek davacının alacaklı olduğunun vicdani kanaatine ulaşılmış olup hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak davanın asıl alacak bedeli olan 33.170,10 TL üzerinden kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar takipte faiz alacağı talep edilmiş ise de iş bu itirazın iptali davasında faize ilişkin talep olmaması nedeniyle her hangi bir karar verilmemiştir.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,-----Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay ---- Hukuk Dairesi’nin -----. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir.
Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.2025 yılı istinaf kesinlik sınırının 40.000 TL olduğu anlaşılmakla dava değeri bakımından istinaf kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak verilen karar kesin olarak verilmiştir.
1.Davacının davasının KABULÜNE; davalı tarafından ----. İcra Müdürlüğünün ---- sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 33.170,10 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,
2.Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen 33.170,10 TL üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,
3.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 2.265,84 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.838,24 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4.Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç toplamı 855,20 TL ile 4.325,00 TL ( Bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 5.180,20 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6.Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7.Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, Dair, Dava konusunun miktarı gereği KESİN olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.