Esas No
E. 2010/2424
Karar No
K. 2011/1142
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2010/2424 E.  ,  2011/1142 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Kadastro sırasında dava konusu 307 ada 3 ve 5 parsel sayılı sırasıyla 4589,54 ve 4844,95 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kadastro komisyonunca taraflar adına kayıtlı aynı kuvvet ve mahiyete sahip iki farklı tapu kaydının kapsamında bulundukları gerekçesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükmüne göre maliklerinin belirlenmesi için malikhanesi açık bırakılmak suretiyle Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Davacılar ... ve paydaşları tapu kaydına dayanarak dava konusu 307 ada 5 parsel sayılı taşınmaz hakkında Hazine'ye husumet yönelterek dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; mahkemece davacı ... ve paydaşlarının davasının kabulüne, dava konusu 307 ada 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazların ... ve paydaşları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Kural olarak yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre kayıtların iç içe girmesi halinde önceki günlü hukuksal değerini yitirmeyen doğru temele dayalı tapu kaydına değer verilmesi zorunludur. Somut olayda kadastro tespiti sırasında davalı taşınmazlara uygulanan 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca oluşan 20.2.1960 tarih 147 sayılı Hazine üzerinde kayıtlı bulunan tapu kaydı ve davacı tarafın tutunduğu Hazine'nin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşan 1.2.1984 tarih 133 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.

Davacı tarafın tutunduğu Hazine'nin taraf olduğu davada tescil hükmü ile oluşan tapu kaydının oluşma nedeni dikkate alındığında dayanağı haritasının bulunduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Gerçekten kural olarak kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. Ne var ki, tapu kaydının uygulaması yetersizdir.

O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişiler hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dayanağı harita 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile tutunulan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği eşitlenmeli, çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Kabule göre de, dava konusu taşınmazlarda pay ve payda toplamı eşitlenmeden hüküm kurulmuş olması da isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 3402 sayılı Kadastro Kanunu K3402 md.10 K3402 md.20
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog