12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2022/9673 E. , 2024/3232 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 22/2 ve 86/2 maddeleri aracılığıyla 85/1, 29/1, 62, 51/1-3-8 maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 3 ay hapis cezasının 2 yıl süreye tabi tutularak ertelenmesine karar verilmiş, ilgili kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2020/501 Esas, 2020/4477 Karar sayılı ilâmıyla, taksirli suçta haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada 5237 sayılı TCK'nın 22/2 ve 86/2 maddeleri aracılığıyla 85/1, 62, 51/1-3-8, 53/1-2-3 maddeleri ve 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca hükmedilen 1 yıl 3 ay hapis cezasının 3 yıl süreye tabi tutularak ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, ölüm ile olay arasında illiyet bağı olmadığından müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
Yerel mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Olay günü ölenin kahvehanede oyun oynarken kahvehane sahibi ve garson olan sanıklar ile tartışması üzerine, öleni kahvehaneden çıkarmak isteyen sanıklar ile ölen arasında itiş kakış yaşandığı, akabinde ölenin polis merkezine giderek darp edilmesi sebebiyle sanıklardan şikayetçi olduğunu bildirmesi üzerine ölene verilen üst yazı ile hastaneden darp raporu alarak tekrar polis merkezine geldiği, öleni refakate alan ekip olaya konu kahvehaneye giderek ölenin gösterdiği sanıkları polis merkezine getirdiği, ölenin saat 14.11 sıralarında ifadesinin alınmasından sonra saat 14.30 sıralarında polis merkezinden ayrıldığı, 10 dakika sonra da kendiliğinden yere düşerek vefat ettiği; Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporuna göre; sıyrık şeklindeki cilt lezyonlarının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, sağ kaş dış kısımda, sağ göz alt kapakta ve sağ diz kapağında sıyrıklar ve tıbbi müdahale sırasında oluşması muhtemel lezyon dışında travmatik değişim tanımlanmadığına göre; kişide tespit edilen travmatik değişimlerin müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadıkları, kişinin ölümünün 13.03.2012 tarihinde maruz kaldığı olayın efor ve stresiyle kendinde mevcut kalp damar hastalığının aktive olması sonucu meydana gelmiş olduğu, olay ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu görüşüne yer verildiği olayda, mahkemece hadiseye kusurlu hareketiyle sebebiyet veren sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1.Taksirli suçlarda TCK'nın 53/1-2-3 maddelerinde düzenlenen hak yoksunluklarının sanık hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2.Yargıtay 12.Ceza Dairesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2020/501 Esas, 2020/4477 Karar sayılı ilâmıyla, hükmün yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edildiği belirtilerek 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereği sanığın kazanılmış hakkının korunması gerektiğine yer verilmesine rağmen sanığın aleyhine olacak şekilde denetim süresinin önceki hükümdeki 2 yıla göre ağırlaştırılarak 3 yıla çıkartılması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının 11 ve 12.fıkralarının kaldırılması ve 7. fıkradaki ''3'' ibaresinin ''2'' olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2024 tarihinde karar verildi.