Esas No
E. 2024/12767
Karar No
K. 2024/6867
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu

8. Ceza Dairesi         2024/12767 E.  ,  2024/6867 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/669 E., 2019/2304 K.
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

B. Bakırköy 16.

Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2018/111 Esas, 2018/358 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyeti ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmiştir.

C.

Cumhuriyet savcısının karara itirazı üzerine mercii tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kaldırılmasına karar verilmesi üzerine Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/356 Esas, 2018/534 Karar sayılı kararı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ve 25.000 TL adli para cezasına karar verilmiştir.

D. Kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 4.

Ceza Dairesinin 24.10.2019 tarihli ve 2019/669 Esas, 2019/2304 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Eylemin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı değerlendirilmediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin, erteleme kararının verilmemesinin hukuka aykırı olduğundan kararın bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık hakkında uyuşturucu ve uyarıcı ticareti yapmak suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, ceza vermeye yeter kesin, inandırıcı açık ve net delil bulunmadığı, olay yeri inceleme tutanağında tanık ... ile sanığın birbirlerine bir şeyler verip-aldıkları ve kamera kaydında da sanığın elindeki uyuşturucuları kamyonetin altına attığı tespit edilmişse de tanık ile sanığın atılı suçta birbirlerini suçlamaları karşısında hangi beyana itibar edileceğinin, hangi beyanın üstün kabul edileceğinin netleştirilememiş olması ve sanık ile tanığın birbirleri ile tamamen tezat ihtiva eden beyanlarındaki çelişkinin giderilemiyor olması karşısında, "şüpheden sanık yararlanır ilkesi" gereği sanık aleyhine bir değerlendirme yapılamayacağı, sanığın tanıktan aldığı uyuşturucuyu yere attığı şeklindeki savunmaları karşısında, bu kamera kayıtlarında kimin kime uyuşturucu, kimin kime para verdiği hususunun belirgin olmadığı, olay tutanağında taraflar arasındaki alışverişin görüldüğüne ilişkin tespit bulunmadığı ve sanığın baştan beri değişmeyen kullanmak için uyuşturucuyu aldığı, uyuşturucu kullandığı yönündeki istikrarlı beyanları, ele geçen uyuşturucu miktarının kişisel kullanım sınırında kalması hususları bir arada değerlendirildiğinde, Mahkemenin sanığın eyleminin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunu değil, kullanmak için uyuşturucu bulundurmak suçunu oluşturduğu kanaatindedir. Ancak, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nin itiraz üzerine verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması yönündeki kararı kesin olduğundan bu karar doğrultusunda sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu kararının suç vasıflandırması açısından isabetli olduğu, bu karara yönelik itiraz üzerine merci tarafından verilen hükmün kaldırılması kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına ilişkin istinafa konu kararın ise isabetsiz olduğu düşüncesiyle; gerek tutanak ve gerekse CD içeriği dikkate alındığında, sanıkla tanık arasında bir alışverişin görülmediği, sadece birlikte yürüdükleri sırada sanığın kamyonetin altına kullanma sınırındaki uyuşturucu maddeyi attığının görüldüğü, bu haliyle birbirlerini suçlamaya yönelik beyanları da dikkate alındığında, sanığın bu maddeyi tanık ...'a devretmek için bulundurduğuna dair ...'ın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyanı dışında delil bulunmayan olayda, sanığın eyleminin uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurma suçu kapsamında kabulünün gerektiği ve 5237 sayılı Kanun'un 191/8-a,son maddesinin uygulanma koşulları oluşmadığından sanığın kullanmak için uyuşturucu madde kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında, 188 inci veya 190 ıncı maddelerde tanımlanan suçlardan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191 inci madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilmesi hükme bağlanmış, 191 inci maddenin dokuzuncu fıkrasında ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı..." belirtilmiştir.

Dolayısıyla sanık hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi çerçevesinde karar verilen "Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri" ve "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararlarının kesinleşmesinin 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra "Kamu Davası Açılmasının Ertelenmesi" kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek;

1.Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" veya 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, bu suç 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince soruşturma ve kovuşturma nedeni yapılamayacağından düşme kararı verilip ilgili Cumhuriyet Savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,

2.Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" veya 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre verilen "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı" yoksa 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı" verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

3.Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" veya 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı" verilmiş ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalardan mahkûmiyet kararı verilmiş ise bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken suç olacağından yargılamaya devam olunarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 4. Ceza Dairesinin 24.10.2019 tarihli ve 2019/669 Esas, 2019/2304 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog