13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının faturaya bağlı cari hesap alacağının tahsili amacı ile ----İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı icra dosyası ile davalı/borçlu şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, davalı/borçlu şirkete işbu dosyadan çıkarılan ödeme emrinin 22.12.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı/borçlu şirketin 27.12.2022 tarihinde itiraz dilekçesi sunarak; borca ve takibe itiraz ettiği ve takibi durdurduğunu, davacı ile davalı/borçlu arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişki sonucu davacı şirketin, davalı/borçlu şirketten, fatura ve cari hesaba dayalı 82.424,15 TL alacağının mevcut olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan bir kısım fatura ve sevk irsaliyesinden de anlaşılacağı üzere davacı şirket tarafından davalı-borçluya mal teslimi yapıldığı ancak davalı-borçlu tarafından davacıya olan borçların ödenmediğini, davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasındaki ----- mesajlarına bakıldığında da davalı-borçlu şirketin borcunu kabul ettiğini, tarafların ticari defterler üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde de davacıdan alacaklı olduğunun sabit hale geleceği fazlaya dair tüm dava, talep ve tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, anlatılan nedenler ve mahkemenin resen gözeteceği nedenler ile; davanın kabulü ile davalı/borçlunun---- İcra Dairesine ait ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın 82.424,15 TL'lik kısmı yönünden iptali ile takibin devamına, davalı/borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın süresi içinde açılmadığı bu sebepten dolayı zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı-alacaklının dava konusu icra takibine itiraz edildiğini öğrendiğini, hak düşürücü süre içerisinde açılmayan iş bu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde 82.424,15 TL tutarında bir alacağın söz konusu olduğu, bu sebepten dolayı itirazın iptali talebinin olduğu görüldüğünü, ancak ilgili icra takibine bakıldığında müvekkil şirketten 94.780,10 TL talep edildiğinin görüldüğünü, davalı aleyhine başlatılan icra takibinde ödeme emrine bakıldığında açıkça görüleceği gibi tutarlar ve faiz oranları, davalıdan olması gerekenden oldukça fazla miktarda talep edildiğini, davalının bu sebepten dolayı ödeme emrindeki alacak tutarına ve faiz oranına haklı olarak itiraz ettiğini, ayrıca davalı şirketin ilgili borç için kısmi ödeme yaptığı, tüm kayıtların yapılacak hesaplamada göz önünde bulundurulması gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle; öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davalı hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Ticaret Sicili Kayıtları, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Kayıtları ve BA-BS Formları, Faturalar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ----- İcra Dairesinin---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir.
Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin 2023 yılına ait BA/BS formları da istenmiş ve gelmiştir.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ---) (KOD----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ----: 28.07.2020 ----- NO: --- KANUN NO: ----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere; HMK'nin 222. maddesinin ilk dört fıkrası tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ibrazı ve delil olması koşullarını düzenlemişken 222. Maddenin 5. Fıkrası taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklanan cari/açık hesap alacağına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalara göre çözülmesi gerekmektedir.
Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiştir. Ayrıca duruşmaya katılmayan davalı vekiline ve davalı şirkete ara karara konu hususlar ve inceleme ve gün ve saatini bildirir ayrı ayrı davetiyeler gönderilmiş ve işbu davetiyeler usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmülmüştür.
Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ----- tevdi ve teslim edilmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen 18/08/2024 tarihli raporda özetle; Davacının incelenen 2022 dönemi ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Mahkemece belirlenen inceleme gününde davalı tarafın hazır olmaması , ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için yerinde inceleme talebinin bulunmaması nedeniyle davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan aynı zamanda takip dayanağı açık hesap bakiyesini oluşturan faturaların e-arşiv fatura olarak, faturalara dayanak irsaliyelerin e-irsaliye olarak düzenlendiği, yukarıdaki hesap hareketlerine göre davalı adına düzenlenen takip dayanağı açık hesap bakiyesini oluşturan faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi (14.12.2022) itibariyle davalıdan 90.003,15 TL alacaklı gözüktüğü, davacı kendi ticari defter kayıtlarına göre her ne kadar 90.003,15 TL alacaklı gözükse de davacı vekilinin dava dilekçesinde ----İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın 82.424,15 TL'lik kısmı yönünden iptalinin talep edildiği, dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu --- yazışmalarında -----ile yapılan 09.09.2022-08.12.2022 tarihi arasındaki yazışmalarda davacının açık hesaptan kaynaklı alacak bakiyesi olarak gözüken alacak bakiyesi ile ilgili ödeme talep edildiği, davalı yan ve onun adına hareket edenlerce “ oda gelecek az daha sabır, merhaba bakiyeniz kapatılacak bekliyoruz bizde” şeklinde cevap verildiği yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir.(HMK,266,281,282,) Bu bilgiler ışığında somut olayda taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin sabit olduğu, davalı tarafın davetiye tebliğine rağmen ticari defter ve belgelerini inceleme sunmadığı, bu durumda davacının kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin kesin delil niteliğine büründüğü ve dava konusu alacağın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ödemeye ilişkin bir savunma yapmadığı ve delil göstermediği anlaşılmakla uyuşmazlığın aydınlandığı ve tahkikatı gerektirir bir husus bulunmadığı değerlendirilmiştir. (HMK,222/2,3) Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında dava edilen asıl alacak kısmına esas olarak ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faiz türü ve takip tarihinde yürürlükte olan oranı da gözetilip denetlenmesi sonucunda 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince talep gibi dava edilen miktar yönünden temerrütün icra takibiyle oluştuğu da anlaşıldığından davacının davasının harçlandırılmış miktar üzerinden kabulü ile, davalı-borçlunun ----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, icra takibinin asıl alacağa (82.424,15 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 82.424,15 TL üzerinden devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd, 117/1,TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198, 222/5, 266 vd. 282, ) Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, mesaj içeriklerinden anlaşıldığı üzere davalı da incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ve bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan davaya konu asıl alacağın % 20'si olan 16.484,83 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
1.)Davanın KABULÜNE,
2.)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince, davalı-borçlunun ----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, icra takibinin asıl alacağa (82.424,15 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 82.424,15 TL üzerinden devamına,
3.)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, hükmolunun asıl alacağın %20'si olan 16.484,83 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.630,39 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 933,70 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 473,90 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 4.222,79 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5.)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6.)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 933,70 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 367,00 TL posta masrafı ve 3.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.039,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.