16. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 16/12/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkil şirketin kamu kurum kuruluşlarına ihale üstlenerek personel istihdam ettiğini, davalı ...hizmet alım ihalesi ile dava dışı... isimli işçinin çalıştırıldığını, dava dışı ...işçilik alacağı talebi ile Antalya 6. İş Mahkamesi'nin ... Esas sayılı dosyasından dava açtığını, Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile mahkeme kararı icra takibine konu edilmiş ve müvekkil şirket tarafından 26/11/2018 tarihinde 36.689,00 TL ödendiğini, dava dışı işçi davalı asıl işveren ve davalılar alt işverenlerin bünyesinde de çalışmış olup bu şirketlerin sorumlu olduğu miktarların da müvekkil şirket tarafından ödendiğini beyanla, bilirkişi incelemesi ile davalıların sorumluluk miktarlarının belirlenmesini, 36.689,00 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizleri ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ...vekili, müvekkil idarenin ihale yolu ile hizmet alım işlerinin yapılmasını davacı şirkete verdiğini, ihale sözleşmesi ve şartnamelerine göre bahse konu işçi alacaklarından ihaleyi alan şirketlerin sorumlu olduğunu, ...yemek hizmeti sunumu işinin ihaleler sonucunda idari ve teknik şartnamelerle belirtilen koşullarla davacı şirkete 01/07/2014-31/12/2015 döneminde yükletildiğini, davacı şirketin çalıştırdığı işçilerin işvereni olup, kanuni tüm yükümlülükleri yerine getirmekle sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacı şirketin sınırlı sorumlu olduğuna ilişkin iddiasının dayanaksız olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı işçinin 01/07/2010 ila 30/06/2016 tarihleri arasında şirketleri bünyesinde çalıştığını, 6552 sayılı kanuna göre tazminat bedellerinden kamu iş verenleri sorumlu olacağından rücu talebinin yerinde olmadığını, iş davasının ihbar edilmediğini, davadan önce temrrüt gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Kanun'un emredici nitelikteki düzlenmesinde dava tarihine göre dava şartının aranması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Buna göre görevsiz mahkemede görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye usulünce gönderildiği, bu usuli işlemler nazara alındığında davanın görevli mahkemeye geliş tarihinin dava tarihi olarak görülemeyeceği, dava tarihinin görevsiz mahkemede açılan dava atiye terk edilmeyip dosyanın usulünce görevli mahkemeye intikal ettirildiğinden açılma tarihinin görevsiz mahkemedeki açılış tarihi olduğu, dava tarihi olan 01/03/2019 tarihi itibariyle arabulucu dava şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava şartının bu bakımdan dava tarihinde var olması gerektiği yasanın amir hükmü gereği olduğundan; davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın ilk önce Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında açıldığını, ardından 12/11/2020 tarihli 4. celsede Antalya Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiğini, 07/09/2021 tarihli celsede arabuluculuk tutanağının mevcut olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak için taraflara bir hafta kesin süre verildiği, 12/10/2021 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, 15/11/2021 tarihinde arabuluculuğun anlaşamama ile sonuçlandığını, davanın açıldığı tarih itibari ile arabuluculuk başvuru şartının bulunmadığını, maktu vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davada arabulucuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda dava arkadaşlığı, mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmak üzere iki ana başlık altında düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un “ihtiyari dava arkadaşlığı” başlıklı 57/3. maddesinde; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hallerinde, birden çok kişinin birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği düzenlenmiştir. Davanın, birden fazla kişi hakkında aynı veya benzer sebepten doğması, yalnız hukuki sebep olmayıp, bir olaya, yani aynı vakıaya ve fakat farklı hukuki sebeplere dayanılarak da birden fazla kişinin dava açması veya dava edilmesidir.
Somut olayda davalılar ihtiyari dava arkadaşı olup, davalılar müteselsil sorumlu olduklarından 6100 sayılı HMK'nın 57 vd maddeleri uyarınca aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunun, böylece her bir davalı yönüyle ayrı dava olduğunun ve davalı ....hakkındaki davanın ....tacir sıfatının olmaması nedeniyle ticari nitelikte olmadığının kabulü gerekir. Müteselsil sorumlu davalılar arasında ise zorunlu dava arkadaşlığı değil, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
HMK'nın 58.maddesinde değinildiği gibi ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olmasına göre, her bir davalı yönünden açılan davanın zorunlu arabulucu kapsamında olup olmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. ...yöneltilen dava, mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmamakla, ticari davalarda, davalar açılmadan önce dava şartı niteliğindeki, zorunlu arabuluculuğa ilişkin yasa hükümleri bu davalı yönünden uygulanamayacaktır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince, .... hakkındaki davanın tefrik edilmesi ve bu davalı yönünden yargılamaya devam edilmesi gerekirken bu davalı yönünden de dava şartı yokluğundan usulden reddine hükmedilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.
TTK'nın 5/a-1 maddesi:" Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlenmiştir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi: "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Dosya kapsamı yukarıdaki kanun maddeleri ışığında değerlendirildiğinde; davacılar vekilinin verdiği beyan dilekçesinden ve sonradan sunduğu arabuluculuk anlaşamama tutanağından; davadan önce arabuluculuğa ilişkin anlaşmazlık son tutunağının dosyaya sunulmadığı, arabuluculuk sürecinin başlangıç tarihinin 12.10.2021 olduğu son oturum tarihi ile anlaşamama tutanağının düzenlediği tarihin ise 15.11.2021 tarihi olduğu görülmekle eldeki davanın açıldığı tarih 01.03.2019, görevsizlik kararının kesinleştiği tarih 02.03.2021, görevli mahkemenin tensip tarihi ise 03.03.2021 tarihi olup, davanın ilk açıldığı tarih ve dosyanın görevli mahkemeye geldiği tarih itibariyle davacının dava tarihinden evvel arabuluculuğa başvurmadığı ve arabuluculuk işlemlerini tamamlamadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuk başvurusunda bulunulmasının ve arabuluculuk anlaşmama son tutanağının mahkemeye sunulmasının 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmazdan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediğini değiştirmeyeceği, dava şartlarının mahkemece resen nazara alınacağı anlaşıldığından mahkemece ... dışındaki diğer davalılar yönünden yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olup davacılar vekilinin bu davalılar yönünden istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır (Aynı yöndeki içtihat için bknz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 21/11/2022 tarih 2021/4438 Esas, 2022/8135 Karar sayılı ilamı).
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/11/2021 tarih ve ....Esas ...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...