7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2012/202 E. , 2012/1302 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ..., ... Kolik ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 317 ada 33 parsel sayılı 6357,96 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak, davacılar ... ve ... Kolik tapu kaydına dayanarak, davacı ... ise, tapu kaydına dayanarak ve ...'ı hasım göstermek suretiyle ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacı ...'in davasının feragat nedeniyle, davacı ...'in davasının husumet nedeniyle, diğer davacıların davalarının ise esastan reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan ..., ... ve ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1.Davacı ...'in temyiz itirazları ile ilgili olarak;
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit yapılan ya da kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında bir başka deyişle hakları çatışanlar arasında görülür. Davacı ... dava konusu 317 ada 33 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olmayan ...'ı hasım göstererek dava açmıştır. Hal böyle olunca davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmamaktadır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 33,60 TL harcın hükmü temyiz eden davacı ...'den alınmasına,
2.Davacılar ... ve ... Kolik'in temyiz itirazlarıne gelince;
Davacı tarafın tutunduğu dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören genişletilmeye elverişli ve değişebilir sınırlı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kapsamlarının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı, bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmü karşısında söz konusu tapu kaydının hukuki geçerliliğini yitirdiğinin kabulü gerekir.
Öte yandan; 4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi düzenlemesine göre 4 Ekim 1926 tarihinde yürülüğe giren Medeni Kanun hükümlerine aykırı olmayan hükümlerinin halen yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının da davalı taraf yararına gerçekleştiği gibi, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı tarafın bir insan ömrüne ulaşan süre ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız süren zilyetliğinin bulunduğu da mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen deliller ile Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir. Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddialarını ve davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar ... ve ... Kolik'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan harçların mahsubu ile geriye kalan 33,60 TL harcın hükmü temyiz davacılar ... ve ... Kolik'ten ayrı ayrı alınmasına, 29.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.