12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2023/5016 E. , 2024/7118 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün sanık müdafii v tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b, 52, 53/6. Maddeleri uyarınca 5400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.06.2021 tarihli kararı ile basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk olması nedeniyle bozulması üzerine mahkemece basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle sanığın TCK'nın 89/1, 89/2-b CMK'nın 251/3, TCK'nın 52. Maddeleri uyarınca 4040,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına CMK'nın 231/5. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık müdafinin anılan karara itirazı üzerine mahkemece genel hükümlere göre yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 89/1, 89/2-b, TCK'nın 52/4, 53/6. Maddeleri uyarınca 5400, 00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın kusuru olmadan aracın sol ön tekerinin patlaması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybettiğine, sanığın kusuru olmadığına, aracın şirketin kiraladığı araç olduğuna, sanığın kusuru olup olmadığının araştırılmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, zararın giderildiğine, hagb verilmemesinin hukuka aykırı olduğuna, TCK'nın 62. Maddesinin uygulanmamasına, lehine hükümlerin uygulanması gerektiğine, cezalandırmaya yeterli delil olmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 11/06/2015 günü saat 08.45 sıralarında meskun mahal dışında, gündüz vakti açık havada sanık sürücünün sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş karayolunda seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yöne geçtiği ve aracının sol ön kısımları ile katılanın idaresindeki kamyonetin sol ön kısımlarına çarpması sonucu katılanın hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derece etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda, kaza tespit tutanağında sanığın, aracın hızını yol, hava, trafik durumunun gerektirdiği şartlarına uydurma kuralını ihlal etmek suretiyle Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b maddesine aykırı hareket ederek tam kusurlu olduğu, katılanın ise kusurunun bulunmadığı hususlarının belirtildiği anlaşılmış olup sanığın TCK'nın 89/1.maddesi uyarınca teşdiden adli para cezası ile cezalandırılmasına, katılanın zararı sanık tarafından kovuşturma sonuçlanıncaya kadar giderilmediğinden CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, trafik kurallarının gerektirdiği özen ve dikkate aykırı davranışı neticesinde tam kusurlu olarak trafik kazasına sebebiyet veren sanığa ait sürücü belgesinin TCK'nın 53/6.maddesi uyarınca takdiren 3 ay süreyle geri alınmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Katılanın bozma sonrası talimat mahkemesinde alınan 18.10.2022 tarihli beyanında kaza nedeniyle 7 ay çalışamadığını bu nedenle 21.000,00 TL zararı olduğunu, bu zararın giderilmesini talep ettiği, mahkemece sanığın, katılanın bildirdiği zararı karşılamak isteyip istemediğinin sorulması ve zararı gidermeyi kabul ettiği takdirde makul süre verilmesi hususunda 11.11.2022 tarihinde talimat mahkemesine müzekkere yazıldığı, sanığın 16.01.2023 tarihinde talimat mahkemesinde alınan beyanında 21.000,00 TL zararı karşılamayı kabul ettiğini bildirdiği, sanık müdafinin 06.04.2023 tarihli mütalaaya karşı savunmalarını bildirdiği dilekçesinde katılanın 21.000,00 TL olan zararının sanık tarafından karşılandığını beyan ettiği görülmekle, katılandan kaza nedeniyle oluşan zararının sanık tarafından giderilip giderilmediğinin sorulması, sanığın zararı giderdiğine dair dekont vb var ise temin edilmesinden ve zararın sanık tarafından karşılanıp karşılanmadığının araştırılmasından sonra hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin tartışılması gerekirken sanığın zararı gidermediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2024 tarihinde karar verildi.