Esas No
E. 2023/49
Karar No
K. 2023/49
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
T. C. ANKARA 3.

FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/49 Esas - 2024/131

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ

T.C.

ANKARA

3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2023/49 Esas
KARAR NO: 2024/131
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI: ....
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
DAVA TARİHİ: 30/01/2023
KARAR TARİHİ: 26/03/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 26/04/2024
DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ve beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin büyük hacimli bir ... üreticisi şirket olduğunu, müvekkiline ait ... ve ... ... markalarının bulunduğunu, markaların .... nezdinde ve ...., vs. başta olmak üzere birçok ülkede tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait markaların sektörde bilinen markalar olması nedeniyle davalı şirketin bu prestijden yararlanmak adına görsel, sessel ve biçimsel benzerliğe dayanarak ticaret unvanını oluşturduğunu, davalının aynı sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren müvekkilini bilmeme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin ... Mad. San. Tic. A.Ş. olan ticaret unvanını 05.12.2022 tarihli genel kurul kararı ile ... ... Patlayıcı Mad. San. ve Tic. A.Ş. olarak değiştirdiğini, yine davalı şirketin ... sayılı “....” markasını adına tescil ettirdiğini, ... ibaresi üzerinde hiçbir hak sahipliği olmayan davalının müvekkili şirket markasını ve unvanını kullanmasının net bir şekilde marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini ve bu hususlara ilişkin çeşitli başkaca davalar açtıklarını, davalı tarafın, müvekkili şirketin hem Türkiye hem de dünyada tescilli olan ticaret unvanının asıl unsuru olan “...” ibaresini aynı sektörde aynı şekilde kullanmasının iltibas doğurduğunu, davalının ... ... A.Ş. ticaret unvanında yer alan çekirdek unsur olan "..." ibaresinin müvekkili markası ile ticaret unvanı ve iltibasa mahal verdiğini ileri sürerek, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil etmesi sebebiyle ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle:

Davacı tarafın iddialarının yersiz olduğunu, davacı tarafın "..." ve "... ..." ibareli markaları ile müvekkilinin ticaret unvanında yer alan "... ..." ibareleri arasında aynılık veyahut ayırt edilemeyecek ölçüde benzerlik durumundan bahsedilemeyeceğini, bu ibareler arasında herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın ilk başta ayırt edilemeyecek derece benzerlik olmadığını, davacı şirketin "... ..." markasının ... nezdinde tescili bulunmaması nedeniyle SMK hükümleri çerçevesinde koruma talep etmesinin mevzuata aykırı olduğunu, SMK'nın 29'uncu maddesinin somut olaya uygulanabilmesi için ... nezdinde geçerli bir marka tescilinin mevcudiyetinin gerektiğini ve tescilsiz marka sahibinin bu korumadan yararlanamayacağını, tescil ve ilân edilen ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğunu ve yasal mevzuata uygun olarak kullanılan ticaret unvanının haksız rekabet ve marka ihlali teşkil etmeyeceğini, "..." kelimesinin dünya tarihini değiştiren dinamitin mucidi olan ...'den gelmekte olduğunu ve Türkçe'de karşılığının "asil, soylu ve kibar" anlamına geldiğini, ticaret unvanında veya marka isminde ... ibaresini kullanan yüzlerce farklı şirketin olduğunu ve bu kelimenin hiç kimsenin tekeline veyahut kullanımına özgülenemeyeceğini, müvekkilinin ticaret unvanını kendi işlevine uygun olarak kullanması nedeniyle marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ:

Dava; marka hakkına tecavüz ve iltibas iddiası ile haksız rekabete dayalı, ticaret unvanından terkin isteminden ibarettir. Dava konusu uyuşmazlığın esasının, davalı yanın ticaret unvanının, davacının “...” ve “... ...” ibareli markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği ve davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkin edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

Bilirkişi heyetinden alınan 23/06/2023 havale tarihli raporda özetle: "• Davacı şirketin ... sayılı “...” markası ile davalının ticaret unvanının esas unsuru olan “... ...” ibaresinin benzer olduğu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, • Davalı şirketin ticaret unvanının esas unsuru olan “... ...” ibaresini davacı şirket ile aynı faaliyet alanında markasal olarak kullanmasının davacının markasına tecavüz teşkil ettiği, • Davacı şirketin önceki hak sahipliği nedeniyle davalı şirketin “...” ibaresini ticaret unvanında kullanmasının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, • Davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkin edilme şartlarının oluştuğu ancak bu konudaki hukuki takdirin sayın mahkemenizde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Nihai takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere saygı ile arz ederiz." şeklinde ifade edilmiştir.

Davalı vekilinin rapora itirazlarını giderme amaçlı olarak dosyaya kazandırılan 10.11.2023 tarihli ek raporda özetle: "Sayın Mahkemece heyetimize verilen görevlendirme ile davalı vekilinin kök rapora itirazı doğrultusunda tüm dosya kapsamı bakımından tekrar yaptığımız değerlendirme neticesinde kök rapordaki görüşlerimizi değiştirecek bir hususa rastlanmadığı görüş ve kanaatine vardığımızı Sayın Mahkemenin takdirlerine arz ederiz." şeklinde ifade edilmiştir.

Davalı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve

GEREKÇE

Mahkememizce deliller toplanmış, taraflarca sunulan belgeler ile toplanan deliller incelenmiş, çözümü teknik ve özel bilgiyi gerektirdiği düşünülen konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 23/06/2023 havale tarihli rapor ve 10/11/2023 tarihli ek raporlar dosyadaki kanıtlarla tutarlı, delillerin değerlendirilmesi aracı olarak denetim ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede; davacı şirketin 06/01/2006 başvuru tarihli, ... sayılı ve “...+..." ibareli ve 08/12/2022 başvuru tarihli, tescili tamamlanmamış ... sayılı "... ..." ibareli markalarının bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacı tarafın ... sayılı “...+...” markasının 22/01/2007 tarihinde 13. Sınıf “...” emtiaları bakımından ... nezdinde tescil edildiği, ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun ise yukarıda belirtildiği gibi 08/12/2022 tarihinde başvuru yapıldığı, 07/06/2023 tarihinde markanın 423 sayılı Bültende yayımlanmasına karar verildiği, ancak henüz tescilli olmadığı görülmüştür. Ayrıca davacının “... ...” ibareli markasının .... uyarınca ... nezdinde ve birçok ülkede tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Davacı şirketin ülkemizde markasal kullanımlarının sunulan deliller ve alınan rapor kapsamında; "... ..." şeklinde olduğu, davacı şirketin Türkiye’de "... Şirketi" aracılığıyla faaliyet yürüttüğü, işbu şirketin kuruluşunun 1988 yılına dayandığı (ticaret sicil kaydından anlaşılmakla), ".... Şirketi" olan eski ticaret unvanının 19/08/2008 tarihinde "..." olarak tadil edildiği anlaşılmıştır.

Davalı şirketin ise 1993 tarihinde "... Şirketi" ticaret unvanı ile kurulduğu, 1998 tarihinde unvan değişikliğine giderek .... Şirketi unvanını aldığı, 05.12.2022 tarihli Genel Kurul kararı ile şirketin unvanının ... ... Şirketi olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin 09.12.2022 tarihinde sicile tescil edildiği görülmüştür.

Davalı şirketin faaliyet konusunun “emilsiyon patlayıcıları, emilsiyon anfo karışım patlayıcıları su jeli usulü patlayıcılar anfo patlayıcılar başta olmak üzere her nevi ..., infilaklı fitil, kapsül, şok tüpleri ve içinde bu şmalat çeşitlerinin bulunduğu veya ilgili ham ve yardımcı maddeler, amonyum nitrat ve her nevi zirai gübreler, yukarıda yazılı patlayıcılar ve ham ve yardımcı maddelerin yapımında kullanılan makine tesisat, techizat ve yedek parçalar ve koruyucu ambalaj maddelerinin alım, satım, üretim ve ihracatı” olduğu görülmüştür. Davalı şirketin “...” ibareli marka başvurularının .... sayılı Marka İlan Bültenlerinde yayınlandığı, bu başvurulara itiraz edildiği ve başvuruların hiçbirinin tescil edilmediği anlaşılmıştır.

Davalının 14/10/2022 tarihinde oluşturulan internet sitesinde "..." şeklinde kullanımı bulunduğu, sitede açıklama olarak patlatma-patlama şeklinde danışmanlık hizmeti verdikleri şeklinde ibarelerin bulunduğu, ve iş bu sitede “... ...” ibaresinin ve "..." markasını kullandığı, şirketin faaliyet konusunun “patlama dizaynı, saha danışmanlığı, ticari ... üretim tesisleri projelendirme, montaj ve devreye alma hizmetleri” olduğu anlaşılmıştır. Marka Hakkına Tecavüz İddiası Yönünden Yapılan Değerlendirme

Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. maddesinde hükme bağlanmıştır.

SMK’nın 29. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak sayılmıştır. Yine “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7’nci maddenin 2. fıkrasında ise marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:

a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.

b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.

c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aynı şekilde 7. maddenin 3. fıkrasında aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:

a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.

b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.

c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.

ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.

d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.

e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.

f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. SMK’nın yürürlük tarihi itibariyle 7/3-a maddesine göre; “marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması”, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir. Ancak sorun markanın veya benzerinin ticaret unvanında yer almasının mutlaka marka hakkı ihlali sayılıp sayılmayacağıdır. Bu hususta .... sayılı emsal oluşturabilecek kararında; “Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar davalının markasal kullanımı bulunmasa da 6769 sayılı SMK'nın 29/1-a ve 7/3-e maddeleri uyarınca tek başına davacı adına tescilli markanın benzerinin ticaret unvanı olarak tescil ettirmesinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve reddine karar verilmiş ise de, SMK'nın 29/1-a hükmü ile yapılan yollama gereği m.7/3-e maddesinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabilecektir. Zira m.7/3'de işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlanmıştır. Marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılmasıdır. Diğer taraftan, SMK'nın 7/3-e maddesinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile .... sayılı ... uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no .... 'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekir. Buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen, hatalı gerekçe ile tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olmasının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabul edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.”denilerek tescilli bir markanın benzerinin tek başına ticaret unvanının esas unsuru olarak kullanılmasının marka tecavüzüne yol açmadığı vurgulanmıştır.

Dolayısıyla kullanımın mal veya hizmetleri ayırt etme amacına yönelik olmaması, markasal değil ticaret sicilinde olduğu gibi birebir unvan kullanımı niteliğinde olması, o marka ile hizmet sunulmaması, mal veya hizmet ile hedef tüketici kitlesi arasında bir link kurulmaması ve markanın fonksiyonlarından birine zarar verilmemesi halinde marka ihlali söz konusu olmayabilir. (.... )

Diğer yandan bir kullanımın marka ihlali sayılabilmesi için 7’nci madde de sayılan diğer temel koşulların varlığı da aranmaya devam edilmelidir. Somut olayımızda davacının 22/01/2007 tarihinde .... sayılı “...” markasını tescil ettirdiği, davalının ise 09/12/2022 tarihinde “....” unvanını tescil ettirdiği ve aynı tarihte 13. Sınıf tüm emtialar bakımından "..." ibareli marka başvurularında bulunduğu görülmüştür. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

Davacının ... sayılı “...” markasının 13. Sınıf “...” emtiaları bakımından tescilli olduğu, davalı şirketin faaliyet alanının, ticaret sicil kayıtlarından görüldüğü üzere, “her nevi ... ham ve yardımcı maddelerin üretimi, alım ve satımı, ithalat ve ihracatı” olduğu ve “...” esas unsurlu marka başvurularının 13. Sınıf emtialar bakımından yapıldığı görülmüştür. Dolayısıyla davalı şirketin faaliyet konusunu davacının markasının kapsamındaki emtialar oluşturmaktadır.

SMK’nın 6/1 maddesi emtiaların aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulunu getirmiştir. Bu hüküm karşılaştırılan markaların/işaretlerin yalnızca “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer” olmasını aramamış, markaların/işaretlerin “benzer” olması da yeterli görülmüştür.

Dava konusu 13. Sınıf “Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar.” emtialarına ilişkin tüketici kitlesinin orta düzeydeki tüketici kitlesinden daha yüksek özellikte bilinçli tüketici kitlesi olduğu belirlenmiştir.

Mahkememizce, markalar arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken markaların tüketici nezdinde sahip olduğu ayırt edici ve dominant unsurlarına bağlı olarak sahip olduğu genel etkinin temel alınması gerekmekle; davacının "...+..." ibareli tescilli ve "..." ibareli henüz tescil edilmemiş markalarının bulunduğu, davalının ticaret unvanının "... ... ŞİRKETİ" şeklinde olduğu ve ticaret unvanının çekirdek unsurunun “... ...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin Türkçe “patlayıcı” anlamına gelen İngilizce sözcük olması nedeniyle ticaret unvanının üzerinde durulan esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.

Davacı şirketin “...” markası ile davalının ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibaresi karşılaştırıldığında, davacının markasının ... harflerinin birleşmesinden oluştuğu, dolayısıyla ibarelerin son 2 harfleri hariç ilk 5 harfinin aynı olduğu, markalarda üzerinde durulan ve vurgunun yer aldığı hecenin ilk hece olduğu ve davalı şirketin ticaret unvanında “...” ibaresinden sonra gelen İngilizce “...” ibaresinin de ilk iki harfinin “...” ibaresi ile başladığı da dikkate alındığında taraf ibarelerinin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla davalı şirketin, davacının “...” markası ile benzer olan “... ...” ibaresini ticaret unvanının esas unsuru olarak 09/12/2022 tarihinde tescil ettirerek kullandığı, davalının bu tarihten ve davacının marka tescilinden önce bu ibare üzerinde hak sahipliği bulunmadığı, davalı vekilinin ... ibaresi üzerinde kimsenin tekel hakkının olamayacağı iddiasının tescilli markanın varlığı bakımından somut uyuşmazlıkta dikkate alınmasının mümkün olmadığı, davalının ticaret unvanında da ... ibaresine eklenen “...” ibaresinin “patlayıcı” anlamına gelmesi nedeniyle ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu ve davalının “...” ibaresini ön plana çıkararak aynı faaliyet alanında markasal kullandığı, basiretli tacir gibi davranması beklenen davalı şirketin, davacı şirketten ve iştigal alanından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı ve davacının gerek ... nezdinde tescilli ... markası gerekse de uluslararası tescilli ... ... markalarını davalı şirketin unvan tescilinden çok daha önce aynı faaliyet alanında kullanarak hak sahibi olduğu bir bütün olarak dosya kapsamından anlaşılmış olmakla, davalının ticaret unvanında “...” ibaresinin kullanımının davacının marka hakkını ihlal teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.

2.Haksız Rekabet İddiası Yönünden Yapılan Değerlendirme 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 50. maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. maddesi ile ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibinin, bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir. Aynı şekilde TTK'nın 55/4. Maddede “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalar olarak haksız rekabet teşkil eden fiiller arasında sayılmıştır.

TTK’nın yukarıda belirtilen maddeleri de dikkate alındığında önceki tarihli ticaret unvanının kılavuz unsurunun aynısı veya benzerinin daha sonraki bir ticaret unvanında kullanılması neticesinde unvanlar arasında benzerlik ve iltibas riski doğacağından bu husus haksız rekabet sayılacak olup, sonraki tarihli ticaret unvanının terkin edilme şartları sağlanmış olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.01.2022 tarih .... sayılı emsal kararında: “Diğer yandan yukarıda da belirtildiği üzere davacı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi ile davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi unvanların ayırt ediciliğini sağlayan kılavuz sözcüktür. Tarafların faaliyet alanları aynı olduğundan ve ticaret unvanlarının çekirdek kısımları bu faaliyet alanlarını belirttiğinden tarafların unvanlarının çekirdek kısımlarının iltibas değerlendirmesinde bir etkisi bulunmayacaktır. Dolayısıyla davacı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi ile davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresi nedeniyle unvanlar arasında karıştırılma (iltibas) ihtimali de söz konusudur.” denilerek davalının ticaret unvanının terkin edilebileceği belirtilmiştir.

Somut olayımızda davacının Türkiye’de ticaret siciline usulüne uygun bir şekilde tescil edilmiş bir ticaret unvanı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı şirketin TTK 52. madde hükmünden yararlanması mümkün değildir. Ancak davacının 55/4. madde uyarınca korunması mümkündür. Zira davalı tarafın basiretli bir tacir olarak başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaması gerekmektedir. Somut olayımızda davalı tarafın ticaret unvanının davacı tarafın tescilli “...” markasından ve “... ...” marka başvurusundan sonra tescil edildiği ve ticaret unvanının karıştırılmaya neden olacak kadar benzer olduğu değerlendirilmiştir.

Bu hususta bilirkişi heyetince internet arama motoru üzerinden “... ” ve “... ...” ibareleri ile yapılan aramalarda; hem davalı şirketin hem davacı şirketin internet sitelerinin ve iletişim bilgilerinin çıktığı, şirketlerin ikisinin de aynı şehirde ve aynı sektörde faaliyet gösterdiğinin görüldüğü rapor edilmiştir.

Tüm dosya kapsamından, davalının ticaret unvanının davacı şirketin faaliyetleri ve işleri ile karıştırılmaya neden olduğu, en azından tarafların aynı kökenden geldiği, aynı işletmenin devamı olduğu hususunda karıştırılma ihtimalinin doğabileceği değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla davalının ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibaresinin davacının markaları ile karıştırılmaya neden olacak derecede benzer olduğu, davalının “...” ibaresini markasal olarak ticari faaliyetlerinde kullandığı, tarafların faaliyet alanlarının ve şehirlerinin aynı olduğu dikkate alındığında, mahkememizce davalının “...” ibaresini ön plana çıkararak kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini şartının, marka hakkını ihlal ve haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak oluştuğu anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

1.Davanın KABULÜNE,

2.Davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin terkinine, -Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,7‬0 TL bakiye karar harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından aşağıda dökümü yapılan 3.521,40 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/03/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Davacı Masraf Dökümü:

İlk Masraf 161,40-TL

Posta Masrafı 60,00.-TL

Bilirkişi Masrafı 3.300,00.-TL

Toplam 3.521,40.-TL

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog