7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2011/5787 E. , 2011/5964 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 125 ada 65 ve 55 parsel sayılı sırasıyla 14.217.07 m2 ve 11.920.80 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ayrı ayrı davalılar ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda, davanın kısmen kabulüne dava konusu 125 ada 65 parsel sayılı taşınmazın davacı Hazine adına, 125 ada 55 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davacı Hazine'nin temyizi 125 ada 55 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen hükme yöneliktir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1. maddesi hükmünce koşullarının varlığı halinde bu nitelikteki taşınmazın zilyedi adına tespit ve tescil edileceği belirtilmiştir.
Dava konusu 125 ada 55 parsel sayılı taşınmazın Hazine'ye ait 20.08.1964 tarih ve 879 sayılı tapu kaydının kapsamı içinde kaldığı, ancak tapu kaydının oluşturulduğu güne kadar zilyet davalı ... yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin temyiz itirazlarının reddi ile 125 ada 55 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2.Davalı ...'ın 125 ada 65 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece temyize konu 125 ada 65 parsel sayılı taşınmazın öncesinin kamu malı niteliğinde mera olduğu, meralar üzerindeki zilyetliğin hukuken bir hüküm ifade etmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; davacı Hazine'nin tutunduğu Toprak Tevzii Komisyonu çalışmaları sonucu oluşturulmuş 20.08.1964 tarih 888 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı tartışmasızdır. Yanlar arasındaki uyuşmazlık tapu kaydının oluştuğu günde davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı yönünde toplanmıştır. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ... taşınmazın öncesinin mera olduğunu, dinlenen davalı tanıkları ve tespit bilirkişisi ise mera olup olmadığını bilemediklerini bildirmişlerdir. Mahkemece bu çelişki giderilmediği gibi usulüne uygun şekilde mera araştırması da yapılmamıştır.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. Davacı Hazine adına oluşturulan tapu kaydının dayanağı olan Toprak Tevzii Komisyonu çalışmaları sırasında düzenlenen belirtmelik tutanaklarında taşınmazın meradan açılarak tarla haline getirildiği belirtildiğine göre, dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler ya da belde halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu 125 ada 65 parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan yoldan sonra gelen taşınmazların ada numarası belirlenerek 24, 25, 26 parsel sayılı taşınmazlara ait tutanak örnekleri varsa dayanak kayıtları getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar, belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tutanak bilirkişilerinin ve uzman fen bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, davacı Hazine adına oluşturulan 20.08.1964 tarih 88 nolu tapu kaydının oluştuğu tarihten öncesinin mera olup olmadığı duraksamasız olarak belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, elverişli ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 125 ada 65 parsel sayılı taşınmaza yönelik hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı ...'a iadesine, 12.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.