Esas No
E. 2024/3315
Karar No
K. 2025/216
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

37. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/3315

KARAR NO: 2025/216
KARAR TARİHİ: 22/01/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:06/11/2024

NUMARASI:2024/518 2024/533

DAVANIN KONUSU:Reddi Hakim/Hakimin Çekinmesi İncelemesi

Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur. Ret talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresi içerisinde verilen istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R:Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından sunulan ret dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından 10/10/2024 tarihli duruşmada davacının istinabe yoluyla isticvabına karar verilmesi garabetinin yanında, 05/08/2024 tarihinde %20 teminat karşılığı takibin tedbiren durdurulmasına ilişkin verilen karar kaldırılarak, takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, 05/08/2024 tarihinden bu zamana kadar dosyanın delil durumunda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen teminatsız şekilde takibin durdurulmasına karar verilmesinin izahtan vareste bir durum olduğunu, kaldı ki aynı celsenin sonunda teminatsız şekilde takibin durdurulması kararına müteakip duruşma salonunda bulunan müvekkilinin kardeşi ...'ün, davacı vekiline karşı bir takım söylemlerde bulunduğunu, mahkeme tarafından bu sözlerin heyete karşı söylenmiş kabul edilerek müvekkilinin kardeşi ... hakkında tutanak tanzim edildiğini, Mahkeme tarafından ''siyah kazaklı erkek şahıs'' olarak nitelendirilen şahsın müvekkilinin kardeşi ... olduğunu, Mahkeme tarafından da müvekkilinin kardeşi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu,

HMK 36.maddesinde ''Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir'' hükmü bulunmaktayken, 36/ç bendinde ''Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması.'' hükmüne yer verildiğini, İstanbul CBS nezdinde yapılan suç duyurusu kapsamında müvekkilinin kardeşi ile aralarında bir husumet oluşmuş olup, bu aşamadan sonra dosyada adil karar verilemeyeceğini, izah olunan sebeplerden dolayı öncelikli olarak heyet olarak davadan çekilinmesini, davadan çekilinmemesi halinde heyeti reddettiğini, ret dilekçesinin ivedilikle İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup,

HMK 36.maddesi hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde taraflardan birinin hakimi reddedebileceğini, hakimin de bizzat çekilebileceğini hükme bağlamıştır. Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği helde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir.Yukarıda belirtilen red sebepleri sınırlı olmayıp,

HMK 36.maddesinde belirtilmeyen ancak hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren başka sebeplerin de hakimin reddini gerektireceği açıktır.HMK 41.maddesi red sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemiş ise red talebinin, reddi istenen hakim tarafından geri çevrileceğini düzenlemiş olup, hakimin reddini talep eden tarafın red sebebine ilişkin mutlak bir ispat vasıtası olarak delil göstermesi zorunlu olmayıp, red sebebine ilişkin emareler de yeterlidir. Zabıt kâtibinin yasaklılığı ve reddi bakımından ise;

HMK'nın 45. maddesi'' (1) Davada görevli zabıt kâtibi hakkında 34 ve 36 ncı maddelerde düzenlenen sebeplerden birisiyle ret talebinde bulunulabilir. Ret talebi, zabıt kâtibinin görev yaptığı mahkeme tarafından karara bağlanır. Bu konuda verilecek kararlar kesindir. (2) Zabıt kâtibi 34 üncü maddedeki sebepleri bildirerek görevden çekinebilir. Bu hâlde gereken karar, görev yaptığı mahkeme tarafından verilir. (3) Zabıt kâtibinin aynı işte hâkim ile birlikte reddi veya çekinmesinin istenmesi hâlinde, hâkim hakkında ret veya çekinmeyi inceleyecek olan merci, her ikisi hakkında karar verir...'' hükmünü içermektedir.Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa m.9) Hakimler görevlerinde bağımsızdır. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları kanuni çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hakim bir olay ile ilgili kuracağı hükümle tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp hedefleyerek çalışmalı, kanunlardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hakim tarafların geçerli ve kanuni delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, aksine hakimlerin yansız ve kanunlardan aldığı güçle adaleti sağlamaya çalıştığını davanın taraflarına inandırmalıdır. Yargılama sırasında, taraflardan birinin mahkeme hakimi hakkında şikayette bulunması veya aleyhine dava açması veya mahkeme hakiminin davanın taraflarından biri hakkında şikayette bulunması (suç duyurusunda bulunması) ...nın 36/1-d maddesindeki "davalı olmak" anlamında yorumlanamaz.Suç duyurusunda bulunulması hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebep olarak da düşünülemez.Dosya kapsamına göre, somut olayda HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen hakimin ve zabıt katibinin reddi ve çekilmesini gerektirecek sebeplerinin bulunmadığı, davalı tarafça yargılamaya ilişkin yapılan duruşmada celse sonunda davalının kardeşi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş olması hasebiyle, davalının yan soyu ile aralarında husumet oluşması, verilmiş kararların tamamının davacı lehine, usul kurallarının hilafına olacak şekilde tesis edilmesi, davacının üyesi olduğu çetenin kamuoyuna yansıyan haliyle İstanbul Adliyesi'nde şaibeli bağlantılarının olması, ve dosyada verilen kanuna açıkça aykırı kararlar neticesinde tarafsızlığınız şüpheye düşmüş olması nedeniyle heyet halinde dosyadan çekilme talep ettiği, karşı tarafın maddi durumunun iyi olmasına rağmen hukuka aykırı şekilde adli yardım talebinin kabul edildiği, üç defa verilen süreye rağmen isticvap için gelmeyen ve imza örneği vermek davacı hakkında usule aykırı olarak istinabe kararı alındığı, dosyadaki delil durumuna göre teminatsız olarak takibin durdurulmasının hatalı olduğu belirtilerek red talebinde bulunulduğu, olarak şikayet edilmesi nedeni ile husumet oluştuğu ve diğer red sebebi olarak ileri sürülen hususların bir kısmının işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilmeyeceği, tahkikatın yürütülmesi, delil toplama istiçvap ve tedbire ililkin hussuları bakımından yapılan değerlendirme bakımından mahkeme hakimin taktir hakkı bulunduğu, yargılama devam ederken bir kısım beyanları nedeni ile ilgili mahkemece yapılan suç duyurusu ile yargılama sırasında HSK'ya ve diğer birimlere şikayette bulunulmasının HMK'nın 36/1-d maddesi uyarınca davalı- husumetli olarak yorumlanamayacağı, mercice verilen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu hususa ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2013/7323 Esas, 2013/8986 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere hakimin şikayet edilmesi, tarafların anayasal dilekçe hakkı kapsamında kalan haklarının kullanılması niteliğinde olup, tarafların bu haklarını kullanmaları hakim ile ilgili taraf arasında husumet olduğu anlamına gelmez.İncelenen dosya kapsamına göre, taraflardan birinin mahkeme hakimi hakkında şikayette bulunması veya hakimce suç duyurusunda bulunulmasının HMK'nın 36/1-d maddesinde belirtilen “davalı olmak” anlamında yorumlanamayacağı, aksine bir yorum, yargılama yapan tüm hakimlerin kötü niyetli taraflarca reddedilmesini kolaylaştıracağı gibi, bu hakkı kötüye kullanmak isteyenlerin davranışını da korumak anlamına geleceği, hiçbir hukuk kuralının, kötü niyetliyi korumayacağı, aksini kabul etmek, kötü niyetli kişilerce açılacak uydurma dava ve şikayetler sonucu, davaya bakan hakimlerin sağlıklı, baskıdan uzak ve hür iradeleri ile görev yapmalarına engel olacağı gibi, tabii hakim ilkesini de zedeleyeceğinden konuyu inceleyen mercinin HMK'nın 36/1-d. maddesi hükmünü yorumlaması usul ve yasalara uygun görülmüştür.(T.C. YARGITAY 20. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2016/7091 -KARAR NO: 2016/10107; ESAS NO: 2012/3824 -KARAR NO: 2012/6674)

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nın 353/1-b.1maddesi gereğince, İSTANBUL 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2024/518 D.İş, 2024/533 karar sayılı kararına karşı istinaf başvuru talebinin REDDİNE,Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine, İstinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 22/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog