4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/14690 E. , 2023/3360 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumru Asliye Hukuk Mahkemesi
(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki zorunlu mali sorumluluk sigorta sözleşmesinden kaynaklanan kendi sigortalısına rücu istemli tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada, 07.11.2012 tarihinde müvekkili sigorta şirketinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS) olduğu, davalının da sürücü ve maliki olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında sigortalı araç sürücüsü davalının ehliyetsiz araç kullanması ve kazanın oluşmasında tam kusurlu bulunması sebebiyle dava dışı zarar görene 26.09.2016 tarihinde ödenen 90.619,28 TL iş göremezlik tazminatının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, birleşen davada, aynı kaza nedeniyle 13.04.2017 tarihinde ödenen 7.934,00 TL ek sürekli iş göremezlik tazminatının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kazanın ardından kazazede ... ile anlaşarak zararına karşılık 3.500,00 TL ödeme yaptığını, bu ödeme sonrası ...’ın ceza mahkemesindeki şikayetinden 02.04.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile feragat ettiğini, ayrıca araçtaki hasara ilişkin sigorta şirketine de 4.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu şekilde ...’ın zararlarının karşılandığını, bu anlaşmanın ardından 3,5 yıl sonra sigorta şirketinin ...’a yaptığı ödemeleri müvekkilinden istemesinin yerinde olmadığını, ...’ın bu kaza nedeniyle bir hak ve alacağı kalmadığından ...’a halef olduğunu söyleyen sigorta şirketinin de müvekkilinden bir talep ... bulunmadığını, söz konusu anlaşmanın üzerinden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 111 inci maddesinde belirtilen 2 yıllık anlaşmanın iptali için öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini, müvekkilinin dışında yolun kayganlaşmasına sebep olan tadilat yapılan benzin istasyonu ve bu yolu temizlemeyen Karayolları Genel Müdürlüğünün de kusurlu olduğunu, yine karşı araç sürücüsü ...’ın kazada kusuru bulunduğunu, maluliyeti kabul etmediklerini, ehliyetin süreli alındığını, müvekkilinin ehliyetinin bulunduğunu, zamanaşımı def’ inde bulunduklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, asıl davanın kabulüne, 90.619,28 TL’nin ödeme tarihi olan 26.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 7.934,00 TL’nin ödeme tarihi olan 26.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ile kazazede arasında anlaşma yapıldığını, anlaşma tarihinden itibaren iki yıl geçtiğini ve bu sebeple kazazedenin ve onun halefi olan sigorta şirketinin müvekkilinden talepte bulunmaya ... olmadığını, davacının ...'ın halefi olarak talepte bulunmasının ve müvekkilinin de ...'a ödemesi gereken bir tazminatının bulunmaması nedeniyle davacının davasının yerinde olmadığını, yerel mahkemece dikkate alınan kusur oranının olayın oluşuna uygun olmadığını, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf taleplerinin, davaya konu kaza nedeni ile zarar gören üçüncü kişiye ödeme yapan sigorta şirketinin ödediği miktarı davalı sigortalıdan talep edebileceği, davalı tarafça dava dışı zarar görenle maddi tazminata yönelik anlaşmaya varılmış olduğu ileri sürülmekte ise de sigortalının sigorta şirketinin halefiyet haklarını kısıtlar nitelikte anlaşma yapmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili ile kazada yaralanan ... arasında, kazadan ... zararlara karşılık 2013 yılında 3.500,00 TL ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını ve bu anlaşma doğrultusunda ödeme yapıldığını, bu ödeme nedeniyle kazazede ...’ın ceza mahkemesinde şikayetten vazgeçtiğini, bu ödemenin ardından 3,5 sene geçtikten sonra davacı ... şirketinin ...’a ödemede bulunduğu, daha sonrada huzurdaki davayı açtığını, Karayolları Trafik Kanunu' nun 111 inci maddesindeki 2 yıllık sürenin geçtiğini, sigorta şirketinin anlaşmanın üzerinden 4 yıl geçtikten sonra yaptığı ödemenin yersiz olduğunu ve geri istenecek ise bunun davalıdan değil, ödeme yapılan kişiden istenmesi gerektiğini, sigorta şirketi yaptığı ödeme ile ...’ın haklarına halef olmak dolayısıyla ödediği tazminatı istemekte ise de ...’ın böyle bir talep ... olmadığından sigorta şirketinin de halefiyet hükümleri gereğince tazminat talep edemeyeceğini, kusurunda hatalı belirlendiğini, yol çamurlu olduğundan Karayolları Genel Müdürlüğü ve inşaat nedeniyle yola çamur akıtan şirketin kazada kusurlu olduğunu, kazazedinin de kusuru bulunduğunu, faizin müvekkilinden talep edilecek ise tazminatın ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 07.11.2012 tarihinde davacının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalının da maliki olduğu ve kullandığı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında karşı araç sürücüsünün malul kalması sebebiyle zorunlu mali sorumluluk sigortacısının ödediği iş göremezlik tazminatını sigortalı araç sürücüsü ve malikinin ehliyetsiz ve tam kusurlu olması sebebiyle rücu edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu, 50 inci, 51 inci, 54 üncü maddeleri, Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci, 90 ıncı, 95 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 1301 inci maddesi.
3.Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, kusurun belirlenmesinde hata bulunmamasına ve davalının faize ilişkin temyiz itirazlarını istinaf konusu yapmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.