1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2023/3375 E. , 2024/4823 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 01.04.2014 tarihli ve 2010/210 Esas, 2014/206 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, dava konusu 403 parsel sayılı taşınmazın 26.04.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda kırmızı ve mavi renkler ile boyalı olarak gösterilen 292,07 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile 2482 parsel sayılı taşınmaz ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Kararın, yargılama sırasında vefat eden davalı ...’ın mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.11.2015 tarihli ve 2015/174 Esas, 2015/14385 Karar sayılı kararıyla, dosya kapsamına göre davanın kadastrodan önceki hakka dayalı olarak açıldığı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 01.03.1982 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakla, Mahkemece davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine değinilmek suretiyle bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme isteği Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.11.2016 tarihli ve 2016/4273 Esas, 2016/8771 Karar sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bozma üzerine Mahkemenin 29.11.2018 tarihli ve 2016/460 Esas, 2018/669 Karar sayılı kararıyla, Mahkemece 27.12.2016 tarihli celsede önceki kararda direnilmesine karar verilmiş ise de, davanın kadastro öncesi hakka dayalı olarak açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.06.2021 tarihli ve 2019/1967 Esas, 2021/4998 Karar sayılı kararıyla, Mahkemece 27.12.2016 tarihli celsede Dairenin bozma ilamına karşı direnildiği belirtilmesine karşın, yargılamaya devam edilip bozma ilamı doğrultusunda karar verildiği anlaşılmakla, dosyada usulüne uygun “direnme” bulunup bulunmadığının takdiri ve temyiz inceleme görevi Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna ait bulunduğu gerekçesiyle, dosyanın Hukuk Genel Kurulu Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2021 tarihli ve 2021/(16)8-584 Esas, 2021/1143 Karar sayılı kararıyla, somut olayda dahili davalılar vekilinin temyizi üzerine verilen Yargıtay bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece bu karara direnilmesine ilişkin ara karar tesis edilmesi ile davacı vekili yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık Özel Daire bozma kararı doğrultusunda karar verilmesinin usulen mümkün olmadığı, usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, hâl böyle olunca, Mahkemece bozmaya direnilmekle gerçekleşen usuli kazanılmış hak nazara alınarak önceki hükümde direnilmesi gerekirken, Özel Daire bozma kararı doğrultusunda karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek direnme kararının usulden bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bozma üzerine Mahkemenin 07.04.2022 tarihli ve 2022/47 Esas, 2022/190 Karar sayılı kararıyla, Mahkemece 27.12.2016 tarihinde bozma kararına direnilmesine ilişkin ara karar tesis edilmesiyle davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığı, artık Özel Daire bozma kararı doğrultusunda karar verilmesinin usulen mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 403 parsel sayılı taşınmazın 26.04.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda kırmızı ve mavi renkler ile boyalı olarak gösterilen 292,07 metrekarelik bölümlerinin tapu kaydının iptali ile 2482 parsel sayılı taşınmaz ile birleştirilmesine karar verilmiş; hüküm, yargılama sırasında vefat eden davalı ...'ın mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede; Dosya kapsamından davanın kadastrodan önceki hakka dayalı olarak açıldığı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 01.03.1982 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Daire kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple; Dosyanın YARGITAY HUKUK HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 12.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.