4. Hukuk Dairesi
T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...
TARİHİ : ...
NUMARASI : ...
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Hayat Sigorta Sözleşmelerinde hem Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hem de Hayat Sigortası Genel Şartları uyarınca kesin yetki kuralı getirildiğini, bu sebeple davanın sigorta ettirenin, sigortanın veya lehtarın yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğunu, dolayısıyla işbu davanın ... Mahkemesinde açılması hususunda bir beis olmadığını, davanın konusu gereği Hayat Sigorta Sözleşmesinin tarafı olmayan ancak lehdarı olan tarafından açılıyor olması sebebiyle de davanın ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, müvekkilinin eşi ...'nın (TC:...) 12.12.2019 tarihinde ani bir beyin kanamasıyla vefat ettiğini, Müteveffa ... ile yukarıda unvanı ve adresi yazılı sigorta şirketi arasında vefatından önce ...(Eski adı ile ...) ile 02.10.2017 başlangıç tarihli ...numaralı hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, Müteveffa ...'nın yapmış olduğu hayat sigorta poliçesinin; poliçe bilgileri başlığı altında "Lehtar: Kanuni Varisleri" açıklaması yapıldığını ve keza yine poliçe şartları 1.10. Lehtar kısımında "Başvuru formu üzerinde lehdar belirtilmemişse, lehdar olarak “Kanuni Varisler” kabul edilecektir. açıklamasıyla lehdarın belirtilmediğinde dahi lehdarın kanuni varisler olacağını açıkça yazdığını, ...'nın vefatından sonra varisi olarak tek oğlu ... ve eşi müvekkili ... kaldığını, Müteveffa ...'nın yapmış olduğu hayat sigortası poliçesine göre vefatı halinde gereği müvekkiline ödenmesi gereken 71.500,00 USD belirlendiğini, ancak Müteveffanın vefatının ardından davalı ...'nin müvekkiline 16.02.2022 tarihinde 4.887,00 USD ödeme yaptığını, müvekkilinin eşinin hayat sigortası poliçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere; davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin açıkça eksik olduğunu, Müvekkili adına yukarıda bahsedilen 4.887,00 USD kısmi ödemenin ardından e-mail yoluyla davalı sigorta şirketine 23.06.2022 tarihinde ödenmesi gereken bakiye bedelin tahsili maksadıyla başvuru yapıldığını, poliçenin düzensiz ödeme sebebiyle prim ödemeden muaf sigorta haline geldiğini ve bu sebeple de sadece 5.599,72 USD'nin ödemesinin yapılabileceğinin taraflarınca 29.06.2022 tarihinde bildirdiğini, sigortalının düzensiz ödeme yapmadığını, yalnızca bilgilendirme formunda kendisine açıkça tanınmış hak olan ödemeye bir süre ara verme hakkını kullanmış olduğunu, bu durumda da müvekkiline poliçede belirtilen miktarın tamamının ödenmesi gerektiğini, sigortalının tamamen yasal haklarını kullanarak ara verdiğinin Sigorta Şirketi tarafından da kabul edildiğini, sigorta şirketine bu durumun ve yasal mevzuatın tekrar hatırlatıldığını, ancak taraflarına yine herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı şirket tarafından yazılı başvuru sonrasında makul sürede herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle taraflarınca ticari uyuşmazlıklardan kaynaklı zorunlu dava şartı arabulucuğa başvuru yapıldığını, görüşmeler sonunda taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle; davanın kabulüne, poliçede kararlaştırılan bedelin 61.072,88 USD kısmının ( geriye kalan kısım ile ilgili hakları saklı tutmak kaydıyla) hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ve ferileri ile birlikte ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların dilekçelerinde, müteveffa-sigortalı ...'nn müvekkil şirket nezdinde sigorta sözleşmesi ile sigortalandığını, sigortalının vefat etmesine rağmen müvekkili şirketçe vefat tazminatının eksik ödendiğini iddia ederek; Müteveffa- Sigortalının ölümü nedeniyle ortaya çıkan tazminatın 61.072,88 USD'nin faizi ile birlikte kendilerine ödenmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde 61.072,88 USD'nin TL karşılığı olarak: 1.160,99 TL olarak yazılmış olup yazılan TL miktarı rakamını kabul etmediklerini, davacı tarafın TL rakamını yanlış yazdığını, dava dilekçesinin içeriğinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na aykırı olduğunu, görev itirazında bulunduklarını, davacının davasını ... Mahkemesinde ikame ettiğini, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıların miras bırakanı ...'nın 12.12.2019 tarihinde vefat ettiğini, Sigortalı ...'nın düzensiz ödemeler yaptığını, Sigortalı ...'ya ait ... numaralı poliçenin 02.10.2017 tarihinde başlamış olup, imzalı dilekçesine istinaden 30.07.2019 tarihinde ödemelerine 6 ay ara verdiğini, 12.12.2019 tarihinde vefat ettiğini, ara verme talimatı 6 ay olduğundan sigortalı ...'nın poliçesinin ödemelerden muaf iken vefat oluştuğunu ve bu nedenle aktüerya hesaplamaları neticesinde tazminat tutarı belirlendiğini, poliçenin tazminat ödemesinin 16.02.2022 tarihinde ... mirasçılarına ödendiğini, 12.12.2019 tarihinde vefat etmesi üzerine müvekkili şirketten tazminat talebinde bulunulduğunu, müvekkili şirketin mevzuat kapsamında tazminat değerlendirmesi yaptığını, , gelen bilgi ve belgelerden ve yapmış olduğu tetkiklerden sonra müteveffanın sigortalının vefatının teminat kapsamında olduğu tespit edilerek rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle vefat teminatı tutarı TTK'nın prim ödemesinden muaf sigortayı düzenleyen 1502. Maddesi kapsamında hesaplanarak 16.02.2022 tarihinde I 50730 numaralı İyi İhtimallerin Sigortası Kapsamında 4.887,00 USD'nin, kanuni mirasçılara ödendiğini, işbu nedenle huzurda görülmekte olan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, sonuç olarak; dava konusu poliçelerin, Prim Ödemesinden Muaf Sigorta Statüsünde olduğundan, davacı yanın TTK m. 1502 hükmü tahtında talep edebilecekleri herhangi bir bedel bulunmadığını, bu nedenlerle hukuki mesnetten yoksun davanın reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu'nun 1502. maddesi uyarınca sigorta bedeli ödenen primle sözleşme uyarınca ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödeneceği düzenlenmiştir.
Bu kapsamda 26/07/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda bu oranlamanın yapıldığı oranlama neticesinde 8.937,30 USD'nin tespit edildiği, dava tarihinden önce davalı tarafından yapılan %5 vergi kesintili toplam tutar olan 4.887,00 USD'nin düşüldüğü, bu kapsamda kalan miktarın 4.050,30 USD olduğu, bu miktardan da %5'lik vergi kesintisinin yapılması halinde ödenecek tutarın 3.847,70 USD olduğunun tespit edildiği, yapılan tespitin Türk Ticaret Kanunu'nun 1502. maddesi uyarınca sigorta bedeli ödenen primle sözleşme uyarınca ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre tespit edildiğinden davacıların haketmiş olduğu tazminat miktarının 3.847,70 USD olduğu sabit olduğundan davacıların davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir."gerekçesiyle dava kısmen kabul edilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemenin kararında esas aldığı bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişkiler barındıran, prim ödemelerinin donduruması hakkının kullanılmasını - prim ödemeden muaf sigorta- olarak değerlendiren, kanunda olmayan ve can ve mal sigortaları birbirinden ayıran en önemli konulardan biri olan meblağ sigortası hususunu anlayamadığını, bu konuda rapor vermeye tamamen yetersiz bilirkişice hazırlandığını, taraflarınca bu raporun ve bu rapor sonucunda çıkan sonucun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin hukuki bir konuda tayin edilemeyeceğini , Bilirkişi mahkemenin tayin ettiği uyuşmazlık konusunda terditli bir yaklaşım yerine tek yönlü rapor hazırlandığını, bilirkişinin hata yaptığını, sigorta şirketinin taraflarına ödemek istediği meblağdan bile daha düşük bir tutar çıkardığını, bu Hayat Sigorta'larında kabul edilebilecek bir durum olmadığını, dosyanın yeni, konuya hakim, alanında uzman başka bir bilirkişiye gönderilmesini talep ettiklerini, muhakkak ek bilirkişi raporu alınmasını, dosyanın başka bir bilirkişiye tevdi edilmesi talep edilmişse de bu taleplerinin mahkemece reddedildiğini, Kanun koyucu hayat sigorta sözleşmelerinde taraflardan birinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda karşı tarafın Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu genel hükümleri gereğince elinde olan sözleşmeden dönme/ fesih hakkına istisna getirdiğini, şöyle ki karşı tarafın edimini ifa etmemesine rağmen sözleşmeyi 1 yıllık primi ödenmiş olması koşuluyla ayakta tutmakta ancak sözleşme dengesini bir taraf yararına artırmamak için de tazminat hesaplamasının pirim ödeme oranı üzerinden yapılacağını düzenlemektedir. Ancak davaya konu olan ... sözleşme edimini kafasına göre, karşı tarafa bildirmeksizin ödemezlik yapmadığını, ... davalı şirketin de bildiği ve kabul ettiği üzere " sözleşmeye hayat sigorta sözleşme poliçesinde kendisine tanınan bir hak olan ve sözleşmeyi hiç bir suretle etkilemediği de kendisine bildirilen ödemelere ara verme hakkını kullanmıştır." Bu dönemde de riziko gerçekleştiğini, dava dosyası 3. ekinde, İyi İhtimallerin Sigortası Hayat sigortası bilgilendirme formu madde 5'de sigorta sözleşmesinin prim ödemelerine teminat miktarı düşmeden ara verilebileceğinin yazdığını, eğer ... sözleşmesini durdurduğu 6 ay sona erdikten sonra prim ödemelerini yapmamış olsaydı veya sözleşme gereği dondurma hakkı olmasaydı; sözleşme gereği edimini ifa edememiş olacak ve ancak o zaman sözleşmesi "prim ödemeden muaf hale " gelmiş sayılabileceğini, müteveffa kendisine verilen sözleşmesel bir hakkı kullandığını, bu dönemde rizikonun gerçekleşmesi hiç bir şekilde meblağın tamamının ödenmesine engel olmadığını, Bilirkişi raporunun 3. sayfasında bilirkişi sigorta poliçesinin şu kısmına yer verdiğini, "Sigortadan ayrılma durumunda yapılacak kesinti oranı poliçenin 2.yılında % 95;
4.yılında %80, 5.yılında %70 şeklinde devam eden poliçe maddesinde poliçenin 12.yılında kesinti yapılmayacağının belirtildiğini, 12 yıldan uzun poliçelerin sigorta süresi tamamlanmadan sonlandırılması durumunda, primlerin tamamının iade edilmeyeceği, primlerin o tarihteki poliçe değerine (aktüeryal matematik karşılığına) primdeki komisyon ve masraf paylarının hakedilmeyen kısmının dâhil edilmesi ile hesaplanan ayrılma tutarı üzerinden ayrılma kesintisi ile ödeme yapılacağı belirtilmiştir. "devamında vefat halinde teminat tutarının 71.500USD olduğunu tespitinin yapıldığını, bu tespitleri yapmasının ardından ise toplam teminatın 12 yıl boyunca yatırılması halinde tam teminata hak kazanılacağının tespitinin yapıldığını, bu nedenlerle İlk derece Mahkemesinin sözleşmesel bir hak olan ve bu sürede de rizikonun gerçekleşmesi halinde tam teminat ödemesi yapılması gereken “6 aylığına prim ödemesine ara verme” beyanına rağmen can sigortasında yapılan kısmi ödemeye göre hesap yapan ve müteveffanın hiç beyanı yokmuş gibi olaya özel hüküm diyerek “prim ödemeden muaf “sigorta hükümlerini uygulamasından dolayı, ayrıca Bilirkişinin görev aşımı yaparak mahkeme yerine geçip hukuki nitelendirme yaparak karar vermesinden dolayı, bilirkişiye karşı itirazları dinlenemeden ve ek rapor talebi kabul edilmeden dosyanın karara çıkarılmış olması sebebiyle, sigorta şirketi ile yaptıkları bir takım konuşmaların dosyaya kazandırılmasına yönelik taleplerinin reddedilerek karar veren mahkemenin kısmi red kararına karşı yukarıda detaylı itirazlarını bildirdiklerini, tüm bu sayılan sebeplerle, dosyanın ... Mahkemesi tarafından istinaf incelemesi yapılmasını ve itirazları doğrultusunda mahkemenin kısmi red kararının lehlerine bozulmasını ve haklı davanın tümünün kabul edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; ... Mahkemesinin zamanaşımı taleplerinin reddine karar verilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu ve bu kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, dava konusu poliçeler, Prim Ödemesinden Muaf Sigorta Statüsünde olduğundan, davacı yanın TTK m. 1502 hükmü tahtında talep edebilecekleri herhangi bir bedel bulunmadığını, davacıların iddiaları hukuki mesnetten yoksun ve haksız olduğunu, davacıların tüm taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, davacıların dava dilekçesinin 12 numaralı bendinde sözünü ettiği şirket yetkilisi ile yapılan görüşmelerin mümkün olmadığını, zira davalı şirket ile yapılan tüm görüşmelerin kayıt altına alındığını, davalı şirket kayıtları incelendiğinde böyle bir görüşmenin olmadığının saptanacağını, hiçbir şekilde talebin kabulü anlamına gelmemekle birlikte faiz türünü ve faizin başlangıç tarihini kabul etmediklerini, 25/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda "Davalı nezdinde düzenlenmiş vefat tarihi itibari ile geçerli bir hayat poliçesi bulunduğu, riziko olarak belirlenen vefatın prim ödemesine ara verildiği dönemde gerçekleştiği, poliçenin ilk yılına ilişkin primin ödenmiş olması nedeni ile poliçenin primden muaf sigortaya dönüştüğü, tazminat hesaplamasında, riziko tarihi itibariyle ödenmiş olan primlerin dikkate alındığı ve buna göre hesaplama yapıldığı, ödenen primlere göre ödenmesi gereken toplam tazminat tutarının 8.937,3-USD olduğu, davalının daha önce yapmış olduğu ödemenin ve %5 verginin düşülmesi sonrasında nihai olarak hak sahiplerine ödenmesi gerekli toplam tutarın 3.847,7-USD olarak hesaplandığı, ödemenin, ödeme günü itibariyle T.C. Merkez Bankası “döviz alış kuru” üzerinden TL olarak yapılabileceği, " şeklinde beyan ve kanaatte bulunduğunu, bilirkişi raporundaki davalı sigorta şirketi aleyhine verilen hususları kabul etmediklerini, mahkeme kararına dayanak olan bu kısmının kaldırılmasını talep ettiklerini, Yerel mahkeme kararında davalı lehine takdir edilen vekalet ücreti miktarında mahkemenin yanılgıya düştüğünü, nısbi vekalet ücreti takdir etmesi gerekliyken, maktu vekalet ücreti takdir etmesi yasa ve usule aykırı olduğunu, kararın bu kısmının da kaldırılmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle ... Mahkemesi'nin ... E., ...
K. Sayılı ve ...
tarihli kararının kabulüne dair kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesi ile;
Davacı taraf istinaf dilekçesinde mahalli mahkemenin dosyayı bilirkişiye tevdi ve mahkemenin bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermesini tekrarladığını, davacı taraf istinaf dilekçesinde, "İlk derece Mahkemesinin sözleşmesel bir hak olan ve bu sürede de rizikonun gerçekleşmesi halinde tam teminat ödemesi yapılması gereken “6 aylığına prim ödemesine ara verme” beyanına rağmen can sigortasında yapılan kısmi ödemeye göre hesap yapan ve müteveffanın hiç beyanı yokmuş gibi olaya özel hüküm diyerek “prim ödemeden muaf “sigorta hükümlerini uygulamasından dolayı," davacı tarafın dilekçesindeki bu istinaf talebinin yasa, usul ve sigorta kayıtlarına tamamen aykırı olup, davacı tarafın bu talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafın bilirkişi raporuna vaki itirazı yasa, usul ve sigorta kayıtlarına tamamen aykırı olup, davacının bu talebinin reddi gerektiğini, istinaf talebinde bulunan davacı tarafın istinaf sebeplerinin tamamı yasa, usul, dosya kapsamına ve davalı sigorta kayıtlarına aykırı bulunduğundan davacı tarafın istinaf sebeplerinin tamamının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; hayat sigortasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı her iki taraf vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; davacılar vekilince Hayat Sigortası Bilgilendirme Formu madde 5'de sigorta sözleşmesinin prim ödemelerine teminat miktarı düşmeden ara verilebileceğinin düzenlediği, muris tarafından sözleşmede düzenlenen bu ödemelere ara verme hakkının kullanıldığı ileri sürülmüş ise de incelenen "İyi İhtimallerin Sigortası Hayat Sigortası Bilgilendirme Formu"nun 'Diğer Bilgiler' başlıklı kısmının 5. Maddesinde "Poliçenizin primlerini ödeyememeniz durumunda teminatlarınız düşer. Ancak poliçenizde belirtilmiş olması kaydıyla tutarlarınızda herhangi bir düşme olmadan prim ödemelerinize belirli bir süre ara vermeniz mümkün olabilir" şeklinde düzenleme bulunduğu, buna göre davacı tarafça ileri sürüldüğü şekilde teminatta azalma olmadan prim ödemelerine ara vermenin ancak poliçede bu hususun belirtilmiş olması halinde sözkonusu olabileceği, somut olayda poliçede buna dair bir belirtme olmadığı gözönüne alındığında ilk derece mahkemesince tazminatın belirlenme şeklinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde ise; müteveffanın 12/12/2019 tarihinde vefat ettiği, vefatından sonra süresi içinde davacılar tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı, buna istinaden davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığı ve yeni bir ödemenin de teklif edildiği gözönüne alındığında ilk derece mahkemesinin zamanaşımı definin reddine dair kararı yerindedir. Yine davalı lehine AAÜT 13/3 maddesi uyarınca takdir edilen vekalet ücreti de usul ve yasaya uygun olduğundan bu yönden de davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1....Mahkemesi'nin ...tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Davacı taraftan alınması gerekli 615,40 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacı tarafından alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davalı taraftan alınması gerekli 5.003,96 karar harcından peşin alınan 1.251,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.752,86 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4.Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi... ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.