T. C. ANKARA 3.
FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/213 Esas - 2024/91
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Av. ....
Av. ...
Av. ...
GEREKÇELİ KARARIN
TALEP
Davacı vekili 20/04/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin .... (...) nezdinde ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... resmi markalar bülteninde yayınlanması üzerine davalı şirketin ... sayılı "... grubu" ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı .... (.... kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde önceye dayalı hak sahipliği bulunduğunu, ayrıca müvekkiline bağlı ... Otomotiv San. Ve Tic. A.Ş.'ye ait “...” ibareli tescilli markalarının da bulunduğunu, “...” ibaresinin müvekkili şirketin kurucusu ailenin soyadı olduğunu ve oradan geldiğini, müvekkilinin “...” markası üzerinde üstün hakkı bulunduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, zira tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin yüksek olduğunu ileri sürerek; ...’in ... sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçe ve beyanında özetle: Taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin varlığının .... E. sayılı dosyasında da tespit edildiğini, daha öncesinden de yargı kararıyla, ilgili kullanımların müvekkil nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğu ve taraf markalarının benzer olduğuna ilişkin hüküm tesis edildiği dikkate alındığında birebir aynı unsurlardan oluşan ve aynı sınıfta tescil için başvuruda bulunulan “... ...” ibaresinin korunmasının müvekkilinin marka haklarının ciddi şekilde ihlal edilmesine sebebiyet vereceğini, müvekkili şirketin “...” ibareli çok sayıda markasının Kurum nezdinde tescilli olduğunu, davacı yanın iddiaları aksine “... ...” markasını yıllardır kullanmadığını, davacı tarafından dava dilekçesi ekine eklediği kullanıma ilişkin görsel ve fatura suretlerinin ihtilaf ile herhangi bir ilgisi olmayan “... ... ...” markasına ait olduğunu, dava dışı bir şirket olan ... Otomotiv’e ait markanın davacı ...’in sahibi olduğu herhangi bir tescil başvurusu ya da kullanımdan kaynaklanmadığını, başka bir tüzel kişiliğe ait markanın eskiye dayalı kullanım iddiası yönünden dikkate alınamayacağını, taraf markaları arasında iltibas riski bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR: Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1 ve 6/3'e dayalı taraf markalarının benzemediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, iddiasının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 23/02/2023 Olduğu, 20/04/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir. ... ...'in ... sayılı kararında; "GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELER ... Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu "... ..." ibareli marka ile asli/bağımsız ayırt edici unsuru "..." ibaresi olan ... sayılı "... grubu" ibareli marka arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/aynı tür hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sayılan nedenlerle, yayına itiraz incelemesi neticesinde verilen başvurunun reddine yönelik karar ve gerekçesi isabetli görülmüştür. Ret kararına konu başvurunun kullanımı, önceki tarihlerde tescil edilmiş markalarla karıştırılma olasılığını ortadan kaldırmadığından ve Kurum incelemede markaların koruma kapsamını dikkate almak zorunda olduğundan, başvuru sahibinin kullanım gerekçeli itirazları da haklı bulunmamıştır. Son olarak, itirazın incelendiği tarih itibariyle başvuru sahibinin ... başvuru numaralı markasının yenilemesi yapılmadığından marka korumasının bulunmadığı, bununla birlikte başvuru sahibine ait ... başvuru numaralı markanın tescilinin üzerinden beş yıl geçmemesi nedeniyle kazanılmış hak sağlamayacağı, sonuç olarak ileri sürülen iddiaların işbu başvuru için verilen ret kararını ortadan kaldıramayacağı kanaatine varılmıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ...kararları bulunmaktadır. Örneğin, ...2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Başvuru Markası "... ..." (...) 43. Sınıf Davalı Mesnet Markası "... " (...) 43. Sınıf Bilirkişi heyetinden alınan alınan 17/10/2023 havale tarihli raporda özetle; "Dava konusu başvuru kapsamında ... kararı neticesinde reddine karar verilen 43. Sınıf hizmetlerin tamamının, davalı yanın önceki tarihli markası kapsamında aynı sınıflarda yer alan hizmetler ile aynı tür olduğu, rapor kapsamında açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olduğu, davacı yanın müktesep hakkı bulunmadığı, davacı yanın fiili kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının değerlendirilmesinden bağımsız olarak bu karinenin SMK m. 6/1 maddesi kapsamındaki tescil engelinin kendiliğinden aşılması sonucunu doğurmayacağı" ifade edilmiştir. Davacı vekilinin, aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir. TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında Değerlendirme Dava konusu "... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamında 43. sınıftaki "(43-1) Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. (43-2) Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. (43-3) Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. (43-4) Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır. Dava konusu başvuru kapsamında ... kararı sonucunda reddine karar verilen 43. Sınıf hizmetlerin tamamının, davalı yanın önceki tarihli markası kapsamında yer alan mal/hizmetler ile birebir aynı olduğu ayrıntılı bir incelemeye gerek kalmaksızın söylenebilmektedir. Böylelikle, iltibas değerlendirmesinin ilk aşması olan mal/hizmet ayniyeti/benzerliği şartının sağlandığı anlaşılmıştır. Tüketici Kitlesi Değerlendirmesi 43. sınıftaki hizmetlerden “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından ilgili tüketicilerin, bu hizmetin günlük hayatta en sık tüketilen/yararlanılan iş kollarını kapsaması nedeniyle hemen her kesimden kimseler olabilecekleri ve tüketicilerin bu hizmetlerden yararlanırken yüksek bir dikkate düzeyi ile hareket etmeyecekleri ancak sair hizmetler açısından aynı yönde bir değerlendirmenin doğrudan yapılmasının doğru olmayacağı, zira 43. sınıf diğer alt gruplarında yer alan hizmetler nitelikleri itibariyle nispeten daha yüksek fiyat aralığına sahip (özellikle konaklama hizmetleri), düzenli olarak yararlanılmayan hizmetler olduğundan, tüketicilerinin de nispeten daha dikkatli ve seçicilik düzeyi daha yüksek kimse olarak değerlendirilebilecekleri yönünde kanaat oluşmuştur. Yine de ilgili grup açısından tüketici kitlesinin de geniş bir gruptan oluşması nedeniyle bu tüketicilerin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları yönünde bir yorum yapılması isabetli olmayacaktır. B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Dava konusu başvurunun "... ..." şeklinde bir sözcük grubu markası olduğu, markanın herhangi bir figüratif unsur taşımadığı, “...” kelimesinin uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden tasviri olduğu, “...” kelimesinin ise Türkçe bir kelime olduğu, somut bir anlamının bulunmadığı, “...” şeklinde telaffuz edileceği, markanın hakim ve esas unsurunun bu ibare olduğu değerlendirilmiştir. Davalı yanın redde gerekçe markası ise "... grubu" şeklinde olup anılan markanın şekil ve sözcük unsurundan oluşan bir bileşke marka olduğu, markanın sol kısmında kırmızı renkte dairesel bir logo içerisinde “G” harfinin birbirine ters konumlu yazımlarına yer verildiği, yine markada “...” kelimesinin bütün olarak yer aldığı, “grubu” kelimesinin ticaret hayatında jenerik kullanımı bulunan ve belli bir iktisadi grubu işaret eden, ayırt edici vasfı bulunmayan bir ek unsur olduğu, bu halde davalı markasının da esas unsurunun doğrudan “...” sözcüğü olduğu değerlendirilmiştir. Tüketicilerin “...” ibaresinden kaynaklı bir benzerlik kurup kurmayacakları ve bu benzerliğe bağlı olarak işaretlerin aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar olduğunu düşünerek bir yanılgı yaşama ihtimallerinin bulunup bulunmadığı uyuşmazlığın odağıdır. İşbu uyuşmazlık kapsamında tartışıldığı gibi kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetlerin tamamı bakımından ayırt ediciliği bulunan bir sözcük olduğu, anılan ibarenin her iki markada da birebir ve hakim unsur olarak kullanıldığı görülmektedir. Taraf markaları arasında görsel imajlar açısından doğrudan bir benzerlik bulunmamakta ise de her iki taraf markasında da “...” kelimesinin, markaların merkezindeki ayırt edici sözcük unsuru olarak yer alması ve ilk algıyı üstlenmesinden kaynaklı kelimesel bir görsel benzerliğin mevcut olduğu değerlendirilebilir. Keza yine taraf markalarının birebir aynı sözcüğü içermelerinden ötürü işitsel ve hatta somut kavramsal karşılıkları bulunmayan ibareleri içerseler dahi kavram kökensel açıdan dahi aralarında ayniyet düzeyinde bir benzerlik bulunduğu değerlendirilebilir. Bu çerçevede davacı markalarındaki görsel unsurların geri planda kalacağı gibi “....” ek sözcük unsurlarının da bütünsel ayırt edicilikte etkilerinin “...” esas unsuru ile yaratılmış yeni ve fakat davalı iktisadi bünyesinde oluşturulmuş bir markaymış algısı yaratabileceği değerlendirilmiştir. Başka bir ifadeyle, dava konusu markanın mevcut haliyle, davalı markasının bağlı olduğu iktisadi grubun bir markasıymış imajı yaratacağı aşikardır. Bu kapsamda ilgili tüketici, söz konusu markalar arasındaki belirli farkları algılamaya muktedir olsa bile, yukarıda anılanlar ışığında ve markaların kapsamındaki malların ayniyeti/benzerliği karşısında, markalar arasında ciddi bir bağlantı kurma olasılığının mevcut olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu markadaki “...” ek unsuru veya davalı markasının ön kısımdaki logonun varlığının, tüketiciler nezdinde, taraf markaları arasında bu bağlantının kurulmasının önüne geçmeye yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Neticeten; taraf markalarının birebir aynı sınıfa ilişkin mal/hizmet grubunu da kapsaması hususu da göz önüne alındığında, ortak ve hakim unsur olarak "..." ibaresini içermeleri karşısında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları ve markalar arasında iltibas ihtimali doğacağı değerlendirilmiştir. 2. 6769 SAYILI SMK 6/3 KAPSAMINDA DEĞERLENDİRME Davacı yanın, gerçek hak sahipliği iddiaları temelinde “...” ibaresi üzerinde bir hakka sahip olduğunu ileri sürdüğü görülmekle birlikte, ileri sürülen iddiaların yerindeliğinden bağımsız olarak, gerçek hak sahipliği karinesinin .... uygulamada ve ...yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, hak sahibine 6769 s. Kanun 5/1-ç veya 6/1 maddeleri kapsamındaki incelemelerde, sicilde kayıtlı önceki tarihli ret gerekçesi markaların varlığına rağmen öncelik hakkına dayalı olarak tescil imkanı sağlamayacağı, başka bir ifadeyle gerçek hak sahipliği karinesinin sicilde kayıtlı markalara itiraz veya hükümsüzlük talepli bir dava açılmasını hakkını gerçek hak sahibine vereceği ancak, tescil hakkı bakımından, hak sahibine bir avantaj sağlamayacağı, dolayısıyla bu husustaki iddiaların somut olay açısından bir etki yaratmayacağı kanaatine varılmıştır. Öte yandan; davacı yanın davasına ve itirazına dayanak yaptığı .... sayılı markanın koruma süresinin 31/08/2020 tarihinde sona erdiği, anılan markanın yenileme işlemlerinin yapılmadığı, bu markanın 18/03/2021 tarihinde başvurusu yapılmış dava konusu marka yönünden müktesep hak oluşturmayacağı, yine davacı yana ait .... sayılı markasının başvuru tarihinin 02.02.2019, tescil tarihinin ise 17.09.2019 olduğu, Yargıtay’ın müktesep hak ile ilgili pek çok kararında müktesep hak teşkil ettiği iddia edilen markanın hükümsüzlük tehdidi altında olmaması gerektiği yönünde istikrarlı kararlarının mevcudiyeti karşısında henüz tescili üzerinden 5 yıllık süre geçmemiş işbu markanın, sair tüm kriterlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinden bağımsız olarak, dava konusu başvuru açısından müktesep hakka karine teşkil etmemektedir. Neticeten, dava konusu başvuru açısından davacı yanın önceki tarihli markası müktesep hakka esas teşkil etmemektedir. Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın düşümü ile 247,70 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdikleri için AAÜT uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4.Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5.Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde .... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.29/03/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ....
(e-imzalıdır)