2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili ile borçlu ...-... Tekstil arasında tekstil ürünlerinin alım satımından doğan ve süre gelen bir ticari ilişki olduğunu, Müvekkilinin, borçlu tarafa mal satmakta, karşılığında borçlu-davalı taraf ücretini ödediğini, Borçlanma, malın satım tarihindeki Amerikan Doları karşılığı olduğunu, Taraflar aralarındaki ticari ilişkide borçlu-davalı taraf ödemeleri, ödeme günündeki amerikan dolar (USD) kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek müvekkile ödeme yaptığını, Tarafların aralarındaki ticari ilişkinin USD üzerinden yapılması ile aralarında mutabakat yazışması bulunduğunu, Davalı-borçlu taraf düzenlemiş olduğu faturalarda da kullanmış olduğu mail adresi olan ....com adresi üzerinden 03.01.2023 tarihinde göndermiş olduğu mail de bakiye borç hakkında müvekkilden talepte bulunmuş, aynı tarihte müvekkili firma ...................tekstil.com adresi üzerinden borçluya cari bakiye ekstresini gösterir muavin defterini göndermiş , 04.01.2023 yılında da davalı yine mail göndererek bakiye borcu kabul ederek "mutabık" olduğunu bildirdiğini, kaldı ki müvekkil merkez bankası döviz kuru ile serbest piyasa döviz kuru arasındaki farkın ve makasın çoğalması nedeni ile borçlu-davalı tarafa 15.05.2023 tarihinde mail göndererek bundan sonraki ödemelerin serbest piyasa döviz satış kuru üzerinden yapılmasını talep etmiş ve davalı-borçlu yine bu hususu kabul ettiğini, borçlu taraf ile müvekkili arasında yapılan ticaretin ödemesi süre geldiği üzere USD üzerinden yapıldığını, Davalı/borçlu tarafın süre gelen ticaretten kaynaklı ödenmeyen borçlar sebebi ile müvekkilinin zararı doğmuş olup kur farkı faturası müvekkilce düzenlendiğini, 13.10.2023 vade tarihli 271.999,91 TL (9.805,58 USD) tutarındaki fatura borçluya teslim etmiş olmasına rağmen henüz alacağın bir kısmı ödenmediğini, borçlu müvekkilinin düzenlemiş olduğu fatura ile ilgili kısmi ödeme yapmasına rağmen aynı miktar üzerinden (271.999,91 TL) defaten iade ettiğini, ancak müvekkilinin, Bursa 33. Noterliği 25.10.2023 tarih 10915 yevmiye numaralı ihtarname ile iade faturayı kabul etmediğini ve doğacak zararlardan borçlunun sorumluluğu olacağını borçluya bildirdiğini, borçluya Bursa 33. Noterliği’nce çekilen ihtarda sonuç vermemiş ve borçlu ile şifahen yapılan görüşmede de borcun ekonomik dar boğaz sebebiyle ödenemediği bildirildiğini, faturanın düzenlenme tarihinden itibaren borçlu taraf her ne kadar defaten iade etmiş olsa da 20.10.2023 tarihinde toplam 9.805,58 USD borcundan 2.639,91 USD'ı karşılığı olarak 73.957,87 TL kısmi ödeme yaptığını, bu hali ile borçlu tarafın geriye 7.165,67 USD borcu kaldığını, müvekkilinin güncel alacağı 7.165,67 USD 'nin günümüzdeki karşılığı 202.649,44 TL olduğunu, Ancak cari hesap alacağında belirtilen 271.999,91 TL'den 73.957,87 TL'lik kısmi ödeme yapan borçlunun 198.042,00 TL borcu kaldığını, müvekkilinin, 198.042,00 TL alacağı için Bursa 10. İcra Müdürlüğünün ... E. - yeni esası Bursa 4. Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile borçlu aleyhine ilamsız takibe başladığını, Takibe 17.11.2023 tarihinde borçlu tarafından itiraz dilekçesi sunulmuş olup takibin durdurulmasına karar verildiğini, 28.11.2023 tarihinde zorunlu dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, Bursa Arabuluculuk Bürosu ... dosya numarası üzerinden davalı borçlu ve müvekkil anlaşma sağlayamadığını, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle birlikte ödemesine, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davacı mail yazışmalarını delil olarak sunmuş olsa da davalı tarafından gönderilen mail yazışmaları tek başına delil olarak kullanamayacağını, davacı, alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, davacının, alım-satım ilişkisinde kur farkı talep edebilmesi için ya sözleşmede açık bir hüküm bulunmalı veya asıl faturada açıkça döviz karşılığı yazılı olması gerektiğini, davacı tarafla müvekkilinin ticari ilişkisi Türk Lirası olarak devam ettiğini, ayrıca dilekçe ekinde sunmuş oldukları davacı ile 0555 033 62 77 telefon numarasından yapılmış olan Whatsap yazışmasından da anlaşılacağı üzere 23.08.2023 tarihinde hesabımızın 0 TL olduğu ve bu konuda mutabık oldukları davacı tarafından kabul edildiğini,
Davacı taraf ile müvekkili arasında kur farkı alacağına ilişkin ödemelerin yabancı cinsinden ödeneceği ve kur farkı yansıtılacağı hususunda aralarında her hangi yazılı bir sözleşme bulunmamakta iken bu yönde icra takibi ve dava açılması anlaşılmadığını,
Davacı tarafından dosyaya delil olarak sunulan 15.05.2023 tarihli mail ekinde tarafımıza gönderilen yazıdan da anlaşılacağı üzere '' yönetim kurulumuzun aldığı karar neticesinde,bugünden geçerli olmak kaydı ile; tarafımıza yapacağınız ödemeler serbest piyasa satış kurundan tahsil edilecektir.'' diyerek müvekkiline bildirim yaptığını, 15.05.2023 tarihinden önce tarafımıza kesilen faturalardan da anlaşılacağı üzere davalı tarafla olan ticari ilişkileri Türk Lirası olarak devam ettiğini, davacı taraf ile aramızda kur farkı veya ödemelerin yabancı para cinsinden ödeneceği veya kur farkının yansıtılcağı hususunda müvekkili ile yapılan bir sözleşme veya uygulama bulunmadığını, 15.05.2023 tarihinde yapılan bildirimden sonra davacı tarafça kur üzerinden kesilmiş faturalar kur cinsinden ödendiğini, bildirimin yapıldığı 15.05.2023 tarihinden önceki faturalar davacı tarafça ödenecek tutar TL cinsinden kesilmiş ve faturalar ödenmiş olup müvekkilinin davacı tarafa her hangi bir borcu bulunmadığını, huzur da ki uyuşmazlık ise 15.05.2023 tarihinde yapılan bildirim öncesi faturalara ilişkin olup söz konusu faturalara ilişkin herhangi borç bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından ''Bursa 33. Noterliği 25.10.2023 tarih 10915 yevmiye numaralı ihtarname ile iade faturayı kabul etmediğini ve doğacak zararlardan borçlunun sorumluluğu olacağını borçluya bildirmiştir. Borçluya Bursa 33. Noterliği’ nce çekilen ihtarda sonuç vermemiş ve borçlu ile şifahen yapılan görüşmede de borcun ekonomik dar boğaz sebebiyle ödenemediği bildirilmiştir. '' beyanın kabulü mümkün olmadığını, yukarıda yazılı nedenlerle müvekkili aleyhine açılmış davanın reddine, müvekkili aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: İcra dosyası, sözleşme, fatura, ticari defter ve bağlı kayıtlar, bilirkişi raporu, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine alacağın tahsili talebi ile Bursa 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 199.699,58-TL toplam alacak talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerin takip durmuştur. Takibe itirazın iptali ile devamını sağlamak amacıyla eldeki dava açılmıştır. Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflar arasındaki alacak borç ilişkinin açıklığa kavuşturulması yönünden, taraflara ait ticari defter ve bağlı kayıtları üzerinde SMMM bilirkişi tarafından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
Alınan 12/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının incelenen defterlerine göre, 2022 yılında 0 bakiye ile başlayan ve davaya konu faturanın düzenlendiği Ekim 2023 tarihine kadar devam eden ticari ilişki, davaya konu fatura öncesine kadar davalı ile mutabık halde devam ettiği, söz konusu fatura öncesi karşılıklı hesapların 0 TL olduğu, dava konusu fatura ile birlikte karşılıklı kesilen ve itiraz edilen faturalar neticesinde davacının davalıdan 198.042,06 TL alacaklı göründüğü, davalının incelenen defter kayıtlarına göre, 2022 yılında 0 bakiye ile başlayan ve davaya konu faturanın düzenlendiği Ekim 2023 tarihine kadar devam eden ticari ilişki, davaya konu fatura öncesine kadar davalı ile mutabık halde devam ettiği, söz konusu fatura öncesi karşılıklı hesapların 0 TL olduğu, dava konusu fatura ile birlikte karşılıklı kesilen ve itiraz edilen faturalar neticesinde davalının davacıdan 73.958,08 TL borçlu göründüğü, farkın sebebinin davalının kayıtlarında mevcut olan davalının davacıya düzenlendiği 271.999,90 TL tutarındaki kur farkı iade faturası davacının kayıtlarında mevcut olmadığı, düzenlenen faturalardan taraflar arasındaki ticari ilişkinin TL cinsinden yürütüldüğü, davacı kayıtlarından anlaşılacağı üzere usd olarak satılan malların günün kuruyla işlem yapılarak TL bazında kayıt altına alındığı, davalının davacıya yaptığı ödemelerin havale yolu v e vadeli çekler ile yapıldığı, çek ile yapılan ödemeler ve kur farkı sorunu bu davalarda istikrar kazanan Yargı Kararı, ödemelerin çek ile yapılan kısımları yönünden kur farkı talep edilemeyeceği yönünde olduğu, Türk Lirası cinsinden düzenlenen çeki kabul eden alacaklının seçim hakkını kullandığı ve artık kur farkından söz edemeyeceği görüşü kabul gördüğü, 6754 sayılı Bilirkişi Kanunu kapsamında hukuki değerlendirme yapılamayacağından mahkemenin takdirinde olduğu, bu itibarla T.B.K. 117 maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ihtar ile temerrüte düşürülmesi gerektiği, dosya içerisinde davacı tarafından davalının temerrüte düşürülmesine dair herhangi bir ihtar, bilgi ve belge tespit edilmediği, mahkeme tarafından TTK 1530 maddesine göre davacının takip öncesi faiz talebinin kabulü durumunda 1.660,30 TL temerrüt faizi hesaplandığı, mahkememizce kur farkı sorunu davacının lehine kabulü durumunda davacının davalıdan 198.042,06 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce; Tarafların itirazlarını karşılar ek rapor alınmak üzere bilirkişi ...'ya dosyanın tevdi edilmesine karar verilmiştir.
Alınan 30/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacının ticaretinin usd cinsinden yaptığının ispatı, kur değerleme - kur farkı kayıtlarının yapılmamasının izahı ile birlikte kur farkı faturasının kabulü ile lehine sonuçlanması durumunda davacı davalıdan 7.165,57 - USD karşılığı 198.042,06 TL alacaklı olduğu, davalının ticaretinin TL cinsinden yaptığının ispatı, hesap kapandıktan sonra kabul etmemesine rağmen yaptığı 2.639,91 USD karşılığı 7.3597,87 TL kur farkı ödemesinin izahı ile birlikte lehine sonuçlanması durumunda davalının davacıdan 73.958,08 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Somut olayda takip ve dava konusu olan fatura, dava taraf defterlerinde kayıtlı olup, ancak davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ( davalı tarafından söz konusu fatura iade fatura ile davacıya iade edilmiştir) kur farkına ilişkin faturadır. Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunması gerekmekte olup, bu hususta ispat yükü de davacı takip alacaklısındadır. Diğer yandan, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cari hesap ilişkisine dayanak teşkil eden faturalar karşılığında çekle yapılan ödemelerde kur farkının istenemeyeceği kabul edilmektedir. Bilirkişi eli ile incelenen taraf ticari defter kayıtlarına göre, takip ve dava konusu kur farkı faturasının davacı ticari defterine işlenmesine kadar her iki tarafın ticari defterlerinde mutabakat söz konusu olduğu , tarafların birbirinden alacak bakiyesinin olmadığı anlaşılmaktadır. Davalının, davacının düzenlediği ihtilaf konusu 271.999,91 TL (9.805,58 USD) bedelli faturayı 8 günlük süre içerisinde noterden ihtarname keşide ederek davacıya iade ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı yukarıda belirtilen şekilde kur farkı uygulamasına dair yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunduğunu ispatlayamadığı gibi , ticari ilişkiye istinaden TL olarak düzenlenen çek vasıtası ile bir kısım ödemeler de aldığı gözetildiğinde, davacının kur farkı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davanın reddi gerekmiş, davacının dava konusu alacağını ispatlayamadığından ve de açıkça yemin deliline de başvurulmadığından davanın reddine karar verilip, takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 2.411,87 TL'den mahsubu ile artan 1.796,47 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanunun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye ödenmesine,
4.Kararın niteliği gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6.Davalı yararına ölçümlenen 31.951,93-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/01/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)