Esas No
E. 2024/1560
Karar No
K. 2024/1908
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1560

KARAR NO: 2024/1908
KARAR TARİHİ: 05/11/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/697 Esas
ARA KARAR TARİHİ: 02/09/2024

TALEP

İHTİYATİ HACİZ BAM KARAR TARİHİ : 05/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/11/2024

İhtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Alacakları için borçlunun borcunu karşılayabilecek derecede taşınır,taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, maaşları üzerine zaten ciddi bir biçimde mağdur edilen müvekkilinin durumu göz önünde bulundurulup öncelikle teminatsız olarak, mahkemeniz aksi takdirde ise mahkemenizce takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 406/2. fıkrasında "İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır." hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen fıkranın gerekçesinde "özellikle uygulamada farklı geçici hukuki korumaların birbirinin yerine kullanılmasının hatta -ihtiyati tedbir zımmında ihtiyati haciz kararı verilmesi- gibi aslında kanuna tamamen aykırı geçici hukuki koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır." denilmektedir. İhtiyati haciz, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa,

2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisini kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının ihtiyati haciz talebinde bulunabileceği anlaşılmaktadır.

Yine 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 265. maddesinde; ''Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.'' hükmü bulunmakta olup, maddenin 5. fıkrasında ihtiyati haciz kararına itiraz sonucunda verilen karara karşı istinaf yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.

İhtiyati haciz kurumunun amacı, niteliği ve düzenleniş sebepleri 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesi gerekçesinde; "İhtiyati haciz borçlunun alacaklısından mal kaçırması ihtimaline karşı en etkili tedbirdir. Eldeki kanun muaccel alacaktan dolayı da borçlunun bir malına karşı bu tedbire müracaat edebilmesini, borçlunun muayyen ikametgahı olmamasının yahut Türkiye'de ikamet etmemesinin bir de takipten kaçmak veya malın gizlemek gibi kötü niyetin zahiri delilleri olan hallerin anlaşılması yolunda bazı şartlara bağlı tutmaktadır. Halbuki haczi kabil malı, yani kudreti olduğu halde, vadesi gelmiş borcunu ödemeyen kimse iyi niyetinden şüphe olunmasına hak vermiş ve ihtiyati haciz muamelesine müstahak olmuş sayılabilir.

Alacağı, mahkemeye oldukça kanaat verecek bir vesikaya bağlı olan alacaklıyı iyi niyetinden şüphe caiz olan borçlusuna karşı, eskiden olduğu gibi mal kaçırmaya meydan vermeyecek bir tedbiri mahkemeden istemek yetkisi ile teçhiz etmek icap eder. Alacaklının elindeki belge kesinleşmiş bir ilam bile olsa, bazı hallerde icrai hacizden evvel ihtiyati haciz kararı almayı tercih etmesine ihtiyaç hasıl oluyor ve belge bu mahiyette olunca, borçlunun her hangi bir suretle borçtan kurtulmuş olması gibi zayıf ihtimale mebni alacaklıdan teminat aramak bize zait görünür. Yalnız ilam henüz kesinleşmemiş ise yahut alacaklının elindeki belge, sahteliği veya cebir, hile gibi rızayı ortadan kaldıran hallerden birine müstenit olduğunu iddia edilebilmek ve mukabilindeki ödemelerin adi makbuzlarla vuku ihtimalden uzak ve adeta muhalif sayılmamak itibariyle, ilam kuvvetini tamamıyla haiz olmayan resmi senetlerden ise haciz isteyenlerden teminat aramak lazım gelip gelmediğinin takdirini mahkemeye bırakmak uygun olur. Bunlar haricinde bir belgeye dayanarak haciz isteyen alacaklının, şayet takip veya dava neticesinde haksız çıkarsa aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen kimsenin bu yüzden uğrayacağı zarar ve ziyana karşı geçerli teminat göstermesi gerekliliği söz götürmez. Haciz isteyenin gerçekten muaccel bir alacağı bulunduğuna mahkemede oldukça kuvvetli bir kanaat hasıl olması yeterli bir şart olduğundan, mahkemenin iki tarafı dinleyip dinlememekte serbest bırakılması uygundur. Mahkemenin bu serbestlik hakkını alacaklı tarafından arz edilen delillerin mahiyetine ve halin icabına göre kullanılması lazım geleceğini söylemeye hacet yoktur" şeklinde açıklanmıştır.

Bu açıklamalara göre ihtiyati haciz "Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması" şeklinde tanımlanabilir. Ancak ihtiyati haczin hukuki niteliği, gerek doktrin ve gerekse uygulamada tartışma konusudur.

Yabancı doktrinde ihtiyati haczin, zamanından evvel yapılan peşin bir icra, bir muhafaza tedbiri, bir nevi ihtiyati haciz, yardımcı ve feri bir muhafaza tedbiri, cebri bir teminat, geçici bir emniyet tedbîri, geçici haciz olduğu belirtilmektedir. Yerli doktrinde de ihtiyati haczin; muhafaza ve emniyet tedbiri, ihtiyati tedbirin özel bir nevi, koruma tedbiri, teminat tedbiri olduğu ifade edilmektedir. (Talih Uyar-İcra Hukukunda Haciz. Şubat 1983) Yargıtay ise içtihatlarında ihtiyati haczin geçici bir haciz, dava veya icra takiplerine takaddüm eden emniyet tedbiri olduğunu belirterek, ihtiyati haczi bir icra takip işlemi olarak görmemektedir. İhtiyati hacizde alacaklı borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulduğundan ihtiyati haciz kesin (icrai) hacze çevrilip, takip kesinleşmeden, alacaklı ihtiyaten haczedilen malların satılmasını ve bedelinin kendisine ödenmesini isteyemez. Alacaklının ihtiyati haciz koydurduğu mallar üzerinde bir öncelik (rüçhan) hakkı yoktur. Bu mallar, kendisinden sonra başka alacaklılar tarafından haciz ettirilebilir ve borçlu iflas ederse iflas masasına girer. (Talih Uyar, İcra Hukukunda Haciz)

Vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş alacakların zamanında ödenmesinin sağlanması amacıyla borçlunun mallarına geçici olarak hukuken el konulması şeklinde ifade edilebilecek olan ihtiyati haczin, kanunda düzenlenen istisnai hallerde vadesi gelmemiş alacaklar için tatbiki de mümkündür. Bu istisnalardan biri de 2004 sayılı İİK'nun 257/2. maddesinde yer alan, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemesi, kaçırması veya kendisinin kaçmaya çalışmasıdır.

İhtiyati hacze karar vermenin ön koşulu 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 258/1. maddesi ikinci cümlesinde de belirlendiği üzere ihtiyati haciz sebeplerinin varlığının istekçi tarafından mahkemede kanaat oluşturacak şekilde dosyaya sunulmasıdır. Bu anlamda ihtiyati haczin olağan haciz yolu olmaması nedeniyle her vadesi gelen alacak ya da ilamla hükmedilmiş bir alacak doğrudan ihtiyati haciz kararına konu olmaz. İstekte bulunanın alacağın varlığı ile borçlunun mal varlığına önceden el konulmasını gerektiren nedenlere ilişkin ikna edici nitelikte ihtiyati haciz sebeplerini bildirmesi ve bu konudaki delil ve belgelerini istemine ekli olarak sunması zorunludur.

Nitekim 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 260/3. maddesinde de ihtiyati haciz kararında haciz konulmasının sebebinin yazılmak zorunda olduğu gösterilmiştir. Bu düzenlemeden ister vadesi gelsin ister gelmesin olağan haciz yolu dışında ihtiyati haciz kararı vermeyi gerektirir nedenlerin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda talep eden tarafın bu nedenleri dosyaya sunması gerektiğinin arandığı açıktır.

Dosya kapsamı, davacı tarafın iddiaları ve dava dilekçesine ekli belgeler ile sair hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için talep konusu alacağın varlığına dair yaklaşık ispat koşulunun sağlanması gerektiği, ihtiyati haciz isteğinde bulunan davacı vekilinin, isteme konu alacağın muaccel ve talep edilebilir nitelikte olup olmadığının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği" gerekçesiyle, "Davacı vekilinin, ihtiyati haciz talebinin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, " karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

İhtiyati Haciz Talep Eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin mobilya imalat ve satış alanında faaliyet gösterdiğini, davalı borçlunun Balıkesir Erdek'te bir meyhanesi olduğu, borçlunun temsilcisi olarak faaliyet gösteren ... ile müvekkilinin ticari vekili ve eşi olan ... arasındaki whatsapp yazışmalarında borçlu firmanın restorant olarak faaliyet gösteren işletmesindeki masa ve sandalyeleri imal edip borçluya teslim ettiğini, ancak buna mukabil alacağını bugüne dek alamaması dolayısıyla icra takibi yoluna başvurduğunu, borçlunun bu icraya haksız bir şekilde itiraz ettiğini, arabuluculuk aşamasında bile süreci uzatmak adına alakasız itirazlarda bulunduğunu, taraflar arasındaki mesajlaşmalardan borçlu yanın borcunu kabul ettiğinin anlaşıldığını, borçlunun mal kaçırdığının öğrenildiği ifade edilerek, müvekkilinin alacağını güvenceye alabilmek adına ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, ancak yerel mahkemenin bu talebi reddettiğini, işbu kararın kaldırılmasını ve davalı borçlunun borcunu karşılayabilecek derecede taşınır,taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, maaşları üzerine öncelikle teminatsız olarak, mahkemeniz aksi takdirde ise mahkemenizce takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulmasını ... isimli kişinin, gerek müvekkiline gerekse diğer herkese karşı, borçlu şirket adına faaliyet ettiğini, müvekkilinin ticari vekili ile ... isimli şahıs arasında yapılan yazışmalardan taraflar arasında masa-sandalye imalat-satışı konusunda bir anlaşma olduğunu, borçlu şirketin borcunu ödemediğinin anlaşıldığını, dolayısıyla talep konusu alacağımızın yaklaşık ispatı gerçekleştiğinden, yerel mahkeme hatalı hüküm kurduğunu, ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan ettirilmiş bir ticari temsilcilik söz konusu değilse de gerek davalı şirketin nam ve hesabına mal/hizmet alım görüşmeleri yapıp bunları kabul etmesi gerekse aşağıda sunulu detaylar dolayısıyla ..., eşinin müdürü olduğu işbu davalı şirketin ticari temsilcisi olduğunu, sunulan cd içeriğinden görüldüğü üzere, üçüncü kişinin ... trend sektör adlı youtube kanalına firmanın sahibi olduğunu, müvekkilinin ticari vekili ... ile davalının ticari temsilcisi ... arasındaki whatsapp yazışmalarında imalatı hakkında görüşmeler yapılan masa-sandalyeler, görselde sunulu davalı borçlunun işletmesindeki masa-sandalyeler olduğunu, işletmedeki masa-sandalyeler müvekkilinin imal ettiği ürünler olduğunu, dolayısıyla bu durum taraflar arasında bir imalat/satış sözleşmesi olduğunu gösterdiğini, yerel mahkemenin hatalı değerlendirmesinin aksine karşı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu, davalı şirketin ayan beyan şekilde parasını ödemeden müvekkili tarafından üretilen masa-sandalyeleri işlettiği meyhanesinde kullandığını, müvekkili ve ailesi meramını adli makamlara anlatıncaya kadar geçecek vakitte alacağını tahsil edememe tehlikesi içinde olduğunu, müvekkilinin hakkı olandan bir kuruş fazlası için mücadele etmediğini ve geçimini sağlamak üzere elinde bir başka alacağı da kalmadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep: İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.

HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir.

İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından önemlidir.

İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.

İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.

İcra ve İflâs Kanunu'nun 258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse,

İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.

İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı şirket, ihtiyati haciz istemini faturalara dayandırmış ve faturaların birer suretini dava dilekçesi ekinde dosyaya sunmuş olup faturalar içeriği malların teslim edildiğine dair sevk irsaliyeleri sunulmamıştır.

Bu kapsamda ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından dava dilekçesine eklenen faturalar bedeline ilişkin ve haciz sebepleri hakkında İİK'nın 258.maddesi uyarınca ispat ölçüsünde olumlu kanaat oluşmadığı gibi, aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin malvarlığını kaçırdığına dair kanaat uyandıracak derecede yeterli delil sunulmadığından İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılması yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Buna göre dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; talep ve istinaf sebeplerine göre talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin tarih, 2024/697 Esas sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 368,3 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;

HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 05/11/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog