Aramaya Dön

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2014/366
Karar No
K. 2025/21
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2014/366 Esas
KARAR NO: 2025/21
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/09/2014
KARAR TARİHİ: 16/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ...'da faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, üretici ... firmasının bayisi olarak bu firmadan aldığı piliçleri yaklaşık 900 bayisine dağıttığını, davacı adına yaklaşık 30 araç ve 14 taşınmaz bulunduğunu, davacı tüm mal tedarikini bayisi olduğu ... firması ile yaptığı için ... firması dışında yüksek meblağlı borcu olmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin eski ortaklarından ... ...'ın şirket hisselerini sattıktan sonra yeni ortaklardan sürekli para istemesi nedeniyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/... Esas ve 2010/... Esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını, ve davacı şirkete kayyım atandığını, 2010-2012 sonuna kadar davacı şirketi kayyım idare ve temsil ettiğini, şirketin resmi kayıt ve defterlerinde davacının şikayet konusu 2.000.000,00-TL'lik borcu bulunduğuna ilişkin kayıt bulunmadığını, takip konusu bonolarda kullanılan kaşelerde de şirketin esasen ...'da olan adresi ... olarak belirtilmiş olup sahte kaşe kullanıldığını, bonoların tanzim tarihi 01.10.2009 olarak yazıldığını alacaklının 3 yılı aşkındır 2.000.000,00-TL alacağını talep etmemiş olmasının bu sahte bonoların ... ... tarafından sonradan düzenlenip imzalanarak muvazaalı olarak davalıya verildiğini bu kişinin de çıkar amaçlı olarak itiraz konusu bonoları takibe koyduğunun anlaşıldığını, çıkar amaçlı suç işleyenler tarafından sonradan sahte olarak düzenlenen 01.10.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.11.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.12.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.01.2011 ödeme tarihli 500.000-TL toplam 2.000.000,00-TL'lik bonoların şirket yetkililerinin imzasını taşımadıkları için ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/576 dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, 2010 yılından başlayıp 2012 yılı sonuna kadar mahkemece atanmış kayyım idaresinde olan davacı şirketin takip alacaklısı gözüken kişiye herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, telafisi güç ve imkansız zararlara yol açmamak için taşınır ve taşınmazlarının teminat olarak kabul edilerek dava konusu bonolar hakkında tedbir kararı verilmesini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak teşkil eden senetler, kambiyo evrakı vasfını haiz olup bu senetlerle ilgili olarak davacı şirket aleyhine .... İcra Dairesi 2013/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi de kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla işleme konulduğunu, anılan senetlerin kambiyo senedinin tüm özellik ve unsurlarını taşıdığını ve imza sahteliğinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın dilekçesinde belirttiği hususların tamamen soyut ve davaya konu icra takibi ile alakasız olduğunu, önce senetlerin sahteliği iddiası ile yola çıkan davacının bir yandan da sahtelik iddiası ile bağdaşmayan ve konu ile alakası olmayan pek çok husustan bahsederek kafa karıştırmaya ve haksız davasını haklı hale getirmeye çalıştığını, davanın reddini talep etmiştir.

İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ... İcra Dairesi'nin 2013/... esas sayılı takip dosyasında senet alacağından kaynaklanan 2.000.000,00-TL asıl alacak 712.123,28-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.712.123,28-TL takip yapıldığı görülmüştür. ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı kamu hukuku, katılan ... Ltd Şti, müşteki ... Sayın, sanık ... ..., ..., Suçun: kamu kurum ve kuruluşları vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik olduğu, suç tarihi 18.01.2013-23.01.2012 olduğu, sanıklar ... ... ve ...'in resmi belgede sahtecilik suçları sabit görülmekle mahkumiyet kararı verildiği, adli emanetteki suça konu 4 senedin karar kesinleştiğinde iptal kaşesi vurularak dosyada delil olarak saklanmasına karar verildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 01.10.2024 tarihli kararı ile kararın onandığı ve kesinleştiği görülmüştür. ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/... D.İş sayılı dosyasının incelenmesinde; İhtiyati haciz talep eden ... tarafından 01.10.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.11.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.12.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.01.2011 ödeme tarihli 500.000-TL toplam 2.000.000,00-TL'lik bonoların ödenmemesi nedeni ile ihtiyati haciz talep edildiği, talebin %15 teminat karşılığı kabulüne karar verildiği, borçlu şirket tarafından ihtiyati hacze itiraz edildiği, iş bu senetler yönünden ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek dosyanın esas dava açılan mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür. Tefrik: Mahkememizin 16.01.2025 tarihli ara kararı ile Birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/... Esas sayılı dava dosyasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilerek tefhimle yargılamaya devam olundu. Dava, icra takibine konulan senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra Menfi Tespit davası açmıştır. İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.

Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2013/... Esas 2014/... Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.

İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir ki bu durumda ispat yükü borçlu davacıdadır. "Hayatın olağan akışına aykırılık kavramının ispat yüküne ilişkin genel kuralın istisnası olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Bir kısım yazarlara göre, burada genel kuralın istisnası bulunmayıp, hâkim tara-lından sonuç çıkarımında kullanılabilecek bir fiilî karine mevcuttur. Bazı yazarlar ise, normal duruma dayanan kişiye ispat yükü düşmeye-ceğini ve normal durumun aksini iddia edenin ispat yükü altında oldu-ğunu belirtmektedirler. Yargıtay, normal durumun aksini iddia edenin yani hayatın ola-ğan akışına aykırı iddia ya da savunmada bulunan kişinin ispat yükü altında olduğunu kabul etmektedir.

Kanımızca, hayatın olağan akışına aykırılık kavramı gibi fiilî karinelerin ispat yüküne ilişkin istisnaî bir durum olup olmadığının belirlenebilmesi için ispat faaliyetine dâhil olup olmadığının tespit edilmesi gereklidir. Bu konu, öğretide de tartışma konusu olmuş, fiilî karinenin mevcut olduğu hâllerde, delil gösterme yükünün karşı tarafa geçtiği, ispata lüzum olmadığı veya ispat yükünün yer değiştirdiği gibi farklı mahiyetteki görüşler ileri sürülmüştür.

Yargıtay, hayatın olağan akışına aykırılık kavramında olduğu gibi fiilî karinelerin ispat yükü kuralları ile ilgili olduğunu ve ispat yükünün yer değiştirdiği görüşündedir. Bu açıdan, iddia veya savunmanın dayanağı olan vakıanın normal durumun aksine, hayatın olağan akışına aykırı olması hâlinde, ispat yükü, bunu iddia eden tarafa ait olacaktır. Normal durum ölçütüne dayanan tarafın bu iddiasını ispat etmesi gerekli değildir. Normal olarak var olan bir duruma dayanan tarafa, ispat yükü düşmeyecektir" (Hakan Erzeybek - Hayatın Olağan Akışına Aykırılık Kavramının İspat Hukuku Açısından Durumu) İcra takip dosyasının incelenmesinde, .... İcra Dairesi'nin 2013/... esas sayılı takip dosyasında senet alacağından kaynaklanan 2.000.000,00 TL asıl alacak ve 712.123,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.712.123,28 TL için takip yapıldığı görülmüştür.

Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davalı tarafından 01.10.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.11.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.12.2010 ödeme tarihli 500.000-TL, 01.01.2011 ödeme tarihli 500.000-TL toplam 2.000.000,00-TL'lik senet alacağına ilişkin .... İcra Dairesi'nin 2013/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, borçlu/davacının iş bu icra takibine dayanak senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep edilmiştir.

Ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyası ile sanıklar ... ... ve ...'in resmi belgede sahtecilik suçları sabit görülmekle mahkumiyet kararı verildiği, adli emanetteki suça konu 4 senedin karar kesinleştiğinde iptal kaşesi vurularak dosyada delil olarak saklanmasına karar verildiği, Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin 01.10.2024 tarihli kararı ile kararın onandığı ve kesinleştiği görülmüştür. Ceza dosyasında suça konu 4 senet mahkememizde menfi tespit istemine konu senetlerdir. ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/ Esas 2021/265 karar sayılı ilamında "Tüm dosya kapsamından, olay tarihinden önce sanıklardan ... ...'ın ... Gıda Seyahat Acenteliği Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı olarak şirketin 400 hissesine sahip olduğu, ... Noterliği tarafından düzenlenen şirket hisse devir senediyle, şirket ortaklan olan ...'a ait 100 adet hissenin ... ...'in şirketi ortağı olan sanık ... ...'a ait 50 adet hissenin ... ...'a, sanık ... ...'a ait 200 adet hissenin ... ...'c, ... ...'c ait 150 adet hissenin ... ...'a, yine ... ...'c ait 200 hissenin ... Sayın'a devrine ilişkin olarak şirketin 31.12.2009 tarih ve 95 sayılı ortaklar kurulu kararı uyarınca 06.01.2010 tarihinde devir işleminin gerçekleştirildiği, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 700 paylık hisselerini devralan ... ..., ... ... ve ... Sayın ile sanık ... ... tarafından düzenlenen 31.12.2009 tarihli protokol ile şirketin tüm aktif ve pasiflerinin belirlendiği, alacak ve borçlarının protokolde gösterildiği, şirketin 31.12.2009 tarihi itibariyle defter ve belgelerinde kayıtlı borçları arasında diğer sanık ... 'c herhangi bir borcu bulunduğuna dair kaydın söz konusu olmadığı, bu şekilde hisse devri sonucu sanık ... ...'ın şirket sorumluluğundan ayrıldığı, şirket hisse devir senedinde şirketin yetkili temsilcilerinin ... ..., ... ... ve ... Sayın olarak belirlendiği, bu şekilde 31.12.2009 tarihli hisse devir sözleşmesine göre sanık ... ...'ın şirketteki 400 hissesinden 250 hissesini devretmiş olduğu, kalan 150 hissesini de ... Noterliğinin 11 Aralık 2012 tarihli hisse devir sözleşmesiyle Ali ...'c devrettiği, bu şekilde sanık ... ...'ın 31.12.2009 tarihli düzenlenen protokol ve hisse devir sözleşmeleriyle şirketteki hisselerinin bir kısmını devrettiği, bu tarihten sonra şirket yönetiminin değişmesi ve yetkili temsilcilerin belirlenmesi nedeniyle taraflar arasında 31.12.2009 tarihli protokol yapıldığı, bu protokolde şirketim tüm aktif ve pasiflerinin gösterildiği, sanık ... 'ın bu tarihten sonra şirketi temsil yetkisi bulunmadığı halde 01.10.2010, 01.11.2010, 01.12.2010, 01.01.2011 ödeme tarihli düzenleme tarihleri 01.10.2009 olan 4 adet 500.000 TL bedelli, alacaklısı sanık ... olan senet düzenlediği, suça konu senetlerin sanık ... tarafından 18.01.2013 tarihinde ... İcra Müdürlüğünün 2013/... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konulduğu,..." gerekçeleri ile ; " bu şekilde sanık ... ...'ın şirketteki hisselerini devretmesi neticesi şirketin yetkili temsilcisi olmadığı halde şirket kaşesini kullanarak şirket adına diğer sanık ...'den gerçekte borç alınmadığı halde 4 adet 500.000 TL bedelli senet düzenlendiği, sanık ... 'in de sanık ... ...'ın şirket temsilcisi olmadığı halde düzenlemiş olduğu bu senetleri 18.01.2013 tarihinde icraya koymak suretiyle kullandığı maddi vakıa olarak anlaşılmıştır." şeklinde maddi vakıa tespitleri yapmıştır. Ceza mahkemesi dosyasındaki tespitler ve deliller incelendiğinde:

1.Şirketin 31.12.2009 tarihli devir protokolünde ve şirket kayıtlarında davalı ...'e herhangi bir borç kaydının bulunmadığı,

2.Senetlerin düzenleme tarihinin kayden 01.10.2009 olmasına rağmen, ... ...'ın şirketteki temsil yetkisinin 31.12.2009 tarihinde sona erdiği, bu tarihten SONRA şirketi temsil yetkisi kalmadığı halde senetleri düzenlediği,

3.Her biri 500.000 TL bedelli toplam 2.000.000 TL değerindeki senetlerin vade tarihleri olan 01.10.2010, 01.11.2010, 01.12.2010 ve 01.01.2011 tarihlerinde ödenmemesine rağmen, herhangi bir protesto çekilmediği ve yaklaşık 2 yıl sonra 18.01.2013 tarihinde icra takibine konulduğu,

4.Davalı ...'in şirketle hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı, Kesinleşmiş ceza ilami ile sabittir. ... ...'ın, davalı ...'den aldığını iddia ettiği borç paranın kullanımı konusundaki beyanları da çelişkilidir. Zira önce kayıt dışı ... ödemelerinde kullandığını beyan etmiş, ancak tanık ... bu tür ödemelerin olmadığını açıkça belirtmiştir. Tanık ... da bütün ödemelerin çek ile yapıldığını, elden ödeme yapılmadığını beyan etmiştir.

Ayrıca şirketin o dönemki mali kayıtları ve banka hareketleri incelendiğinde böyle bir nakit giriş-çıkışına rastlanmamıştır. Ceza mahkemesi dosyasındaki maddi tespitlerden, ... ...'ın: - Senetleri yetkisi kalmadığı halde, yetki süresini bittikten sonra düzenlediği - keşide tarihinin geriye dönük olarak yazdığı Davalı ...'in ise: - ... ...'ın senetleri yetkisi kalmadığı halde, yetki süresini bittikten sonra düzenlediği, keşide tarihinin geriye dönük olarak yazdığı maddi tespiti karşısında Davalı ...'in savunmasının / iddiasının aksine senetleri, ... ...'ın yetkisinin olduğu dönem içinde almadığının da kesin bir şekilde tespit edildiği anlaşılmakta olup, bu husus davalının iyi niyetli hamil olmadığını ve kastını açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca senetlerin sahte olduğu ceza davasında incelenen şirket kayıtları ve protokol ile bu hususlara ilişkin dinlenen tanık beyanları ve Davalı ...'in 2.000.000 TL gibi yüksek meblağlı bir alacak için vade tarihlerinden yaklaşık 2 yıl sonra icra takibi başlatması ve bu süre içinde hiç protesto çekmemesinin ticari hayatın olağan akışına aykırılığı ile de teyit edildiği, böylelikle senetlerin danışıklı ve muvazaalı olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.

Bu deliller ve tespitler neticesinde, dava konusu senetlerin sahte olduğu, davacı şirketin davalıya borçlu olmadığı, davalının kötüniyetli olarak sahte senetlere dayanarak icra takibi başlattığı anlaşılmakla, davacının menfi tespit talebinin ve kötüniyet tazminatı isteminin KABULÜNE karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;

1.Ana davanın KABULÜYLE

01.10.2010 ödeme tarihli 500.000 TL

01.11.2010 ödeme tarihli 500.000 TL

01.12.2010 ödeme tarihli 500.000 TL

01.01.2011 ödeme tarihli 500.000 TL toplam 2.000.000 TL'lik bonolara dayalı .... İcra Dairesinin 2013/... sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, -2.000.000 TL'nin % 20 oranında olan 400.000 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine

2.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 136.620,00-TL ilam harcından peşin alınan 34.155,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 102.465,00-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan 34.155,00-TL peşin harç ve 24,30-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 34.179,30-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 280.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan 227,60-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/01/2025 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.