Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/206
Karar No
K. 2025/74
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/206 Esas
KARAR NO: 2025/74
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 22/03/2021
KARAR TARİHİ: 31/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; --------- ortaklarından olan davalıların, üzerine düşen vazife ve borçları yerine getirmeyerek telâfisi mümkün olmayan bir güvensizlik ortamının oluşmasına yol açmak suretiyle ortaklık ilişkisinin çekilmez hâle gelmesine neden olması, ortaklıktaki tasfiye paylarına haciz ve ipotek konulmasına sebep olması ve tüm bunlar sebebiyle Adi Ortaklığın amacının elde edilmesinin imkansızlaştığını, ----------- ortaklarından olan davalıların, üzerlerine düşen vazife ve borçları yerine getirmeyerek telâfisi mümkün olmayan bir güvensizlik ortamının oluşmasına yol açmak suretiyle ortaklık ilişkisinin çekilmez hâle gelmesine neden olması, ortaklıktaki tasfiye paylarına haciz ve ipotek konulmasına sebep olması ve tüm bunlar sebebiyle adi ortaklığının amacının elde edilmesinin imkansızlaşması karşısında; üç ortaklı ---------haklı sebeple fesih ve tasfiyesine, ortaklığın iki ortağın müşterek imzası ile temsil ve ilzam yetkisi söz konusu olduğundan ve davalıların da müşterek imza yeter sayısına sahip olduğu göz önünde bulundurularak, adi ortaklığın muvazaalı (danışıklı) işlemlerle borçlandırılmasının engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir yoluyla bu temsil yetkisinin kaldırılmasına ve ortaklığa müstacelen kayyım tayinine, Adi ortaklığın malvarlığı'nın paraya çevrilmesine ve bu bağlamda adi ortaklığın 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının tahsili bakımından taraflarına dava ve takip yetkisi verilmesine, paraya çevrilen adi ortaklığın mal varlığından, 3. kişilere olan borçların ödenmesine, bu bağlamda davacı müvekkilin diğer ortaklara nazaran fazladan ödediği işletme sermayesi'nin de 3. kişilere ödenecek borç zımnında -ödendiği tarihten itibaren % 10 faizi ile birlikte ödenmesine, bu bağlamda ödenecek rakamın belirli olmaması nedeniyle HMK. m. 107 uyarınca açılan işbu belirsiz alacak davası zımnında -fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla- harca esas değer olan 30.000TL nin ( miktar tam olarak belirlendiğinde ıslaha gerek kalmaksızın artırılmak kaydıyla) yukarıda belirtildiği haliyle ödendiği tarihten itibaren %10 faizi ile birlikte ödenmesine, bakiye miktar kalması halinde, ortakların ortaklık için yapmış olduğu masrafların ödenmesine, sonrasında sermayelerin iadesine ve mevcut olması halinde tasfiye kar ve zararının dağıtılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı-------- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle belirmek gerekir ki dava dilekçesinde aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, müvekkili şirketin mezkur ortaklığın kurulmasından bu zamana kadar her aşamada üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmek için elinden geleni yaptığını, TBK'da adi ortaklığın sona erme sebeplerinden biri, "Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle" şeklinde sayılmış olup, davalı müvekkile ait payın cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi gibi bir durum bulunmamakta olduğunu, davacının adi ortaklığın tasfiyesini gerektiren sebepleri ileri sürerken, davalılar olarak bahsederek taraflarına kusur atfetmesi ve ortaklığı davacının tek başına finanse ettiği iddiası da kabul edilemez olduğunu, belirtmek gerekir ki ortaklık sürecinde ortaklığa ait finansmanın sağlanması için satış işlemlerini yürüten kişi davacı ortak olduğunu, davalı müvekkili satış işlemlerinin gerçekleştirilmesi için vekalet vermiş, onay gerektiren işlemlerde davacıya gerekli tüm onayları vermiş olduğunu, davacının işleri yürütme sürecinde davalı müvekkili tarafından her zaman destekte bulunulduğunu, davacı maddi anlamda davalı müvekkilden talepte bulunduğunda müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, davacının finansmanı tek başına yürüttüğüne ilişkin iddiaları da davalı müvekkil yönünden asılsız olduğunu, davacı müvekkilinin ortaklığın sona ermesine sebebiyet verecek kusurlu bir davranışı bulunmadığını, ortaklık sürecinde hem finansal anlamda hem de işlerin yürütülmesine yönelik süreçte verdiği destek anlamında katkısı en az olan, kusurlu davranışlarıyla ortaklık amacının yerine getirilmesini sürekli olarak zora sokarak ortaklığın mezkur duruma gelmesine sebebiyet veren asıl ortak diğer davalı olan ---------- olduğunu, kendisi ortaklık sürecinde sözleşmede yer alan yükümlülüklerin çok büyük bir kısmını yerine getirmemiş, kusurlu davranışları sebebiyle ortaklığın yürütülmesini zora soktuğunu, zaten ortaklığın tasfiye sürecinde ortaklarca yapılan tüm ödemeler, ticari defter ve kayıtlar ile banka ödeme dekontları ayrıca muhasebe defter ve kayıtları ile bu açıklamalara ilişkin somut belirlemeler açıkça yapılabileceğini, paraya çevrilen malvarlığından ortaklığın 3.kişilere olan borçlarının ödenmesi ve bu bağlamda müvekkil tarafından diğer ortaklara nazaran fazladan ödenen paraların tespiti ile adi ortaklık sözleşmesinin 10. Maddesi uyarında ödendiği tarihten itibaren %10 faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep ettiğini ve davacı tarafının 3.000.000 TL fazla ödeme yaptığını belirttiğini, ancak bu tutarın gerçekliği ancak ayrıntılı olarak yapılacak inceleme sonucunda hesaplanabileceğini, buna ilişkin belirlenmenin yapılması için davacıya ve adi ortaklığa ait defter kayıtlarının incelenerek tespitinin yapılmasını talep etiklerini, mezkur durumda tasfiye işlemlerinin ortakların elbirliğiyle yapılması mümkün olmayacağını, hatta mezkur durumda tarafların tasfiye işlerini yürütmek için tasfiye görevlisi atamaları dahi mümkün gözükmediğini, bu nedenle mahkemeniz tarafından bir tasfiye görevlisinin atanmasını, tasfiye aşamasında öncelikli olarak ortaklığın borçlarının ödenmesini, tüm ortaklara ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olunan katılım payının geri verilmesi, en son olarak kar ve zararın ortaklar arasında paylaştırılarak tasfiye işlemlerinin gerçekleşmesini talep ettiklerini, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle, davacının dava dilekçesine karşı cevaplarımız ve taleplerimizin kabulüne, ----------- fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava; davacı taraf ile davalılar arasında kurulduğu iddia edilen ---------- amacının imkansızlaştığı, tarafların ortaklık ilişkisinin çekilmez hal aldığı iddiası ile fesih ve tasfiye kararı verilmesi, tasfiye memuru atanması, adi ortaklığın mal varlığının paraya çevrilmesi, borçlarının ödenmesi, sermayelerin iadesi, tasfiye kar ve zararının tespiti ile paylaştırılması istemi olup, uyuşmazlık; Adi ortaklığın tasfiyesi şartlarının mevcut olup olmadığı, var ise tarafların karşılıklı edimlerinin neler olduğu, ne oranda taraflarca yerine getirildiği, adi ortaklığın hak ve borçlarının ne olduğu, tasfiyeye konu tüm mal varlığının aktif ve pasifiyle tespiti, karşılıklı tasfiye payı alacağı olup olmadığı, varsa miktarı noktalarında toplanmaktadır.Davalı ---------Ş vekilinin 11/12/2024 tarihli dilekçesi ile tarafların 05/04/2024 tarihli Adi Ortaklığın Fesih ve Tasfiyesi Protokolü imza etmesi nedeniyle davanın konusuz kalmış olduğundan dosya hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığından bu hususta talebi gibi hüküm kurulmasını talep ettiği görülmüştür. Dilekçe ekinde sunulan ----------- ilişkin mutabakat metni ve ortaklığının fesih ve tasfiye protokolünü sunduğu incelemesinde davacı ve davalılar tarafından imzalandığı anlaşılmakla konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarda açıklandığı üzere ;

1.Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2.Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin ve tamamlama harcı ile alınan 512,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 103,10-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,

3.Talep olmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 31/01/2025

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog