Esas No
E. 2023/364
Karar No
K. 2025/15
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

E. 2023/364 K. 2025/15 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ, E. 2023/364, K. 2025/15, T. 09.01.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Daire
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas No
2023/364
Karar No
2025/15
Karar Tarihi
09.01.2025
Dava Türü
DIGER
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/364
KARAR NO: 2025/15
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/05/2023
KARAR TARİHİ: 09/01/2025

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dilekçesinde özetle; “…Müvekkili ---- tarafından davalı borçlu şirkete çeşitli zamanlarda inşaat malzemesi satışı yapıldığı, çeşitli zamanlarda yapılan mal satımına ilişkin olarak müvekkil firma tarafından davalı şirkete fatura düzenlendiği, tanzim edilen faturalara davalı şirket tarafından herhangi bir itiraz söz konusu olmadığı, işbu faturalara istinaden davalı şirket tarafından müvekkile farklı tarihlerde birtakım ödemeler yapılmışsa da müvekkilin, davalı şirketten 14.159,33 TL bakiye asıl alacağı kaldığı, işbu bakiye alacağının davalı şirketten defaatle talep edilmesine rağmen davalı şirket tarafından bakiye alacağının müvekkile ödenmediği, müvekkil şirketin aşağıda belirtilen fatura bedellerine dayalı bakiye alacağının davalı şirket tarafından ödenmemesi üzerine ----. İcra dairesi --- Esas sayılı icra dosyası ile 41.904,33 TL asıl alacak üzerinden davalı-borçlu hakkında icra takibine geçildiği, başlatılan icra takibine davalı-borçlu şirket tarafından haksız olarak, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz edilmesine rağmen borçlu tarafın alacaklı müvekkil şirkete 24.04.2023 tarihinde 27.745 TL ödeme yaptığı fakat kalan 14.159,33 TL miktarı ödemediği, arz ve izah edildiği üzere, ---- İcra Müdürlüğü'nün --- Esas sayılı icra dosyasına davalı-borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, borçlu aleyhine %20’tan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına,yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini ” dava ve talep etmişlerdir.

CEVAP

Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.

DELİLLER

Ticari Defter ve Belgeler, ---İcra Müdürlüğünün ---- esas sayılı takip dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.03/10/2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 04.12.2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.

Bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasındaki hukuki ihtilaf davacı yanın 03/04/2023 tarihinde borçlu aleyhine----İcra Dairesinin---- sayılı dosyası ile; Cari Alacak için icra takibi başlatması karşısında, davalı yanın takibe itiraz etmesi üzerine çıkmış bulunmaktadır. Davacı şirkete ait 2022 ve 2023 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı yana ait ticari defterlerin e defter olması hasebi ile 2023/06 dönemine ait en son beratların süresinde gönderildiği görülmüş olup, davacıya ait ticari defterlerin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu,

Davalı taraf incelemeye katılmamış ve defter belge sunmamıştır.

Davacı tarafından tarafıma sunulan faturaların tetkikinde davacının düzenlemiş olduğu faturalara dosya münderecatında davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edildiğine ilişkin bir belge sunulmadığı, Dosya münderecatında bulunan Davacı ve Davalıya ait 2023 yılı Ba-Bs formlarının tetkikinde Davacı tarafından 2023 yılı Bs formlarında davacı yan tarafından davalıya 5.000,00 TL üzerinde düzenlenen 8 adet belge karşılığı Kdv hariç 235.367,28 TL tutarında beyanda bulunduğu,

Davalı tarafından 2023 yılı Ba formlarında davacı yan tarafından 5.000,00 TL üzerinde düzenlenen 12 adet belge karşılığı Kdv hariç 344.162,16 TL tutarında beyanda bulunduğu, Davacı Yanın Defter İncelemesi Neticesinde; Davacı yana ait 2022 yılı ticari defterlerinde ilk kaydın davalı tarafından davacıya 29/07/2022 tarihinde 10.000,00 TL ödeme işlemi ile başladığı, 31/12/2022 tarih itibariyle davacının davalıdan 79.557,98 TL alacaklı olduğu ve bakiye tutarının 2023 yılına devrettiği, 2023 yılı ticari defterlerinde ilk kaydın 2022 yılından devir gelen 79.557,98 TL bakiye tutarı olduğu, 03/04/2023 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 41.904,34 TL alacaklı olduğu, takip tarihi sonrası davalı tarafından davacıya 27.745,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödeme sonrası davacının davalıdan 14.159,34 TL alacaklı olduğu şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.01/10/2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 27/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporu mahkememize teslim edilmiştir.

Bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı Tarafından Düzenlenen 10/03/2023 Tarih ve ---- numaralı Faturanın Tetkikinde Faturanın davacı şirket tarafından davalı ----unvanına düzenlenmiş olduğu, Fatura içeriğinin (Ocak, Şubat, Mart Aylarına Ait Vade Farkı) açıklaması olduğu, Düzenlenen faturanın e-Arşiv fatura olduğu, Faturalaranın açık fatura olarak düzenlendiği, Teslim alan ve teslim eden kısımlarının imzasız olduğu, Faturalar üzerinde vade tarihinin olmadığı, Görülmektedir. Davalı yan tarafından dosyaya sunulan ---Noterliği, 17/03/2023 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarname ile davacının düzenlemiş olduğu 10/03/2023 Tarih ve ---- numaralı 14.160,00 TL tutarlı faturayı iade ettikleri ve kabul etmediklerini Davacıya yasal süresi içerisinde İhtar ettikleri ve 21/03/2023 tarihinde davacı şirket çalışanı ----’ ya tebliğ edildiği görülmektedir.

Davacı tarafından davalıya düzenlenen 10/03/2023 Tarih ve ---- numaralı 14.160,00 TL tutarlı faturanın vade farkı faturası olması hasebi ile davacı ve davalı şirketler arasında Vade farkına ilişkin herhangi bir sözleşme düzenlenmediği, davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen faturalar üzerinde vade tarihinin bulunmadığından taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında vade farkına ilişkin Ticari Teammül oluşmadığı şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:

Dava, açık hesaba dayalı genel haciz yolu ile başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde düzenlenmiştir. İcra dosyası celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.Ticari defterlerin sahibi lehine olması için HMK m. 222/2’de öngörülen şartlar; defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olması, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olması ve ticari defterlerin birbirini doğrulamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.

Davacı taraf ,bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.

TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----.Hukuk Dairesi'nin --- Esas ve ---- Karar sayılı ilamında "Taraflar arasında, vade farkına ilişkin herhangi bir sözleşme olmadığı gibi sürekli uygulama nedeniyle teamül hale geldiğine ilişkin ticari defter ve kayıtlarında da herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2003 gün ve ----- Karar sayılı vb emsal ilamlarında vade farkının sözleşmede kararlaştırıldığı ya da sonradan sürekli uygulama nedeniyle sözleşmenin bir unsuru kabul edildiği durumlarda alacaklının bu yöndeki istemini doğrudan sözleşmeye dayandırabileceği uygulanmıştır. Nitekim 27.06.2003 gün ve---- Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında vade farkının, veresiye veya taksitle satışlarda ilk satış bedeline yani semene belirli oranlarda yapılan ilave başka bir anlatımla vade farkı mal ve hizmet satım sözleşmesinde kararlaştırılan veya ticari teamüllere göre vade tarihinden başlayarak fiili ödeme tarihindeki mal ve hizmet bedeline ekleme yapılmak suretiyle semenin ulaştığı miktarı ifade ettiği belirtilmiştir.

TTK'nın 23/2. maddesindeki karine faturanın olağan içeriği ile ilgili olup faturaya sözleşmeyı değiştiren, diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların konulması, faturaya alanında olağan olmayan bu kayıtlara süresinde itiraz etmemiş olması bunları kabul ettiği ve sorumlu olacağı anlamına gelmeyecektir. Burada itiraz edilmemekle kesinleşen faturanın olağan içeriğidir. Vade farkı, içtihadı birleştirme kararında ortaya konulduğu üzere uygulamada mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde alacağın gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar yani mal ve hizmetin yeni fiyatı olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere vade farkı sözleşmenin kuruluş aşamasıyla ilgili bir unsurken fatura sözleşmenin ifasıyla ilgilidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun---- Karar ve 06.10.2004 tarihli kararında ayrıca faturanın bir sözleşme olmadığı gibi faturanın olağan unsurlarından olmayan kayda itiraz edilmemiş olması da faturayı sözleşme haline getirmeyeceği salt faturalar üzerindeki vade farkı uygulanacağı ifadesinin vade farkı talebine dayanak teşkil edemeyeceğinin bu itibarla salt fatura üzerindeki vade tarihinin vade farkı talebi için yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin vade farkı alacağına ilişkin talebinin emsal yargı kararlarında da belirtilmiş olduğu üzere sübuta ermediği bu anlamda mahkemenin ret kararının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır." şeklinde açıklanmıştır. Yine Yargıtay ----. HD. ----- Sayılı ilamı "...Dairemiz ve Kapatılan ----. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi, ticari satımda vade farkı, taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunması ya da ticari ilişkilerinde teamül oluşması halinde talep edilebilecektir. (Kaptılan ----. Hukuk Dairesi -----. Hukuk Genel Kurulu'nun ---- K. )

Somut olayda; davacı davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla icra takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile icra takibinin durmuş olduğu, takip sonrasında 27.745,00 TL davalı yanca ödeme yapıldığı, 14.159,33 TL ödenmeyen miktar bakımından itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğu, yapılan yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde davalı tarafın kayıtlarını sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı, rapora itiraz dilekçesinde 10/03/2023 tarihli ve 14.160,00 TL bedelli vade farkı faturasına ilişkin süresi içerisinde itiraz edildiğine ilişkin belge sunulduğu, davalı yanın inkara ilişkin delil sunabileceği, sunulan delilin inkar kapsamında olduğu, bunun üzerine dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor tanzim edildiği, ek raporda davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen faturalar üzerinde vade tarihinin bulunmadığından taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında vade farkına ilişkin ticari teammül oluşmadığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme de bulunmadığı, taraflar arasında vade farkının ödeneceğine yönelik oluşan teamül oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Mahkememize açılan davanın REDDİNE,

2.Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin yatırılan 241,81 TL harcın düşümü ile geri kalan 373,59‬ TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,

3.Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA ,

4.Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,

5.Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 14.159,33 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

6.3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Dair;6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog