7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2021/4869 E. , 2024/10319 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. GEREKÇE
UYAP ortamında yapılan incelemede, katılan vekilinin temyiz isteminin yasal süresi içerisinde olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak olunmamıştır. Ancak katılan vekilinin temyiz dilekçesi içeriğinden temyiz isteminin aracın müsaderesi talebine hasren olduğu anlaşılmakla, suça konu olayda nakil aracı bulunmadığı gibi müsadere yönünden Mahkemece de bir hüküm kurulmamış olması karşısında, katılan vekilinin temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır.
Sanığın yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereği, zamanaşımını kesen son işlem olan 03.05.2016 tarihli mahkûmiyet kararlarından, temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.
II. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 25.11.2024 tarihinde karar verildi.