5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen 06.05.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket ile davalı arasında 25/04/2019 tarihinde ... barkod no'lu abonelik sözleşmesinin 24 ay taahhütle imzalandığını, Sözleşmenin imzalanması aşamasında müvekkili ile görüşmeler yapan yetkililerin, "Satın almazsanız FETO, IŞID vb. örgütlerin yahut suç işleyecek kişilerin internetinizi kullanması durumunda başınız çok ağrıyacaktır, bunları artık tüm restoranlara satıyoruz." demek suretiyle adeta göz korkutarak ve yanıltarak dava konusu hizmetleri müvekkiline satma amacıyla gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduklarını, sözleşme ile haksız ticari kazanç imaya yönelik olarak, müvekkiline ihtiyacı olmayan, işletmesini aşacak büyüklükte bir hizmet satıldığını, davalı tarafça satılan hizmetin kapsamına ilişkin bilgi verilmediğin, kullanıma yönelik herhangi bir teknik destek hizmetinin de sağlanmadığını, davalının, müvekkili şirkete taahhütnameyi önce ve sonra aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve yanlış, satılan hizmet alınamadığından, hizmetin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı bilinmediğinden, taahhüt edilen şekilde bir hizmet aktif olmadığından, haksız yere yüksek faturalar kesildiğinden ve benzeri sorunlardan bahisle; davalı tarafla yapılan yazışmalarda, bu hizmetin ne olduğunun ve nasıl kullanılacağının müvekkili tarafından bilinmediğini, anlatılan sistemin kurulumunun yapılıp yapılmadığının dahi bilinmediğini, müvekkilinin bu süreçte haksız fatura ödediğini ve fesih yapmak istediğinin iletilmesine karşın davalı tarafça söz konusu fesih fikrinden cayılması amacıyla çeşitli fahiş fiyatlar taraflarına iletildiğini, bu bağlamda davalılarca gerçeğe, sözleşmeye ve yasaya aykırı bir şekilde 48 aylık, 36 aylık ve 24 aylık farklı farklı taahhütlerden bahsedilerek, mailde talep edilen oranlar ile sözleşmelerde belirttikleri taahhüt sürelerinin dahi tutarsız belirtildiğini, sözleşme ve taahhütlere bakıldığında sadece 2 adet 24 aylık taahhüt olduğunu, 48 aylık bir taahhüdün davalılarca da kendilerine sunulamadığını, Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin "Sözleşmenin feshi" başlıklı 22. maddesinde; "Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıl ve daha uzun olan belirli süreli abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir" denildiğini, bu durum karşısında sözleşmelerde belirlenen taahhüt süreleri zaten fesih iradesinin bildirimi ile cayma bedeli talep edilmeksizin sona ereceğinden dolayı taraflarınca ilk irade beyanından sonra davalı tarafça hem sözleşmede belirlenen sürelere aykırı, hem yasaya aykırı bir şekilde irade sakatlığı ve bir nevi yanıltma ve borç/icra tehdidiyle süreci uzattıklarını, sözleşmelerde gerçeğe aykırı hesaplama yapıldığı da görülünce bu defa yazılı bir şekilde fesih ihtarnamesi gönderilmiş ve sözleşme feshedilerek fazla ödemelerin iadesinin talep edildiğini, akabinde fesihten sonra fatura kesmeye devam edildiğini, akabinde icra takibi başlatıldığını, ancak takibe itiraz ettiklerini, müvekkilinin işyerinde yapılan teknik inceleme esnasında iş yerinde ...'e ait başka bir internet ... hizmetinden faydalanıldığını, müvekkilinin yaşamış olduğu tüm bu mağduriyetler karşısında davalıya karsı ihtarname çekilerek, dava konusu sözleşmelerin fesih bildirimine ve taleplerine uygun bir şekilde sonlandırılması, yeni fatura kesilmesine son verilmesi, ilgili sözleşmeye ilişkin müvekkili şirketten haksız olarak tahsil edilen fatura bedellerinin tamamının faiziyle birlikte iadesini talep etmelerine karşın taleplerin davalılarca dikkate alınmadığını, davalı şirket yetkilileriyle yapılan mail görüşmelerinde davalı şirket yetkilisi ... (...) tarafından, kendilerine 113.250 TL'lik fahiş bir cayma bedeli ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, Taahhütli abonelik sözleşmelerinde belirtilen cezai şartların geçersiz olduğunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Abonelik sözleşmeleri ile ilgili 52/4 maddesinde “Tüketici, belirsiz süreli veya esi bir yıldan daha uzun olan belirli süreli abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir. Süresi bir yıldan olan belirli süreli abonelik sözleşmesinde satıcı veya sağlayıcı tarafından sözleşme koşullarında değişiklik yapılması halinde de tüketici sözleşmeyi feshedebilir. Fesih bildiriminin kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshi için sözleşmenin tesis edilmesini sağlayan yöntemden daha ağır koşullar içeren bir yöntem belirleyemez.” hükmünün yer aldığını, hizmet sağlayıcı GSM operatörü tarafından hazırlanan matbu taahhütlü abonelik sözleşmesinin kanuna aykırı olarak halinde ağır cezai bu şartlarla bağlı olmadığını, Ayrıca, "Sözleşmenin feshi" başlıklı 22. maddesinde; “Tüketici belirsiz süreli veya süresi bir yıl ve daha uzun olan belirli süreli abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkıma sahiptir” hükmü olduğunu, hizmet sağlayıcı GSM operatörünün fesih bildiriminin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içerisinde talep doğrultusunda sözleşmeyi feshetmek zorunda olup bu aşamada yapılan feshin haklı ya da haksız olduğuna bakılmaksızın 7 günlük süre sonrasında doğacak zararlardan ve fatura miktarından müvekkilinin sorumlu olmayacağını, ilgili sözleşmeye ilişkin müvekkil şirketten haksız olarak tahsil edilen fatura bedellerinin tamamının faiziyle birlikte iadesini talep etmelerine rağmen müvekkil hakkında fatura kesilmeye devam edildiğini, Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin Fesih talebinin yerine getirilme süresi başlıklı 24. maddesinde “Diğer mevzuatta tüketici lehine olan süreler saklı kalmak kavdıvla, satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin fesih talebini. bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç yedi gün içerisinde yerine getirmekle yükümlüdür; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Abonelik sözleşmeleri başlıklı 52/5 maddesinde “Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin aboneliğe son verme isteğini yönetmelikle belirlenen süreler içinde yerine getirmekle yükümlüdür. Aboneliğin belirlenen süreler içinde sona erdirilmediği durumlarda sürelerin bitiminden itibaren mal veya hizmetten yararlanılmış olsa dahi tüketiciden herhangi bir bedel talep edilemez” hükmünün yer aldığını, tüm bu sebepler bakımından, davalı tarafın müvekkili şirketten tahsil ettiği bedel ve feshin ardından fatura kesilmeye devam edilmesinin haksız olması sebebiyle davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini ve müvekkiline iadesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle davamızın kabulüne, hizmet verilmediği halde yapılan haksız faturalandırma sonucu ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince bilirkişi raporuyla belirlendikten sonra ıslah edilmek üzere şimdilik 100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte iadesine; asıl sözleşmeleri feshedilmesine rağmen, fesih bildiriminden sonra faturalandırma işlemleri halen devam eden faturalardan sorumlu olmadıklarının kabulüyle, bedellerin tespitine ve bilirkişi raporuyla belirlendikten sonra ıslah edilmek üzere şimdilik 100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte iadesi ideri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep ettiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen 13/06/2023 tarihli dilekçesinde özetle;
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesi ve taahhütname hükümleri uyarınca müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve bu kapsamda faturalandırma yaptığını, taraflar arasında 25.04.2019 tarihli Abonelik Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete internet hizmeti sağlandığını, yine taraflar arasında "... Internet Taahhütname imzalanmış olup taahhütname kapsamında müvekkili şirket tarafından radio link internet hizmeti taahhüt edildiğini, söz konusu sözleşmelerde belirtilen şartlara uygun şekilde hizmetin sağlandığını, davacı tarafından her ne kadar hizmet alınamadığı ve radio link internet hizmetinden faydalanılmadığı iddia edilmişse de müvekkili şirkete hizmet alınamadığına dair sunulan herhangi bir arıza kaydı bulunmadığını, davacı abone tarafından usulüne uygun fesih bildiriminde bulunulmamış olup tek taraflı fesih iddiasına rağmen müvekkil şirketten hizmet almaya devam etmesi ve faturaları ödemesinin kötü niyetini ortaya koyduğunu, davacı tarafından her ne kadar sözleşmenin feshedildiği iddia edilse de fesih iradesiyle çelişecek nitelikte hizmet alınmaya devam edilerek fatura bedellerinin ödendiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından müvekkil şirkete fesih bildiriminde bulunulduğu düşünülse dahi tacir olan davacı ile sözleşme feshinin usulüne uygun şekilde gerçekleştirilemediğinin izahtan vareste olduğunu, zira taahhütnamede “Bu taahhütnamenin ...A.Ş. ile aramızda akdedilmiş olan ...Sözleşmesinin eki olarak düzenlendiğini, ayrılmaz bir parçası olduğunu, bu taahhütnamede yer alan hükümler ile sözleşme hükümleri arasında çelişki olması halinde işbu taahhütnamenin öncelikle geçerli olacağını, bu taahhütnamede hüküm bulunmayan hallerde sözleşme hükümleri uygulanacaktır.” hükmü olduğunu, bu doğrultuda akdedilen ... Net Kurumsal Tip Abonelik Sözleşmesi'nin 6.5. maddesi; a-... ya da adına abonelik sözleşmesi yapmaya /işlemlerini yürütmeye yetkili temsilcisine yazılı olarak yapmak,b- Teyit edilmiş olmak kaydıyla ...'un faks numarasına imzalı olarak göndermek, c- Güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler kullanmak” Uyarınca abonenin fesih bildiriminin şekil şartlarının açıkça belirtildiğini, dolayısı ile sözleşmede yer almayan bir biçimde yapılan fesih bildiriminin geçerliliğinden söz edilemeyeceğini, TTK madde 18/3 uyarınca; “Tacirler arasında, diğer tarafi temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” hükmü olduğunu, davacı abone tarafından usulüne uygun bir fesih bildirimi yapılmadığını ve fesih iradesiyle çelişecek nitelikte kullanımlara ve ödemeye devam edildiğini, tacir sıfatına haiz davacı yanın, faturaya itiraz etmeksizin ve hiçbir ihtirazi kayıt koymaksızın fatura ödemesi yapmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ihtirazi kayıt koyulmaksızın ödenen faturanın istirdadının talebinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacı taraf ile akdedilen sözleşme uyarınca tüm yükümlülükler yerine getirildiğini, sunulan hizmet karşılığında da hizmet bedelini içerir faturalar tahakkuk edildiğini, davacı yana taahhüt iptal bedelleri yansıtılmış olup 24 aylık taahhüt neticesinde de taahhüt iptal bedeli yansıtılabildiğini, davacı tarafından Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 22. maddesi gerekçe gösterilerek bir yılı aşan taahhütlerde cayma bedeli yansıtılamayacağı iddia edilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, zira davacı yana sağlanan indirimlerin iptali talep edilmiş olup davacı yana yansıtılan bir cezai şart bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi aboneliğin sonlandırılmasında aboneye cayma bedeli/cezai şart yansıtılmadığını, fatura incelendiğinde yansıtılan bedelin "Taahhüt İptal Bedeli" olduğunun görüleceğini, bu bedelin aboneliğin taahhütte bildirilen süre öncesinde iptali neticesinde tahakkuk eden bir bedel olduğunu, somut olayımızda: davacıya internet hizmeti sağlandığının ve bu hizmeti devam eden süreç boyunca da kullandığı sabit olduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, tüketicinin cayma bedeli ve cezai şart ödemeden aboneliğini dilediği zaman sonlandırma hakkı olduğunu ancak bu kurumlardan farklı olarak olayda bir taahhüt neticesinde sağlanan hizmetin varlığının göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacı/aboneye sağlanan kullanım imkanları taahhüt olmadan sağlansaydı; aylık fatura bedellerinin çok daha yüksek olacağını, Müvekkili şirketin bu indirimleri dava konusu taahhüt uyarınca davacıya sağladığını, bir diğer ifadeyle müvekkili şirketin abonenin taahhüt süresince aboneliğini devam ettireceğine güvenerek, daha fazla kullanım hakkı ve indirim sağladığını, taahhüdün sonlandırılması akabinde taahhüdün süresi (24 ay) boyunca abonelik devam edeceği düşünülerek sağlanan indirimli hizmet bedellerinin son dönem faturasına yansıtıldığını, Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliğinde taahhütlü abonelikleri sonlandırma usulünün özel olarak düzenlendiğini, Taahhütlü Aboneliğin Süresinden Önce Feshi başlıklı 16. Maddesi gereğince; “Taahhütlü aboneliklerde tüketicinin satıcı veya sağlayıcının talep edeceği bedel tüketicinin taahhüdüne son verdiği tarihe kadar tüketiciye sağlanan indirim cihaz veya diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalmak zorundadır. Ancak, tüketiciden taahhüt kapsamında tahsil edileceği sınır değeri olarak tüketici lehine olan tutarın esas alınması zorunludur.” arz ve izah edilen nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
GEREKÇE VE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ : Dava, abonelik sözleşmesi içinde davalı tarafça yapılan faturalandırmalar sonucunda davacının fazla ödeme yapıp yapmadığı, sözleşmenin feshi sonucunda davacının faturalandırmalarından sorumlu bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Mahkememizce ... sayılı dosyasının Uyap sistemi üzerinden dosya arasına alındığı, ... Esas sayılı MTS takip dosyasında; davacı/alacaklının 43.595,64 TL asıl alacak ve 9.997,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.593,57 TL'nin tahsiline ilişkin ...takibine geçtiği, davalı 30/03/2023 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Mahkememiz 12/09/2023 tarihli celse ara kararı gereği, dosyanın Mali Müşavir Bilirkişi ... ile Nitelikli Hesap Uzmanı Bilirkişi ...'ya verilerek, dosya ve tarafların defterlerinde inceleme yapılarak, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinde davalı tarafça yapılan faturalandırmanın abonelik sözleşmesi ile uyumlu olup olmadığı, fazlaca yapılmış bir ödeme olup olmadığı, davacı tarafça yapılan feshin haklı olup olmadığı ve buna göre fesih sonrasında yapılan faturalandırmaların hukuka uygun olup olmadığı, fazlaca yapılan ödeme var ise bunun hesaplanmasının yapılmasına dair inceleme yapılması konusunda rapor alınmasına karar verilerek, dosyaya Mali Müşavir Bilirkişi ... ile Nitelikli Hesap Uzmanı Bilirkişi ...'nın sunmuş olduğu 23/02/2024 tarihli raporunda, 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davalının davacı aleyhine başlattığı ... E. sayılı takibe ait 17.03.2023 tarihli ödeme emri incelendiğinde 43.595,64 TL asıl alacak, 9.937,93 TL gecikmiş gün faizi olmak üzere toplam 53.593,57 TL talep edildiği Caymanın gerçekleştiği 13/06/2022 tarihi itibariyle davacının 41.250,00 TL borçlu olduğu, cayma sonrası yönetmelik 23/5 hükmü gereği düzenlenen faturaya ulaşılamadığından faiz hesaplaması yapılması mümkün olmadığı, davacının hizmetin alınamadığına yönelik iddiaları bakımından dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı gibi, heyetimizin bu hususu denetlemesinin de mümkün olmadığı, kanaatine ulaşılmış olduğunu beyan ettikleri görülmüştür.
Mahkememiz 14/05/2024 Tarihli celse ara kararı gereği, Dosyanın Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişi ... ile Elektronik Haberleşme Mühendisi Bilirkişi ...'a verilerek; Tarafların bilirkişi kök raporuna yapmış oldukları beyan ve itirazları ile bu celse beyanları dikkate alınarak davacının davalıdan hizmet alıp almadığı, almadı ise kusurun kimden kaynaklandığı, bu durumda sözleşmenin fesinde davacının haklı olup olmadığı değerlendirilerek ödeme belgeleri ve gerekmesi halinde davalı sistem kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle davacı tarafça fesihten önce ve sonra ile bu davanın açıldığı tarihe kadar davalı tarafça kesilen faturalara ilişkin haksız yere yapmış olduğu bir ödeme var ise bunun miktarının tespit edilmesi konusunda rapor alınmasına karar verilerek, Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişi ... ile Elektronik Haberleşme Mühendisi Bilirkişi ...'ın sunmuş olduğu 25/10/2024 tarihli raporunda özetle; 25.04.2019 tarihli VPN taahhütnamesi hariç, abonelik sözleşmeleri ve diğer taahhütnameler üzerinde tarih bilgisinin mevcut olmadığı, ... tarafından dosyaya sunulması gerektiği, Davacının 2019 yılında imzaladığı abonelik sözleşmesi ve 24 aylık taahhütnameler ile 5 Mbps hızında radyolink üzerinden internet ve ... satın aldığı, bu amaçla ... tarafından Davacı lokasyonunda radyolink sistemi ve ... kurulduğu, sonradan sistemin 200 Mbps hızında internet sağlamak üzere radyolink sisteminin upgrade edilmiş, abonelik sözleşmesinin yenilenmiş ve 48 aylık 2 adet taahhütname düzenlenmiş olduğu, İnternet Taahhütnamesine göre, ...'nun internet hizmeti sağlamak üzere kurulan radyolink sistemi ve switch'den sorumlu olduğu, switchden sonraki dahili altyapı ve cihazlarda meydana gelebilecek arızalardan/sorunlardan Davacının sorumlu olduğu, ... internet hizmetine ait sistem kurulumu, mülke giriş izni olmadan ve mal muvafakati sağlanmadan yapılamayacağı için, kendi lokasyonunda montajı yapılarak hizmete verilen bir sistemin mevcudiyetinden Davacının haberinin/bilgisinin olmamasının mümkün olmadığı, Taraflar arasındaki e-posta yazışmalardan Davacı lokasyonuna radyolink üzerinden ulaştırılan data altyapısının ve internetin çalışmakta olduğunun anlaşıldığı, ... tarafından yapılan teknik kontrollerde arıza ve sorun olmadığının tespit edildiği, Düzenlenen tüm abonelik sözleşmeleri ile taahhütnamelerde Davacının imzasının bulunduğu, Fesih ihtarnamesinin düzenlendiği tarihte 24 aylık taahhütnamelerin süresinin dolduğu, buna karşılık 48 aylık 200 Mbps hızındaki internet için düzenlenen taahhütnamelerin geçerli olduğu ve cayma bedeli hesabında kullanıldığı, Taahhütnamelerin Davacı tarafından imzalanmış olması nedeniyle taahhütden vazgeçilmesi durumunda BTK yönetmeliği doğrultusunda abone lehine hesaplanacak şekilde cayma bedeli uygulanabileceği, cayma bedelinde kullanılan taahhüt başlangıç ve taahhüte aykırılık tarihlerinin aksinin ispata yarayacak şekilde dosyaya sunulması gerektiği, Elektronik Haberleşme Kanunu doğrultusunda faturaya konu cayma bedeli ispatına ait yükümlülüğün Davalı ...'da olduğu, Davacı beyanları dışında, sunulan internet hizmetinde problem yaşandığını gösteren, bakım formu, test veya ölçüm sonucu, malzeme değişim formu gibi arızanın/sorunun mevcudiyetini gösteren herhangi bir teknik delil olmadığı, Taraflar arasında 48 aylık sözleşmenin başlangıç tarihinin en erken 24 aylık sözleşme başlangıç tarihi olan 25.04.2019 olarak değerlendirilebileceği, kalan taahhüt süresinin daha uzun olduğu iddiasında bulunan davalınınbunun aksini ispat etmesi gerekeceği, bu yönde bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, Kök rapordaki hesaplama yöntemi ile sözleşme süresinin 48 ay olup, kalan sürenin 11 ay olması ve tespit edilen son dönem fatura miktarının 3.796,65 olması karşısında, davalının talep edebileceği miktarın 3.796,65 TL X 11 = 41.763,15 TL olarak kabulü (İcra takibinde talep edilen miktar 43.595,64 TL) gerekmektedir. Bu durumda davalının asıl alacak yönünden 1.832,49 TL fazla talepte bulunduğu benimsenebilecektir. Davalının faiz talebinin son fatura ödeme tarihinden itibaren hesaplanabileceği, ancak bunun tespit edilemediği, bu sebeple takip öncesi 9.997,93 TL olarak gösterilen faiz talebinin uygun olmayacağı hususları tespit edilmiş olduğu kanaatine varıldığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda,
Taraflar arasında 25/04/2019 tarihinde ... barkod no'lu abonelik sözleşmesinin 24 ay taahhütle imzalandığı, davacının iddiasına göre kendisinin yanıltılarak ihtiyacı olmayan, işletmesini aşacak büyüklükte bir hizmet satıldığı, hizmetin kapsamına ilişkin bilgi verilmediği, kullanıma yönelik herhangi bir teknik destek hizmetinin sağlanmadığı, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve yanlış yönlendirdiği, satılan hizmet alınamadığından, hizmetin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı bilinmediğinden, taahhüt edilen şekilde bir hizmet aktif olmadığından, haksız yere yüksek faturalar kesildiğinden ve benzeri sorunlardan bahisle bu süreçte haksız fatura ödediği ve fesih yapmak istediğinin iletilmesine karşın davalı tarafça söz konusu fesih fikrinden cayılması amacıyla çeşitli fahiş fiyatlar taraflarına iletildiği, sözleşmelerde belirlenen taahhüt süreleri zaten fesih iradesinin bildirimi ile cayma bedeli talep edilmeksizin sona ereceğinden dolayı taraflarınca ilk irade beyanından sonra davalı tarafça hem sözleşmede belirlenen sürelere aykırı, hem yasaya aykırı bir şekilde irade sakatlığı ve bir nevi yanıltma ve borç/icra tehdidiyle süreci uzattıkları, sözleşmelerde gerçeğe aykırı hesaplama yapıldığını da görünce bu defa yazılı bir şekilde fesih ihtarnamesinin gönderildiği ve sözleşme feshedilerek fazla ödemelerin iadesinin talep edildiği, davalının fesihten sonra da fatura kesmeye devam ettiği, akabinde icra takibi başlattığı, davacının işyerinde ...'e ait başka bir ... hizmetinden faydalanıldığının belirlendiği, bu mağduriyetler karşısında davalıya karsı ihtarname çekilerek, dava konusu sözleşmelerin fesih bildirimine ve taleplerine uygun bir şekilde sonlandırılması, yeni fatura kesilmesine son verilmesi, ilgili sözleşmeye ilişkin kendilerinden haksız olarak tahsil edilen fatura bedellerinin tamamının faiziyle birlikte iadesini talep etmelerine karşın taleplerin davalılarca dikkate alınmadığı, davalı şirket yetkilileriyle yapılan mail görüşmelerinde davalı şirket yetkilisi ... tarafından, kendilerine 113.250 TL'lik fahiş bir cayma bedeli ödenmesi gerektiğinin bildirildiği, taahhütlü abonelik sözleşmelerinde belirtilen cezai şartların geçersiz olduğu, hizmet sağlayıcı GSM operatörü tarafından hazırlanan matbu taahhütlü abonelik sözleşmesinin kanuna aykırı olarak düzenlenerek, taahhüt tarihinden önce sözleşmenin feshedilmesi halinde ağır cezai şart bedelleri talep etmesinin hukuka aykırı olduğu, GSM operatörünün fesih bildiriminin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içerisinde talep doğrultusunda sözleşmeyi feshetmek zorunda olup bu aşamada yapılan feshin haklı ya da haksız olduğuna bakılmaksızın 7 günlük süre sonrasında doğacak zararlardan ve fatura miktarından kendilerinin sorumlu olmayacağı, ilgili sözleşmeye ilişkin haksız olarak tahsil edilen fatura bedellerinin tamamının faiziyle birlikte iadesini talep etmelerine rağmen fatura kesilmeye devam edildiği hususları belirtilmek suretiyle hizmet verilmediği halde yapılan haksız faturalandırma sonucu ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince tahsili ile asıl sözleşmeleri feshedilmesine rağmen, fesih bildiriminden sonra faturalandırma işlemleri halen devam eden faturalardan sorumlu olmadıklarının kabulüyle, ödenen bedellerin iadesine karar verilmesinin talep edildiği, Taraflar arasındaki 24 ay süreyle akdedilen ... Barkod No‟lu Abonelik Sözleşmesinin her iki tarafın da tacir olması ve anılan sözleşmesi ticari işleri sebebiyle akdettikleri göz önüne alındığında sözleşmenin ve taraflarının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu‟nu hükümlerine tabii olmayacağı, İnternet Taahhütnamesine göre, ...’nun internet hizmeti sağlamak üzere kurulan radyolink sistemi ve ...’den sorumlu olduğu, switchden sonraki dahili altyapı ve cihazlarda meydana gelebilecek arızalardan/sorunlardan Davacının sorumlu olduğu, Radyolink internet hizmetine ait sistem kurulumu, mülke giriş izni olmadan ve mal muvafakati sağlanmadan yapılamayacağı için, kendi lokasyonunda montajı yapılarak hizmete verilen bir sistemin mevcudiyetinden Davacının haberinin/bilgisinin olmamasının mümkün olmadığı, Taraflar arasındaki e-posta yazışmalardan Davacı lokasyonuna radyolink üzerinden ulaştırılan data altyapısının ve internetin çalışmakta olduğunun anlaşıldığı,... tarafından yapılan teknik kontrollerde arıza / sorun olmadığının tespit edildiği, davacı beyanları dışında, sunulan internet hizmetinde problem yaşandığını gösteren, bakım formu, test veya ölçüm sonucu, malzeme değişim formu gibi arızanın/sorunun mevcudiyetini gösteren herhangi bir teknik delil olmadığı, taraflar arasında 48 aylık sözleşmenin başlangıç tarihinin en erken 24 aylık sözleşme başlangıç tarihi olan 25.04.2019 olarak değerlendirilebileceği, kalan taahhüt süresinin daha uzun olduğu iddiasında bulunan davalınınbunun aksini ispat etmesi gerekeceği, bu yönde bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, kök rapordaki hesaplama yöntemi ile sözleşme süresinin 48 ay olup, kalan sürenin 11 ay olması ve tespit edilen son dönem fatura miktarının 3.796,65 olması karşısında, davalının talep edebileceği miktarın 3.796,65 TL X 11 = 41.763,15 TL olarak kabulünün (İcra takibinde talep edilen miktar 43.595,64 TL) gerektiği, bu durumda davalının asıl alacak yönünden 1.832,49 TL fazla talepte bulunduğu , davacı tarafça da işbu dava ile bu miktarın tahsilinin talep edilebileceği kanaatine varılmakla, aksi yöndeki davacı itirazlarına itibar edilmemiş olup, kök ve ek rapordaki tespitlerin içerdikleri gerekçe itibari ile dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyumlu olması karşısında denetime elverişli olduğu mahkememizce kabul edilmiş, davanın kısmi dava olması ve davacı tarafça ıslah talebinde bulunulmaması karşısında taleple bağlılık kuralı gereğince davanın kabulü ile 200 TL'nin 13/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
1.Davanın kabulüne,
2.200 TL'nin 13/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ,
3.Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin harç ile 14.090,50-TL yargılama masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5.Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
6.Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL bedelin davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
7.Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca derhal yatıran tarafa iadesine, Dair Taraf vekillerinin yüzlerine karşı miktar itibarıyla kesin olmak üzere karar verildi.06/01/2025 KATİP ... HAKİM ...
(e-imzalıdır)