7. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/9484
- Karar No
- 2024/11936
- Karar Tarihi
- 19.12.2024
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
7. Ceza Dairesi 2023/9484 E. , 2024/11936 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Sanığın 23.12.2011-25.12.2011 tarihleri arasında evci iznine ayrıldığı, evci izni bitiminde en geç 25.12.2011 tarihi saat 17.00'e kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı ve firar ettiği, belli bir süre firari kaldığı, sonrasında 08.03.2012 tarihinde kolluk görevlilerince yakalandığı, böylece 25.12.2011- 08.03.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediğinin kabul edildiği ve buna göre uygulama yapıldığı olayda;
Hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olduğuna dair rapor bulunan sanığın ceza ehliyeti konusunda tereddüt oluştuğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/2. madde ve fıkrası uyarınca müdafi huzurunda beyanlarının alınması gerekirken hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması sonrasında talimat mahkemesince müdafi hazır bulundurulmaksızın sanığın savunmasının tespit edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2.Sanığın suç tarihlerinde ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususu ile ilgili olarak dosya arasında bulunan İzmir Asker Hastanesinin 04.04.2012 tarihli ve 4777 sayılı sağlık kurulu raporu ile 05.04.2012 tarihli adli raporda sanığın 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olduğu, Ankara GATA Sağlık Kurulunun 13.08.2014 tarihli ve 539 sayılı ek raporunda ise sanığın suç tarihlerinde 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesinden faydalanamayacağının belirtilmesi karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca "işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamacağı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığına" ilişkin olarak sanığın adli tahkikat dosyası ile birlikte bir kez de Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinde müşahadeye tabi tutulduktan sonra, bu Dairece düzenlenecek raporla birlikte Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kuruluna gönderilerek cezai ehliyetiyle ilgili olarak rapor alınması, alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde de sanığın bizzat Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilerek rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm kurulması,
3.Gerekçeli karar başlığında sanığın gözaltında, tutuklulukta ve adli gözlem altında geçirdiği sürelerin gösterilmemesi,
4.T.C. Anayasa’sının 90.maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı Kanun'un 150, 234 ve 239 uncu maddeleri ile 23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 13 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8 inci maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu müdafi ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 19.12.2024 tarihinde karar verildi.