7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2023/14258 E. , 2024/10398 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Yapılan incelemede; olay tarihinde sanık ...'nin .... İlçe Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığında asker olarak görevini yerine getirdiği, ...'ın ise tim komutanı olarak görev yaptığı, olay günü askerlerin cep telefonu kullandığının tespit edildiği, müştekinin askerleri içtima alanına topladığı, askerleri telefon kullanmaması konusunda uyardığı, sanığın hastalarının olduğunu, anne ve babasıyla görüşmesi gerektiğini söyleyerek tepki gösterdiği, sanık ile müştekinin bu şekilde tartıştığı, müştekinin sanığın boğazını sıkarak ittiği, sanığın da elinde bulunan tüfeği yere fırlatarak a...a koyarım böyle işin, s...m böyle askerliği demek suretiyle hakarette bulunduğu, yerden taş alarak müştekiye fırlatmaya çalıştığı, olay yerinde bulunan diğer askerlerin araya girerek engel olduğu anlaşılmıştır. Sanık hakkında amire fiilen taarruza teşebbüs ve amire hakaret suçlarından, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 91/1 maddesinin az vahim hal cümlesi ve 85/1 nci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanığın aşamalardaki savunmaları, mağdur sanık ... ve usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanıklar ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın ifadeleri dosyada mevcuttur. Amire fiilen taarruza teşebbüs suçu yönünden yapılan inceleme;
Amire ve üste fiilen taarruz suçu, 1632 sayılı Kanun'un Birinci Kısım Üçüncü Babının “Askerî itaat ve inkıyadı bozan suçlar” başlıklı Beşinci Faslında yer alan 91 inci maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası, “Amire veya üste fiilen taarruz eden veya fiilen taarruza teşebbüs eden üç seneden, az vahim hâllerde altı aydan aşağı olmamak üzere hapsolunur.” hükmünü amirdir. Söz konusu maddede suçun amire veya üst’e fiilen taarruz etmek veya fiilen taarruza teşebbüs etmek şeklinde belirtilmesi nedeniyle, söz konusu maddede, fiilen taarruza teşebbüs edilmesinde dahi eylemin, suç tamam olmuşçasına aynı ceza ile cezalandırılması öngörülmektedir.
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın olay tarihinde amiri konumunda olan mağdura yerden taş alarak fırlatmaya çalışmak suretiyle gerçekleştirdiği amire fiilen taarruza teşebbüs suçuna konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Amire hakaret suçu yönünden yapılan inceleme; 1632 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinde yazılı suçun oluşabilmesi için, hakaret teşkil eden sözlerin, bir üst veya amiri hedef alması yani üst veya amirin tahkir edilmesi, mağdurun belirli veya belirlenmesinin olanaklı bulunması gerekir. Mağdurun kim olduğu belirlenmedikçe, onun şerefini lekeleyen bir hareketin yapıldığı, hatta herhangi bir kimsenin şerefine saldırılmış olduğu kabul olunarak suçun oluştuğu sonucuna varılamaz.
Temyize konu olayda sanığın, a...a koyarım böyle işin, s...m böyle askerliği şeklinde sarfettiği sözlerin kendisine müdahale edilmesine karşı duyduğu memnuniyetsizlik sonucu amiri konumunda olan mağduru hedef aldığı nazara alındığında; suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sanık hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/4 maddesinde yer alan "Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz" hükmüne aykırı olarak, sanık hakkında erteli amire fiilen taarruza teşebbüs suçundan 2 ay 15 gün ve amire hakaret suçundan 37 gün hapis cezalarına hükmolunduğu halde 5237 sayılı Kanun'un 53/1 inci maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümlerden "Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezası ile mahkumiyetin yasal sonucu olarak; sanığın, 5237 sayılı TCK'nun 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet,vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına" ibarelerinin çıkarılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.11.2024 tarihinde karar verildi.