3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/49 Esas - 2022/638
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C.
ADANA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... A.Ş. ile davalı (borçlu) ... arasında kurumsal tip abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı borçlu adına düzenlenen faturaların ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyası ile yasal takibe (MTS ) başlatıldığını, borçlunun süresi içerisinde takibe itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiye usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalının cevap dilekçesi sunmadığı, davayı da takip etmediği görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, davacı vekili tarafından itirazın iptali ile takibin devamı ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir.
Diyarbakır İcra Müdürlüğü, T.C. Merkezi Takip Sisteminin 2020/... esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmış, yapılan incelemesinde; davacı ... Anonim Şirketi tarafından, davalı ... aleyhine 03/12/2020 tarihli ve 7.374,56 TL asıl alacak, 34,34 TL faizsiz istenen alacak, 1.369,47 TL işlemiş faiz ve 4,24 TL masraf olmak üzere toplam 8.782,61 TL'lik ilamsız icra takibi başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, takip dayanağının Abone/Müşteri No :..., Belge/Fatura Tarihi :17/05/2020, Son Ödeme Tarihi :01/06/2020, Tutar :7.374,56 TL'den oluşan 4 adet fatura olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Bu tür ticari davalara ise, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi olan yerlerde, o yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılır. (TTK m.5/2) 6102 sayılı TTK'nin 11. maddesinde ticari işletme, 12. maddesinde tacir ve 15. maddesinde esnaf kavramları tanımlanmıştır. Buna göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin 2. fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 177 mladdesi uyarınca Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler
1.Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 720.000.000 (65.000.000.000) lirayı veya satışlarının tutarı 864.000.000 (85.000.000.000) lirayı aşanlar;
2.Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 360.000.000 (35.000.000.000) lirayı aşanlar;
3.1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 720.000.000 (65.000.000.000) lirayı aşanlar;
Ayrıca alınan Bakanlar Kurulu kararına göre; kişinin esnaf niteliğini aşıp tacir sayılabilmesi için 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 177/1-3 maddesinde (2017 yılı için 170.000-TL ) içindeki limitin yarısı 177/2 maddesindeki (2017 yılı için 90.000-TL) limitin tamamını aşacak nitelikte alış veya satışlarının bulunması gerektiği belirtilmiştir. Dosya içine alınan tüm belge ve deliller incelendiğinde davacının çalışmalarının esnaf sınırında kaldığı, tacir olmadığı anlaşılmıştır.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'unun 3. maddesinin (k) bendinde,"Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi tüketici,"olarak tanımlanmış (l) bendinde ise, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 73.maddesinde ise, "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu" belirtilmiştir. 6100 Sayılı yasanın 114. Maddesinde dava şartları sayılmış, 114/c maddesinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında yer verilmiş, aynı kanunun 115. maddesinde, mahkeme tarafından dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği, dava şartının giderilmesi mümkün ise tamamlanması için kesin süre verileceği, kesin süre içerisinde dava şartı noksanlığının giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedileceği belirtilmiştir.
Davacının sıfatına ve abonelik (internet-hat kullanımı) sözleşmenin niteliğine göre davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Görev ile ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Görev ile ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkememizin bu davaya bakmakta görevli olmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 115/2.maddesi gereğince davanın usulden reddine, dosyanın istem halinde Adana Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE,
2.Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3.HMK nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderleri ve arabuluculuk ücretinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4.İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına; Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize yada mahkememize verilmek üzere bir başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/06/2022 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
Not: 5070 sayılı yasa hükümleri uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.