5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı şirket arasındaki sözleşmeye istinaden müvekkili şirketin davalı tarafa verdiği hizmet nedeniyle davalı taraftan 474.946,75 TL alacağının bulunduğunu, söz konusu alacağın müvekkiline gönderilen materyal ve finansal mutabakat protokolü içeriğinde de davalı tarafça açıkça belirtilmiş olduğunu, müvekkili şirketçe davalıya 24.08.2023 tarihinde ihtarname gönderilmiş olmasına rağmen davalı tarafça ödeme yapılmamış olduğunu, ihtarname ekinde söz konusu alacağa ilişkin kesilen fatura da gönderilmiş olup, faturanın davalı tarafça reddedilmiş olduğunu, ayrıca müvekkilinin 1 Mart — 1 Ağustos tarihleri arasında yapmış olduğu mobil BTS çalıştırma kalemi ücret farkı bedeli olan ve 15 Ekim 2022 tarihine kadar müvekkiline ödenmiş olması gereken 209.925,00 TL alacağın da henüz ödenmemiş olduğunu beyan ederek; davanın kabulü ile fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalı taraftan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, davanın kabulü ile davalı şirket aleyhine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1000 tl alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesine dayanak yapılan belgelerin davacı tarafça dosyaya sunulmamış olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşmenin 25.9. Maddesinde bulunan “Fesih ve/veya mutabakat sürecine girilmesi halinde ...'un süreç sona erene kadar yüklenicinin ödemelerini durdurma hakkı mevcuttur. Bu süre içinde temerrüt ve gecikme faizi işlemeyecektir” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında davacının var olduğunu iddia ettiği alacaklarının muaccel olmadığının açık olduğunu, bu itibarla ifa zamanı henüz gelmemiş olduğundan davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ödenmediğini iddia ettiği alacak bedeli üzerinden harç yatırması gerektiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa her hangi bir borcunun bulunmadığını, sözleşmenin 25.2. maddesi kapsamında müvekkili şirket tarafından noter aracılığıyla gönderilen ihtarname ile feshedilmiş olduğunu, ihtarnamede de belirtildiği üzere davacı tarafın fesih sonrası mutabakat yapmaya davet edilmiş ve şirket nezdindeki alacağının ödeneceğinin belirtilmiş olduğunu, davacının alacağının ödenebilmesi için fatura kesilmesi talep edilmiş olmasına rağmen, davacı tarafça sözleşmeye aykırı olarak mutabakat davetine icabet edilmemiş ve haksız ve kötü niyetli olarak huzurdaki davanın ikame edilmiş olduğunu, davacı şirketin yakıt giderleri farkı ile ilgili ileri sürdüğü ek ödeme talebinin daha önce davacıya defalarca bildirildiği üzere müvekkili şirketçe kabul edilmemiş olduğunu, sözleşmenin 4.4. maddesi uyarınca davacının giderleri, vergileri ve diğer ödemeleri için ayrıca ücret isteme hakkının bulunmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların soyut ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından sözleşme kapsamında yapılan ve hak ediş hesaplarına dahil olan tüm çalışmaların müvekkili şirketin ... isimli sisteminde kayıtlı bulunduğunu, İlgili sistem ve müvekkili şirketin ticari kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davacı taraf iddialarının doğru olmadığı hususunun açıkça ortaya çıkacağını beyan ederek; davacının gerçek dava değerini açıklaması ve gerçek dava değeri üzerinden harç ödemesi yönünde karar verilerek eksik harcın ikmal edilmesine, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaate ise esastan reddine karar verilmesini, dtavacının gerçek dava değerini açıklaması ve gerçek dava değeri üzerinden harç ödemesi yönünde karar verilerek eksik harcın ikmal edilmesini, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, taraflar arasında akdedilen saha hizmetleri sözleşmesi kapsamında davacı tarafça verilen hizmet karşılığı oluşan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizin 30/04/2024 tarihli celse ara kararı gereği, taraflar arasındaki sözleşme, taraf defter ve belgeleri, davalı sistem kayıtları üzerinde inceleme yapılıp, taraf iddia ve savunmaları da değerlendirilerek taraflar arasında akdedilen saha hizmetleri sözleşmesi kapsamında davacı tarafça verilen hizmet karşılığı davacı alacağının mevcut olup olmadığı var ise alacağın miktarına ve muaccel olup olmadığına dair rapor alınmasına karar verilerek, dosyaya Mali Müşavir bilirkişi ..., Elektrik Elektronik Mühendisi ... ve ... ile Borçlar Hukukunda Uzman Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişi ...'ın sunmuş oldukları 02/08/2024 tarihli raporunda,
Davacı tarafın sözleşmeye istinaden vermiş olduğu hizmetler karşılığında talep etmiş olduğu alacak miktarı davalı tarafça da kabul edilerek 07.03.2024 tarihi itibarıyla ödenmiş olduğundan işbu alacak talebi yönüyle taraflar arasındaki ihtilaf ortadan kalkmıştır.
Davacı taraf ücret farkı bedeli olarak ileri sürmüş olduğu, davalı tarafça kabul edilmeyen 209.925,00 TL alacak iddiası ile ilgili olarak ise somut bir dayanak ortaya koymamış olduğu gibi, detaylı bir açıklama da yapmamıştır. Dosya içeriğinde ise, davacının bu alacak iddiasına yönelik olarak taraflar arasında yapılmış her hangi bir yazışma bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki 16.03.2020 tarihli saha hizmetleri sözleşmesi ise sözleşme konusu işlerin fiyatlarının fiyat listesiyle belirlenmiş olup, fiyatların tarafların mutabakatıyla değiştirilebileceğini öngörmektedir. Bu itibarla, davalı tarafın kabulü olmaksızın davacının tek taraflı olarak fiyat farkı talebinde bulunabilmesi sözleşmenin 4. maddesi gereği mümkün görülmediğinden, takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere davacı tarafın ücret farkı alacağına yönelik talebinin yerinde bir talep olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm delillerin takdir ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafın sözleşmeye istinaden vermiş olduğu hizmetlerden kaynaklanan alacağı davalı tarafın kabulünde olup, davacı tarafça düzenlenen faturalara istinaden ödenmiş olmakla işbu alacak talebiyle ilgili olarak taraflar arasında her hangi bir ihtilafın kalmamış olduğu, taraflar arasındaki saha hizmetleri sözleşmesinin 4. maddesi ile fiyat değişikliklerinin tarafların mutabakatıyla yapılabileceği kabul edilmiş olduğundan, davacı tarafın 209.925,00 TL tutarındaki ücret farkı alacağı iddiasının dayanaksız olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirdiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Davacı tarafça, sözleşmeye istinaden davalı tarafa verdiği hizmet nedeniyle davalı taraftan 474.946,75 TL alacağının bulunduğunu iddia edildiği, davalı tarafça, davacının yapılan mutabakat davetine icabet edilmediği, davacı tarafa gönderilen 19/09/2023 ve 16/11/2023 tarihli maillerde de listede yapıldığı belirtilen işlere ilişkin olarak ödeme yapılabilmesi için fatura kesilmesi talep edildiği ancak davacı tarafından fatura kesilmediğinden bahisle alacağın muaccel olmadığı savunmasında bulunulduğu, taraflar arasındaki 26/03/2020 yürürlük tarihli Saha Hizmetleri Sözleşmesi’nin “Fiyatlar Ve Ödeme Şartları” başlıklı 4. maddesinin;1. Bendinde “sözleşme konusu işlerin fiyatları fiyat listesinde açıklanacak ve taraflarca ortaklaşa mutabakatla değiştirilmediği sürece sabit olacaktır. Yüklenici, sözleşme konusu işlerin ifası için fiyat listesinde belirtilen dışında bir ödemeye hak kazanamayacak, fiyatların artırılması talebinde bulunamayacaktır. Ancak, fiyatlar tarafların karşılıklı olarak fiyat revizyonunun gerekli olduğunu değerlendirmesi halinde, Ericsson’un yazılı onayı ile revize edilebilecektir” şeklinde düzenlenmesinin, aynı maddenin 3. bendinde de yüklenicinin tüm sözleşme konusu işlerini fiyat listesi uyarınca sabit fiyat tarifeleri üzerinden yapacağı, fiyat listesine ek maddelerin eklenmesi halinde ... ve yüklenicinin ek hizmet maddesinin listeye eklendiği günden itibaren en kısa sürede ek hizmet maddesinin fiyatını iyi niyetle müzakere edecekleri hüküm altına alındığı; 25.9. maddesinde" ...’un, sözleşme uygulamada iken ara dönemlerde ve/veya sözleşmenin feshini gerektiren hallerde Yüklenici’yi mutabakat yapılması hususunda davet etmesi halinde, Yüklenici bu davete icabet etmekle yükümlüdür. Aksi halde ... tek taraflı olarak fesih ve/veya mutabakat işlemlerini yapma, ceza vs. gibi bedelleri Yüklenici alacağından mahsup etme ve Yüklenici’nin teminat mektubunu nakde çevirme hakkına sahiptir. Fesih ve/veya mutabakat sürecine girilmesi halinde ...’un süreç sona erene kadar Yüklenici’nin ödemelerini durdurma hakkı mevcuttur. Bu süre içinde temerrüt ve gecikme faizi işlemeyecektir. Fesih süreci sonunda tüm cezalar ve kayıp, hasarlı malzeme bedelleri mahsup edildikten sonra kalan ödeme Yükleniciye yapılacaktır." düzenlemesinin yer aldığı, davacı tarafın hak ediş bedellerinden kaynaklanan söz konusu alacağı, işbu davanın açıldığı tarihten sonra 22.02.2024 tarihi itibarıyla faturalandırıldığı, davalı tarafın işbu faturalara itiraz etmediği ve 07.03.2024 tarihi itibarıyla fatura bedellerini ödediği, bu itibarla sözleşmeye istinaden verilen hizmetler yönüyle taraflar arasındaki ihtilaf çözümlenmiş olduğu, ancak davanın açıldığı tarih itibari ile durumun değerlendirilmesi gerektiği, dosyaya sunulan tarihsiz ve imzasız materyal ve finansal mutabakat protokolünde davacı yüklenicinin 474.946,75 TL hak ediş alacağının olduğu belirtilmiş olup, bu husus davalı tarafın kabulünde olmasına rağmen, davacı tarafça protokolde belirtilen hak ediş tutarı esas alınarak 22.08.2023 tarihi itibarıyla düzenlenen faturanın reddedilmiş olmasının davalı tarafça davacı taraf alacağının kabul edilmemesinden değil, düzenlenen faturanın hak edişe konu hizmetlere ilişkin detayları içermemesi nedeniyle prosedüre uygun bulunmamasından kaynaklandığının anlaşıldığı, nitekim davalının bu davranışının da taraflar arasındaki 26/03/2020 yürürlük tarihli Saha Hizmetleri Sözleşmesi’nin 25.9 maddesinden kaynaklandığı, davacı tarafın ücret farkı bedeli olarak ileri sürmüş olduğu, davalı tarafça kabul edilmeyen 209.925,00 TL alacak iddiası ile ilgili olarak ise somut bir dayanak ortaya koymamış olduğu gibi, detaylı bir açıklama da yapamadığı, dosya içeriğinde ise, davacının bu alacak iddiasına yönelik olarak taraflar arasında yapılmış her hangi bir yazışma bulunmadığı, taraflar arasındaki 16.03.2020 tarihli saha hizmetleri sözleşmesi ise sözleşme konusu işlerin fiyatlarının fiyat listesiyle belirlenmiş olup, fiyatların tarafların mutabakatıyla değiştirilebileceğini öngördüğü, bu itibarla, davalı tarafın kabulü olmaksızın davacının tek taraflı olarak fiyat farkı talebinde bulunabilmesinin sözleşmenin 4. maddesi gereği mümkün görülmediğinden, davacı tarafın ücret farkı alacağına yönelik talebinin yerinde bir talep olmadığı kanaatine varılmakla, davanın açıldığı tarih itibari ile davanın reddi gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Davanın reddine,
2.Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,
6.Arabuluculuk ücreti olan 3.120-TL bedelin davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
7.Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.23/12/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."