Esas No
E. 2013/15637
Karar No
K. 2013/23472
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

7. Hukuk Dairesi

E. 2013/15637 K. 2013/23472 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/15637, K. 2013/23472, T. 26.12.2013
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/15637
Karar No
2013/23472
Karar Tarihi
26.12.2013
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

7. Hukuk Dairesi         2013/15637 E.  ,  2013/23472 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2.Davacı, davalının biriken borçlarını ödeyemeyince haksız olarak işten çıkardığını, parasını isteme konusunda baskı yapması üzerine sırf ödeme yapmamak için davacıyı sindirmek amacı ile Alanya C.B.S na şikayette bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile asgari geçim indirimi, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.

Davalı, davalı şirketin yabancı ortaklı bir şirket olduğunu, şirket ortakları yurt dışında bulundukları için davacının şirket işlerinden sorumlu olduğunu, işyeri kayıtlarının da davacı tarafından tutulduğunu, davacı hakkında suç duyurusunda bulununca davacının işyeri kayıtları ile birlikte işyerinden ayrıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki iş ilişkisinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin hangi tarafça feshedildiği ve feshin haklı olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. Davacı iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının dolandırıcılık yaptıktan sonra işyeri kayıtlarını da alarak işyerini terk ettiğini savunmuştur.

Mahkemece dosya kapsamından davalı şirketin davacının üzerine atılı bulunan suçu ne zaman işlediğini öğrendiği tespit edilmese de davacının işten çıkışının sigorta kayıtlarına göre 24.02.2010 tarihinde verildiği halde davalı tarafından davacı adına savcılığa yapılan suç duyurusunun 09.06.2010 tarihinde yapıldığı ve davacının da işçilik alacaklarına ilişkin bu davayı 26.08.2010 tarihinde açtığı, davalı tarafından davacının çıkışının verilmesinden 4 ay sonra savcılığa suç duyurusunda bulunması ve davacının kendi çıktığını beyan eden savunması karşısında, her ne kadar kesinleşmeyen mahkeme kararına göre davacının dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilmiş olduğu sabit olsa da davalının, davacının iş akdini bu nedene dayanarak feshettiğini ispata yarayan bir belge olmadığı gibi davacının işyerini terk ettiğine ilişkin işveren tarafından gerekli tespit ve tutanakların da tutulmadığı ve suça konu olan olayla ilgili herhangi bir savunmasının da işveren tarafından alınmadığı tespit edildiğinden davacının dolandırıcılık suçunu işlemesi nedeni ile işyerini terk ettiği ya da işveren tarafından bu nedenle iş akdinin feshedildiğinin somut olayda davalı işveren tarafından ispat edilemediği, taraflar arasındaki iş ilişkisinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

Ancak dosya içeriğine göre davalı şirketin ortaklarının Norveç vatandaşı oldukları ve çoğu zamanlarını Norvec’de geçirdikleri, davacının davalı şirketin işlerini takip ettiği, yani davalı şirketin tek çalışanı olduğu sabittir. Davacının mahkum da olduğu, dolandırıcılık suçunu işlediği sabittir. Yine davalı taraf iddiasına göre davacı işyerinden ayrılırken işyerinden bütün belgeleri de götürmüştür. Böyle olunca gerek iş sözleşmesi işverence feshedilmiş olsun, gerekse de işçi dolandırıcılık eyleminin ortaya çıkmasından sonra kendisi ayrılmış olsun kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Her ne kadar Mahkemece iş sözleşmesinin 6 iş günü içinde feshedildiğinin işverence ispat edilemediği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulüne karar verilmiş ise de belgelerin davacı tarafından alınmış olması karşısında bu hususun ispatı davacıya düşer. Davacı ise iş akdinin işverence feshedildiğini iddia ettiğine göre feshin süresinde yapıldığının kabulü hayatın olağan akışına daha uygundur. Bir başka deyişle hayatın olağan akışına aykırı bir iddiada bulunan bu hususu ispatlamalıdır. Mahkemece bu husus göz önünde bulundurulmadan kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulü hatalı olup bozma nedenidir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
BOZULMASINA Yargıtay Ceza Ceza Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog