Esas No
E. 2024/11475
Karar No
K. 2024/12713
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/11475 E.  ,  2024/12713 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/750 E., 2024/1123 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/481 E., 2019/383 K.

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabileceği tarihin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yaşlılık aylığına müstahak olduğu, 24.10.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin davalı Kurum tarafından tahsis şartlarını taşımadığından bahisle reddedildiği, davalı Kurumun fiili hizmet süresini yaş şartından düşmediği ve işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla davacının 24.10.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespitine ve birikmiş aylıkların faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığı, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğu savunmasıyla davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

İstanbul 36. İş Mahkemesi tarafından 26.09.2016 tarihli ve 2018/481 Esas, 2019/383 Karar sayılı kararla tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesine göre, “Ek 5 ve Ek 6 maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun’un 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.” hükmü gereği davacının yaş durumuna fiili hizmet zammının uygulanması gerektiği, davacının 26.10.1970 doğumlu olup, 15.11.1989 - 14.03.2009 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmış olup 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresi bulunduğu 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammının yaş haddinden geriye doğru götürülebileceği, bu durumda fiili hizmet zammı süresi düşüldüğünde davacının yaşlılık aylığı yaş haddi şartının 45 yıl 1 ay 15 gün olacağı, davacının doğum tarihi olan 26.10.1970 tarihine bu süre eklendiğinde 11.12.2015 tarihinde emekli aylığı almaya müstehak olduğu, ancak davacının yaşlılık aylığı tahsisi için gerekli olan işten ayrılma koşulunun da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2016 tarihli ve 2018/481 Esas, 2019/383 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 09.09.2021 tarihli ve 2019/2175 Esas, 2021/1076 Karar tarihli kararı ile davacının 24.10.2018 tahsis talep tarihi itibari ile 5434 sayılı Kanun kapsamında 20 yıl 4 ay fiili hizmeti ve 3 yıl 10 ay 15 gün gün fiili hizmet zammı toplamı olarak 24 yıl 2 ay 15 gün, 5510 sayılı Kanun'un 4a kapsamında ise 3246 prim ödeme gün sayısı bulunduğu, davacının yasada öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamladığı açık olup bu hususta bir uyuşmazlık da bulunmadığı, 26.10.1970 doğumlu olan davacının, 24.10.2018 tahsis talep tarihi itibari ile 47 yıl 11 ay 28 günlük olup Kurum tarafından davacının fili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirilmediğinden 49 yaş şartı nedeni ile talebi reddedildiği, hizmet cetveline göre davacının tahsis talep tarihinde (24.10.2018'de) işten ayrılma koşulunu yerine getirdiği, bu koşulu yerine getirmemiş olsa dahi 03.03.2021 tarihli ve 31412 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/104 esas ve 2021/3 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile emeklilik için işten ayrılma şartının kaldırıldığı ve iptal kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı dikkate alındığında davacının aylık tahsis talebinde bulunduğu 24.10.2018 tarihini takip eden 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olacağının kabulü gerekeceği, 5510 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesi kapsamında 3 aylık süre içinde tahsis talebinin reddi durumunda ret tarihini takip eden aybaşından itibaren, üç aylık süre içinde cevap verilmediği veya bu süre sonrasında reddedildiği durumlarda ise aylık tahsis tarihinden itibaren 3 ay sonra faiz başlangıç tarihinin tespiti gerektiği, davacının 24.10.2018 tarihli tahsis talebinin 3 aylık süre geçmeden 30.11.2018 tarihinde reddedildiği göz önüne alındığında, faiz başlangıcı, ret tarihini takip eden aybaşından itibaren 01.12.2018 tarihi olarak alınması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin ise reddine; İstanbul 36. İş Mahkemesinin 2018/481 Esas, 2019/383 Karar sayılı 26.09.2019 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve 01.12.2008 tarihinden itibaren her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Bölge Adliye Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2019/2175 Esas, 2021/1076 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.12.2021 tarihli ve 2021/11777 Esas, 2021/16777 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 08.05.2023 tarihli ve 2022/575 Esas, 2023/888 Karar sayılı kararla uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, 5434 sayılı Yasa'nın 32 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan fiili hizmet zammının 506 sayılı Yasadaki itibari hizmet süresinden farklı bir kavram olduğu ve Kurumun yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı dikkate alınmak sureti ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve 01.02.2019 tarihinden itibaren başlayarak her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

3.Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2023 tarihli ve 2022/575 Esas, 2023/888 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 21.11.2023 tarihli ve 2023/9384 Esas, 2023/11598 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada, davacının, fiili hizmet süresi zammının sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile birlikte, bulunacak yaş haddinden de düşülmesi gerektiği iddiası ile 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkin olarak eldeki davasını açtığı, mahkemece davacı tarafından fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından da geri çekilmesi talep edilmiş ve bu kapsamda, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacının fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesine ilişkin talebinin mümkün olmadığı ve bu yöndeki talebinin reddi gerektiği ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kısa kararı kendi içerisinde çelişkili kılmakta, ayrıca hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir..."

4.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile 24.10.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.11.1988 tarihine göre, 24.10.2018 tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 10 ay 23 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 11 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığının ve 10.056 gününün bulunmasına göre, Geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (I) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi, 5525 gün ve 52 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 26.10.1970 doğumlu davacının 52 yaşını doldurduğu 14.04.2024 tarihinden 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve Kurumun yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı dikkate alınmak sureti ile davanın kısmen kabulüne, davacının 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve 01.02.2019 tarihinden itibaren başlayarak her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve 01.02.2019 tarihinden itibaren başlayarak her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kurumda alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle;

fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesinin mümkün olmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabileceği tarihin tespitine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.