Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar No
K. 2003/768
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***

T.C.

KAYSERİ

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: ***
KARAR NO: ***
DAVACI: ***
VEKİLLERİ: Av.

Av.

DAVALI: ***
VEKİLİ: Av.
DAVA: Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı))
DAVA TARİHİ: ***
KARAR TARİHİ: ***

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: ***

Mahkememizde görülmekte olan kıymetli evrak iptali (çek iptali (hasımlı)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ile ticari alışverişi nedeniyle aralarında ek sözleşme kapsamında ticari bir ilişki kurulduğunu, bu sözleşmeye istinaden müvekkil şirketin davalıya, Ziraat Bankası Cumhuriyet Erzurum Şubesi'ne ait ... numaralı 370.000.00-TL'lik 30/09/2021 tarihli çek, İş Bankası Erzurum Şubesi'ne ait ... numaralı 600.000.00-TL'lik 30/09/2021 tarihli çek, Ziraat Bankası Cumhuriyet Erzurum Şubesi'ne ait ... numaralı 1.000.000.00-TL'lik 30/09/2021 tarihli çekleri verdiğini, sözleşme uyarınca davalının edimini yerine getirmeyerek malları göndermediğini, bunun üzerine müvekkilinin sözleşmedeki adrese giderek davalı ile yüzyüze görüştüğünü ancak davalının çekleri sattığını söyleyerek müvekkiline çekleri iade etmediğini, bu durumun davalı tarafından da kabul edildiğini, çeklerin vadesinin yaklaşması nedeniyle müvekkilinin tekrar davalıya ulaşmaya çalıştığını ancak sonuç elde edemediğini belirterek çeklerin 3. kişilere ödememesi amacıyla çekler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek ayrı ayrı iptaline, bu çekler nedeniyle davacının davalıya ve 3. şahıslara borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK'nun 6. maddesi gereğince menfi tespit davalarının takibi yapan icra dairelerinde veya davalının yerleşim yerinde açılması gerektiğini, açılmış bir takip bulunmadığından davacının işbu menfi tespit davasını müvekkili davalının yerleşim yeri olan Kayseri Mahkemelerinde açması gerektiğinden yetki itirazlarının bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari alışveriş neticesinde müvekkili şirketin sözleşmeye konu ürünleri eksiksiz ve hatasız üreterek teslimatını gerçekleştirdiğini, bu alışveriş neticesinde 56 adet fatura düzenlendiğini, dilekçe ekinde ibraz ettikleri fatura ve irsaliyelerin, malların tamamının tesliminin gerçekleştiğini ve davacıya 5.620.776,27-TL değerinde ürün gönderildiğini ispatlar nitelikle olduğunu, davacının müvekkilinin edimini yerine getirmediği ve malları göndermediği yönündeki iddialarını kabul etmediklerinden haksız, usulsüz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili olan Kayseri Mahkemelerine gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.

Davacı tarafça sözleşmeye, tanık anlatımlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.

Davalı tarafça faturalara ve irsaliyelere, e-fatura kabul beyanlarına, hesap ekstresine, ticari kayıt ve defterlere, mail evraklarına, vergi dairesine sunulan BS ve BA belgelerine, taraflar arasındaki yazışmalara ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.

Dava dilekçesi ekinde bulunan dava konusu İş Bankası'na ait ilgili çekin okunaklı görüntüsü eklenerek İş Bankası Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak İş Bankası Erzurum Şubesi'nden verilme keşidecisi ... Malzemeleri Gıda Taşımacılık İnş. Taahhüt Tur. San. Tic. Ltd. Şti. (vergi no: ...), *** iban numaralı hesaba tanımlı ... Profil Boru San. Tic. A.Ş. emrine düzenlenmiş ... çek numaralı 30/09/2021 tarihli 600.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, edilmişse kim tarafından ne zaman ve nereye ibraz edildiği, bu çek bedelinin ödenip ödenmediği, ödenmişse hangi tarihte kaç TL ödendiği, takas sisteminden ibraz edilip ödenmişse ibraz edilen banka şubesinin adını ve bulunduğu yerin bildirilmesi, bu çekin okunaklı ön ve arka yüzünün görüntüsünün ve çek bedeli ödenmişse ödemeye ilişkin kayıt ve belge örnekleri istenilmiştir.

04/10/2022 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.

Dava dilekçesi ekinde bulunan dava konusu Ziraat Bankasına ait dava konusu iki adet çekin okunaklı görüntüsü eklenerek T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Ziraat Bankası Cumhuriyet Erzurum Şubesi'nden verilme keşidecisi ... Malzemeleri Gıda Taşımacılık İnş. Taahhüt Tur. San. Tic. Ltd. Şti. (vergi no: ...), *** iban numaralı hesaba tanımlı ... Profil Boru San. Tic. A.Ş. emrine düzenlenmiş ... çek numaralı 30/09/2021 tarihli 1.000.000,00-TL bedelli çek ile ... çek nolu 30/09/2021 keşide tarihli 370.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, edilmişse kim tarafından ne zaman ve nereye ibraz edildiği, bu çeklerin bedelinin ödenip ödenmediği, ödenmişse hangi tarihte kaç TL ödendiği, takas sisteminden ibraz edilip ödenmişse ibraz edilen banka şubesinin adını ve bulunduğu yerin bildirilmesi, bu çeklerin okunaklı ön ve arka yüzünün görüntüsünün ve çeklerin bedeli ödenmişse ödemeye ilişkin kayıt ve belge örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir.

11/10/2022 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.

Davacı vekiline Erzurum 4. Noterliği'nin 22/06/2021 tarihli ve *** yevmiye sayılı ihtarnamesinin muhataba tebliğ şerhli örneğini sunması için süre verilmiştir.

Mimar Sinan Kayseri Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı ... Malzemeleri Gıda Taşımacılık İnş. Taahhüt Tur. San. Tic. Ltd. Şti. (vergi no: ...) davalı ... Profil Boru San.

Tic. A.Ş.'nin aralarındaki ticari ilişkilerin tespiti amacı ile davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin BS formlarının dökümleri istenilmiştir. 28/09/2022 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir.

Yakutiye Erzurum Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı ... Malzemeleri Gıda Taşımacılık İnş. Taahhüt Tur. San. Tic. Ltd. Şti. (vergi no: ...) davalı ... Profil Boru San.

Tic. A.Ş.'nin aralarındaki ticari ilişkilerin tespiti amacı ile davacı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin Ba formlarının dökümleri istenilmiştir. İlgili yazımız Erzurum Vergi Dairesi Başkanlığı'na yönlendirilmiş, buraca 05/10/2022 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Erzurum 2. İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı takip dosyasının akıbeti sorulmuş, Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir.

Erzurum Kazım Karabekir Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne ve Erzurum Yakutiye Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı A.Ş. tarafından 2020 ve 2021 yıllarında davacı hakkında keşide edilen e-faturalara ilişkin olarak varsa davacı ... Malzemeleri Gıda Taş İnş Taah. Tur. San. Tic. Ltd. Şti.'nin e-fatura kabul beyanlarının gönderilmesi istenilmiştir. Kazım Karabekir Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce 29/12/2022 tarihli yazı ile Aziziye Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce 11/01/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Taraflarca delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belgelerin örnekleri dilekçelerinin ekinde dava dosyasına sunulmuştur.

HMK'nun 200 ve 31. maddeleririr hükümleri nedeni ile davacının tanık dinletme isteminin reddine karar verilmiştir.

İlgili delillerin toplanmasından sonra tarafların ticari defterlerinin ayrı ayrı şehirlerde bulunduğu ve taraf vekillerinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme talep ettikleri dikkate alınarak öncelikle davacının ticari defterleri üzerinde HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına,

HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince Erzurum yargı çevresi bilirkişilik listesinden re'sen seçilecek bir mali müşavir-muhasebeci bilirkişinin görevlendirilmesine, dava dosyası ve eklerinin bilirkişiye tevdi için Erzurum Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına, bilirkişiye HMK'nun 268. maddesi gereği davacı vekilinin 05/10/2022 tarihli dilekçesinde belirttiği adreste davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine,

HMK'nun 273. maddesi gereğince davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, elektronik defterler varsa bunların GİB sisteminden doğruluğunun sorgulanması, tarafların iddia ve savunmaları, dosyada mübrez 21/09/2020 tarihli bağlantı sözleşmesi, vergi dairelerinden celp olunan kayıt ve belgeler, davalı tarafından sunulan fatura ve irsaliyeler, dava konusu çeklerin görüntüleri, bankaların cevabi yazıları, diğer tüm deliller ve davacının ticari defter ve kayıtları incelenmek sureti ile dava konusu çekler karşılığında davalının davacıya mal verip vermediği, mal verilmiş ise buna ilişkin her bir faturanın, ilgili irsaliyenin tarih, sayı ve miktarlarının belirlenmesi, neticeden dava konusu çekler nedeni ile davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, varsa borç miktarının ne kadar olduğu ve borcun dayanağının hangi fatura ve/veya faturalar ve bağlantılı irsaliyelerin olduğu konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.

Görevlendirilen Mali Müşavir Bilirkişi *** tarafından düzenlenen 18/04/2023 tarihli raporda özetle; "Davacı ve davalı arasında 21/09/2020 tarihli emtia malzeme alımı bağlantı sözleşmesi, 22/04/2021 tarihli boru satış sözleşmesi kapsamında emtia alımına dayalı davalı tarafından 56 adet 2021 yılında fatura düzenlenmiş olduğu, düzenlenen fatura tutarlarının davacının yasal defterlerine kaydetmiş, davalının düzenlemiş olduğu fatura toplam tutarının 5.620.776,12-TL olduğu, davacı şirketin 2021 yılı yevmiye defteri verilen sipariş avansı açılış kaydında 9.640.724,64-TL, 159.38.002 verilen sipariş avansı kapanış kaydında 6.313.482,40-TL kapanış bakiyesinin bulunduğu, bakiye miktarının yevmiye defteri kayıtlarında varlığı tespit editmiş olduğu, davacı şirketin Aziziye Vergi Dairesi'ne BA olarak bildirmiş olduğu 56 adet faturanın yasal yevmiye defterine kaydedilmiş bulunduğu, yevmiye defteri kayıtlarında 320,01.38,004 ... Profil Boru A.Ş. hesabında takip edildiği, ilgili cari hesap davacı tarafından keşide edilen çeklere dayalı 159.38.002 ... Profil Boru A.Ş. (verilen sipariş avansları hesabına) virman kaydı yapılarak ve 102.00 banka cari hesabından keşide edilen çeklerin ödemelerinin yapılmış olduğu, davacı şirketin 2021 yılı yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapılması nedeniyle lehine delil teşkil ettiği, davacı ve davalı arasında sözleşmeye dayalı emtia malzeme alımı davalı tarafından sözleşme kapsamında davacıya süresinde teslim ve tesellüm gecikmesi yaşandığı, davacı tarafından yüklenmiş olduğu taahhül işlerinde malzeme gecikmesi nedeni ile maddi zararın oluştuğu dava dosyasına sunuları bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, davacının iddia ettiği hususun davalı tarafından düzenlenen emtia ve malzeme satışı faturası yanı sıra davacıya emtia teslim tesellüm, belgelerinin dava dosyasına sunması sonucu sözleşme ediminin zamanında yerine getirilip getirilmediğinin tespiti mümkün olacağı, nihai durumun dayalı tarafın ticari defterlerinin işbu rapor ile birlikte incelenerek tespit edilebileceği" belirtilmiştir.

Davacının ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelettirilmesinden sonra HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına,

HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir mali müşavir/muhasebeci, bir işletmeci bilirkişi, bir endüstri mühendisi bilirkişi ve bir nitelikli hesap bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdine, bilirkişilere HMK'nun 268. maddesi gereği davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapması, raporuna esas alacak olup da dosya içinde bulunmayan kayıt ve belgeler olursa birer suretinin raporuna eklemesi için yetki verilmesine,

HMK'nun 273. maddesi gereğince davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, elektronik deftere tabi defterleri varsa bunların GİB sisteminden doğruluğunun sorgulanması, tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sunulan 21/09/2020 tarihli bağlantı sözleşmesi, vergi dairelerinden celp edilen kayıt ve belgeler, davaya konu çek görüntüleri, bankaların cevabi yazıları, Erzurum 2. İcra Müdürlüğü'nün *** Esas sayılı takip dosyasının Uyap kayıtları (bu kayıtların dosyamız içerisinde uyap sisteminden incelenmesi) davacının ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu, davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve diğer tüm deliller dikkate alınarak dava konusu edilen çeklerin karşılığında davalının davacıya mal verip vermediği, mal vermişse buna ilişkin her bir fatura, sevk irsaliyesi, teslim-tesellüm belgesi, tarih, sayı ve tutarlarının tespiti, davalının defter ve kayıtları üzerinde buna ilişkin kayıt ve belge örneklerinin alınıp rapora eklenmesi, 21/09/2020 tarihli sözleşmenin 5/a-c, 8/a-b madde hükümlerinin incelenmesi, davalı şirketin üretim kapasitesi, üretim planı, stokları doğrultusunda dava konusu malların üretimi ve tesliminin makul süresinin ne olduğu, bu çeklerin karşılığı davacının davalıdan siparişlerinin bulunup bulunmadığı, yukarıda anılan sözleşme maddelerine göre tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği, dava konusu çekler nedeni ile davacının davalıya borcu bulunup bulunmadığı konularında hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişilere yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir.

Mali Müşavir/Muhasebeci Bilirkişi ***'ndan oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 04/03/2024 tarihli raporda özetle; "Davalının 2020, 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikinin süresinde yapıldığı, defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK'nun 222/2. maddesine uygun olduğu tespit edilmiştir.

Davalı kayıtlarında davacıya iade gibi görünen ancak huzurdaki davanın konusu olan ve davalı uhdesinde olduğu iddia edilen çekler bakımından gerek davacı kayıtlarında gerek davalı kayıtlarında davacının borçlu olmadığı tespit edilmiştir.

Dava dosyası talep konusu davalı şirketin üretim kapasitesi, üretim planı, stokları doğrultusunda dava konusu malların üretimi ve tesliminin makul süresinin ne olduğu açısından incelendiğinde; dosyada ... Profil Boru San. Ve Tic. A.Ş.'nin sözleşme imza tarihi öncesi ve sonrasına ait bir üretim planının olmadığı, dosyada ... Profil Boru San. Ve Tic. A.Ş.'nin sözleşme imza tarihi öncesi ve sonrasına ait bir hammadde, yarı mamul ve mamul stok durum bildiriminin olmadığı, ... Malz. Gıda Taşımacılık İnş. Taahhüt Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ... Profil Boru San. Ve Tic. A.Ş.'ne vermiş olduğu siparişlerin detaylı tarihleri, miktarları, anlaşılan teslim tarihleri ve fiili teslim tarihlerinin olduğu listeleri olmadığı tespit edilmiş olup sadece ... Profil Boru San. Ve Tic. A.Ş.'nin kapasite raporu bulunmaktadır. Yukarıda sayılan bu bilgiler olmadan davalı şirketin üretim kapasitesi, üretim planı, stokları doğrultusunda dava konusu malların üretimi ve tesliminin makul süresinin hesabının doğru bir şekilde yapılmasının mümkün olmadığı" belirtilmiştir.

Davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle dava konusu ... numaralı 600.000,00-TL bedelli, ... numaralı 370.000,00-TL bedeli ve ... numaralı 1.000.000,00-TL bedelli 3 adet çek karşılığında davacı ... Mal. Gıda Taşımacılık. İnşaat. Taah. Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne mal verdiği ve bu çeklerin asıllarını adı geçen davacı şirkete teslim ettiği konularında davacı şirkete yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmek ve yemin teklif edecekse yemin metnini sunmak için davalı ... Profil Boru San. Ve Tic. A.Ş.'ne kesin süre verilmiş, kesin süreye uyullmadığı taktirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları davalı vekiline usulünce ihtar edilmiştir.

Davalı tarafından kesin süre içerisinde yemin teklif edeceklerini bildirerek yemin metni sunulması halinde Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına, davalı tarafından sunulacak olan yemin metninin bir örneğinin HMK'nun 228/2. maddesiyen uygun yemin davetiyesi ile birlikte davacı ... Mal. Gıda Taşımacılık. İnşaat. Taah. Ltd. Şti.'ne tebliğ edilmesi, yemin davetiyesine "Yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile şirketiniz yetkilisinin geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkememize bizzat gelmediği, veya gelip de yemini iade etmediği, yahut yemini eda etmekten kaçındığı taktirde yemin konusu vakaları ikrar (kabul) etmiş sayılacağınız (ayrıca yemin duruşmasına şirketiniz yetkilisinin imza sirküsü ve fotoğraflı kimlik belgesi ile birlikte gelmesi) tebliğ ve ihtar olunur." şeklinde ihtarat yazılmasına karar verilmiştir.

Kesin süreye rağmen davalı tarafça davalıya yemin teklif edileceği bildirilmediği ve yemin metni sunulmadığı anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE

Dava; avans olarak verilen çeklerin mal tesliminin gerçekleşmemesi nedeniyle bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit ve çeklerin iptali istemine ilişkindir. Dava, öncelikle Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'ne açılmış, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin *** Karar sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verilerek mahkememize gönderilmiştir.

Davacı tarafından 04/10/2021 tarihinde 33.500,00-TL tamamlama harcı yatırılmıştır. Mahkememize tevzi olunan dava dosyası mahkememizin *** Esas sırasına kaydedilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihe göre dava değeri itibarı ile mahkememiz heyeti yazılı yargılama usulüne göre yargılama tarafından yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.

Eldeki davada davacı; aralarında düzenlenen sözleşme gereği davalıdan alacağı mal karşılığında dava konusu çekleri davalıya avans olarak verdiğini, ancak davalının bu çeklerin karşılığında mal tesliminde bulunmadığını ileri sürerek dava konusu ettiği üç adet çek nedeniyle davalıya ve 3. şahıslara borçlu olmadığının tespitine ve bu çeklerin iptalinine karar verilmesini talep etmektedir.

Davalı ise; tarafların arasında düzenlenen sözleşmeye konu ürünleri eksiksiz ve hatasız üreterek teslimatını gerçekleştirdiğini, davacı tarafın davalının edimini yerine getirmediği ve malları göndermediği yönündeki iddialarını kabul etmediklerini, haksız, usulsüz ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddinin gerektiğini savunmaktadır. Tarafların uyuşmazlık noktalarının ana başlıklarıyla; dava konusu edilen çekler karşılığında davalının davacıya mal teslimatı yapıp yapmadığı, bu çekler nedeni ile davacının davalıya borçlu olup olmadığı, bu çeklerin iptalinin gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.

Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).

Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.

Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).

Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nun 72/6. maddesi gereğince bedele dönüşen istemin temeli menfi tespit davasıdır.

Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nun 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Aynı ilkeler, HGK’nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 Esas, 2003/768 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir.

Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.

Bedelsizlik iddiası, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir.

Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir.

Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693).

Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.

Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def'î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def'înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.

Çek, 6102 sayılı TTK’nun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nun 670. ve devamı düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s.221).

Çek, 6102 sayılı TTK’nda tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s.268).

Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.

Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nun 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça "emre yazılı" kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur.

Ciro ise 6102 sayılı TTK’nun 683. maddesine göre cironun, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve "alonj" denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz.

Eldeki dava, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan çeklerin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını,

HMK'nun 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK'nun 202. maddesinde düzenlenen "delil başlangıcı" olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan çeklerin avans olarak verildiği halde karşılığında mal teslimi yapılmadığından dolayı bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778 maddesi atfıyla m. 687).

HMK'nun 202/2. maddesi; "Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendime karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." şeklindedir. Buna göre bir belgenin, delil başlangıcı olabilmesi için üç şartın birlikte bulunması gerekir: Delil başlangıcından bahsedebilmek için ilk olarak bir "belge" bulunmalıdır. Belgenin tanımı HMK'nun 199. maddesinde yapılmıştır. Anılan madde: "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan. kroki, fotoğraf film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." şeklindedir. Buna göre, delil başlangıcı olarak başvurulabilecek belgeler arasında yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları sayılabilir. Kanun'da belge tanımına giren unsurlar sınırlayıcı biçimde sayılmadığı için belge olduğu iddia ve ispat edilen her türlü unsura delil başlangıcı olarak dayanmak mümkündür. Belge kavramının Kanunun'daki tanımına bakınca ayrıca HMK'nun 200. maddesi anlamındaki her senedin bir belge olduğu, ancak her belgenin senet olmadığı da anlaşılmaktadır. Senet bir hakkın doğumu için gerekli olmasa da, ispatı için gerekli olabilir. Bir belge senet olabilir, ancak belge senedin şartlarını gerçekleştirmiyorsa, o zaman belgenin delil başlangıcı olma ihtimali ortaya çıkmaktadır. Buna göre senet ve belge kavramlarım mutlak surette birbirinden ayırmak gerekir. Belge kavramı kesinlikle üst bir kavramdır, zira senet niteliğini haiz her belge aynı zamanda bir senet teşkil etmektedir (Erdönmez. s. 1771). Eğer bir belge, senet vasfını haiz değilse, o zaman HMK'nun 202. maddesindeki şartları yerine getirmesi hâlinde delil başlangıcı olma ihtimali bulunmaktadır.

Senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuki işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (HMK'nun 202/1. maddesi). Delil başlangıcının varlığı hâlinde hâkim, hem delil başlangıcı hem de dinlenen tanık ve diğer takdiri delilleri serbestçe değerlendirerek bir karar verecektir (Erdönmez, Güray: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, İstanbul, 2017. s. 1841). İkinci olarak, belge, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olmalıdır. Bununla birlikte yazılı delil başlangıcı olan belgenin mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş bir irade açıklamasını taşıyan bir belge olması gerekli değildir (Kuru. s. 2291)" (YİBGK E. 2019/1, K. 2019/8T. 25/12/2019). Somut uyuşmazlıkta anılan koşullar gerçekleşmediğinden davacının tanık dinletme isteminin reddine karar verilmiştir.

Eldeki davalarda, davacının bedelsizlik iddiasına kanıt olarak gösterilen ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler uyarınca dava konusu çeklerin davacı tarafından davalıya satın alacağı mallar karşılığında avans olarak verdiği açıktır. Davacının ticari defter kayıtlarında dava konusu çeklerin karşılığında davacının davalıdan mal almadığı tespit edilmiştir. Davalının ticari defter kayıtlarında ise dava konusu çeklerin davacıya iade edildiği yönünde kayıt bulunmaktadır.

Tüm bu ticari defter kayıtlarının incelenmesinden görüldüğü üzere; avans olarak davalıya teslim edilen çeklerin karşılığında davalının davacıya mal teslim ettiğine ilişkin ve yine davalının ticari defter kayıtlarında dava konusu çeklerin davacıya iade edildiği yönünde kayıt bulunmakta olmasına rağmen davalının bu çekleri teslim ettiğine ilişkin delil bulunmadığı görülmektedir. Davalının cevap dilekçesinde çeklerin davacıya iade edildiğine dair savunması dahi yoktur.

Dosya kapsamına göre, davalı tarafından yemin deliline dayanılmış olması nedeni ile a davalı tarafa, davacıya yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmesi, yemin teklif edecekse yemin metnini sunması için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı davalı vekiline usulünce ihtar edilmiştir.

Davalı tarafından kesin süre içinde bu konuda beyanda bulunmamış ve yemin metni sunulmamıştır. Bu durumda davalının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmıştır. Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına ve yukarıda yapılan açıklamalara göre davaya konu edilen çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Dava dilekçesinde davacı tarafından dava konusu çekler nedeniyle davalıya ve üçüncü kişilere borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptali talep ve dava edilmiştir.

Menfi tespit davasında, davalı olarak kim taraf gösterilmiş ise, dava sonunda verilen karar, sadece ona karşı hüküm ifade eder. Davada taraf olmayan ve bu nedenle eldeki davadasavunma hakkını kullanamamış olan üçüncü kişilerin maddi hukuktan kaynaklanan haklarını etkiler nitelikte hüküm kurulamaz. Bu nedenle davacının, dava konusu çekler hakkında üçüncü kişilere borçlu olmadığının tespiti istemi hakkında karar verilmesini yer olmadığına karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Çekler, senette mündemiç olan hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülmesi mümkün olmayan kambiyo senetlerindendir. Kambiyo senetleri ciro ve teslim suretiyle el değiştirebilmektedir. Bir senetteki keşidecinin, senette lehtar ya da ciranta olarak alacaklı olan kişilerden birisine karşı borçlu olmadığı saptanacak olsa da senet ciro ve telsim ile iyiniyetli 3. kişiye teslim edilmesi halinde iyiniyetli 3. kişinin yetkili hamil olarak senede dayalı haklarını ciro zincirinde kendinden önce gelen kişilere karşı kullanma imkanını ortadan kaldıracak şekilde senedin iptaline karar verilmesi mümkün değildir. Zira, tedavül kabiliyeti olan kambiyo senetlerinde bu durum davada taraf olmayan 3. kişiler hakkında sonuç doğuracak nitelikte bir karar verilmesine sebebiyet verecektir. Somut olayda, dava konusu çekler yönünden; davacı ve davalı arasındaki hukuki ve ticari ilişkiyi bilmesi beklenmeyen 3. kişilerin mevcut hak ve sorumluluklarını etkiler mahiyette hüküm verilmesi yasal olarak olanaklı değildir.

Davacı tarafından işbu davada alınacak ilam ile 3. kişilerin haklarını etkiler şekilde, onların taraf olmadığı bir davada çeklerin iptalini istemesi hukuken mümkün değildir. Dava konusu çeklerin iptali isteminin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Menfi tespit davasının KABULÜ ile dava konusu edilen;

a)T.C. Ziraat Bankası Cumhuriyet/Erzurum Şubesi'nden verilen, keşidecisi davacı ... Malzemeleri Gıda Taşımacılık İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan, davalı ... Profil Boru Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi emrine keşiden edilen, 30/09/2021 keşide tarihli, ... çek numaralı, 370.000,00-TL bedelli çek,

b)T.C. Ziraat Bankası Cumhuriyet/ Erzurum Şubesi'nden verilen, keşidecisi davacı ... Malzemeleri Gıda Taşımacılık İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan, davalı ... Profil Boru Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi emrine keşiden edilen, 30/09/2021 keşide tarihli, ... çek numaralı, 1.000.000,00-TL bedelli çek,

c)Türkiye İş Bankası Erzurum Şubesi'nden verilen, keşidecisi davacı ... Malzemeleri Gıda Taşımacılık İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan, davalı ... Profil Boru Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi emrine keşiden edilen, 30/09/2021 keşide tarihli, ... çek numaralı, 600.000,00-TL bedelli çek nedeni ile DAVACININ DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

2.Dava konusu çeklerin iptali isteminin REDDİNE,

3.Dava konusu çekler hakkında 3. kişilere borçlu olmadığının tespiti istemi hakkında KARAR VERİLMESİNİ YER OLMADIĞINA,

4.492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 134.570,70-TL nispi karar ve ilam harcından dava açılırken peşin harç olarak alınan 170,78-TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 33.500,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 100.899,92-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

5.Davacı tarafça yapılan 59,30-TL başvuru harcı ve 170,78-TL peşin dava harcı ve 33.500,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 33.730,08-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı tarafça yapılan 3,50-TL dosya masrafı, 151,50-TL e-tebligat gideri, 4,00-TL KEP gideri, 517,20-TL posta masrafı, 9.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.176,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

7.Davalı tarafça yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

8.6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

9.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve taktir olunan 276.700,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10.Hükmün mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

11.Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/10/2024 Başkan ***

(e-imzalıdır)

Üye ***

(e-imzalıdır)

Üye ***

(e-imzalıdır)

Katip ***

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog