Aramaya Dön

19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/235
Karar No
K. 2025/97
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/235 Esas
KARAR NO: 2025/97
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 17/07/2023
KARAR TARİHİ: 17/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olduğunu, davalının itirazı üzerine söz konusu takip icra dairesince durdurulduğunu, dava konusu alacak davalının haksız fiilinden kaynaklandığını, uyuşmazlığın kaçak elektrik tüketiminden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın haksız fiil hükümlerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinin, açılacak davalarda genel mahkemeler yetkili bulunduğundan sebep görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, alacaklı olan müvekkil şirketin ödeme ve dava zamanındaki yerleşim yeri ... Mah. ... Cad. No: ... Kağıthane/İstanbul olduğundan yetkili mahkemeler İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın kabulüne,

Küçükçekmece İcra Müdürlüğü 2023/... Esas dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı yanın %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini, talep etmiştir.

CEVAP

Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, davaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.

GEREKÇE

Dava, kaçak elektrik kullanımı sebebiyle başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.

İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.

İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.

Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. ... BAM ... HD’nin 2024/... Esas ve 2024/... Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip alacağı, davalının sözleşmesiz olarak elektrik kullanması sebebiyle kaçak kullanıma dayalı fatura alacağına dayanmaktadır.

Kaçak elektrik kullanımı iddiasının davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacının düzenlediği tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığından, tutanak dışında tanık, fotoğraf, video gibi diğer delillerin de sunulması gerekir. Somut olayda davacı taraf, borç doğuran faturayı ibraz etmiş, kaçak kullanıma ilişkin başka hiçbir belge sunmamıştır.

Davacı vekiline tensip zaptı ile bu hususta mahkememizce kesin süre verilmiş ise de, davacı tarafından kaçak kullanım tutanağı, görüntü veya kaçak kullanımı gösteren hiçbir delil dosyaya ibraz edilmemiştir.

Davacı vekilince sunulan tüketim endeksi tablosu, tüketimi göstermekle beraber, elektriğin kim tarafından kullanıldığını göstermediğinden tek başına davalının sorumluluğunu ispatlamaya yeterli değildir.

Davacı vekilinin, “fazlaya ilişkin evrakların” müvekkilinden celbi talebi usul ve yasaya uygun değildir. Zira davacı taraf, elindeki belgeleri dava dilekçesinin ekinde mahkemeye sunmak zorundadır. HMK md. 121 hükmü “Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.” şeklinde olup, davacının elindeki belgeleri dava dilekçesi ile birlikte sunması gerektiğini düzenlemektedir. Basit yargılama usulüne ilişkin 318. maddede “Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.” şeklinde delillerin ikamesi düzenlenmiştir. Söz konusu yasa maddelerine göre davacı elindeki belgeleri dava dilekçesinde sunmak zorunda olup, davacının sunmadığı delilerin mahkeme tarafından davacının kendisinden celbedilmesi usulü hukukumuzda yer almamaktadır. Davacının davasını vekille takip etmesi de bu sonucu değiştirmemektedir. Kaçak kullanıma ilişkin tutanak ve diğer belgelerin icra takip dosyasında da yer almadığı görülmüştür. Dolayısıyla davacı, kaçak elektrik kullanımına ilişkin iddiasını, kaçak kullanıma ilişkin hiçbir delili usulüne uygun olarak dosyaya ibraz etmediğinden ispatlayamamıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının kaçak elektrik kullanımını ispat edememesi sebebiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;

1.Davanın REDDİNE

2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 181,12-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

5.Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/02/2025 Katip ... Hakim ... ¸

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.