10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Davacının davalı şirketin palı hisse senedine sahip olan ...'un yasal mirasçısı olduğunu, muris ...'un 1969 yılında kurulan şirkete belli oranda nakit para yatırarak şirket kurulmasında aktif rol oynadığını ancak murisin ilgili şirket hissedarı olmasına karşın şirketin kurulmasından bu yana herhangi bir kar elde edemediğini, anonim şirketlerde ortaklık hakları hisse senetleri ile temsil edildiğini, hisse senedinin maliki kim ise o kişinin ortak olduğunu, ilgili şirketten kar elde edememesinin yanı sıra hissedar olmanın hiçbir hukuki hakkını da yaşayamadan vefat ettiğini, hisse senetleri sahipleri TTK uyarınca, temettü hakkının yanında yönetime katılma hakkı, rüçhan hakkı, bedelsiz pay alma hakkı, tasfiyeden pay alma hakkı, bilgi edinme hakkı gibi birçok haklara sahip olduğunu, muris sahip olduğu paylı hisse senediyle bir hissedarın sahip olması gereken hiçbir hakka sahip olamadığını, davalı tarafla dava şartı olan arabuluculuğa gidildiğini ancak olumlu sonuç alınamadığını, haklı alacağının tarafında ödenmesine, ortaklık sıfatına haiz murisin hak ve alacaklarının yasal mirasçısı olan davacıya ödenmesine, davanın kabulü ile davacı yasal mirasçıya hak ve alacaklarının belirlenerek ilgili toplam rakamın davalıdan işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava esas açısından hiçbir şekilde kabul edilmemekle beraber öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava esas açısından hiçbir şekilde kabul edilmemekle birlikte davacı yanın terekeye ilişkin olan işbu davayı tek başına açması mümkün olmadığını, bu davanın terekeye ilişkin bir dava olduğunu, muris ...' un mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcut olduğunu, iş bu sebeple davacı Serat Beyazkurt' un tek başına bu davayı açma yetkisi bulunmadığını, bu açıdan da davanın reddi gerektiğini, davacı yanın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00-TL bedelli kısmi dava açıldığını, hangi alacak kalemi için hangi bedelde dava açtığı hususunun sayın mahkemece ön inceleme duruşmasına geçilmeden açıklattırılmasını ve eksik harç yatırılması durumunda davacı tarafa eksik harcın tamamlatılması için kesin süre verilmesini, verilen kesin sürede harcın tamamlanmaması durumunda davanın Usulden reddine karar verilmesini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak aydı ile, öncelikle usule ilişkin itirazlarının değerlendirilerek davanın usulden reddine, keza davacı tarafın açmış olduğun iş bu davanın esasına girilmesi durumunda haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; tespit davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede;
Davacı vekili müvekkilinin davalı ...A.Ş'nin paylı hisse senedine sahip olan ...'un yasal mirasçısı olduğunu, Muris ... 1969 yılında kurulan şirkete belli oranda nakit para yatırarak şirketin kurulmasında aktif rol oynadığı ancak murisin ilgili şirket hissedarı olmasına karşın şirketin kurulmasından bu yana herhangi bir kar elde edemediğini beyan ederek davanın kabulü ile davacı yasal mırasçıya hak ve alacaklarının dava tarihi itibariyle miktarının ve bugüne kadar kendisine ödenmemiş bulunan kar paylarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; aktif husumet ve zaman aşımı itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup verilen kesin süre içerisinde sunduğu mirasçılık belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir. TMK’nın 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden daavacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle davasının REDDİNE,
2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 435,50-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-7) göre hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
6.Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
7.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/01/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)