13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının uluslararası taşımacılık işiyle uğraştığını ve sektörün önde gelen isimlerinden olduğunu, davacının davalı ile işbu davaya konu olan taşımadan önce de taşımacılık sebebiyle ticari ilişkisi bulunduğunu, somut olayda ise, davacının davalı ile ----- Türkiye'ye emtiaların taşınması konusunda anlaşıldığını, davalının bu anlaşma kapsamında ------plakalı araç ile emtiaları taşımış ve alıcısına teslim ettiğini, konuyla ilgili gerekli belgeler ve hamule senedi düzenlendiğini, davacının, taşıma yapıldığı için konuyla ilgili olarak taşıma ücreti hakkında 10.01.2022 tarihli 2.000,00 Euro'luk fatura düzenlediğini, davalı yapılan taşımaya rağmen anlaşmaya aykırı davranarak, taşıma bedelinin bakiye kısmı olan 769,74 Euro'yu ödemediğini, davalı tarafın, taşıma işi ve bedeli hakkında düzenlenen 10.01.2022 tarihli faturaya süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yapılan bir itirazının bulunmadığını, hatta davalının faturanın bir kısmını da ödediğini, ancak bakiye kısmın bir gerekçe olmaksızın ödenmediğini, bu bağlamda davacının fatura içeriğini kabul ettiğini, dolayısıyla davacının alacaklı olduğunun da sabit olduğunu, bu nedenle itirazın iptal edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabulü ile ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline, icra takibinin 769,74 Euro asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca bir yıllık Euro mevduata uygulanan en yüksek faiz ile devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından düzenlenen 10.01.2022 tarihli 2.000,00 Euro bedelli fatura bakımından davalı şirket kayıtları incelendiğinde ödemenin yapıldığı, bakiye herhangi bir borcun bulunmadığı tespit edilmediğini, ayrıca davalı firma tarafından dosyaya sunulan kayıtlar incelendiğinde, 31.12.2022 tarihinde ----- Kur Farkı açıklamasıyla 769,74 Euro bedelli bir kayıt açıldığının görüldüğünü, bu noktada müvekkili şirket tarafından kendisine fatura edilen bedellerin Euro olarak ödendiğini, işbu nedenle herhangi bir kur farkının söz konusu olamayacağını, nitekim kur farkına dair bir yansıtma yapılacak ise öncelikle tarafların mutabık olması gerektiğini, taraflar arasında bu neviden yazılı bir anlaşma bulunmadığını, davalı şirket tarafından eksiksiz bir biçimde fatura bedeli düzenlendiği para cinsinden döviz olarak ödendiğini, işbu halde davacı tarafından herhangi bir yasal dayanağı bulunmaksızın haksız bir biçimde kur farkı kaydı açıldığını, işbu halde davalı şirketin bakiye borcunun bulunduğunun iddia edilmesinin abesle iştigal olduğunu beyan ederek davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu bu davanın reddine, İcra takibinin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığından değerin % 20’sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER
----- İcra Dairesi'nin ---- Esas Sayılı dosyası, BA BS formları, bilirkişi raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, -----. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir. Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2.Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3.İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
4.Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
5.Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir. ---- BAM ----. HD ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı; "Satış bedelinin Euro olarak kararlaştırıldığı, ödemelerin TL olarak yapıldığı sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kur farkı alacağının ödenmesi ile ilgilidir. Davacı ödemelerin vadesi sona erdiğinde 5959,12-Euro kur farkı olduğunu, davalı ise kur farkı faturasının kendilerine tebliğ ve itirazları olmaması halinde ödenmesinin söz konusu olduğunu, kendilerine itiraz hakkı tanıyan faturanın tebliğ edilmediğini savunmuştur.
Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay ---- HD’nin 10/04/2018 tarihli ----- sayılı kararı; 19/12/2017 tarihli ---- sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay ----- HD 05/12/2019 ----- Karar).Diğer taraftan kur farkı talepleri, kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Bu durumda kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay ----- HD. T.----.Somut olayda taraflar arasında kur farkı ödenmesi ile ilgili sözleşme bulunmaktadır. Taraf defterleri arasındaki farklılığın yapılan ödemelerden değil, kur farkı faturasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kur farkı alacağını öngören sözleşme ve taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğundan davalı, davacının kur farkı nedeniyle oluşan cari hesap alacağından sorumludur. Bunun için ayrıca fatura düzenlenmesi gerekmediği gibi, düzenlenmemiş olması da alacağın varlığına engel teşkil etmemektedir.
Bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacının kur farkından kaynaklanan alacağının hesaplandığı dikkate alındığında, mahkemece davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır." şeklindedir.
Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, yapılan bilirkişi incelemesi ile takip tarihi itibariyle davalıdan 22.904,30 TL karşılığı 769,74 Euro alacaklı olduğu, iş bu alacağın 10.01.2022 tarihli ----- seri no.lu 2.000 Euro tutarlı faturanın kalan bakiyesinden kaynaklandığı, işbu faturanın davalı taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu, tarafların ticari defter kayıtlarındaki 769,74 Euro tutarındaki devir bakiyesindeki uyumsuzluğun aşağıda yer verilen nedenlerden kaynaklandığı görülmüştür.
1.Davacının 30.01.2021 tarihli ----- seri no.lu 4.400 Euro karşılığı 39.106,32 TL tutarlı faturasının, davalı tarafından 38.946,58 TL karşılığı olarak kayıtlara alınmasından. (Davalının defterlerinde 4.375,43 Euro olarak kayıtlı olan 30.01.2021 tarihli ----- seri no.lu faturanın 4.400,00 Euro olduğu.)
2.Davacının 24.12.2021 tarihli ----- seri no.lu 50,00 Euro karşılığı 649,59 TL tutarlı faturasının, davalı tarafından 49,93 Euro karşılığı 649,65 TL olarak kayıtlara alınmasından. (49,53 Euro olarak kayıtlı olan 24.12.2021 tarihli ------ seri no.lu faturanın 50,00 EURO) olduğu.)
3.Davacının 23.09.2021 tarihli ----- seri nolu 697,00 Euro tutarlı faturasının davalının defterlerinde kayıtlı olmamasından. (Davalının defterlerinde kayıtlı olmayan 23.09.2021 tarihli ---- seri no.lu 697,00 Euro tutarlı faturaya davalı tarafından yasal sürede içerisinde itiraz edildiğine dair dayanak belge bulunmadığı, faturanın mail ortamında davalı tarafa tebliğ edildiği.)
4.Davacının 29.07.2020 tarihli ----- seri no.lu 2.610,00 Euro karşılığı 21.100,55 TL faturasına istinaden davalının yapmış olduğu 30.10.2020 tarihli 21.132,39 TL tutarlı ödemenin, davacı tarafından 9.6056 kur üzerinden 2.200 Euro olarak davalı alacağına kayıt edilmesinden. (30.10.2020 de kur 9,63 = 2.194 EURO olması gerekirken davacı tarafça 2200 Euro olarak kayıt yapıldığı.)
5.Davacının 01.06.2021 tarihli ----- seri no.lu 4.350,00 Euro karşılığı 45.159,96 TL tutarlı ve 01.06.2021 tarihli ------ seri nolu 4.350,00 Euro karşılığı 45.159,96 TL tutarlı olmak üzere toplam 8.700 Euro (90.319,92 TL) tutarlı faturalarına istinaden davalının yapmış olduğu 20.08.2021 tarihli 90.319,92 TL tutarlı ödemenin, davacı tarafından 9.9670 kur üzerinden 9.061,90 Euro olarak davalı alacağına kayıt edilmesinden kaynaklanmaktadır.(20.08.2021 de kur 9,98 = 9.050,09 EURO olması gerekirken davacı tarafça 9.061,90 Euro olarak kayıt yapıldığı.)
Neticeten; davalı tarafın 1 ve 2 nolu bentte yer alan farklılıkları defterlerine eksik işlemiş olduğu, bu nedenle davacı taraf defterlerinin esas alınması gerektiği, 3. bentte yer alan farklılığa ilişkin dayanak belge sunulduğu, faturanın mail ortamında davalı tarafa iletildiği ve faturanın kabul edildiği ancak kayıtlara alınmadığı, 4 ve 5 nolu bentte yer alan farklılıklarda ise davalı ödeme tarihindeki kuru esas alarak yapılan ödemeyi defterlerine kaydetmesi gerekirken yapılan ödemeleri borcun tamamı ödenmiş olarak borcundan mahsup ettiği, ancak ödeme tarihlerindeki kurlar esas alındığında yapılan ödemelerin eksik olduğu bu haliyle davacı tarafa defterlerinde yer alan kayıtlara itibar edilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde;
İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli,-----. sayılı ilamı)
Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluşmadığından davacı vekilinin davalı şirket yönünden icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede; Tarafların talepleri dikkate alınarak 6100 sayılı HMK'nin 331/1, 332/1 maddeleri gereğince aynı yasanın 323.maddesinde sayılan yargılama giderlerinin, davanın kabul edilmiş olması nedeniyle davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yine davanın kabul edilmiş olması nedeniyle hazineye gelir kaydedilmek üzere davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir. Vekalet ücreti bakımından yapılan değerlendirmede;
Yargıtay ---- HD nin ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı; "....yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava tarihindeki kur üzerinden hesap edilen dava değerine göre vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmasına...", şeklindedir. (aynı yönde Yargıtay -----HD ----Esas --- Karar, Yargıtay ------. HD nin -., Yargıtay ----HD nin -----, Yargıtay -----. HD nin ------ sayılı ilamları.) ----- BAM ---- HD nin ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı; "... Yabancı para alacağına ilişkin davalarda, dava değeri dava tarihi itibariyle Türk parası karşılığı üzerinden belirlenir. Aksinin kabulü, dava değerinin yargılama sırasında değişmesi sonucunu doğurur. Bu nedenle yabancı para alacağına ilişkin davalarda vekalet ücreti hesabında hükmolunan alacağın dava tarihindeki kur karşılığı ve karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınır. Harç da dava tarihindeki kur karşılığı üzerinden hesaplanır. Somut olayda mahkemece harç ve vekalet ücretinin dava tarihindeki kura göre belirlenmesi gerekirken karar tarihindeki kura göre hesaplama yapılması doğru değildir..." şeklindedir. (Aynı yönde ----- BAM ----. HD ---- Esas ----- sayılı ilamı)
Her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava değerinin dava tarihi itibariyle Türk parası karşılığı üzerinden belirleneceği, aksi halde dava değerinin yargılama sırasında değişmesi sonucunun ortaya çıkacağı anlaşılmakla mahkememizce yabancı para alacağına ilişkin açılan huzurdaki davada dava tarihindeki kur ve karar tarihindeki tarife hükümleri esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmiştir.
-Davanın KABULÜ ile davalının
1.----. İcra Dairesi'nin ----- Esas Sayılı dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 769,74 EURO asıl alacak üzerinden devamına, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile asıl alacak olan 153,94 EURO'nun takip tarihindeki TL karşılığı olan (153,94 EURO x 21,51 TL) 3.311,24 TL nin %20'si oranındaki 662,24 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takip tarihinden alacak tamamen ödeninceye kadar asıl alacağa 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının EURO için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizinin uygulanmasına,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.648,90 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 329,57 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 1.319,33 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 329,57 TL peşin harç toplamı olan 599,42 TL ile yargılama gideri olarak yapılan 3.070,00 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 24.138,58 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5.Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.