9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2024/12460 E. , 2025/65 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 46. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı Hastanede alt işverenler nezdinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçtiğini, davacının kadroya geçişi sırasında davalı Kurum ve davacı arasında imzalanan sözleşme gereği ücretinin asgari ücretin %61 fazlası oranında belirlendiğini, ancak davalı Kurum tarafından sözleşmede yazılı oran uygulanmadan eksik ücret ödemesi yapıldığını, davacının sendika üyesi olduğunu, üyesi olduğu sendika ile davalı arasında bağıtlanan 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi gereği ikramiye ödemesi yapılması gerektiğini ileri sürerek fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının ücretinin belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23/6 hükmü uyarınca esas alınacak toplu iş sözleşmesi hükümlerinin belirlendiğini, 01.01.2019 tarihinden geçerli %4 oranında zam yapılacağının belirlendiğini, davacıya söz konusu zamların uygulandığını, davacının asgari ücretin belirli bir yüzdelik oranda fazlasını almasını gerektirir iş sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle hastane tarafından yapılan ücret ödemesinin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. ve 62. maddelerinde yer alan düzenlemeler gereği işverenin, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabileceği ve işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamayacağı, kamudaki sürekli işçi kadrolarına geçişin, geçiş anındaki ücret seviyesine göre olacağı, somut olayda, davacı ile davalı Kurum arasında, sürekli işçi kadrosuna geçenlere özgü yapılan tip belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde, davacının ücretinin geçişin yapıldığı tarihten itibaren asgari ücretin %57 oranında fazlası olarak tespit edildiğinin anlaşıldığı, ancak 2019 yılından itibaren davacı ücretinin sözleşmede yer alan bu oran gözetilmeden sadece toplu iş sözleşmesinde öngörülen oran uygulanarak eksik belirlendiğinin anlaşıldığı, bu nedenlerle davacının dönemsel ücretlerinin eksik hesaplandığı ve ödendiği belirlendiğinden davacının fark ücret alacağı, fark ilave tediye alacağı ve fark ikramiye alacağı taleplerinin yerinde olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kamuda sürekli işçi kadrosuna geçişi sırasında yapılan iş sözleşmesiyle ücreti asgari ücretin % olarak belirli bir oranda fazlası olarak tespit edildiğinden emsal Yargıtay kararları uyarınca davacının fark ücret talebinin yerinde olduğu, bilirkişice yapılan hesaplamaya esas dönem itibarıyla arabuluculuk aşamasının yerine getirilmiş olduğundan davalının bu yöne ilişkin istinaf başvurusu isabetsiz olduğu, faiz türü ve başlangıcının doğru belirlendiği, davalının harçtan muafiyetinin gözetildiği ve arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak haklılık oranında paylaştırıldığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönlerden de isabetli olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Davalı ...
vekili temyiz dilekçesinde;
1.Davacının kadroya geçmesiyle birlikte imzalanan sözleşmenin ikale sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve bu sebeple davacının kadroya geçiş öncesinde alt işverenlerle yapmış olduğu sözleşmenin toplu iş sözleşmesiyle bütünü ile ortadan kalktığını,
2.Kararın hukuka aykırı olduğunu ve davacının müvekkili Kurumdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, faiz türleri ve faiz başlangıçları yönünden hatalı hüküm kurulduğunu,
3.6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun toplu iş sözleşmesinin hükmü başlıklı 36. maddesinde yer alan düzenleme ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2017 tarih ve E.2017/22-887 sayılı kararı gereğince bireysel iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmesi hükümlerinin bire bir, tek tek ya da bütün olarak değil, konuların gruplandırılarak karşılaştırılması gerektiğini,
4.İş sözleşmesinde belirli bir oran yazmış olsa bile bu oranın geçersiz olduğunu, müvekkili İdarenin bilgisi dahilinde olmadan yazılan söz konusu oranların usule ve hukuka uygun olmadığını,
5.Ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak üzerine %4 oranında zam yapıldığını, herhangi bir ücret indirimine gidilmediğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçen davacının ücretinin tespiti ile fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, hesaplama yöntemi ve vekâlet ücreti hususlarına ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alına alacak kalemlerinin toplamı 94.284,78 TL olup buna göre karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin 15.085,57 TL olması gerekirken yazılı şekilde 48.142,39 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.
Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin (5) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılarak “5-Kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 15.085,57 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı ... muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.