5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2024/3763 E. , 2024/9180 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., Öveçler Mahallesi 27793 ada 7 parsel sayılı taşınmazda müşterek malik olduğunu, taşınmazın onaylı imar planında park ve rekreasyon alanında kaldığını davalı ... tarafından kamulaştırma yapılmadan Öveçler Vadisi Rekreasyon Alanı Yapım İşi projesi kapsamında taşınmaza fiilen el atılarak park ve rekreasyon alanı olarak düzenlendiğini, davalı ... tarafından müvekkilinin taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davada idari yargının görevli olduğunu, müvekkili belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili idareye yönelik taşınmaz bedeli talebinin incelenmesinin belediyenin taşınmaza fiili ve kalıcı olarak el atılması veya dava konusu yerin yetkisi ve sorumluluğunda olması durumunda mümkün olduğunu, dava açmadan önce uzlaşma yolunun tamamlanması gerektiğini, dava konusu parselde müvekkili idarece kamulaştırma zorunluluğu olmadığını, ve el atma olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı payının öncesinde emsal artışı karşılığında tapudan rızaen terkin edildiği için bedelin istenemeyeceğini, hisse üzerinde yolsuz tescil olduğuna dair şerh bulunduğunu, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararlarının dikkate alınmadığını, 12 nolu plan notunun iptali üzerine yeniden düzenleme yapıldığını, plan tadilatlarının 2022 yılında askıya çıkartıldığını, dava konusu parselin imar planında özel spor alanı olarak ayrıldığını ve fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediğini, yargı yolu nedeniyle davanın reddi gerektiğini ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ..., Öveçler Mahallesi sınırları içerisinde bulunan arsa vasıflı 27793 ada 5 parselin ifrazı ile oluşan 27793 ada 6, 7 ve 8 parsellerin Öveçler Vadisi'ni oluşturduğu, Öveçler Vadisi Rekreasyon Alanı Yapım İşinin 6 parselden başlayarak 7 ve 8 parsellerde dahil olmak üzere tüm vadiyi kapsadığı, çalışmaların ... tarafından yürütüldüğü, parselin kamulaştırma ortaklık payı hisselerinden oluştuğu ve taşınmaza bitişik 27793 ada 6 parselde spor, rekreasyon ve yürüyüş yolları ile otopark alanlarında inşaatının devam ettiği, dava konusu 7 parselde de şev düzenleme çalışmalarına başlanıldığı, ulaşım yollarının beton bloklarla kapatıldığı, hafriyat döküldüğü, 50-100 metre yakınına kadar ağaçların dikilerek ortak projenin bir parçası haline geldiği, bazı gecekonduların yıkıldığı ve belediyenin uygulamaya koyduğu plan ve proje bütünlüğü göz önüne alındığında imar planında özel spor alanı olarak ayrılmasına rağmen davalı tarafından Öveçler Vadisi Rekreasyon Alanı Yapım İşi kapsamında fiilen el atma olgusunun gerçekleştiği, aynı taşınmazın paydaşları tarafından açılan davalarda tespit edilen bedellerin gerek Yargıtay gerekse Dairemiz denetiminden geçerek kesinleştiği, emsal incelemesi sonucu yapılan kıyaslamalarla belirlenen bedel ile güçlü delil niteliğindeki onanarak kesinleşen birim fiyatların iş bu dava tarihine eskale edilmesi suretiyle bulunan bedel ile uyumlu olduğu anlaşılmış olup arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilmesinin doğru olduğu; davacının payını kamuya terkine ilişkin işleminin Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 81154 nolu parselasyon planı ile dayanağı Dikmen Doğu Yakası 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli ... planındaki ‘tüm konut alanlarında parselasyon planıyla çıkacak kamulaştırma miktarının bedelsiz terk edilmesi halinde inşaat yoğunluğunun arttırılmasına ilişkin 12 nolu plan notuna" dayalı olarak yapıldığı ancak söz konusu plan ve plan notunun Ankara 17. İdare Mahkemesinin Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşen 11.06.2014 tarihli ve 2013/1156 Esas, 2014/706 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği bu şekilde taşınmazın eski haline döndüğü, söz konusu idari davadaki hüküm davacı hakkında verilmese bile iptal edilen bu plan notu genel düzenleyici idari işlem niteliğinde olduğundan davacı payı yönünden de bağlayıcı nitelik taşıdığı göz önüne alındığında, bedelsiz terkin işleminin iptal kararı ile geçersiz hale geldiği, zira davacı tarafından ihya hukuki sebebine dayanarak Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/72 Esas, 2017/100 Karar sayılı dosyasında açılan davada davacıya ait 307.23 m²lik hissenin davacı adına tapuya tesciline dair kararın yargı denetiminden geçerek kesinleştiği ve tapuda tescilin sağlandığı da dikkate alındığında taşınmazdaki davacı payı bedelinin davalı idareden tahsiline, dair kararda usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak 26.11.2022 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” düzenlemesi yapılmıştır. kanun koyucu tarafından daha önce 09.11.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasındaki fiili el atmalarda maktu harca hükmedilmesi gerektiği 6487 sayılı Yasa değişikliği ile kabul edilmiş olup, bu Yasa halen yürürlükte olduğundan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile 04.11.1983 tarihinden sonra yapılan fiili el atmalarda da maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin amaçlandığının kabulü gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle;
istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
4.2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının 27793 ada 7 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğu gözetilerek, işbu taşınmazdaki payına ilişkin olarak, taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde, aynı bölgeden Dairemize intikâl eden paydaş dosyaları dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Dava konusu 27793 ada 7 parsel sayılı taşınmazın diğer 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte Öveçler Vadisini oluşturduğu, taşınmaza bitişik 27793 ada 6 parselde spor, rekreasyon ve yürüyüş yolları ile otopark alanlarında inşaatının devam ettiği, dava konusu 7 parselde de yerleşim yeri iken, üzerinin boşaltıldığı, şev düzenleme çalışmalarına başlanıldığı, ulaşım yollarının beton bloklarla kapatıldığı, hafriyat döküldüğü, 50-100 metre yakınına kadar ağaçların dikilerek ortak projenin bir parçası hâline getirilmek suretiyle taşınmaza, imar planında özel spor alanı olarak ayrılmasına rağmen davalı idare tarafından Öveçler Vadisi Rekreasyon Alanı Yapım İşi kapsamında fiilen el atılmış olduğu anlaşılmaktadır.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
5.7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
6.Öveçler Vadisi Rekreasyon Alanı Yapım İşi kapsamında filen el atılan taşınmazda davalı idarenin taşınmazda paydaş olduğu gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile maktu harca hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR
1.Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2.Dairemizce resen yapılan inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden çıkartılmasına, yerine "Karar tarihi itibarıyla alınması gereken 86.046,21 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan170,08TL ile ıslah ile alınan 21.340,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 64.534,66 TL harcın davalı idareden tahsili ile Hazineye irat kaydına," cümlesinin yazılması ve hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinden "80,70 TL ilam harcı" kısmının ve "2.872,00" sayısının çıkarılması, yerlerine sırasıyla " toplam 21.511,55 TL harç" ile "24.302,85" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.