1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2021/868
- Karar No
- 2024/1202
- Karar Tarihi
- 05.12.2024
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalılar ile birlikte davalı şirketin kurucu ortakları olduğu, davacının yatırımcı ortak konumunda olduğu, şirketin gündelik işleriyle ilgilenmediği, davacının yurt dışında bulunan tanıdık ve müşterilerinin satım sayesinde ürünlerin pazarlandığı, davacının şirkete önemli miktarda borç para verdiğini, ancak süreç içerisinde davalı .... tarafından şirket kasasının boşaltıldığı, şirket alacaklarını tahsil edemediği, davalıların şirketin borçlarını ödemediği, davalı ....'ın rakip işletme durumundaki dava dışı şirkette müdürlük yaptığına dair duyumlar almaya başladığını, davalı şirket müdürlerinin doğrudan maddi ve manevi tazminat zararlarının tazmini için bu davanın açıldığını bu sebeple şirkete tedbiren kayyım atanmasını, davalı müdürlerin mal varlıklarına ve hesaplarına tedbir konulmasına doğrudan ve dolaylı zarar nedeniyle haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'sinin davalı şirket müdürlerinden alınarak davacıya verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın şirkette .... ile münferiden müdür olduğu ve istifa ederek görevinden ayrıldığı, Şirket ortaklarının bir yandan yabancı uyruklu olması ve ülke dışında olmaları, diğer yandan Mart/2020 itibariyle COVID- 19 salgınına bağlı olarak tüm genel kurulların alınan tedbirler kapsamında ertelendiği, bu nedenle genel kurul yapılamadığı, sonrasında 29.09.... tarih .... sayı ve 04.11... tarih ... sayılı ticaret sicil gazetesinden de görüleceği üzere davalı ... 'nun iki kez genel kurulu toplantıya çağırdığı ancak davacının söz konusu toplantılara katılmadığı, şirketin 3.894,45 TL dışında tüm vergilerinin ödendiği, demirbaş ve otomobillerin değerinde satıldığı, demirbaşların değerinin tahsil edilemediği ancak otomobilin bedelinin nakit olarak tahsil edildiği ve şirket hesabına yatırıldığı, sonrasında virman yolu ile ortaklar hesabına yatırılarak cari hesabın kapatıldığı, cari hesap ödemelerinin resmi olarak davalı şirket hesaplarına alındığı, bir kısım ödemelerin ise müşteriler tarafından davacı ile diğer davalı ortağın Ürdün'deki .... şirketine gönderildiği, ödemelerin gönderildiği hesaptan davacının bizzat para çektiği ve bu paraların bu kapsamda gönderildiğinden haberdar olduğu, vergi dairesince tahakkuk edilmemiş doğmamış ve doğması muhtemel dahi olmayan hayali para cezası yaratıldığı, satılan bilgisayar programının tahsilatının yapıldığı ve işlemin sadece 23.000.-USD ile sınırlı olduğu, 46.000.-USD tutarının gerçekçi olmadığı, ...'nun kurduğu ve ...'ın müdürü olduğu .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ... firmasına ait işyerinin bir odasını 1.000-TL karşılığında 6 ay için kiraladığı, bir odaya ilişkin kira bedelinin 100.000-TL olduğu yönündeki beyanın hayatın olağan akışına aykırı, gerçek dışı ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğu, davacı tarafın iddia ettiği gibi kazanç aktarımı veya rekabet yasağının ihlal edildiği iddiasının asılsız olduğu ve ispat edilmesi gerektiği, Şirkete 114.944-USD borç verilmediği, bilakis sermaye ödeme borcunun yerine getirilmediği, kar dağıtımı yapıldığı iddiasının gerçek olmadığı ve mühendise yapılan ücret ödemelerinin şirket kayıtlarında yer aldığı, çalışana ödenen ücretten başkaca ne kastedildiğinin anlaşılamadığı, davacı tarafın mühendise yapmış olduğu ödemenin tamamen kendi insiyatifinde olduğunu beyan etmektedir. Cevaba cevap dilekçesi özetle:
1.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde "Müvekkil 17.05.2021 tarihinde netmiştir. İstifası sonrası hiçbir iş ve eylemden sorumlu değildir" dediği, öncelikle, Davalı ... için müdürlük görevinin 24.11.2021 tarih ve 3 sayılı Şirket genel kurul kararıyla sona erdiği, (EK- 1: TTSG) ayrıca bir ün bir zarardan sorumluluğunun bulunması için bu zararın müdürün görev süresi içindeyken doğmasının zorunlu olmadığı, zararın doğumuna sebebiyet veren eylem veya işlemin müdürün görev süresi içerisinde yapılmasının gerekli ve yeterli olduğu, 2)Davalı vekilinin "Davacı ortak olarak şirkete taahhüt etmiş olduğu sermayenin kalanı halen ödenmemiştir... davacı, davalı şirkete borçludur." iddiasında olduğu, oysa Sayın Mahkemeye ibraz ettikleri 14.09.2021 tarihli Özel Amaçlı YMM Raporuyla da gösterildiği üzere, şirket sözleşmesiyle taahhüt edilen sermaye borcu ödenmiş olup, davacının bir sermaye borcu olmadığı, 3)Davalı vekili "ödemeler resmi olarak davalı şirkete alınmış, bir kısım ödemeler ise... şirketine Müşterilerimizce gönderilmiştir... bu ödemelerin kimlerce hangi hesaba yatırıldığının tespiti için ilgili müşterilere müzekkere yazılmasını, gönderilen banka hesap dökümlerinin istenmesini talep ederiz" demektedir. Yani davalı vekili ... şirketinin bir kısım alacakları kasten tahsil etmediğini ikrar ettiği, davalı müdürün 6102 sayılı Kanun uyarınca yükümlülükleri karşısında, şirket alacağını tahsil etmemesinin ya da iddia ettiği gibi başka bir şirkete yönlendirmesinin hukuki dayanağının ne olduğunun ise belirsiz olduğu, dolayısıyla Sayın Mahkemece ... şirketinin müşterileriyle akdettiği tüm sözleşmelerin ve ticari yazışmalarının (e- posta yazışmaları dahil) celp edilmesini talep ettiği, 4)Cevap dilekçesinde "Davalı ... ile davacı arasında yapılan anlaşma gereği şirket kurulabileceğine dair taraflarca karşılıklı muvafakatname imzaladıklarına ilişkin belgenin çevirisini de dilekçe ekinde sunuyoruz" iddiasının ileri sürüldüğü, a)Dilekçe ekinde sunulan evrak incelendiğinde Davalılardan .... adlı şahsın bu evrakın bir tarafı olmadığının veya bu evrakta kendisiyle ilgili bir beyana yer verilmediğinin görüldüğü, dolayısıyla bir an için bu evrak geçerli kabul edilse dahi bu evrakın davalı ... için cari rekabet yasağını ortadan kaldırmadığı, b)Bir evrakın müdür veya ortak için rekabet yasağını kaldırabilmesi için bazı hukuki koşulları taşıması gerektiği, yani alelade bir evrakla rekabet yasağının kaldırılamayacağı, 6102 sayılı Kanun m. 613 ve m. 626 hükümleri uyarınca, rekabet yasağının kaldırılmasının (es: sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise) ancak ortaklar genel kurulunda alınacak bir kararla mümkün olduğu ve bu kararda hakkında rekabet yasağı kaldırılacak kişilerin oy hakkının bulunmadığı, davalı vekili tarafından sunulan evrak bir ortaklar genel kurulu kararı vasfında olmadığından bu evrakla geçerli bir şekilde rekabet yasağının kaldırıldığından söz edilemeyeceği, e)Davalı vekili tarafından hukuki niteliğinin bir "muvafakatname" olarak ifade edildiği, öncelikle bu evrakın ne Türk makamları ne de Ürdün makamları nezdinde bir "resmi evrak” statüsünde olduğu, d)Son olarak, bu evrakın Türkiye'deki iş ve faaliyetleri kapsamak üzere düzenlenmiş olmadığı, bu husus evrakta imzası bulunanlardan .... adlı şahsın tanıklığı ile ispatlanabileceğinden Sayın Mahkemece kendisinin tanık olarak dinlenmesini talep ettikleri, 5)Cevap dilekçesinde limited şirketlerde müdürlerin görevlerini belirten TTK m. 624 hükmüne yollama yapıldığı, anılan hükmün hatalı yorumlandığı, fatura bedellerinin tahsil edilmemesinin başlı başına davalı müdürlerin hukuki sorumluluğunun doğması için yeterli olduğunun Yargıtay .... H.D. E. ... K. .... T. 21/02/2019 içtihadıyla sabit olduğu, "...sözleşmede kararlaştırılan bedel ile ödenmiş bulunan meblağ arasındaki fark eğer ki davacının iddia ettiği gibi ödenmemiş ise şirket zararına sebep olacak bir sorumluluk sebebi olarak değerlendirilecektir." 6)Yine cevap dilekçesinde "COVID-I9 salgını ortaya çıkmış ve tüm genel kurullar alınan tedbirler kapsamında ertelenmiştir" dendiği, oysa Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan 20.03.2020 tarihli "genel kurul toplantılarına ilişkin açıklama" içeriğinden anlaşıldığı üzere sermaye şirketlerinde genel kurul toplantılarının COVID-I9 sebebiyle süresiz olarak ertelenmesinin söz konusu olmadığı, 7)Son olarak, dava dilekçesini sundukları tarihten sonra ortaya çıkan yeni deliller oluştuğu, işbu dilekçe ekinde ibraz ettikleri müzekkere yanıtlarından görüldüğü üzere, 14.09.2021 tarihli Özel Amaçlı YMM Raporunda şirket kayıtlarına göre tespit ettiği bankalara yazılan müzekkerelere gelen yanıtlarla, şirket banka hesaplarının tamamının davalılar tarafından boşaltıldığını, şirketin kasten âtıl ve borçlu bırakıldığının somutlaştığı, Yukarıda arz ve izah olunan sebeplere binaen, dava dilekçesinde bildirilen .... isimli kişi ile işbu dilekçede bildirilen ... isimli kişinin tanık olarak dinlenmesine, neticeten davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yanlara tahmiline karar verilmesini” arz ve talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekillerinin 29/06/2022 tarihinde sunduğu düplik dilekçesinde özetle:
1.Davacının yurt dışında yaşadığı, davacının genel kurul toplantısı için hiçbir zaman çağrıda bulunmadığı, 29.09.... tarih ... sayı ve 04.11.... tarih ... sayılı T.Ticaret Sicil Gazetesinden de görüleceği üzere davalı ...'nun ise iki kez genel kurulu toplantıya çağırdığı, ancak davacının söz konusu toplantılara katılmadığı, COVID-I9 kuralları haricinde davalıların genel kurul toplantısı düzenlememeleri veyahut toplantıya katılmaktan imtina etmeleri gibi durumlar söz konusu olmayıp herhangi bir kötü niyet hali bulunmadığı, yurt içinde tebligata elverişli ikamet adresi bulunmaması nedeni ile asıl kötü niyetli davrananın davacı taraf olduğu, 2-Davacı taraf her ne kadar davalı şirketin vergi borcu olduğundan bahsetmiş ise de söz konusu vergi borcu henüz muaccel olmadığı, şirket aleyhine tahakkuk ettirilen herhangi bir vergi borcu bulunmadığı, kaldı ki, davalı ... 17.05.2021 tarihinde müdürlük görevinden istifa ettiğinden dolayı söz konusu müeccel vergi borcundan sorumlu olmadığı, Bununla birlikte 2481 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 35. Maddesinin; Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Şeklinde olduğu, Yukarıdaki kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere bahsedilen vergi borçlarından davacı tarafın da sermaye hissesi oranında sorumlu olduğu, davacı tarafın yurt dışında yaşadığını öne sürerek her türlü sorumluluktan kaçmaya çalıştığı, nitekim basiretli bir tacir gibi hareket ederek ortağı olduğu şirketin borcu olup olmadığını takip etmek ve sermayesi oranında söz konusu kamu borçlarını ödemekle yükümlü olduğu, 3-Davalı şirkete ait aracın ... isimli kişiye satıldığı ve bedelin elden nakit olarak alındığı, daha sonrasında ise şirket hesabına yatırıldığı, ... şirketine ait hesap dökümü incelendiğinde ... adına borçlanma yapıldığının ve söz konusu araç bedelinin virman yolu ile ortaklar hesabına yatırılarak cari hesabın kapatıldığının görüleceği, Davacı tarafından alınan 14.09.2021 tarihli YMM Özel Amaçlı Rapor taraflı şekilde tanzim edildiğinden dolayı araç satışına ilişkin şirket hesap dökümleri yanlış ve hatalı şekilde yorumlandığı, söz konusu hatalı ve taraflı rapor ile davacı tarafından Sayın Mahkeme algı yaratılarak yönlendirilmeye çalışıldığı, bu nedenle konusunda uzman bilirkişilerce şirket hesaplarında yeniden inceleme yapılarak tarafsız ve gerçeği yansıtacak şekilde bilirkişi raporu tanzim edilmesi gerektiği, 4-Davacı taraf dava dilekçesinde Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıların para cezası ödeme ihtimali olmasına binaen kendince idari para cezası hesaplaması yaptığı ve vergi dairesince tahakkuk edilmemiş doğmamış ve doğması muhtemel dahi olmayan hayali para cezasını tazminat olarak davalılardan talep ettiği, bu durumun kabul edilemez olduğu, iş bu dilekçenin başında da açıklandığı üzere ... firmasının hak etmiş olduğu ödemeleri Ürdün'de bulunan .... isimli şirketin hesabına havale yaptığı, kimi zaman ise müşterilerin doğrudan ödemeleri ... şirketi de ortağı olduğundan dolayı bu durumu bilmiyor olmasının mümkün olmadığı, kaldı ki davacının, davalı ...'a ait cep telefonuna göndermiş olduğu sesli mesajda da .... firmasına ait ödemelerin ... firmasına yapıldığını bildiğinden bahsettiği, dava dilekçesinde söz konusu ödemelerin alınmadığının ifade edilmesinin davacı tarafın davalılar üzerinden haksız kazanç elde etme amacında olduğunu gösterdiği, huzurdaki davanın ikame edilmesinin tek nedeninin, davacı tarafından davalılara sorumluluk yüklemek ve tazminat adı altında haksız kazanç elde etmek istenilmesi olduğu, hesabına yapmakta olduğu, davacı taraf aynı zamanda ... şirketinin 5-Davacı taraf yalan beyanda bulunarak davalıların şirkete ait bilgisayar programının dava dışı ... şirketine satıldığı, bu nedenle hesabını anlayamadığımız şekilde ... şirketinin 46.000 USD zarara uğratıldığından bahsettiği, dosya içeriğinde dava dilekçesinin ekinde bulunan İrsaliyeli Fatura incelendiğinde görülecektir ki söz konusu bilgisayar yazılımının ... şirketine değil Ürdün'de bulunan merkez şirket konumunda bulunan ... şirketine 23.000 USD karşılığı olarak satıldığı, satış bedelinin de ... şirketine ödendiği, davacı tarafın yalan beyanda bulunduğu, kaldı ki davalı şirketin defterleri, BS BA raporları ve hesap dökümleri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağı, 6- Davalı ...'nun kurduğu, diğer davalı ...'ın müdürü olduğu ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, davalı ... firmasına ait işyerinin bir odasını 1.000 TL karşılığında 6 ay için kiraladığı, söz konusu kiralama işlemine ilişkin Vergi Dairesi Yoklama Fişi'nin iş bu dilekçe ekinde sunulduğu, davacı tarafın iddia ettiği gibi haksız şekilde alt kiralama söz konusu olmayıp taşınmazın kira bedelinin 100.000 TL olmadığı, bir adet odaya ilişkin kira bedelinin 100.000 TL olduğu yönündeki beyanın hayatın olağan akışına aykırı, gerçek dışı ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğu, 7-Davalı .... tarafından kurulan ve diğer davalı ...'ın müdürlük görevinde bulunduğu dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 08.12.2020 tarihinde kurulduğu, söz konusu tarihte tüm dünyada pandemi ilan edildiğinden dolayı uluslararası ticaretin tüm dünyada durduğu, bu süreç içerisinde şirketin ticari faaliyetlerinin durduğu, bu nedenle davacı tarafın iddia ettiği gibi kazanç aktarımı veya rekabet yasağının ihlalinin söz konusu olmadığı, dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterleri ve banka hesapları Sayın Mahkemece incelendiğinde bu durumun görüleceği, Kaldı ki Davacı tarafından davalılar lehine verilmiş olan rekabet yasağının kaldırıldığına ilişkin muvafakatnamenin huzurdaki dosyada mübrez olduğu, bu nedenle rekabet yasağının ihlalinin bulunmadığı, 8-Davalı şirkette çalışan Mühendis ...'in, Ocak, Şubat ve Mart 2020 aylarında çalıştığı, iş bu dilekçe ekinde sunulan, davalı şirkete ait ... Bankası A.Ş. .... Şubesi banka hesap dökümüne bakıldığında mühendise ait tüm maaş ödemelerinin yapıldığının görüleceği, davacı tarafın mühendise yapmış olduğu ödeme tamamen kendi insiyatifinde olup bahse konu mühendisin maaş bordrosundan kaynaklanmadığı,9-Davacı tarafın almış olduğu raporda, davalı şirketin ..., ... ve ... isimli şirketlerden alacakları olduğunu ancak ödemelerin yapılmadığını beyan ettiği, söz konusu beyanın tamamen gerçek dışı olduğu, söz konusu şirketler ödemeleri merkez şirket olan ... şirketinin hesaplarına yapmış olup, ... şirketinin de ödemeleri davalı şirkete gönderdiği, hesap dökümleri Arapça ve İngilizce dilinde olup Sayın Mahkemece süre verildiği taktirde Türkçe tercümelerinin yapılacağı, Ayrıca ... isimli müşteri firmaya ait işleri davacının talebi ile ... şirketinin yaptığı, davacının, ... firması ile görüşerek, ... firmasının batma aşamasında olduğunu, işleri ... şirketinin üstleneceğini belirttiği, sonuç olarak işleri ... firması yapmasına rağmen ...'ya ait ödemenin ... firması hesabına geçtiği, iddia edildiği gibi davalı şirketin davalılar tarafından zarara uğratıldığı konusunun gerçek dışı olduğu, kaldı ki halihazırda davalı şirketin 3. kişilere herhangi bir borcu veyahut 3. kişilerden herhangi bir alacağının bulunmadığı, 10- Bilindiği üzere kar dağıtımının genel kurul kararı alınarak yapılabilecek bir işlem olduğu, davacı taraf genel kurul toplantılarına yurt dışında olduğunu bahane ederek katılmadığından dolayı kar dağıtımı kararı alınamadığı, bu nedenle şirket karının sermayede bırakıldığı ve şirketin finansmanı ile ticaretinde, işlerin yürütülmesinde kullanıldığı, Sonuç olarak; “Davalı şirketin, davalılar tarafından gerekli özen yükümlülüklerine uyarak yönetildiği, -Davacı tarafın iddia etmiş olduğu şirkete ilişkin borç veya alacak bilgileri kesinlikle gerçek olmayıp Sayın Mahkemeyi aldatmaya yönelik şişirilmiş hesaplamalar olduğu, kaldı ki mevcut olmayan idari para cezası kendilerince hesap edilerek davalılardan tazminat adı altında talep edildiği,-Davalı ...'ın 18.05.2021 tarihinde müdürlük görevinden istifa ettiği, istifa dilekçesinde ortaklara ulaşamadığından dolayı istifa ettiğini bildirdi anlaşılacaktır ki davacı, kendisine ait olan tüm sorumluluğu davalılara bıraktığı ve kendi yurt dışında yaşamaya devam ettiği, buradan da “Davalı şirket kuruluşundan bu yana davacının hiçbir şekilde şirket ile ilgilenmediği, ne zaman ki davalı ... davalı şirket ortaklığından çıkmak istediğini sözlü olarak belirtmiş o tarihten itibaren davacının bir takım asılsız iddialarda bulunduğu ve hatta davalı ...'ı tehdit ederek dava dışı ... şirketinin müdürlük görevinden istifa etmesi için zorladığı, yukarıda bahsetmiş olduğu özellikle şirketin alacak ve borçlarına ilişkin olarak finansal konular ile ilgili beyanlarda bulunmak üzere şirket muhasebecisi SMMM ...'ın tanık olarak dinlenilmesini talep ettiği, Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemece re'sen sonuç ve talep alınacak nedenlerle, öncelikli olarak ... San. ve Tic. Ltd. Şti'ye ait ticari defterlerin incelenmesine, şirketin BS,BA raporlarının alınmasına ve banka hesap dökümlerinin ilgili bankadan istenilmesine, akabinde konusunda uzman bilirkişi tarafından inceleme yapılmasına, tanıklarının dinlenilmesine, davacı tarafından ikame edilmiş olan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yansıtılmasına karar verilmesini” arz ve talep etmiştir.
Bilirkişi heyetinin mahkememize 18/05/2023 tarihinde sunduğu raporda özetle : "Gerek Davalının doğrudan zararı gerekse dava dışı şirketin doğrudan zararı (davacının dolaylı zararı) nedeniyle açılan huzurdaki sorumluluk davasında davacının zarara ilişkin iddialarının değerlendirilebilmesi için şirketin ticari defterlerinin incelenmesi gerekmekte olup defterler ibraz edilmeden sorumluluk konusunda bir değerlendirme yapılması mümkün olmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyetinin 13/09/2023 tarihinde mahkememize sunduğu ek raporda özetle: Kaydi değeri 68.520,85 TL olan Şirket demirbaşlarının rayiç değer tespiti yaptırılmadan 33.020.-TL bedelle ilişkili kişi ... Ltd.Şti.'ne satışının yapıldığı, satış bedelinin tahsil edilmediği, Şirket taşıtının rayiç değer tespiti yaptırılmadan 105.000.-TL bedelle ... isimli kişiye satıldığı, bedelinin ortak ... cari hesabıyla kapatıldığı, şirkete nakit girişi olmadığı, İhracat bedellerinin; 2019 yılında mal ihracatı olarak 9.917.102,92 TL, hizmet ihracatı olarak 1.159.173,63 TL olduğu, 2020 yılında mal ihracatı olarak 8.362.596,62 TL, 2021 yılında mal ihracatı olarak 2.538.190,40 TL olduğu, toplamda 21.977.063,57 TL olduğu, 2021 son dönem itibariyle 5.381.727,98 TL tutarındaki tahsilatın yapılmadığı, Şirketin sgk borcunun olmadığı, vergi borcunun 5.766,89 TL olduğu, İhracatı bedellerine ilişkin henüz kesilen bir ceza olmadığı, .... adlı bilgisayar programının 23.000.-USD bedelle ... şirketine yapıldığı, bedelin tahsil edildiği, ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 2021 yılında ödenen kira bedelinin aylık 4.700.-TL olduğu, .... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından alt kiralama karşılığı bir ödeme yapılmadığı ancak talep edilen100.000.-TL kiranın ödenen kirayla uyumlu olmadığı, Şirket tarafından mühendis olarak çalıştırılan ...”e yapılan ödemelerin şirket hesabından yapıldığı, Şirkette kar dağıtımı yapılmadığı, Sermaye taahhüt bedellerinin tamamen ödendiği,.... 'nin şirketten bir al, Şirketin Haziran 2021 itibariyle vergi dairesi tarafından re'sen terk işlemi uygulandığı ının olmadığı, ve şirketin faaliyette olmadığı, Neticeten; davacının doğrudan bir zararı tespit edilememiş olup bu talebinin yerinde olmadığı, Davacının dolaylı zarara ilişkin iddiaları bakımından ise şirketin davalı müdürlerin idaresinde zarara uğradığı, davalı müdürler bakımından sorumluluk davasının artlarının gerçekleştiği, hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi gerektiği, Dava dışı şirketin zarar kalemleri arasında yer verilen Davalı Müdürler tarafından .... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ üzerinden gerçekleştirilen ticaret sebebiyle rekabet yasağı ihlalinden kaynaklı müşteri kaybı, iş kaybı ve itibar kaybı nedeniyle de zarar oluştuğuna" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyetinin mahkememize 14/02/2024 tarihinde sunduğu raporda özetle: "Mali ve Teknik İncelemeler çerçevesinde; İş bu rapor içeriğinde ayrıntıları ile arz edildiği üzere (Bkz. s.
25.Teknik Tespitler- s. 35-39- Mali İncelemeler) 15.907.393,29 TL miktarında Likit Fon (Varlıkların) Şirket dışına usulsüz olarak aktarıldığı ve 226.105,00 TL kar kaybının olduğunun bu aşamada tespit edildiği, Hukuki İncelemeler çerçevesinde;
1.Davacı'nın dolaylı zararının tazmini bakımından; a) Davacı'nın aş: laki zarar kalemleri dışındaki zarar kalemleri bakımından dolaylı zararının tazminini talep edebileceği; b) Buna karşın Şirket'in, üçüncü kişilerden satın aldığı "..." adlı bilgisayar programını üçüncü kişilere sattığı ancak bunlardan tahsil etmediği satış bedeli olan 23.000,00-USD ile bu programı Davalı Müdürlerin herhangi bir bedel ödemeksizin ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. çatısı altında ücretsiz kullanmaya devam etmelerinden kaynaklı olarak 23.000 ÜSD olmak üzere, toplam 46.000, 00 USD zarara uğradığı yönündeki iddia incelendiğinde ilgili adı geçen programın 05.11.2019 tarihinde 113.706,30 TL'ye 3.Kişiye satıldığı ancak rayiç bedel tespiti, Heyetimizin uzmanlık alanı dışında olduğundan değerlendirilemediği, €) Davalı Müdürler tarafından ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. üzerinden gerçekleştirilen ticaret sebebiyle rekabet yasağı ihlalinden kaynaklı Müşteri kaybı, iş kaybı ve itibar kaybı bakımından Davalılar vekilinin Davacı ile .... arasında rekabet yasağının kaldırıldığına dair anlaşma bulunduğu yönündeki iddiasının (dosyaya mübrez anlaşmanın içeriği anlaşılamadığından) ispata muhtaç olduğu, her halükarda diğer Davalı ...'ın rekabet yasağının kaldırıldığına dair bir belgeye dosya içeriğinde rastlanmadığı, 2) Davacı'nın doğrudan zararının tazmini bakımından; a) Davacı'nın talep ettiği ilk üç zarar kalemi bakımından doğrudan zararını ispat edemediği, b) Davacının yaşadığı üzüntü ve ticari itibar kaybının karşılığı manevi tazminat talebinin takdirinin ise Sayın Mahkemeye ait olduğu,3) Dosya içeriğinde Davalı müdürler hakkında alınan bir ibra kararına rastlanmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyetinin 30/07/2024 tarihinde mahkememize sunduğu ek raporda özetle : "Dosya üzerinden yapılan incelemelerde taraflarca dosyaya sunulan yazılım hakkındaki İrsaliye Fatura detaylarına bakıldığında, “... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” isimli firmadan “....” İsimli firmaya davaya konu “...” isimli 1 adet yazılımı “18.000 Dolar”, 2 aylık “Maintenance (Bakım)” hizmetini “1.400 Dolar” ve 1 adet “License compliance - (Lisans uyumluluğu)” hizmetini “3.600 Dolar” olmak üzere toplam olarak “23.000 Dolar” tutarında fatura edildiği görülmekte olup, Ancak önemli olan husus firmaların kendi aralarında kestiği fatura değil, yazılım programının alındı. firmanın “... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" isimli firmaya yazılım hakkındı düzenlemiş olduğu faturadır. Fakat dosya kapsamında yazılım firmasının “.... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” isimli firmaya yazılım bedellerinin ve yazılım lisans detaylarının yazılı olduğu resmi fatura görülememiş olup, dosyaya sunulması halinde sağlıklı bir sonuca varıla bilineceği, Yazılım programların rayiç bedelinin belirlenebilmesi için, İnceleme değerlendirme bölümündeki 3.1.1 maddesinde belirtmiş olduğumuz “Yazılım / Program rayiç bedeli nedir ve neye göre belirlenir?” başlığında detaylarını açıklamış olunan detaylardan da anlaşılacağı üzere yazılım fiyatların belirlenmesinde; "Yazılımın Fonksiyonları ve Özellikleri, Geliştirme ve Bakım Maliyetleri, Lisanslama Modeli” detaylardan oluşmakta olduğu ve fiyat belirlemelerde bu detaylara göre değişkenlik göstermekte olduğu, ancak dosyaya dava konusu olarak belirtilen “...” yazılım ilgili detayların net bir şekilde belirtilmediği ilgili yazılım programla ilgili net olması açısından da yazılımın ilk alış faturasının vb. Belgelerin sunulmadığından dolayı sağlıklı bir fiyat / değer çalışması yapılamamış olup, ancak taraflarca ilgili yazılım program için davaya konu yazılım firması tarafından düzenlenen fatura vb. belge dosyaya sunulması durumunda sağlıklı bir fiyat / değer çalışması yapıla bilineceği, Mali incelemelere İlişkin taraflarca yapılan itiraz beyanları maddeler halinde rapor içeriğinde cevaplandırılmış olup (Bknz.syf 13-14-15) açıklanan hususlar çerçevesinde Kök Raporumuzda yer alan tespit ve sonuçlar aşağıda tekraren yer almakta olup yanlar tarafından ibraz edilen itiraz beyanına konu hususlara tevsik edici belge ibraz edilmediğinden Kök rapor tespit ve sonuçlarının muhafaza edildiği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava; Şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı yönetim kurulu üyelerinin davalı .... LTD ŞTİ'ni doğrudan ve dolaylı olarak zarara uğratıp uğratmadığı, şirketin uğradığı zararlar nedeniyle maddi ve manevi tazminat alacağı bulunup bulunmadığı, davalıların yönetici sorumluluğu bakımından söz konusu iddiaları sebebiyle kusur ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı, tespit edilmiştir. Davalı şirket kuruluş sözleşmesinin 7. Maddesi Şirketin İdaresi bölümünde şirketin işleri ve işlemleri genel kurul tarafından seçilecek bir veya birkaç müdür tarafından yürütülür, aksi karar alınıncaya kadar davacı ... ve davalı .... münferiden müdür olarak seçildiği tescil edilmiştir. Şirketin kuruluş tescil tarihi olan 15.11.2018 tarihinde davacı ve davalı ...’ın müdür olarak seçildiği görülmüştür. Şirket ortaklarından ....’nun, Şirket ile aynı adreste iştigal eden ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’nin %100 hisse sahibi olduğu gelen İTSM kayıtlarından görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı alınan raporlar ile tanık beyanlarıbirlikte değerlendirildiğinde:
Dava şirket müdürüne karşı açılmış yönetici sorumluluğu davası olup konusu Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.
Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.
Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir. MüMüdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).
Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır. Ortakların veya alacaklıların doğrudan doğruya zararı, yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda bu kimselerin ferdi ve hususi haklarının ihlali şeklinde ortaya çıkar. Ortakların ve alacaklıların doğrudan zararına ilişkin olarak başlıca şu örnekler verilebilir: Sermaye artırımında ortağın rüçhan hakkının kullanımının engellenmesi, ortağa payına uygun temettü ödenmemesi, ortağın genel kurul toplantısına katılmasına veya toplantıda oy kullanmasına haksız yere engel olunması, hazırlanan yanlış bilançoya istinaden ortağın hisselerini satması veya yeni hisse senedi alarak zarara uğraması, alacaklının yanlış bilgiye dayanarak şirkete kredi açması. 6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır. Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler çerçevesinde:Dava şirket yönetici olduğu dönemde davalının şirkete uğrattığı zarar yanında rekabet yasağın aykırılıktan dolayı olmak üzere iki farklı hukuki sebebe dayalı yöneticinin sorumluluğundan bahisle şirketin zararını tahsilini talep etmiştir.
Yönetim kurulu üyelerinin/müdürlerin sorumluluğu ile amaçlanan, zarar verene isnat edilebilecek ve onun hukuk düzenince onaylanmayan bir davranışından kaynaklanan zararın giderilmesidir. Sorumluluğu düzenleyen TTK’nın 553. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Davalı, davacı Limited Şirketin eski müdürü olup, Limited şirketlerde müdürlerin sorumluluğuna ilişkin TTK md. 553 vd. hükümleri uygulama bulacaktır. Davacı şirket doğrudan zarara uğrayan sıfatıyla uğradığı zararın tazminini talep etmekte olup aktif dava ehliyetine sahiptir. Bu durumda tazminata hükmedilmesi halinde doğrudan zarar gören sıfatıyla hükmedilecek tazminat şirkete ödenecektir. Somut olay bakımından,
TTK’nın 644. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, TTK’nın
553.maddesinin limited şirket müdürlerinin sorumluluğu hakkında da uygulanacağını hüküm altına almıştır. TTK m. 553 uyarınca ise, limited şirket müdürleri, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini, kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete, hem ortaklara, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu tutulmuşlardır. Görüldüğü üzere TTK m. 553 hükmünde, sorumluluk davası açabilecek kimseler arasında pay sahipleri de sayılmıştır. Davacı ...’in Davalı Şirket’in ortağı olduğu hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Şu halde somut uyuşmazlıkta Davacı’nın aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Öte yandan TTK m. 553 hükmünde, hakkında sorumluluk davası açılabilecek kimseler “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları...” şeklinde sayılmıştır. Somut uyuşmazlıkta dosya içeriğinden, Şirket’in kuruluşunda; Davalılar ... ile ....’ın münferiden yetkili müdür olarak atandıkları (TTSG 21.11.2018, S.
9707.görülmektedir. Daha sonra 24.11.2021 tarihli genel kurul kararı ile ....’ın müdürlük görevinin sona erdiği anlaşılmıştır. (TTSG 29.11.2021, S. 10461)3. Şu halde somut uyuşmazlıkta adı geçen Davalılar’ın pasif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Ancak Davalılar arasında yer alan .... şirketinin ise huzurdaki dava bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Zira Davacı’nın gerek dolaylı gerekse doğrudan zararının muhatabı limited şirket değil, limited şirketin müdürleridir. Bu sebeple bu davalı şirket bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının doğrudan zarar kalemi bakımından İstanbul 2011, s. 247). Bir başka deyişle “doğrudan zarar”, limited şirket müdürünün, kanundan ve/veya şirket sözleşmesinden doğan bir yükümlülüğünü kusuruyla ihlal ederek, ortağın veya alacaklının doğrudan doğruya malvarlığında bir değer eksilmesine yol açan yahut malvarlığında oluşması beklenen değer artışının meydana gelmemesine neden olan zarardır. Doğrudan zararda hukuka aykırılık, doğrudan ortağın (ya da alacaklının) malvarlığına yönelmiştir. Bir ortağın doğrudan zararının, şirketin zararı ile ilgisi yoktur; ortağın doğrudan zararı şirketin zararından tamamen bağımsızdır (Tekinalp, N 16-85 vd.). Doğrudan zararın tazmini davası TTK m. 553/1 hükmünde düzenlenmiştir. İş bu davada Davacı’nın talepleri dikkate alındığında Davacı’nın, hem dolaylı zararının hem de doğrudan zararının tazminini talep ettiği anlaşılmaktadır.. Davacı’dan borç olarak alınan ve ivedilikle geri ödeneceğinin söylenmesine rağmen bir türlü geri ödenmeyen bakiye borç tutarı olan 114.944,00 USD, Mali Bilirkişi tarafından Ortaklara Borçlar Hesaplarının incelenmesi neticesinde; Şirket’in iki ortaklı olmasına rağmen tek bir Ortaklara Borçlar hesabının ulunduğu tespit edilmiş, dolayısıyla yıllar itibarı ile hangi ortağın, Şirket’e ne kadar borçlandığı tespit edilememiştir. Şirketin beyan ettiği ancak dağıtımına karar vermediği toplam 273.888,10-TL net dönem karının (Davacı ortak payına tekabül eden kısmı olarak) yarısı olan 136.944,05-TL tutarı, ayın Mahkemece bilindiği üzere limited şirketlerde kar dağıtımına karar vermeye yetkili organ genel kurul olup (TTK m. 616/1-e), genel kurulda kar dağıtımı kararı alınmadığı müddetçe kar dağıtılması mümkün değildir. Dava dışı şirkette kuruluştan bu yana kar dağıtımı kararı alınmadığı anlaşıldığından, Davacı’nın bu iddiasının kabulü mümkün görülememiştir. Şirket tarafından mühendis olarak çalıştırılan ve Davalı Müdürlerin talebiyle Davacı tarafından 14 ay boyunca işçilik ücreti şahsen ödenen .... adlı kişinin ücreti tutarı olan toplam 37.800, 00 Usd, ... isimli mühendise Şirket hesabından yapılan maaş ödemeleri dava dosyasında mevcut olduğundan Davacı’nın adı geçen mühendise neden 37.800, 00 USD tutarında ek ödemede bulunduğu ispata muhtaç olduğundan davacının doğrudan bir zararı tespit edilememiş olup bu talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak bu kalemle birlikte fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi yerinde görülememiştir. Ayrıca davacının iddiası bakımıdan Şirket’in, üçüncü kişilerden satın aldığı "...." adlı bilgisayar programını üçüncü kişilere sattığı ancak bunlardan tahsil etmediği satış bedeli olan 23.000,00-USD ile bu programı Davalı Müdürlerin herhangi bir bedel ödemeksizin ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. çatısı altında ücretsiz kullanmaya devam etmelerinden kaynaklı olarak 23.000 USD olmak üzere, toplam
46.000, 00 USD zarara uğradığı yönündeki iddia incelendiğinde, ilgili programın 05.11.2019 tarihinde 113.706,30 TL’ye 3. kişiye satıldığı görülmekle birlikte rayiç bedel tespiti yönünden alınan bilişim uzmanı raporuna göre Dosya üzerinden yapılan incelemelerde taraflarca dosyaya sunulan yazılım hakkındaki İrsaliye Fatura detaylarına bakıldığında, “... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” isimli firmadan “...” İsimli firmaya davaya konu “...” isimli 1 adet yazılımı “18.000 Dolar”, 2 aylık “Maintenance (Bakım)” hizmetini “1.400 Dolar” ve 1 adet “License compliance - (Lisans uyumluluğu)” hizmetini “3.600 Dolar” olmak üzere toplam olarak “23.000 Dolar” tutarında fatura edildiği görülmekte olup, Ancak önemli olan husus firmaların kendi aralarında kestiği fatura değil, yazılım programının alındığı firmanın “... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” isimli firmaya yazılım hakkında düzenlemiş olduğu faturadır. Fakat dosya kapsamında yazılım firmasının “... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” isimli firmaya yazılım bedellerinin ve yazılım lisans detaylarının yazılı olduğu resmi fatura görülememiş olup, dosyaya sunulması halinde sağlıklı bir sonuca varıla bilineceği yanında, Yazılım programların rayiç bedelinin belirlenebilmesi için, İnceleme değerlendirme bölümündeki
3.1.1 maddesinde belirtmiş olduğumuz “Yazılım / Program rayiç bedeli nedir ve neye göre belirlenir?” başlığında detaylarını açıklamış olunan detaylardan da anlaşılacağı üzere yazılım fiyatların belirlenmesinde; ”Yazılımın Fonksiyonları ve Özellikleri, Geliştirme ve Bakım Maliyetleri, Lisanslama Modeli” detaylardan oluşmakta olduğu ve fiyat belirlemelerde bu detaylara göre değişkenlik göstermekte olduğu, ancak dosyaya dava konusu olarak belirtilen “....” yazılım ilgili detayların net bir şekilde belirtilmediği ve ilgili yazılım programla ilgili net olması açısından da yazılımın ilk alış faturasının vb. belgelerin sunulmadığından dolayı sağlıklı bir fiyat / değer çalışması yapılamamış olup, ancak taraflarca ilgili yazılım program için davaya konu yazılım firması tarafından düzenlenen fatura vb. belge dosyaya sunulmadığından farklı bir değer tespiti mümkün görülmediğinden bu iddia bakımından dava ispat edilemediğinden fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan limited şirket müdürlerinin tabi olduğu rekabet yasağının düzenlendiği TTK m. 626/2 hükmü, “Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.” şeklinde olup diğer Davalı ....'ın rekabet yasağının kaldırıldığına dair bir belgeye dosya içeriğinde rastlanmamıştır.
Dava dışı şirketin zarar kalemleri arasında yer verilen Davalı Müdürler tarafından .... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ üzerinden gerçekleştirilen ticaret sebebiyle rekabet yasağı ihlalinden kaynaklı müşteri kaybı, iş kaybı ve itibar kaybı nedeniyle de zarar oluştuğuna ilişkin iddianın ispatlanması noktasında dosyada yeterli veri bulunmadığı dikkate alınarak ispata yarar somut delil bulunmadığından bu talep yönünden de kısman reddine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden ise 6098 sayılı BK'nun 58. maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırı halinde, manevi tazminat istenebilmesi için 6098 sayılı BK'nun 58. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gereklidir. Bu şartlar; şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, saldırı nedeniyle kişilik haklarının zarara uğraması, zarar verenin kusurlu olması ve zarar ile saldırı arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Somut olayda ise şahsiyet hakkına hukuka aykırı bir eylem olmadığı gibi yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğü aykırı davranması manevi tazminatı gerektirir bir durum olmadığından bu talep yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı’nın aşağıdaki zarar kalemleri dışındaki zarar kalemleri bakımından dolaylı zararının tazminini talep edebileceği dikkate alınarak ; Hükme esas alınan ikinci bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında da tespit edildiği üzere; Davalılar’ın ilişkili olduğu kişilere piyasa fiyatının altında bir bedelle satılan ancak bedeli dahi tahsil edilmeyen Şirket demirbaşlarının değeri (68.520,85-TL). Mali Bilirkişinin incelemeleri neticesinde; 255 Demirbaşlar hesabında yer alan 68.255,80 TL bedelli demirbaşların tamamının .... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’ne kaydi değerlerinin de altında 33.020,00 TL karşılığı satıldığı, satış mukabilinde tahsilat yapılmadığı, Davalılar’ın ilişkili olduğu kişilere (....’e) piyasa fiyatının altında bir bedelle satılan ancak bedeli dahi tahsil edilmeyen Şirket otomobilinin satış fiyatı tutarı (105.000,00-TL). Teknik Bilirkişinin incelemeleri neticesinde; .... plakalı aracın satış tarihi (07.06.2021) itibariyle toplam rayiç bedel ile toplam satış bedeli arasındaki farkın 226.105,00 ₺ – 138.020 ₺ (33.020 Demirbaşlar+105.000,00 Araç Satışı) = 88.085,00 ₺ olduğu, bu bağlamda 88.085 ₺ Şirket aleyhine zarar meydana geldiği tespit edilmiştir.
Satış ve ihracatı yapılarak faturası da kesilmekle beraber borçlularından tahsil edilmeyen ancak Davalılar tarafından haricen ve şahsen tahsil edilerek kişisel malvarlıklarına aktarılan toplam tutar (11.863.948,80-TL), Mali Bilirkişinin incelemeleri neticesinde; 30.06.2021 itibarı ile 120 Alıcılar hesaplarında yüksek borç bakiyeleri bulunan 3 şirketten toplam 5.381.727,98TL’nin tahsil edilmediği, ...3.228.169,05 TL …....952.463,26 TL Teba Agriculture……1.201.095,67 TL Ayrıca 120 hesaplarda mali verilerde tahsil edilmiş gibi gözüken ancak hesaplara virman yolu ile kapanışı yapılan 3.353.937,07 TL’nin şirket dışına aktarıldığı tespitleri dikkate alınarak sonuç olarak 12.02.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da "15.907.393,29 TL miktarında Likit Fon (Varlıkların) Şirket dışına usulsüz olarak aktarıldığı ve 226.105,00 TL kar kaybının olduğu" tespit edilmiştir. davalı müdürlerin zarar doğurucu bu fiilinin özen borcuna (TTK m. 626/1) aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle Davacının dolaylı zarara ilişkin iddiaları bakımından ise şirketin davalı müdürlerin idaresinde zarara uğradığı, davalı müdürler bakımından sorumluluk davasının şartlarının gerçekleştiği, hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi gerektiği ; davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda yukarıda anılan gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile 16.133.498,29-TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'dan ıslah tarihi olan 28/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, Davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile;
1.16.133.498,29-TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... 'dan ıslah tarihi olan 28/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.'ye VERİLMESİNE,
2.Davalı ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. yönünden açılan davanın Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle REDDİNE,
3.Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE,
4.Davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin REDDİNE,
5.Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.102.079,26-TL harçtan peşin alınan 275.690,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 826.388,66-TL harcın davalılar .... ve ...'dan alınarak hazineye İRAT KAYDINA,
6.Davacı tarafça yatırılan 256,17-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı ve 275.434,43-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 275.749,9-TL harcın davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7.Davacı tarafından 48.690,00-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren %99,83'ü olan 48.659,83-TL'nin davalılar .... ve ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA
8.Davalılar ... ve .... tarafından yapılan 811,61-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren %0,17'si olan 0,50-TL'nin davacıdan alınarak davalı ... ve .... 'ya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
9.Maddi tazminat yönünden Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 769.334,98-TL vekalet ücretinin davalılar ...ve ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
10.Manevi tazminat yönünden Davalılar .... ile .... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak Davalılar ... ile ....' a VERİLMESİNE,
11.Red olunan maddi tazminat yönünden Davalılar ... ile ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak Davalılar ... ile ...' a VERİLMESİNE,
11.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE,
12.HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 05/12/2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)