Esas No
E. 2008/6364
Karar No
K. 2011/13106
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

11. Ceza Dairesi         2008/6364 E.  ,  2011/13106 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma
HÜKÜM: 765 sayılı TCY.nın 343/1 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri gereği 990 YTL adli para cezası

1.Sanığın dolandırıcılık suçundan yakalanması üzerine ...isimli şahsın kimlik bilgileri ile memura yalan beyanda bulunduğundan bahisle kamu davası açıldığı ancak İstanbul İl Emnniyet Müdürlüğünün 26.08.2004 tarihli yazı ve ekindeki parmak izi incelemelerine göre sanığın 25.06.2004 tarihinde Beşiktaş Asayiş Büro Amirliğince sahte kimlik kullanmaktan dolayı işlem yapılması üzerine ...ismi ile alınan parmak izlerinin daha önce gerçek ismi ile işlediği suçlara ilişkin parmak izleri ile aynı olması sebebiyle memura yalan beyanda bulunduğunun belirtilmesi karşısında;mükerrer dava olup olmadığı, sanığın hangi suçtan dolayı yakalandığında kimliği hakkında yalan beyanda bulunduğu ile suç tarihinin kesin olarak tespiti açısından iddanameye konu dolandırıcılık suçu ile ilgili sanığın sahte kimlik beyanında bulunup bulunmadığı ve buna ilişkin düzenlenen evrakların celbiyle 25.06.2004 tarihindeki sahte kimlik kullanmaktan dolayı sanık hakkında açılmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılıp düzenlenen evraklar getirtilerek ...isimli bir kişinin gerçekte var olup olmadığı da sorulup sonucuna göre; sanığın eyleminin gerçek olan kişinin kimlik bilgilerini kullanmış olması nedeniyle 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1 maddesi yollaması ile aynı Yasanın 267. maddesi kapsamında düzenlenen suçu oluşturacağı sanığın bildirdiği kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan bir kişiye ait olduğunun anlaşılması durumunda anılan Yasanın 206/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, bu ilkelere uyulmadan ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan denetime olanak vermeyecek şekilde eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabule göre:

2.Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.06.2008 gün ve 148/169 sayılı kararında da açıklandığı üzere, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında, başka bir suçtan tutuklu olduğu anlaşılan sanığın,savunmasının bizzat mahkemede hazır bulundurulması suretiyle tespiti yerine talimatla alınmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, Yasaya aykırı,sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog