2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2023/6475 E. , 2024/16944 K.
"İçtihat Metni"BOZMA ÜZERİNE
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.Tüm dosya içeriğine göre; şikâyetçinin alışveriş merkezinin arka tarafında bulunan... adlı işyerine park ettiği aracından hırsızlık yapılması şeklinde gerçekleşen somut olayda; dosya kapsamında arka kapısı kilitli olmayan suça konu aracın park edildiği otopark ile ilgili olay yeri görgü tespit tutanağı veya olay yeri inceleme raporunun olmadığı ve olay yerinin niteliğinin tespit edilemediğinin anlaşılması karşısında; öncelikle şikâyetçinin suçun işlendiği yer hususunda net beyanının alınması, gerekirse mahallinde keşif yapılarak aracın park edildiği yerin bina veya eklentisi niteliğinde bir yer olup olmadığı tespit edilerek, bina veya eklentisi ise sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h. maddesinde düzenlenen suçu, değil ise aynı Kanun'un 141/1. maddesine uyan suçu oluşturacağı dikkate alınarak, suça konu eşyanın çalındığı yer açıkça belirlenip sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 tarihli, 2012/6-1232 Esas, 2013/106 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması hâlinde; 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlaması yetmez. Failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir.
Sanık ile inceleme dışı sanığın yakalandıklarında, çaldıkları malzemeleri, sattıkları ve emanet bıraktıkları yerleri söyleyerek soruşturma aşamasında şikâyetçiye tam olarak iadesini sağladıkları, ancak söz konusu ürünleri satın alan 3. kişilerin zararlarının giderildiğine ya da sanığın satın alandan elde ettikleri paranın kazanç müsaderesine konu edildiğine dair bir bilgi, belge veya beyanın dosya içerisinde bulunmadığı, bu haliyle iki adet mutfak robotunun emanet bırakıldığı yeri gösterip iadeyi sağlayan sanık bakımından kısmi iade koşullarının oluştuğunun kabulünde zorunluluk bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği şikâyetçiden sorularak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/1-4. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Kabule göre de; Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 29/7. maddesinde yer alan, "Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez." şeklindeki, Anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, "uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır." şeklindeki, Bahsi geçen Yönetmeliğin 29/5. maddesinde yer alan, "Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir." şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın MERNİS adresinin bulunması halinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, mernis adresinin bulunmaması halinde ise önceden usulü ile tebliğ yapılmış adresi var ise o adrese anılan Kanun'un 35. maddesine göre, böyle bir adres de mevcut değil ise ilanen tebliğ yapılarak tebligat işlemlerinin sonuçlandırılması gerektiği,
Somut olayda, uzlaştırmacı tarafından sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine doğrudan "MERNİS adresi" ibaresi ile çıkarılıp Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligat işlemi ile şikâyetçinin bilinen son adresinden farklı olan MERNİS adresine "MERNİS adresi" ibaresi ile çıkarılan tebligat işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla; yukarıda detaylıca açıklandığı üzere uzlaştırma bürosu marifetiyle uzlaştırma teklifinin gönderilmesinin talep edilmesi ve büronun da açıklandığı şekilde tebliğ yapması gerektiği cihetle, taraflara usulüne uygun uzlaşma teklifi yapılması ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.