1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı firma arasındaki ticari anlaşma gereği davacı, davalı firmaya ait ham kumaşlara boyama, baskı, işleme işlemlerini yaparak tekrardan davalıya iade etmekte olduğunu,. Davacı davalı taraftan aldığı siparişleri süresinde ve talimatlara uygun olarak davalıya teslim ettiğini, davalı teslim aldığı malları kabul etmiş ve herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunmadığını, davalı tarafça borcun süresinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından, ödenmeyen faturalardan kaynaklı olarak Bakırköy ..... İ.M. ...
E. Sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını davalının bu süreçte herhangi bir itirazı olmadığını, bu nedenle davalı yanca takibe yapılan işbu itiraz zaman kazanmaya yönelik kötüniyetli bir itiraz olduğunu bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Şöyle ki; davalı şirketan ... San. Ve Tic. Ltd. Şirketinden büyük bir sipariş aldığını, bu siparişe ilişkin kumaşları boyaması için 26/05/2023 tarihinde sipariş vermiş ve siparişin acil olduğunu, herhangi bir boya hatası olduğunda tarafılarına bildirilmesi gerektiğini, hata raporları tutulması gerektiğini sipariş talimatı ile bildirildiğini belirtli tarihlerde ayıplı ürün bildirimi yapıldığını ancak davacı şirket davalı şirketplı ürün bildirimlerini dikkate almadığını, davacı şirket, davalı şirketi zarara uğraştığını ve ayıplı ürün beyanını dikkate almadan tüm sipariş için 03/07/2023 tarihinde fatura kestiğini, basiretli tacir olarak davranmadığını bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1.Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2.Mahkememizce uyuşmazlık konusu icra takip dosyası dosyaya celp edilmiştir.
3.Mahkememizce: a-Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğüne, b-Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesine, c-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne, d-Avcılar Vergi Dairesi Müdürlüğüne, müzekkereler yazılmıştır.
4.Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve davalı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davalı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2023 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, anılan ticari defterlerin davalı şirket lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu; Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ....
E. Sayılı dosyasında 07.08.2023 tarihinde başlatılan icra takibi ile 116.204,72 TL tutarın tahsilinin talep edildiği;
borcun sebebi olarak detayı Tablo1 ile arz edilen 2 adet faturaya esas bakiye tutarın gösterildiği; Davacı şirket ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim olunan Talimat Bilirkişi Raporu kapsamında takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacı şirkete takibe konu edilen 116.204,72 TL tutarında borçlu olduğunun tespit edildiği; Davacı ticari defterlerinin incelenmesi neticesi tanzim olunan talimat Bilirkişi Raporu içeriğinde yer alan ve davacının davalı ile ticari ilişkisini takip ettiği muavin defter hesap özeti ile davalı şirket ticari defterleri içeriğinde yapılan incelemeler neticesinde 2023 yılında (25.05.2023-30.06.2023 arası) davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve davalı adına borç kaydedilen toplam 619.088,18 TL bedele esas 11 adet faturanın davalı şirket ticari defterlerinde de davacı adına alacak kaydedildiği; keza yapılan tahsilat-tediye tutarlarına esas borç/alacak kayıtlarının da uyumlu olduğu; Ancak, davalı şirket ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde 07.08.2023 takip tarihi itibarıyla davacı alacak tutarı 72.974,72 TL olup, taraflar arası ihtilafın kaynağının davalı tarafından davacı adına düzenlenen, davalı ticari defterlerinde davacı adına borç kaydedilmek suretiyle davacı alacağından mahsup edilmekle birlikte davacı tarafından kabul edilmeyerek noter ihtarnamesi ekinde iade edilen dolayısıyla davacı ticari defterlerinde kaydına rastlanmayan; “07.08.2023 tarih, .... no.lu, 43.230,00 TL bedelli, “.... No.lu Siparişin Boya Hatalarından Dolayı Reklamasyon Faturası”olduğunun anlaşıldığı; Davacının boyayarak davalıya teslim etmiş olduğu 30/1 USA pamuk süprem kumaş kumaşlarda kırık, abraj ve leke hatalarının bulunduğunun tespit edildiği, hataların tamamının boyama işlemi esnasında oluşan hatalar olduğu, ayıpların kumaşın çıplak gözle incelenmesiyle anlaşılabilecek açık ayıplar olduğu, Davalı tarafından 16.06.2023 tarihinde davacı şirket çalışanı ....’a ...’tan davacının teslim ettiği haki ve kahverengi kumaşlarda abraj hatası ve kırmızı renk kumaşlarda da damla şeklinde yağ lekeleri bulunduğu ve hatalı kumaşlara fireli kesim yapılacağının ihbar edildiği, Davalının müşterisi .... San.ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davacının boyadığı kumaşların fireli kesimi sonucu oluşan 300 kg fireli kumaş nedeniyle (39.300 + %8KDV =) 42.444,00 TL tutarında reklamasyon faturasının davalıya kesildiği, davalının da müşterisinin kestiği reklamasyon faturasını (39.300 + %10KDV =) 43.230,00 TL tutarında 07.08.2023 tarihli .... nolu reklamasyon faturasıyla davacıya yansıttığı, Neticeten davacının davasının kabulü halinde her ne kadar icra takibi ile davalı şirketten 116.204,72 TL tutarın tahsilini talep etmiş ise de, yapılan sektörel incelemeler sonrasında davalı tarafından davacı adına düzenlenen “07.08.2023 tarih, ... no.lu, 43.230,00 TL bedelli, “.... No.lu Siparişin Boya Hatalarından Dolayı Reklamasyon Faturası” nın mahsubu ile 72.9974,72 TL tutarın tahsilini talep edebileceği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
5.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
6.Taraflara ait BA BS formları vergi dairesinden celp edilerek delil olarak incelenmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden fatura alacağından kaynaklı olarak davalı aleyhine icra takibi başlatmış olup, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından yetkiye, borca faize ve faiz oranına itiraz edilmiş, davacı itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı tarafından her ne kadar icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de takibe konu alacağın faturadan kaynaklı para alacağı olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89. Maddesi gereğince para alacaklarının götürülecek alacaklardan olduğu bu sebeple alacaklının yerleşim yerinin de yetkili olduğu, davacının ticaret sicil kayıtlarına göre yerleşim yerinin Bakırköy Adliyesi yargı çevresinde olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın esasına girilmiştir.
Davalı sunduğu cevap dilekçesi ile; davacı ile aralarında ticari ilişki olduğunu, taraflarınca davacıya kumaşların boyanması işinin verildiğini, ancak davacının ayıplı olarak işi yaparak teslim ettiğini, ayıp ihbarının yapıldığını, davacı tarafın ayıp ihbarını dikkate almadan tüm iş için fatura kestiğini, bunun üzerine davacıya reklamasyon faturası kesildiğini, ayıbın basitçe inceleme ile anlaşılamayacak nitelikte olduğunu, davalının müşterisinin ayıbı fark ederek bildirdiğini bu sebeple ayıp ihbar süresinin 8 gün olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir.
Taraflar arasında kumaş boyanması işi için eser sözleşmesi kurulduğu, davacı tarafından işin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı işin ayıplı olduğunu iddia etmiş olup, uyuşmazlık ayıp nedeniyle yasal süresi içerisinde ihbarın olup, olmadığı, işin ayıplı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerine göre; icra takibine konu faturaların davacının ticari defterine işlendiği, ilgili faturalardan kaynaklı olarak davacının davalıdan 116.204,72-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davalının ticari defterlerine göre ise; davacı tarafından kesilen takibe konu faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği, davalının davacıya 116.204.72-TL borçlu olarak göründüğü, sonrasında davalı tarafından davacı aleyhine 07.08.2023 tarihli boya hatalarından kaynaklı reklamasyon faturası açıklaması ile 43.230,00-TL tutarlı faturanın kesildiği, bu faturanın yalnızca davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından Bakırköy ....Noterliği'nin 07.08.2023 tarih, .... yevmiye numaralı, “Fatura İadesi Hk.” Konulu ihtarnamesi ile davalı tarafından kesilen faturaya süresi içerisinde itiraz ettiği tespit edilmiştir.
İlgili vergi dairelerinden celp edilen taraflara ait kayıtlar incelendiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların 2023 yılı Temmuz ayındaki bildirimde taraflarca BA BS formu ile beyan edildiği, davalı tarafından kesilen reklamasyon faturasının ise iki tarafça da BA BS formu ile beyan edilmediği gelen kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Bu noktada; davacı tarafından faturaya konu işin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır, nitekim davacı tarafından kesilen faturalar davalı tarafından ticari defterlerine kaydedilerek vergi dairesine bildirilmiş olup, ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince yasal süresi içerisinde davalı tarafından itiraza uğramayarak içeriğinin kesinleştiği, davacının alacağını ispatladığı anlaşılmaktadır. Davalı yapılan işin ayıplı olduğunu iddia etmekte olup, ispat yükü ayıp iddiasında bulunan davalı üzerindedir.
İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. 6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmesinde ayıba ilişkin 474. Maddesi şu şekildedir: "İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır." 6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmesinde eserin kabulüne ilişkin 477. Maddesi şu şekildedir: "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır."
Davaya konu somut olayda davalı tarafından ayıp iddiasında bulunulduğu bu sebeple ayıp ve ayıp ihbarına yönelik ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından bilirkişi heyetine bir kısım numune sunulmuş olup, bilirkişilerce yapılan inceleme sonucunda davalı tarafından gösterilen numunelerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu ve çıplak gözle inceleme ile anlaşılacak nitelikte olduğu belirtilmiştir. Davalı söz konusu ayıpların davacı şirket çalışanına ihbar edildiğini ve buna ilişkin .... yazışmalarını sunduğunu iddia etmiş ise de davacı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ... yazışmalarını kabul etmediğini beyan etmiş olup, davacının itirazında belirttiği gibi davalı tarafından delil olarak sunulan yazışmalarda telefon numaralarının belli olmadığı, noter veya Mahkeme aracılığıyla yazışmalara dair delil tespiti de yaptırılmadığı, yine davalı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünlere yönelik herhangi bir delil tespitinin de yaptırılmadığı, Mahkememizce inceleme yaptırılan tarihte ürünlerin tamamının davalı elinde olmadığı, toplam siparişe kıyasla küçük miktarda numunenin incelemeye sunulabildiği, davalı davacıya kesilen reklamasyon faturasının davalı tarafından kumaşların fireli kesilmesi sebebiyle uğranılan kayıptan kaynaklandığının iddia edildiği, ancak incelemeye sunulan miktar ile teslim edilen ürünlerin miktarı karşılaştırıldığında ve kumaşların kesildiği anlaşılmakla davalının iddia ettiği fireli kesimden kaynaklanan zarar bedelini ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ....
K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "kumaşların temin edilememesi durumunda ise bu durumda ayıpların niteliği ve onarım bedeli konusunda inceleme yaptırılması imkânı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi ayrıca tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinden ibarettir (Emsal Yarg. 15. H.D. 2015/4587 E. 2016/389K. 25.1.2016 T.; Yarg. 15. H.D. 2013/3498 E. 2014/2912 K. 28.4.2014 T.; Yarg. 15. H.D. 2011/90 E. 2011/2933 K. 16.5.2011 T.; Yarg. 15. H.D. 2005/3385 E. 2005/7184 K. 29.12.2005 T.)." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ... E., ...
K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur.
İş sahibi olarak davalının aldığı mallarda ayıplı olduğunu davalının müşterisi .... şirketi davalıya bildirmiştir. Davalı ayıbın ve zararın varlığını öncelikle ispat ile yükümlüdür. Ayıplı olduğu iddia edilen mallar bilirkişiye ibraz edilememiştir. Dosya kapsamında davalı tarafından yapılmış bir ayıp tespiti de yoktur. Davalı tarafça kesilen reklamasyon faturası , davacı tarafça davalıya iade edilmiş ve kabul edilmemiştir. Açık ayıp durumunu davalı tespit edince, davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davamızda davalı ürünleri 3. Kişi dava dışı firmaya satmıştır. Dolayısıyla davalı zararını ispatlamış durumda değildir.
Dosya safahatı değerlendirildiğinden mahkemenin bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak davalının zararını ispatlayamadığını ve süresinde açık ayıp ihbarını yapmadığını belirleyerek davayı kabulü hukuka uygundur. Davalı defterlerinde davacının alacak iddia ettiği faturalar kayıtlıdır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebebi olarak bildirdiği alacağın likit olmadığı iddiası yerinde değildir.
İlk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun olup , davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri hukuken isabetsizdir."
Nitekim davalı tarafından incelemeye sunulan numunelerin davacı tarafından teslim edilen kumaşlara ait olduğu da belirli veya belirlenebilir değildir, davalı tarafından söz konusu kumaşlara yönelik teslim tarihinde delil tespiti yaptırılmamıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ...
K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "TBK'nın 474.
maddesi gereğince eserin teslimden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirilmesi ve ayıp var ise bunun uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık esas itibariyle ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davacıya ait olup, olmadığına ilişkindir. Her ne kadar dosyada bulunan davadan önce alınmış raporlarda ve davaya konu kumaşlar üzerinde tekstil mühendisi aracılığı ile yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda, kumaşların ayıplı olduğu belirtilmiş ise de bu kumaşların davacı tarafa ait olduğu hususu dosya kapsamındaki deliller ile usulünce ispatlanamamıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur."
Tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre ise; davacı tarafından davalıya kesilen takibe dayanak faturaların 03.07.2023 tarihli olduğu, davalı tarafından bir ayı aşan süre sonrasında 07.08.2023 tarihinde reklamasyon faturasının davacıya kesildiği, davacı tarafından kesilen faturaya davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, ayıp iddiasına dayalı reklamasyon faturasının 1 ay sonra kesildiği gözetildiğinde davalının faturalar yolu ile de yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunduğunu ve davacı tarafından kesilen faturayı iade ettiğini ispatlayamadığı, davacının ise davalının kestiği ayıp kaynaklı reklamasyon faturasına yasal süresi içerisinde itiraz ettiği anlaşılmakla davalının ticari defter ve kayıtları ile de iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim bilirkişi raporunda sunulan numunelerdeki ayıpların çıplak gözle anlaşılabilecek nitelikte olduğu belirtilmiş olup, ilgili ürünlerin davalıya teslim edildiği tarih ile davalının kestiği reklamasyon faturası tarihi arasında 1,5-2 ay olduğu ve davacı tarafından kesilen faturadan da yaklaşık 1 ay sonra olduğu anlaşılmakla davalının uygun süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı, davacının kestiği faturaya da yasal süresi içerisinde itiraz etmediği, 6098 sayılı Kanun'un 477. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince gözden geçirme ve ayıp ihbar külfetini yerine getirmeyerek teslim edilen işi kabul etmiş sayılması gerektiği, bu suretle davacının ayıptan sorumlu olmadığı, davalının kestiği reklamasyon faturasını ve içeriğini, yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunduğunu ve ayıptan kaynaklı zararını ispat edemediği değerlendirilmiştir.
Sonuç itibariyle; davacı tarafından kesilen faturanın davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince yasal süresi içerisinde itiraz ve iade işlemine tabi tutulmadığı, ticari defter ve kayıtlara işlenerek vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından davacıya kesilen ayıp kaynaklı zarar iddiasına yönelik reklamasyon faturasının itiraz ve iade süresinden sonra kesildiği, davacı tarafından yasal süresi içerisinde davalının kestiği reklamasyon faturasına noter kanalıyla itiraz edildiği, yine davalı tarafından kesilen reklamasyon faturasının malların tesliminden yaklaşık 2 ay sonra kesildiği, davalı tarafından incelemeye sunulan numunelerdeki iddia edilen ayıpların çıplak gözle inceleme ile tespit edilebilecek nitelikte olduğunun belirtildiği, davalı tarafından söz konusu mallara ilişkin muayene ve ihbar külfetinin açık ayıbın niteliğine göre yasal süresi içerisinde yerine getirilmediği, davalı tarafından delil olarak gösterilen ... yazışmalarının davacı tarafından kabul edilmediği, nitekim davalı tarafından sunulan yazışmalarda telefon numarasının belli olmadığı ve ilgili yazışmalara ilişkin delil tespitinin yaptırılmadığı, davalı tarafından ayıplı malların fireli kesim yaptırıldığı bu sebeple kumaş kaybından oluşan bedel için reklamasyon faturası düzenlendiği iddia edilmiş ise de söz konusu malların ne kadarının ayıplı olduğu, hangi miktarın ayıplı olduğu, ne miktarda fireli kesim yapıldığına yönelik de delil tespiti yaptırılmadığı, Mahkememizdeki dava ve bilirkişi raporu tarihi itibariyle davalının elinde zarar tespiti ve ayıp miktarını tespite yönelik malların bulunmadığı bu noktada davalının fireli kesin sebebiyle uğradığını iddia ettiği kumaş kaybına dair iddiasını ve davacı tarafından teslim edilen kumaşların ne kadarının ayıplı olduğunu ispat edemediği, davacı tarafından kesilen itiraz edilmeyerek kesinleşen ve davalının ticari defterine işlenen faturalara yönelik davalı tarafından 1 ay sonra reklamasyon faturası düzenlenmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, nitekim davalının iddiasına göre davacıya ayıp tespiti ve ihbarının 2023 yılı Haziran ayında yapıldığı iddia edilmiş ise de kesilen reklamasyon faturasının yaklaşık 2 ay sonra 2023 yılı Ağustos ayında davalı tarafından düzenlendiği bu durumun tacirin işlerinde basiretli olarak hareket etmesi külfetine de uygun olmadığı anlaşılmakla davalının iddiasını ispatlayamadığı, buna karşılık davacının alacağını ispatladığı anlaşılmaktadır. Buna göre icra takibine konu 116.204,72-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından icra takibinde avans faiz oranı talep edildiği, taraflarca daha düşük bir akdi faiz oranının belirlenmediği bu sebeple davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın faturaya dayalı likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 23.240,94-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1.Davanın KABULÜNE, -Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 116.204,72-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı, yetki itirazı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE,
2.İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 23.240,94-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 7.937,94-TL harçtan peşin alınan 1.403,47-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 6.534,47-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4.Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5.Davacı tarafça yatırılan 1.403,47-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.673,32-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Davacı tarafça yapılan 12.747,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9.HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)