Esas No
E. 2022/1354
Karar No
K. 2025/224
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2022/1354

KARAR NO: 2025/224

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ:27/01/2022

NUMARASI:2018/434 E. - 2022/31 K.

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesi ve karşı davaya cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili ...’in ortopedi uzmanı doktor olup, ... patent numaralı ... olarak isimlendirilen ortopedi cerrahisinde kullanılacak “...” teknik terimi ile tabir edilen ürünü icat ettiğini, dünya çapında ödül aldığını, TÜBİTAK 2014 yılı yılın en iyi buluş ödülüne layık görüldüğünü, davalı şirket ile ... isimli ürünün patentlenmesi ve ticarileştirilmesi için 08.06.2014 tarihinde “...ve ...” akdedildiğini, TÜBİTAK tarafından buluş konusu ürünün üretimi, tanıtımı ve projenin eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi için 423.803,44 TL tahsis edildiğini, davalı şirketin geçen üç yıl zarfında müvekkile ait buluşa ilişkin projenin hayata geçirilebilmesi için gerekli çalışmaları başlattığını, müvekkili sözleşme konusu yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davalı şirket projeyi tamamlamadan sonlandırmış ürünün ticarileştirme çalışmalarına ilişkin olarak hiçbir üretim ve çalışma gerçekleştirmediğini, şifahi ve e-mail yolu ile sözleşmenin ihlal edildiği, gerekli bilgilendirmenin yapılmadığı, maddi ve manevi hak kaybına uğrayacağını öngören Kartal ...Noterliği 24.03.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi çekilip, ihtar tarihinden itibaren sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için bir (1) yıllık süre tanındığını, davalı şirket ise ihtara karşı Kadıköy ...Noterliği, 25.04.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gerçeklerle bağdaşmayan beyanlar ile müvekkilden cezai şarta ilişkin tazminatın ödenmesini talep ettiğini, TÜBİTAK tarafından tahsis edilen 423.803,44 TL nin kısmen kullanılıp, davalı şirketin projeyi müvekkiline bilgi vermeksizin 20 ayda sonlandırdığını, tahsis bedelinin tamamının kullanımını engellediğini, sözleşmenin 4.1.maddesine göre, patent bedellerini müvekkilinin 2018 yılı dahil ödediğini, davalı şirketin sözleşmenin 4.2 ve 4.3 maddelerini ihlal ettiğini, buluşa ilişkin ürüne ait setlerin ulusal, bölgesel ve uluslar arası (Amerika, İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya, Rusya, Çin, Hindistan, Japonya) patent veya faydalı model, endüstriyel tasarım başvurusu yapılması, hizmet alımı yapılması, ve korumanın devamı için gerekli tüm ödemelerin gerçekleştirilmesi gerekirken, bu yükümlülükleri yerine getirmediği, sözleşmenin 4.3 maddesi ihlal edildiği, (EPO) Avrupa patentini yaklaşık 35.000 TL harcayarak müvekkilinin aldığını, sözleşmenin 4.13 maddesini ihlal ettiği, buluş ile ilgili bilimsel çalışma ve testlerin yapılması, fuar, kongre, tanıtım toplantısı katılımı ve organizasyonu konusunda gerekli koordineyi sağlamadığı gibi bu faaliyetlere ilişkin olarak masraflara ödemediğini, müvekkilin ... toplantısına katılıp ödül kazandığını, Amerika’ya davet edildiğini, Miami ve Chicago şehirlerinde tanıtım toplantılarına iştirak edip, masrafları kendisinin karşıladığını, sözleşmenin 4.14 maddesinin ihlal edildiğini, ticarileştirme için ... tornavida üretilmesi gerekmesine rağmen bir çalışma yapılmadığını, buluşa ilişkin ürünün ... sertifikasını alınmadığını,sözleşmenin 7.2. maddesinde yazılı TÜBİTAK destekli proje tutarı 423.804,44 TL cezai şartı ile TBK. m.112 ye göre müspet zarar (fiili zarar ve kar kaybı) talep ettiklerini, sözleşmenin ihlali nedeniyle dava sonuçlanıncaya kadar sözleşme konusu buluşa ilişkin tüm patentleme ve ticarileştirme konusundaki müracaat, üretim ve bunun gibi tüm işlem eylemlerin müvekkili tarafından gerçekleştirilmesi, davalı şirketin ürünün patentleme ve ticarileştirilmesi konusundaki yetkisinin kaldırılması için ihtiyati tedbire karar verilmesini, belirsiz alacak davası açarak fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 10.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesini, karşı dava yönünden davalı karşı davacı tarafça açılmış olan davanın hukuken haklı bir nedene dayanmadığını, davalarına karşı mütekabiliyet mahiyetinde açıldığını, davacı karşı davası hakkında ki beyanında müvekkil davacının sözleşmenin7.2 maddesine göre kendisine cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu beyan ettiğini, cezai şart miktarının da yine davalı-karşı davacı tarafa tebliğ olunan Kadıköy ... Noterliğinin 25/04/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde 423.803,44 TL olarak açıkça belirtildiğini, davalı karşı davacının miktarını bildiği halde, davasını belirsiz alacak davası olarak açmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davalı karşı davacıya harcı tamamlaması için süre verilmesi gerektiğini aksi halde davanın reddi gerektiğini, davalı şirketin sözleşmeyi ihlal etmesi ile duyarsızlığı karşısında ve bu sürecin uzun sürmesi halinde buluş konusu ürüne bağlı maddi ve manevi hak kaybına uğrayacağını öngören müvekkilinin bu hususu ihtaren bildirdiğini, ihtarname içeriğinden de anlaşılacağı üzere ihtarname ile müvekkilinin sözleşmeyi fesih etmediğini, davalı şirket yetkililerinin toplantı talebine uzun süre duyarsız kalması karşısında, sözleşmede yüklendikleri edimleri içerisinde gerçekleştirilmeleri konusunda davalı şirkete 1 yıllık makul süre tanıdığını, bu nedenle davalı şirketin sözleşmenin müvekkili tarafından ihlal edildiğine ilişkin beyanlarının gerçeklerle bağdaşmadığı yazılı belgeler ile sabit olduğunu, müvekkili tarafından defalarca sözlü ve yazılı olarak ifade edilmesine, yapılan toplantılarla ürünün geliştirilmesi için buluş sahibi olarak her türlü desteğin verilmesine rağmen ... A.Ş. projenin gerçekleştirilmesi, konusunda duyarsız kaldığını, davalı.... A.Ş'nin TÜBİTAK projesini müvekkiline hiçbir bilgi vermeden kendisi sonlandırdığını, e-mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin oyalandığını, davalı tarafın TÜBİTAK'a 7. iş paketinin sunulduğu ve 7. iş paketine kadar tüm süreçlerin tamamlandığına ilişkin beyanı tamamen gerçek dışı ve bu gerçek dışı beyan yazılı beyanlarla sabit olduğunu, davalı karşı davacı şirketin Tübitak projesini sonlandırdıktan sonra patentleme sürecinden tamamen çekildiğini, destek patent firması ile yapılan anlaşma gereği, patent başvurularından olumlu sonuç alınan başvurulara ilişkin tüm ödemeler müvekkili davacı karşı davalı tarafından yapıldığını, davalı karşı davacı şirketin müvekkiline 100.000TL ödeme yaptığı dava dilekçelerinden de anlaşılacağı üzere doğru olduğunu, bunun davalı karşı davacı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüğü olduğunu, TÜBİTAK tarafında proje danışmanlık ücreti ödenmesine kanaat getirdiğini ve bu ödemenin belirli kısımlı ödemek taahhüdünde bulunduğunu, bu nedenle müvekkiline ödenen ücretin proje danışmanlık ücreti olduğu, Tübitak tarafından öngörüldüğünü, açıklanan nedenlerle öncelikle gecikilmesi halinde hak kaybı oluşacağından, sözleşme konusu buluşa ait ürünün patentleme ve patentin ticarileştirilmesi için gerekli tüm müracaat, üretim vb. Gibi işlemlerin müvekkil davacı ... tarafından yürütülmesi ile davalı ....A.Ş'nin sözleşmeye ilişkin hiçbir işlem yapmaması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, sözleşmenin davalı karşı davacı tarafça ihlal edilmesi nedeni ile sözleşmenin 7.2 maddesinde belirtilen TÜBİTAK destekli proje tutarı olan 423.803,44TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı tarafça müvekkiline ödenmesini, müvekkilinin müspet zararları için HMK109, Maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak , fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilerek yargılama gideri vekalet ücretinin davalı karşı davacıya yükletilmesini talep etmiştir.Davalı karşı davacı cevap ve karşı dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı taleplerinin haksız olduğu, TBK m.180 gereğince sözleşmede aksi kararlaştırılmadığından hem cezai şart istenebilmesi için davacı tarafın zararının cezai şart miktarını aştığını ispat etmesi gerektiği, TBK m.179/1 maddesine göre; "bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça, alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir" gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin 7.2. maddesinde yer alan cezai şart düzenlemesinin ifaya ekli cezai şart değil, 179/1 de düzenlenen seçimlik cezai şart olduğunu, sözleşmeyi ihlal eden tarafın davacı olduğu, müvekkili şirketin sözleşmenin ifası için ciddi yatırımlar yaptığı, davacını işlemlere onay vermemek suretiyle ... isimli ürünün ticarileştirilmesi sürecinin durmasına kendisinin sebep olduğunu, davacı ihtarının haksız olduğu, ihtarnameye verilen cevapta bu hususu ihtar ettiklerini, müvekkili şirketin “...” konusunda çalışmalarını sürdürürken hiçbir işleme onay vermediğinin e-mail yazışmaları ile sabit olduğunu, dava konusu ürünlerin insan vücudunda kullanılacak olması sebebiyle biyomedikal uyumlarını gösterir sertifika olmadan ticarileştirilmesinde sakınca olduğunu, müvekkili şirketin biyomedikal sertifika almak için bir çok ulusal ve uluslar arası olmak üzere Türkiye, Almanya, Fransa ve Hindistan gibi 4 ayrı ülkede 10’a yakın firma ile görüşüp kron nikel, titan, altın gibi farklı kaplamalar yaptırdığını, bilyede başarılı olmak için iki yıl boyunca bir çok üniversite ile çalıştığını, ancak görüşmelerin tamamının olumsuz sonuçlandığını, Alman firmasının testlerde kullanılan ürünün biyomedikal uyumunun bulunmayıp sertifika veremeyeceklerini bildirdikleri, davacıya her aşamada süreci özetleyen raporlar gönderildiğini, biyomedikal sertifikası olmayan bir ürünün insan sağlığını tehdit edeceğini, davacının amacının acele ederek ticari kazanç elde etmek olduğunu, ...belgelendirmesine ilişkin planın ekte sunulduğunu, müvekkil şirket çalışanı ... tarafından 21.06.2016 tarihinde davacıya e-mail gönderilerek yapılan çalışmaların tek tek sayıldığını, ürünün biyomedikal uyum testi için gönderildiğinin bildirildiğini, davacının maillere hiçbir sebep göstermeksizin “Hiçbiri için onayım yoktur, 24 Haziran 2016 tarihine kadar sözleşmeyi karşılıklı feshetmek isteyip istemediğinizi bildiriniz lütfen” şeklindeki cevabı ile müvekkil şirketin tüm çalışmalarını durdurduğunu, TÜBİTAK’a sunulan 7.iş paketine kadar tüm süreçlerin tamamlandığını, yapılan harcamaların bir kısmının alındığını, 2014 yılı 1.döneminde 17.810,00 TL harcama yapıldığını, 11.339,00 TL ödeme alındığını, 2014 yılı 2.döneminde 44.412,00 TL harcama yapıldığını, 20.092,00 TL ödeme alındığını, 2015 yılı 1.döneminde 29.890,00 TL harcama yapıldığını, 19.058,00 TL ödeme alındığını, 2015 yılı 2.döneminde 6.612,00 TL harcama yapıldığını, 1.096,00 TL ödeme alındığını, TÜBİTAK tan gelen desteğin 51.585,00 TL olduğunu Patentleme için Destek Patente 12.000 TL ödenip TPE nezdinde işlemlerin yapıldığını, ...kapsamında 7 adet uluslar arası patent başvurusu yapıldığını, destek patent Marka-Patent yöneticisi... ile 08.11.2018 tarihli e-mail yazışmaları olduğunu, sürecin ... beye iletildiğini, ...beyin ilgili dönüşü paylaşamayacağımız veriler arasında” denilerek müvekkil şirket çalışanları ...,... ve ... ile paylaşıldığını, “üretim için gerekli .. imalatı için ... Şti. nden teklif alındığını, biyomedikal uyum sorunu aşılamadığından seri üretime başlanamadığı, Sözleşmenin 4.7 maddesi uyarınca 20 ayda davacıya aylık net 5.000 TL olmak üzere toplamda 100.000 TL ödendiği, ihtiyati tedbir talebine itiraz ettiklerini, belirtmiş asıl davanın reddi ile karşı dava ile sözleşmenin 7.2.maddesi gereği davacı taraftan cezai şartı ile birlikte fazlaya ilişkin (cezai şart bedelini aşan zararların tazmini de dahil) hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL nin davacı / karşı davalıdan ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Asıl davanın ve karşı davanın REDDİNE," karar verilmiştir.Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkeme kararının gerekçeli ve yeterli olmadığını, Müvekkili ...'in ortopedi uzmanı doktoru olup, mesleki çalışma ve araştırmaları sonucunda geliştirdiği ... patent numaralı ... olarak isimlendirilen ortopedi cerrahisinde kullanılacak “ tel tutucusu “ teknik terimi ile tabir edilen ürünü icat ettiğini, buluş sahibi olarak, davalı şirket ile buluş konusu ... isimli ürünün patentlenmesi ve ticarileştirilmesi için, davalı şirket ile 08/06/2014 tarihinde Patentleme ve Patenti Ticarileştirme Sözleşmesi akdettiğini, TÜBİTAK'ın, buluş konusu ürünün üretimi, tanıtımı ve projenin eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi için 423.803,44 TL tahsis edildiğini, sözleşme imza edildikten sonra , davalı şirket aradan geçen 3 yıl zarfında müvekkiline ait buluşa ilişkin projenin hayata geçirilebilmesi için gerekli çalışmaları başlatmış ise de, projeyi tamamlamadan Tübitak nezdinde projeyi sonlandırdığını müvekkili davacıya bildirmeksizin sonlandırdığını, ürünün ticarileştirme çalışmalarına ilişkin olarak ise hiçbir üretim ve çalışma gerçekleştirmediğini, Müvekkili projenin gerçekleştirilmesi ve ticarileştirilmesi konusunda sözleşme ile yüklendiği edimlerini tamamen yerine getirdiği halde, davalı şirketin sözleşme ile yüklendiği edimlerini yerine getirmediğini, Müvekkilinin bu konuda davalı şirket yetkililerine gerek şifahi ve gerekse e-mail yolu ile sözleşmenin ihlal edildiğini ve gerekli bilgilendirmelerin yapılmadığını bildirmiş ise de, davalı şirketin bu konuda duyarsız kaldığını, müvekkilinin Kartal ... Noterliği’nin 24/03/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete sözleşmede yüklendikleri edimleri ihtar tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde yerine getirmelerini beyan ederek, bu süre içinde sözleşmenin ifa edilmemesi halinde, hukuki yollara başvurulacağı ve tazminat isteminde bulunulacağını ihtaren bildirdiğini, davalının ihtara karşı Kadıköy ... Noterliği’nin 25/04/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verdiğini, davalı şirket müvekkilinin ihtarında sözleşmenin ifası için verilen 1 yıllık süre içerisinde edimlerini yerine getirerek sözleşmeye bağlı kalmak yerine, sözleşmeyi ihlal ettiğini bir kez daha noter ihtarı ile yazılı olarak zikrederek, gerçeklerle bağdaşmayan beyanlar ile müvekkilinden cezai şarta ilişkin tazminatın ödenmesini talep ettiğini, Müvekkili tarafından noter ihtarı ile bildirimde bulunulması ve 1 yıllık süre verilmesine rağmen, davalı tarafın sözleşmeye bağlı kalmadığını ve verilen makul süre içerisinde dahi sözleşmeyle yüklendiği edimlerini yerine getirmediğini, Davalı şirketin sözleşmeyi ihlal ettiğinin dosya kapsamında mevcut deliller, bizzat davalı tanıklarının beyanları ve kök bilirkişi raporu ile ispat olunduğunu, sözleşmenin 4. Numaralı bölümünde, Tarafların Hak ve Yükümlülükleri Başlığı altında düzenlenmiş olan maddeleri incelendiğinde, Sözleşmenin 4.1. maddesine göre davacı müvekkil buluşa ilişkin patent bedellerini , 2018 yılı dahil olmak üzere ödemiş ve sözleşmeye uygun olarak yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunu, Sözleşmenin 4.2. maddesi davalı şirketçe ihlal edildiğini, buluşa ilişkin ürüne ait setlerin ulusal bölgesel ve uluslararası (Amerika, İngiltere , Almanya, İtalya , ispanya , Rusya, Çin, Hindistan , Japonya) patent veya faydalı model , endüstriyel tasarım başvurusu yapılması, hizmet alımı yapılması ve korumanın devamı için gerekli tüm ödemelerin gerçekleştirilmesine ilişkin yükümlülüklerini hiçbirini yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, Sözleşmenin 4.3. Maddesinin davalı şirketçe ihlal edildiğini, buluş seti için Türk Patent Enstütüsüne sözleşme tarihinden itibaren 12 ay çerisinde yapılması gerekli başvuru yapılmadığı gibi , bu başvuru sonrası bölgesel ve uluslararası alanda 1 yıl içerisinde davalı tarafça yapılması gerekli başvurular da gerçekleştirilmediğini, Sözleşmenin 4.3. maddesi davalı şirketçe ihlal edildiğini, söz konusu maddede davalı şirketçe yapılması gerekli başvurular ile ..., ... veya... ‘ya ya da yurt içi veya yurt dışındaki diğer resmi kurum ve kuruluşlara patent, endüstriyel tasarım , veya faydalı model başvurusu yapılması, hizmet alımı yapılması ve korumanın devamı için gerekli tüm ödemelerin davalı şirketçe yapılması gerekliyken, davalı şirket bu maddeye ilişkin hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşmenin 4.13. maddesi de davalı şirketçe ihlal edildiğini, Davalı şirket, buluş ile ilgili bilimsel çalışma ve testlerin yapılması , fuar , kongre, tanıtım toplantısı katılımı ve organizasyonu konusunda gerekli koordineyi sağlamadığı gibi, bu faaliyetlere ilişkin olarak gerekli masraflara ilişkin de hiçbir ödeme gerçekleştirilmediğini, Müvekkilinin buluş sahibi olarak davet edildiği ve buluşunun tanıtımı konusunda kendisine stant dahi tahsis edilen faaliyetlere katılım konusunda davalı şirket olumlu hiçbir yaklaşım göstermediğini, Müvekkilinin ... toplantısına katıldığını ve bu toplantıda ödül kazandığını, sadece bu toplantıya davalı şirket mühendisi ... iştirak ettiğini, toplantıya ilişkin masraf ve giderler ise tamamen müvekkili tarafından karşılandığını, yine müvekkili buluşunun tanıtımı konusunda Amerika ya davet edildiğini , bu konuda davalı şirkete defalarca bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen davalı şirket tanıtım toplantılarına katılma konusunda duyarsız kaldığını, Müvekkilinin buluşun tanıtımı için yine kendi imkanları ile ve masraflarını kendisi karşılayarak ... ve ... şehirlerinde düzenlenen tanıtım toplantılarına iştirak ettiğini, Davalı şirket bu toplantılara katılım konusunda duyarsız kaldığı gibi, masrafları da karşılamayarak sözleşmeye aykırı davrandığını Sözleşmenin 4.14. maddesinin de davalı şirketçe ihlal edildiğini, Davalı şirket, buluşa ilişkin bilimsel çalışmalar, patentleme süreci ve ticari faaliyet koordinasyonunu müvekkil ile birlikte yapması gerekirken , yapmadığını, Davalı şirket birlikte işlem yapmak bir yana Tübitak projesini müvekkile bilgi vermeksizin , bildirimde bulunmaksızın sonlandırdığını, Müvekkilinin, sözleşmeye göre davalı tarafça 12 ay içinde başvurusu yapılması gerekli olan Avrupa patent (EPO) başvurusunu , davalı taraf yapmadığından bizzat kendisi yaptığını, bu halde davalı şirketin sözleşmenin 4.14. maddesine uygun davranmadığını,-Davalı şirketin, sözleşme konusu buluşun ticarileştirilmesi için bir çaba sarf etmediğini, buluşa ait projenin gerçekleşebilmesi için gerekli hiçbir işlemi gerçekleştirmediğini, buluş konusu ... isimli ürünün değerlendirilmesi amaçlı 17/12/2015 tarihinde buluş sahibi Dr.... ile Prof.Dr...., Dr...., Dr...., Dr.... isimli alanında uzman hekimlerin katılımı ile toplantı düzenlendiğini, toplantıda buluş konusu ... isimli ürünün, ortopedi cerrahisinde kullanılabilir ürün olduğu, ürüne ait enstrümanların sürekli olarak kullanılacağı ve kullanıldıkça ürün üzerinde güncelleştirmeler yapılacağı, ürünün kullanılabilmesi için ... olmasının zorunlu olduğu, tel gerdiricinin daha hafif olması gerektiği, ürünün bir çok endikasyonda kullanım potansiyeline sahip olduğu, ürünün neticelenmesinde toplantıya katılan doktorların destekte bulunacağına dair tespit ve kararlar alındığını, davalı şirket ürüne ait projenin gerçekleşebilmesi için olmazsa olmaz niteliğinde olan ... tornavidayı, müvekkilinin tüm taleplerine rağmen yaptırmadığını, söz konusu ... tornavidanın yapımı basit olup, maliyeti ise çok düşük miktarda ödeme gerektirdiği halde, davalı şirketin bu basit işlemi gerçekleştirmekten imtina ettiğini, -Buluş konusu ürünün sağlık ve güvenlik şartlarına uygun olarak denetlendiğine dair alınması gerekli ... belgesinin alınması konusunda... uzmanı bulup ... belgesinin alınması davalı şirketin yükümlülüğünde olduğu halde davalı şirket güncel olarak bu işlemi gerçekleştirmediğini, ... belgesi alınması için ürün teste dahi gönderilmediğini, ... uzmanı bulup gerekli çalışmaları yaptırmak bir yana, şirket kendi mühendislerine kısa zamanda yapılabilecek olan, buluş konusu ürünün titanyum kaplaması için 1 yıl gibi uzun bir süre zaman kaybetmiş ve söz konusu kaplamanın yapımını 1 yıl yaptıramadığını, sonrasında ise davalı şirketin mühendisi bu konuda daha kolay yöntemler bildiği iddiası ile ürünü teste göndermek istemiş ise de ürünü teste göndermediğini, bu nedenle davalı şirket ... belgesi alınması konusundaki yükümlülüğünü de yerine getirmekten imtina ederek buluş konusu ürüne ait projenin gerçekleştirilmesi ve ticarileştirilmesini kendi kusurlu davranışları ile imkansız hale getirdiğini,-Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun değerlendirme içermediği halde, Mahkemenin çelişkili raporu hükme esas alarak karar verdiğini, 17.12.2020 tarihli Bilirkişi Kurulu Kök Raporu’nda; "..Dosya içeriğindeki tıbbi belgeler incelendiğinde; Op.Dr. ... tarafından geliştirilen ... patent numaralı ... olarak isimlendirilen ortopedik cerrahide kullanılması öngörülen tel tutucu, seti ve ek ürünleri üretildiği takdirde ortopedik cerrahide kullanılabileceği " tespitinde bulunulduğunu, 25.09.2020 tarihli Bilirkişi Kurulu Ek Raporu’nda;kök raporundaki görüşlerinden tamamen dönerek, teknik olarak dosya kapsamında mevcut delillerle ispatlanmış konuları dahi beyan etmekten imtina edip, mübayenet oluşturacak mahiyette ve kök raporu ile açıkça çelişen tespitlerle, davalı taraf lehine zorlayıcı yorumlarla hatalı ve dosya kapsamına aykırı rapor tanzim ettiğini,-Davalı şirketin sözleşmeyi ifa etmekten imtina ettiği, davacı müvekkilin ürünün ticarileştirilmesi konusunda gerekli iletişimi sağladığı, bizzat davalı çalışanı olan tanıkların beyanları ile ispat olunduğunu, Davalı şirketin Tübitak projesini müvekkil davacıya bilgi vermeksizin sonlandırdığı ve Tübitak tarafından sağlanan ödeneğin müvekkili davacı tarafça kullanılması imkanının elinden alındığı açıkça ispatlandığını,

Davalı tarafın projenin tamamlanabilmesi için uzatma talep etme imkanı mevcutken bu imkanı kullanmadığını, Projeyi 20 ayda sonlandırdığı halde müvekkile bilgi dahi vermek gereği duymadığını, Proje konusu ürünün insan sağlığına uyumlu olduğuna dair yapılan laboratuvar sonuçları 02/10/2015 tarihli ... isimli firmanın ... Raporu ile ispatlı olup, davalı tanığının anlatımları ile de bu deneylerden %106 oranında olumlu sonuç alındığı doğrulandığını, Sözleşmesinin 7.2. maddesinde “ Taraflardan biri iş bu sözleşmeden doğan hüküm ve yükümlülüklerinden herhangi birini mücbir haller dışında ihlal ederse veya iş bu sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ederse cezai şart olarak karşı tarafa TÜBİTAK destekli proje tutarı kadar tazminat olarak öder.” şeklinde olup, davalının kusurlu olduğunu,-Müvekkilinin sözleşmenin 4.14 maddesine uygun olarak toplantı talep ettiğini, tanık ...'nin, şirket sahibi ...'in iş yoğunluğundan ötürü toplantının gerçekleştirilemediği şeklindeki ifadesi ile, sözleşmenin 4.14 maddesinin davalı tarafça ihlal edildiği ispat olunduğunu, bu halde, projenin müvekkilinin mail ile durdurduğu iddiasının gerçek olmadığının anlaşıldığını,Müvekkil buluşunun tanıtımı konusunda Amerika ya davet edilmiş , bu konuda davalı şirkete defalarca bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen davalı şirket tanıtım toplantılarına katılma konusunda duyarsız kaldığını, masrafları da karşılamayarak sözleşmeye aykırı davrandığını, davalının proje konusu ürüne ilişkin alacağı sertifikaların çok ciddi maliyetler gerektirdiği tanık anlatımları ile sabit olup, maliyetler sebebi ile sözleşmeyi ihlal ettiğinin açıkça ispat olunduğunu,-Davalı şirketin Tübitak'a gerçeğe aykırı beyanda bulunarak, müvekkili davacının bilgisi olmaksızın projeyi başarılı olunduğu beyanı ile sonlandırdığını, Davalı şirketin 22/08/2015 tarihinde Tübitak'na, müvekkiline ait projenin başarılı bir şekilde tamamlandığını bildirerek projeyi sonlandırdığını Tübitak kayıtlarına bakıldığında, davalı şirketin gerçeğe aykırı beyanla projeyi sonladırdığı resmi kayıtlarla ispatlı olduğunu, davalı şirketin göz göre göre, müvekkilinin bilgisi dışında, sözleşme konusu buluşa ait projenin başarı ile tamamlandığını resmi kurumlara bildirip, projeyi gerçeğe uygun olmayan beyanlarla sonlandırdığını, Tübitak kurumuna gerçeğe aykırı beyanda bulunan davalının, müvekkili ile arasında mevcut sözleşmeyi ihlal ettiğini,-Sözleşme konusu projenin insan sağlığına uyumlu hale getirilmesi konusunda 6-7 aylık bir çalışma ile olumlu sonuç alındığını ve proje konusu malzemenin insan vücuduna uyum sağlayabilecek hale getirildiği ve bıçakçılar isimli firmada biyomedikal testlerin yaptırıldığı ve olumlu sonuç alındığı, dosyada mevcut test sonuçları ve tanık beyanları ile ispatlandığını, proje konusu ürünün seri üretilmesi halinde 1000 tane üründen 1 tanesinin insan vücudunda sorun yaratması ve sağlık problemlerine yol açması halinde tazminat sorumluluklarının ortaya çıkacağı ve bu konudaki risklerin gözetilmesinin firmanın tercihi olduğu konusundaki tanık anlatımları, davalı firmanın sözleşmeyi ihlal ettiğinin açık kanıtı olduğunu, medikal ürünlerin üretiminde ve hayatın her alanında risklerin mevcut olduğunu, Davalı şirketin sözleşme imzalarken bu riskleri bilecek durumda olduğunu, sözleşme konusu ürünün insan sağlığına uyumlu olduğu yönünde tespitler yapılmışken, makul kabul olunabilecek risklerin varlığı bahane edilerek sözleşmeden dönülmesinin hukuken mümkün olmadığını, Proje konusu ürünün insan sağlığına uyumlu olduğuna dair yapılan laboratuvar sonuçları 02/10/2015 tarihli ... isimli firmanın ... Raporu ile ispatlı olup, davalı tanığının anlatımları ile de bu deneylerden %106 oranında olumlu sonuç alındığı doğrulandığını, bu durumda davalı tarafın projeyi müvekkilinin maili ile durdurduğuna dair beyanının gerçek olmadığının anlaşıldığını, 02/10/2015 tarihinde insan vücuduna uyumlu olduğu yapılan deneyler sonucu oluşturulan raporla ispat olunan sözleşme konusu ürüne ilişkin proje, deney sonuçları beklenmeden 22/08/2015 tarihinde sonlandırıldığını, projenin sonlandırıldığının müvekkiline beyan edilmediği gibi, müvekkilinin mail tarihi olan 19/03/2016 tarihine kadar hiçbir işlem yapılmadan bekletilmesinin davalının sözleşmeyi ihlal ettiğinin kanıtı olduğunu, Tanık ...'in, 2015 sonlarına doğru test sonuçları geldikten sonra kendisine bu projeye daha fazla emek harcama talimatının verildiğini beyan ettiğini, bu durumda proje, dosyada mevcut deney rapor tarihi de dikkate alındığında 22/08/2015 tarihinde proje sorumlusu ... 'in talimatı ile sonlandırıldığını, projenin davalı firmaca sonlandırıldığı tarihin Tübitak remi kayıtlarına göre 22/08/2015 tarihi olduğunu,Müvekkilinin mail tarihi ise 19/03/2016 tarihi olduğunu, bu durumda davalı şirket projeye ilişkin çalışmalarını 22/08/2015 tarihinde, müvekkilin mail tarihinden 7 ay önce sonlandırdığını, bilirkişinin " davalı ve davacının teknik konularda yeterli iletişimi sağlayamadığı " konusundaki tespitinin dosya kapsamı ile örtüşmediğini, davalı şirketin ifası mümkün olduğu halde ifada bulunmadığı, sözleşmenin birden fazla maddesini ihlal ettiği yazılı deliller ve davalı tanıklarının anlatımları ile tartışmasız bir biçimde ispat olunduğunu, raporun hükme esas alınıp davalarının reddine karar vermesinin hukuken hatalı olduğunu,-davalının sözleşmeye aykırı davranışının nedeninin ticari endişe ve tedirginlik olduğunu, Davalının müvekkil davacı ile sözleşme imzalarken de bu riskleri hesaplamak durumunda olduğunu, tanık anlatımları davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, bilirkişinin ifa imkansızlığı veya mücbir sebep nedenlerini raporunda dile getirmesinin dosya kapsamına uygun olmadığını, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı/karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; -Dosyada mübrez deliller ve bilirkişi raporları ile, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında kendisinden beklenebilecek özenle hareket etmiş olduğunu, müvekkili şirkete hiçbir kusur isnadının mümkün olmadığını, davacı/karşı davalının çalışmaları hiçbir haklı neden göstermeksizin durdurduğunu bildirerek sözleşmeyi ihlal eden taraf olduğunu, karşı davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, davacı/karşı davalının iddiaların aksine; müvekkili şirket tarafından sözleşme konusu ürünün satışa arzı için gerekli işlemlere devam edilmekte iken, ürünü tamamlayıcı nitelikte gerekli olan bilye için biyomedikal sertifika alınması süreci sırasında, davacı/karşı davalı, işlemlere onay vermemek suretiyle anılan ... isimli ürünün ticarileştirilmesi sürecinin durmasına sebep olduğunu, Müvekkili şirketin, dava konusu ürünün tamamlayıcısı olarak üretilecek bilyelerde kullanılacak malzemenin biyomedikal sertifikasını almak için birçok ulusal ve uluslararası olmak üzere Türkiye, Almanya, Fransa ve Hindistan gibi 4 ayrı ülkede 10'a yakın firma ile görüştüğünü, kron nikel, titan, altın gibi farklı kaplamalar yaptırdığını, bilyede başarılı olmak için 2 yıl boyunca birçok üniversite ile çalıştığını, ancak görüşmelerin tamamı olumsuz sonuçlandığını (ilgili firmalar, söz konusu bilyede kullanılması planlanan malzemeler için biyomedikal sertifika veremeyeceklerini bildirdiklerini), bu hususta davacı/karşı davalıya da süreci özetleyen raporlar gönderildiğini; bu raporlarda da müvekkili şirketin gerçekleştirdiği çalışmalar açıkça görülebildiğini, Biyomedikal sertifikası olmayan bir ürünün insan sağlığını tehdit edeceği açık olduğundan, bu hususta son derece duyarlı olan müvekkili şirketin, yüklendiği ağır sorumluluk nedeni ile çalışmalarını titizlikle sürdürürken davacı/karşı davalının müvekkili şirkete baskı uygulayarak sürecin alelacele tamamlanmasını sağlamaya çalışması kabul edilebilir olmadığını, davacı/karşı davalının, "... uzmanı bulunması ve ... belgesi alınması yükümlülüklerinin müvekkil şirkete ait olduğunu, Müvekkilimiz Şirket'in... belgesinin alınmasına yönelik olarak gerekli çalışmaların yapılması bir yana ürünün teste dahi gönderilmediğini" iddia ettiğini, işbu iddialar da gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin, seri üretim ve ... belgelendirmeye yönelik bir plan oluşturduğunu; çalışmalarına başladığını ve proje kapsamında TÜBİTAK'a 7 iş paketi sunduğunu (... belgesinin alınması, iş paketlerinde 7. ve son aşamadadır), müvekkili şirket tarafından yapılan çalışmaların, o dönem müvekkili şirket çalışanı olan ...tarafından 21.06.2016 tarihinde, davacı/karşı davalıya gönderilen e-mail ile tek tek sayıldığını, işbu e-mailde, biyomedikal sertifikası için biyo uyumluluk testleri teklifleri alındığı, ürünün teste gönderildiği, ... belgesinin alınması aşamasına gelindiğinin görüldüğünü ancak davacı/karşı davalının, işbu maile hiçbir sebep göstermeksizin "Hiçbiri için onayim yoktur. 24 Haziran 2016 tarihine kadar sözleşmeyi karşılıklı fesh etmek isteyip istemediğinizi bildiriniz lütfen. Aksi halde sözleşme iptali için hukuki süreci ben başlatacağım" şeklindeki cevabı ile müvekkili şirketin tüm çalışmalarını durdurduğunu, müvekkili şirketin anılan proje kapsamında sözleşme ile kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmediği iddiasının, hukuken kabul edilebilir olmadığını, 25.09.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda da "Davalının sözleşme gereğini (davacının buluşunun biyo uyumluluğunun sağlayabilmek) yerine getirebilmek için teşebbüslerinin yeterli olmadığını, bu hususta davalının ihmalinin bulunduğunu söyleyebilmek mümkün olmadığı gibi bu hususta davalıya bir kusur isnadı da mümkün gözükmemektedir." ;"Davalının davacıya ait buluşun biyo uyumluluğunun sağlanabilmesi için kendisinden beklenebilecek özen kapsamında hareket etmiş olduğu, ... Her iki durumda da "Patentleme ve Patenti Ticarileştirme Sözleşmesi"nin 7.2. maddesi hükmü davacının davalıdan cezai şart talebinin mümkün olamayacağı" tespitlerinin yapıldığını, -müvekkili şirketin sözleşme kapsamında kendisinden beklenebilecek özenle hareket ettiği ve tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği halde, davacı/karşı davalı tarafından çalışmaların hiçbir haklı neden olmaksızın durdurulmuş olması sebebiyle, sözleşmenin ihlal edilmiş olduğunu, karşı davanın reddi yönünde verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı/karşı davalının, "hiç bir onayım yoktur, sözleşmeyi karşılıklı feshetmek isteyip istemediğinizi bildiriniz lütfen" demek suretiyle yürütülmekte olan çalışmaları haklı bir nedeni olmadan sonlandırarak sözleşmeyi ihlal etmiş olduğundan; sözleşme ile belirlendiği üzere müvekkili şirkete cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.2. maddesinde; "Taraflar'dan biri işbu sözleşmeden doğan hüküm ve yükümlülüklerinden herhangi birini mücbir halleri dışında ihlal ederse" cezai şart ödemekle yükümlü tutulduğunu, müvekkili şirket çalışanı ... tarafından 21.06.2016 tarihinde, dava konusu ürünün tamamlayıcısı olarak üretilecek bilyelerde kullanılacak malzemenin biyomedikal sertifikasının alınması sürecine ilişkin olarak davacı/karşı davalıya detaylı şekilde bilgi verildiğini ve biyomedikal sertifikası için biyo uyumluluk testleri teklifleri alındığını, ürünün teste gönderildiğini, ... belgesinin alınması aşamasına gelindiğini, Müvekkili şirket çalışanı ... tarafından, 21.06.2016 tarihinde gönderilen mailde; "... Merhabalar; ... projesinde geldiğimiz noktayı sizinle paylaşmak istedim.... projesinde ... süreci için yönetim onayı aldık. ... Danışmanlık, Sterilizasyon Validasyon testleri, Biouyumluluk Testleri, Meyer Belgelendirme tekliflerimizi imzaladık.... Danışmanlık çalışmalarına başladık....süreci için temiz odada ürün toplama işlemi gerçekleştirdik. Sterilizasyon ve Validasyon için ürünlerimizi topladık ve Sterilizasyon validasyon testine gönderdik. Bio uyumluluk testi için ürün yaptırdık. Bio uyumluluk testine ürünlerimizi gönderdik. Mekanın testini de gerçekleştirdikten sonra... dosyamızı hazırlayarak, Denetime gireceğiz. Bilginize Sunulur." şeklinde olduğunu, davacı/karşı davalının bu süreç devam ederken tüm çalışmaları durdurmuş olmasının ifa imkansızlığı ile açıklanmasının hukuken mümkün olmadığını, karşı dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Uyuşmazlık, taraflar arasındaki dava konusu...Patent numaralı "..." isimli ortopedi cerrahisinde kullanılacak "tel tutucusu" olarak tabir edilen davacı ... 'e ait buluşa ilişkin 08/06/2014 tarihinde Patentleme ve Patenti Ticarileştirme Sözleşmesinin; Davalı şirket tarafından ihlal edilip edilmediği, edildi ise davacının tazminat hakkının bulunup bulunmadığı, karşı dava yönünden, davalının cezai şart alacağının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Davalı karşı davacı tanığı ...'nın "Ben davalı firmada davaya konu projenin gerçekleştirilmesi aşamasında arge sorumlusu olarak çalışıyordum o dönem davacıya ait buluşun patentleştirilmesi ve ticarileştirilmesi noktasında kendisi ile anlaşma sağlamamız üzerinde bir sözleşme imzalandı, bu sözleşme kapsamında sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla biz bir ekip kurduk, kurmuş olduğumuz bu ekip ile birlikte gerekli çalışmalarımızı başlattık, gerek patent süreci gerekse ürünün kullanılabilir hale gelmesi noktasında çalışmalarımızı davacı ile birlikte yürüttük, birden fazla patent aldık, ancak ürünün insan vücudunda uygulanabilirliğinin sağlanması noktasında biyomedikal sertifikaya ihtiyaç vardır, yine bu sertifikanın alınması sürecinde de birden fazla firma ile çalışmalarımızı yürütmüş olmamıza rağmen uyum noktasında gerekli sertifika ilgili firmalar tarafından sağlanmayınca ve bu sertifika olmaksızın insan vücuduna uygulama halinde bunun sorumluluk doğuracağı, ciddi tazminatlara sebebiyet verebileceği göz önünde bulundurularak sertifikanın tamamlanması yönünde çalışmaya devam ettik, bu aşamada çalışmalar aksadı, biz hala bu sertifikayı alamadık, bu süreçte davacı gereken desteği sağlamış olmasına rağmen sonradan mail yazışmaları ile çalışmalara olan desteğini kesti ve çalışmaların devamını durdurdu, biz sözleşme gereği düzenlenmesi gereken tanıtımlar yönünden hatırladığım kadarı ile iki adet tanıtım yapılmıştır, bir tanesi davacının talebi üzerine, bir tanesi de tarafımızdan İstanbul fuarlarında uygulanmıştır, davacını görüşme talebinin kabul edilmediği iddialarını kabul etmiyorum, şirket sahibi olan ... bey kendisi yoğun olduğu için davacı ile olan çalışmalarda beni yetkilendirmişti, bende elimden geleni yaptım, görüşme noktasında bizim mağdur olduğumuzu düşünüyorum, Tübitak desteğinin kesilmesi noktasında projenin tam olarak sonlandırılıp sonlandırılmadığı bilmiyorum, Tübitak destekleri harcamış olduğumuz meblağ üzerinden oransal olarak karşılanmaktadır, 50.000'in üzerinde almış olduğumuz destek bizim çok daha fazla yapmış olduğumuz harcama karşılığındadır, projenin tıkanması sonrası Tübitak'taki projenin sonlandırılması hususunda bizim herhangi bir bildirim yapıp yapmadığımızı bilmiyorum ancak süreli destekler olduğu için biz bildirim yapmasak da proje gelinen noktada sonlandırılmıştır, projenin devamı noktasında bahsetmiş olduğumuz sertifikaya ihtiyaç vardır, bu sertifika ise ciddi tahlil ve incelemeler gerektirmektedir, bu noktada doğrudan bizim tarafımızdan aşılabilecek bir engel değildir, ancak üçüncü kişi firmalar ile gerekli temaslar kurulmak suretiyle aşılabilir, ciddi maliyetleri ihtiyaç bulunmaktadır, biz süreçte firmalar ile görüştük ancak ilerleme kaydedemedik, malzeme geliştirme hususunda firmamız ile alakalı bir husus değildir, teknik bir husustur, davacının buluşu manteyik alan içermesi ve piyasada bulanan malzemelerin de manyetik uyumu sağlamaması sağlayan malzemeler yönünden ise bahse konu sertifikanın verilmemesi süreci tıkamıştır, projeyi aşmak için ciddi emek harcadık, çalışmalar davacı tarafından gönderilen ihtardan bir yıl önce mail yazışmalarında davacının çalışmaların durdurulması yönündeki talimatı üzerine durdurulmuştur" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı karşı davacı tanığı ...'in "Ben davalı firmada arge, malzeme sorumlusu olarak çalışmaktayım, doktoralı malzeme mühendisiyim, taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin bilgi sahibi değilim, sadece ilgili projenin sorumlu olan ... projenin tamamlanması için gerekli olan malzemenin firmalarca garanti edilmediğini, bu yönde bir çalışma yapıp yapamayacağımızı sorunca yaklaşık altı yedi aylık süreçte bu malzemenin biyomedikal uyum sağlayacak hale getirilmesi amacıyla çalışmaları yürüttük, en sonunda malzemenin kaplanmak suretiyle gerekli insan vücuduna uyumu sağlanabileceğini tespit ettik, bunun testlerini de bıçakçılar ismindeki biyomedikal laboratuvarına yaptırdık, elde ettiğimiz sonuçlar olumlu idi ancak bahse konu malzemenin seri üretime geçmesi ve gerekli uyumu sağladığının tereddütsüz bir şekilde ortaya konması gerekmekte idi, hatta bu hususta firma yetkililerimiz yurt dışında seri üretim amaçlı ekipman araştırmaları yapmışlardır, daha sonra proje sorumlusu ... bey bana gelerek artık bu projeye ilişkin emek harcamamamı söyledi, ancak sebebi hakkında bilgi sahibi değilim, biz her ne kadar bahse konu malzemeyi bulmuş isek de bu buluşun insan sağlığına etkileri yönünden ciddi araştırmalar gerekmektedir, çünkü bin tane ürün üretildiğinde içlerinden bir tanesinin insan vücudunda sorun yaratması ve sağlık problemlerine yol açması halinde tazminat sorumlulukları ve diğer pazarlama sıkıntıları doğabilecektir, bu risklerin gözetilmesi firmanın tercihi ile alakalıdır, görüşmüş olduğumuz yurtdışı firmalarının bu noktada sertifika vermemesinin sebebi de budur, bizim çalışmalarımız başladıktan sonra 2015'in sonuna doğru test sonuçları geldi, test sonuçları geldikten sonra da benim projede ilgim alakam kesildi." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. 07/12/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; Tıbbi Değerlendirme Yönünden Sonuç ve Kanaat kısmında: dosya içeriğindeki tıbbi belgeler incelendiğinde; Op. Dr. ... tarafından geliştirilen ... patent numaralı ...olarak isimlendirilen ortopedik cerrahide kullanılması öngörülen tel tutucu, seti ve ek ürünleri üretildiği takdirde ortopedik cerrahide kullanılabileceği, dosya içerisindeki teknik belgeler incelendiğinde; davalının üretiminin gerçekleştiremediğinin görüldüğünü, davalı ve davacı teknik konuların çözümünde yeterli iletişimi sağlayamadığını, mevcut tasarımın bu hali ile detay parça (bilya) tedarik zorluğu, ... imalat proses zorluğu gecikmeyi getirmiş olup, tasarıma sadık kalınarak yapılan üretim denemeleri uygun malzeme bulunamadığı için devam edilmediğinin anlaşıldığını, Patent Başvurusu Yönünden Sonuç ve Kanaat kısmında:Davaya konu olan patentin başvuru süreci, patent olarak kabul edilebilmesi için taşıması gereken kriterler ve patent koruması alması aşamaları ayrıntılı olarak ele alındığını, ilgili patentin Türk Patent nezdinde koruması devam etmekte olduğu geçerli bir patent kriterlerini taşıdığını, Mali İnceleme Yönünden Sonuç ve Kanaat kısmında: müspet zarar yönünden:“Müspet zarar” Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere elden edilen kazançtan mahrum kalınması olduğunu, dava konusu ürün bir buluş olduğunda henüz bir piyasa fiyatı, ticari bir emsal fiyatı, ticarileşmesi halinde satış bedelinin ne olacağı, kaç adet ürün satılabileceği gibi hesaplamaya baz alınabilecek veriler olmadığını, bu sebeple müspet zarara hükmedilse bile hesaplama için ifade edilen eksikliklerden ötürü dosya tazminat hesaplamasına elverişli olmadığını, menfi zarar yönünden: dosyada “Menfi zarar” talebi olmamakla birlikte, menfi zarar sözleşme sürecince sarf edilen masrafları ifade eder ve sözleşme tazminatlı olarak fesih edilmesi halinde söz konusu olacağı, dosyaya bakıldığında davacı tarafından yapılan masraf ve ödemeler patent kurumlarına yapılan lisanslama/telif hakkı konusundaki harç ödemeleri ve danışmanlık giderleri olduğunu, ancak bu masrafların sözleşme fesih edildiğinde bile Marka Patent Kurumu nezdinde verilen telif hakkına halel getirmeyeceğinden başka bir üretici firma ile başka koşullarda yeniden sözleşme yapılması halinde de kullanılabilecek hakları içerdiğini, bu yönüyle de bakıldığında menfi zarar talep edilemeyeceği kanaati oluştuğunu, Cezai Şart İncelemesi Yönünden Sonuç ve Kanaat kısmında:Taraflar arasında “PATENTLEME VE PATENTİN TİCARİLEŞTİRİLMESİ SÖZLEŞMESİ’nde her iki taraf için de yükümlülük öngörüldüğü; sözleşme m.7.2’ye göre; TARAFLAR’dan biri iş bu sözleşmeden doğan hüküm ve yükümlülüklerinden her hangi birini mücbir haller dışında ihlal ederse veya iş bu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshederse cezai şart olarak karşı tarafa TÜBİTAK destekli proje tutarı kadar tazminat olarak öder” sözleşmesel hüküm; TBK m.179/III’de düzenlenen “ifa yerine cezai şart (dönme cezası) olduğu”, sözleşme borçlusuna tanınmış borçtan kurtulma olanağı sağlayacağı;TÜBİTAK proje tutarının 423.803,44 TL olduğu, ancak dosyaya sunulan dilekçelerden fiilen tahsil edilen rakamın 51.585,00 TL olduğunun bildirildiği, cezai şartın ödenip ödenmeyeceği ve miktarı konusunda takdirin Mahkememize ait olduğu görüş ve kanaatini belirtmiştir.25/09/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davalının, davacıya ait buluşun biyo uyumluluğunun sağlanabilmesi için kendisinden beklenebilecek özen kapsamında hareket etmiş olduğu, kusur yönünden değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu, mahkemenin de aynı kanaate varması halinde, sözleşmenin ifasının mücbir sebeple mi yoksa ifa imkânsızlığı nedeniyle mi mümkün olmadığı hususunda da takdirinin mahkemeye ait olduğu, mahkemenin mezkûr iki ihtimâl dışında, davalının ifası mümkün olduğu halde ifada bulunmadığı hususunda kanaate varması halinde ise, mezkûr sözleşmenin 7.2 hükmü gereğince davacının davalıdan TÜBİTAK destekli proje tutarı olan 423.803,44 TL kadar cezai şart talep edebileceği, müspet tazminat hesaplanması hususunda kök raporlarına tekraren düzeltilecek bir husus bulunmadığı görüş ve kanaatleri belirtilmiştir.Taraflar arasında davacının buluş sahibi olduğu 2010/05662 patent numaralı ... olarak isimlendirilen ortopedi cerrahisinde kullanılacak “tel tutucusu” teknik terimi ile tabir edilen ürünün TÜBİTAK 2014 yılı yılın en iyi buluş ödülüne layık görüldüğü, davalı şirket ile ... isimli ürünün patentlenmesi ve ticarileştirilmesi için 08.06.2014 tarihinde “PATENTLEME vePATENTİ TİCARİLEŞTİRME SÖZLEŞMESİ” akdedildiği, TÜBİTAK tarafından buluş konusu ürünün üretimi, tanıtımı ve projenin eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi için 423.803,44 TL tahsis edildiği noktalarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı-karşı davalı davada sözleşmenin 7.2 maddesine dayanarak cezai şart taleplerinin bulunduğunu, sözleşmenin ayakta olduğunu, sözleşmenin ifası ile birlikte cezai şart talep ettiklerini, kararlaştırılan cezai şartın ifaya ekli cezai şart olduğu, ifayla birlikte cezai şart tahsili istemlerinin bulunduğunu mahkemeye bildirmiştir."SÖZLEŞMENİN SÜREKLİLİĞİNİ SAĞLAMA VE FESHİ" başlıklı; 7.1.madde: İşbu sözleşme TARAFLAR’ın ortak yazılı kararı sağlanması halinde her hangi bir tazminat doğurmaksızın feshedilebilir.7.2.TARAFLAR’dan biri iş bu sözleşmeden doğan hüküm ve yükümlülüklerinden her hangi birini mücbir haller dışında ihlal ederse veya iş bu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshederse cezai şart olarak karşı tarafa TÜBİTAK destekli proje tutarı kadar tazminat olarak öder." hükümlerini içermektedir.Davacı-karşı davalının istinaf istemine ilişkin olarak;Davacı ... ortopedi uzmanı doktoru olup, mesleki çalışma ve araştırmaları sonucunda geliştirdiği ... patent numaralı ... olarak isimlendirilen ortopedi cerrahisinde kullanılacak “ tel tutucusu “ teknik terimi ile tabir edilen ürünü icat ettiği, buluş sahibi olarak, davalı şirket ile buluş konusu ... isimli ürünün patentlenmesi ve ticarileştirilmesi için, davalı şirket ile 08/06/2014 tarihinde Patentleme ve Patenti Ticarileştirme Sözleşmesi akdettiği, davacının, davalı şirketin projeyi tamamlamadan sonlandırdığı, ürünün ticarileştirme çalışmalarına ilişkin olarak hiçbir üretim ve çalışma gerçekleştirmediği, sözleşmedeki sorumluluklarını yerine getirmediği iddiasında bulunmuş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde, proje amacında belirtilmiş olan implantların paslanmaz çelikten imal edileceği, bu implantların içerisindeki toplar ise demir iyonu yüklü olarak imal edileceği, ... uyumluluk için bu toplar paslanmaz çelik kaplama ile kaplanacağı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalının davacıya 21/07/2015 tarihli mail ile kürecik kaplama bilgilendirmesi yaptığı, 07/10/2015 tarihli mail ile bio uyumluluk testi bilgilendirmesi yaptığı, ve proje sorumlusu ...'in bio uyumluluk ile ilgili çalışma ve fiyat alma konusu hakkında Mart 2016 tarihli mail ile Ocak 2016 tarihli mailleri dava dışı firmalara gönderdiği, bilye tedarikçisi ... firmasının bilyelerinin dışının bio uyumlu olmadığının tespit çalışmaları yapıldığı fakat olumlu sonuçlar alınmadığı, yapılan görüşmeler sonucunda bio uyumluluğu sağlayan mekanizmanın temin edilmediği bilgisinin de mail cevapları incelendiğinde anlaşıldığı, bu durumda davalının sözleşmesel sorumluluğunu yerine getirmediğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı, bilgilerin verilmiş olduğu, çalışmaların yapılmış olduğu, davalı şirketi ayrıca davalı tarafın projenin tamamlanabilmesi için uzatma talep etme imkanı mevcutken bu imkanı kullanmadığı, projeyi 20 ayda sonlandırdığı halde davacıya bilgi vermediği ileri sürülmüş ise de, bu hususun da kanıtlanamadığı, projenin sonlandırıldığına ilişkin bir durum bulunmadığı, davalının çalışmayı sürdürme gayesi ile davacı/karşı davalıyı bilgilendirip, çalışmalara devam için onay da istediği, detay parça(bilya) tedarik zorluğu sebebiyle sürecin tamamlanamadığı, davalı şirketin bu kapsamdaki yükümlülüklerini yerine getirdiğinin 17.12.2020 tarihli bilirkişi raporu ile de tespit edildiği, buna göre verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı istinaf talebinini reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davalı-karşı davacının istinaf istemine ilişkin olarak; 21/06/2016 tarihli Mail Yazışmasında; “Hiçbir onayım yoktur. 24 haziran 2016 tarihine kadar sözleşmeyi karşılıklı Fesh etmek isteyip istemediğinizi bildiriniz lütfen. Aksi halde sözleşme iptali için hukuki süreci ben başlatacağım.”şeklindeki ifade ile sözleşme sonlandığı iddiası öne sürülmüş ise de, gönderilen mailin bir fesih beyanı olmadığı, sözleşmenin fesh edilmemiş olması nedeniyle davalının cezai şart alacağının da doğmadığı,08/06/2014 tarihli sözleşme ile ticarileştirilmesi gereken ürünün ticarileştirilemediği, bu konuda davacı/karşı davalıya yüklenebilecek bir kusurun da bulunmadığı, buna göre verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı istinaf talebinini reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/01/2022 tarih ve 2018/434 E., 2022/31 K. sayılı kararına karşı Davacı-karşı davalı vekili ve Davalı/karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog