10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2012/6429 E. , 2012/9379 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :157-20 Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Taraf ve dava ehliyeti, maddi hukuktaki hak ve fiil ehliyetinin medeni usul hukukundaki büründüğü şekil olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 50. maddesi; medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olduğunu, anılan yasanın 51. maddesi ise dava ehliyetinin medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceğini düzenlemiştir. Türk Medeni Kanununun 8 ve 48. maddeleri, her gerçek ve tüzel kişinin hak ehliyetine sahip olduğu hükmünü içermektedir. Bunun sonucu olarak da medeni haklardan yararlanma ehliyeti olan her gerçek ve tüzel kişi davada taraf olma ehliyetine de sahip olacaktır.
Dava ehliyeti ise, gerçek ve tüzel kişilerin kendisinin ya da yetkili kılacağı temsilcisinin aracılığı ile davayı takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyeti olup, fiil ehliyetinin varlığını gerektirir. Fiil ehliyetine ilişkin koşullar ise gerçek kişiler bakımından Medeni Kanunun 10 ve 14. maddelerinde, tüzel kişiler bakımından da Medeni Kanunun 49. maddesinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 52. maddesi ise, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada kanuni temsilcileri, tüzel kişilerin ise yetkili organları tarafından temsil edileceğini öngörmüştür.
Dava, 25.04.1993 tarihli iş kazası sonucu ölen “... Konut Yapı Kooperatifi” sigortalısı Ersoy Ulusoy’un hak sahiplerine Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri gereğince tasfiye memuru olan davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Dava, 06.01.2003 tarihinde açılmıştır. Kayseri Ticaret Sicil Memurluğu ile Sigorta İl Müdürlüğü cevabi yazılarına göre işveren kooperatifin 01.05.1992 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, 14.07.1995 tarihinde tasfiyeye girdiği, 06.01.1998 tarihinde tescil edilen Fesih Genel Kurulu Kararı ile sicilden terkin edilip keyfiyetin 02.03.1998 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Hükmüne uyulan Dairemizin 29.03.2005 gün 2004/13460 esas 2005/3339 karar sayılı ilâmında; kooperatifin ihyası ve tüzel kişiliğin huzuru ile rücu davasının görülmesi öngörülmüş ve Kayseri Ticaret Mahkemesinin 06.12.2006 tarihli 2006/172-446 sayılı ilâmıyla işveren kooperatifin ihyasına karar verilip kararın onanarak 11.06.2008 tarihinde kesinleşmiş olmasına rağmen, anılan kooperatife dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeksizin yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde karar tesis edilmiştir. İşveren kooperatif ihya edildiğine göre, mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 124/4. maddesindeki; dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceğine ilişkin düzenleme de gözetilerek, ek dava açılmaksızın, davacıya uygun önel verilerek dava dışı işveren kooperatife dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmesinin sağlanması ve anılan davalı huzuru ile yargılama yapılıp savunma ve delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bozmanın niteliğine göre, şimdilik sair hususların incelenmesine gerek duyulmamıştır. O halde; davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.