12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 23/10/2023 tarih ve ----- sipariş numaralı satış sözleşmesiyle toplam ---- çelik tel temini konusunda sözleşme imzalandığını, Sözleşme gereğince 20/10/2023 tarihinde 1.130.000,00-TL ödeme yapıldığını, Sözleşme gereğince satın alınan çelik telin 2023 yılı Aralık ayının ilk haftasında teslimi gerekirken, davalı şirket tarafından sözleşmede belirtilen süre içerisinde çelik telin teslimi yapılmadığı gibi, her türlü iletişim çabaları da sonuçsuz kaldığını, Müvekkil şirket tarafından satın alınan malın ödemesi yapılmış olmasına rağmen, ürün teslim edilmemiş, ödenen para da iade yapılmadığını. İşbu durum, müvekkil şirketin ticari hayatını olumsuz etkilemiş, üçüncü kişi ve firmalara yapmış olduğu taahütlerin yerine gelememesine neden olduğunu, ---- Noterliği'nin 19/12/2023 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile temerrüt ihtarında bulunulduğunu, ---- İcra Dairesinin ----- Esas numarasına kayıtlı olarak icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, ---. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b)Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c)Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı şirket Ticari Defterlerinin; - Yevmiye, Defter-i Kebir ticari defterlerinin süresinde açılış tasdikinin yapıldığı, Envanter defterlerinin sunulmadığı, - Yevmiye, Defter-i Kebir ticari defterlerinin Türkiye muhasebe Standartları kurulunun düzenlemelerine uygun tutulduğu, - Yevmiye, Defter-i Kebir Ticari defterlerin birbirini teyit ettiği, - 2023-2024 ticari defterlerinin e- Defter olması nedeniyle kapanış tasdikine yer olmadığı, - Süresinde açılış tasdikinin yapıldığı, Türkiye muhasebe Standartları kurulunun düzenlemelerine uygun tutulduğu, Ticari defterlerin birbirini teyit ettiği, 2023-2024 ticari defterlerinin e- Defter olması nedeniyle kapanış tasdikine yer olmadığı,
Davacı tarafından davalıya 23.10.2023 tarihli ----- Satış sözleşmesi (Proforma fatura) ya istinaden hammadde açıklaması ile gönderilen 1.130.000,00 TL tutarlı ödemenin davalının kendi kayıtlarında yer aldığı görüldüğü, Davacı firma ----tarafından davalı----- 'den ---- no.lu ihtarnamesi ile hammadelerin teslimi için ihtarname keşide edildiği, Ayrıca, davalı şirketin ticari defter kayıtları incelendiğinde; davacı şirketin 20.10.2023 tarihinde 1.130.000,00 TL hammadde açıklaması ile yaptığı ödemeye karşılık davalı şirket tarafından konu ürünlere ilişkin faturada düzenlenmediği ve bu ürünlerin davacıya teslim edildiğine ilişkin sevk irsaliyelerine, herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, Dosya sunulan davacı BA formaları incelendiğinde, davacı tarafın 2023 yılına ait davalı adına düzenlenen toplam 20 adet faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği tespit edilmiştir. 2024 yılına ilişkin BA formlarında yapılan inceleme neticesinde herhangi bir fatura kaydına rastlanılmadığı, Dosya sunulan davalı BS formaları incelendiğinde ise yine davalı tarafın 2023 yılına ilişkin 20 Adet faturayı bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği tespit edildiği, ancak 2024 yılına ilişkin davacı şirkete bahse konu ödeme karşılığı davalının fatura düzenlemediği ilgili yıl BS formundan anlaşıldığı, Tarafların ilgili vergi dairelerine karşılıklı bildirilen beyanları uyumlu olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğin davacının davalıya hammadde açıklaması ile yaptığı 1.130.000.00 TL tutarlı ödemenin iadesini talep edebileceği sonucuna ulaşıldığı, davacının 1.130.000,00 TL alacaklı olduğunun kabulü durumundan talep edilebilir işlemiş faiz tutarı 10.546,67 TL olarak hesaplandığı ancak, anılan tutar 10.000,00 olarak talep edildiği,
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan 20.10.2023 tarihli 1.130.000,00 TL tutarlı hammadde ödemesi açıklaması ile yaptığı ödemeyi talep edebileceği, hususlarını beyan ve rapor etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Her iki tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının davaya konu faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği, faturaya süresi içerisinde itiraz etmediği gibi iade faturası da kesmediği görülmüştür. Somut olay da basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davalının davaya konu faturayı ticari defterlerine borç olarak kaydettiği hususu bir bütün halinde görüldüğünde davacının defterleri lehine ,davalının defterleri aleyhine delil teşkil etmekle davacı tarafça davaya konu alacağının varlığı ispat edilmiş olmakla talebe bağlılık ilkesi doğrultusunda, davanın kabulü ile icra takibine vaki itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davanın KABULÜNE,
1.Davalının ----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin devamına,
2.Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3.Karar harcı 77.873,40 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 13.768,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 64.105,05 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4.Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 13.768,35 TL peşin harç olmak üzere toplam 14.195,95 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5.Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.052,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 171.600,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.