10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2011/5422 E. , 2012/9769 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :163-3 Dava, trafik iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1.İş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri; sigortalının yaşı, gelirin kesilme olasılığı ve iskonto oranı gözetilerek belirlenen tutarı ifade etmektedir. 506 sayılı Yasanın 92. maddesi ise, “malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir.” Düzenlemesini içermektedir. İş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine 29.10.2000 tarihinde bağlanan gelirlere 15.11.2000 tarihinden itibaren 92. madde uygulanmış olup, eksilen gelirler olduğu anlaşılmıştır.
Kurumun, sigortalı veya haksahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır.
Dava konusu edilen gelirlerin, 506 sayılı Yasanın 92. maddesi uyarınca 15.11.2000 tarihi itibariyle indirildiği gerçeği karşısında, davalıların tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının; gelirin başladığı tarih itibariyle 506 sayılı Yasanın 92. maddesi uyarınca indirilmiş hali üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına, ayrıca gelirin başlangıcından 15.11.2000 tarihleri arasında fazladan yapılan fiili ödeme miktarının da eklenmesi suretiyle belirlenecek değere davalıların kusur oranın uygulanmak suretiyle belirlenmesi gereği üzerinde durulmamış olması,
2.Borçlar Kanunu’nun 84. maddesinde, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlu tarafından yapılan kısmi ödemenin, alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebileceği öngörülmüş olup; 27.09.2000 tarih ve 2000/12-1148 E., 2000/1193 K. sayılı HGK ilamında da belirtildiği üzere, bu yönün tarafların talebi olmasa bile kendiliğinden gözetilme olanağı bulunmaktadır. Davalı ... şirketleri tarafından, bozulan mahkeme kararının davacı kurum tarafından icraya konulması üzerine ödenme yapılmıştır.
Sigorta Şirketi yönünden faiz başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken; ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99 ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 108. maddeleri ile 03.05.1997 gün ve 22978 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliğinin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren 8 işgünü geçtikten sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş veya hiç müracaat edilmemişse sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemez. Bu durumda faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir.
Somut olaya gelince; davalı ... şirketlerine, dava tarihinden önce davacı kurum tarafından bir başvuru bulunmadığından, temerrüt tarihi dava tarihi kabul edilerek, ödeme tarihine kadar faiz miktarı belirlenmeli, Borçlar Kanunu’nun 84. maddesi gereği ödemelerin öncelikle faiz borcundan mahsubu ile bakiye borcun bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, davalıların hükmü temyiz etmemiş olmaları nedeniyle davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.