21. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2024
NUMARASI : ...
TALEP
İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 10/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
İhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkilinin 21/09/2023 tarihinde 300 adet şirket payını müteveffa .. devraldığını ve şirketin %30 luk hissesinin sahibi olduğunu, şirket müdürünün ... olduğunu, davalı şirketin işleyişi, mali tabloları, kar zarar durumu vb.hususlar hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini, ortaklığın sürdürülmesinin çekilmez hale geldiğini, davalı şirketin üç ortaktan oluştuğunu, müvekkilinin hisse paylarını devraldığında şirketin ortaklar dışında çalışanı bulunmadığını, şirket faaliyetlerini ortaklar yürüttüğünden 35.000,00 TL maaş aldıklarını, ancak davacının ortaklıktan çıkarılmak istendiği için 9. ve 10. aylara ait maaşlarının ödenmediğini iddia ederek öncelikle davalı şirketin malvarlığı ve banka hesapları üzerine üzerine ihtiyati tedbir konması ile TTK'NUN 638/2. maddesine binaen 05.10.2024 tarihli Ankara 2.Noterliği'nin ... yevmiye ihtarnamesinden itibaren müvekkilin ortaklıktan doğan tüm borçlarının dava sürecinde dondurulmasını ve müvekkilinin durumunun teminat altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; tedbir konulması istenilen banka hesaplarının ve mal varlığının uyuşmazlık konusu olmadığı, bu nedenle HMK'nun 389. maddesindeki tedbir talep edilen şeyin uyuşmazlık konusu olması şartı gerçekleşmediği; davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde müvekkilinin şirket ortağı olduğuna dair herhangi bir kayıt sunmadığı gibi, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi bakımından iddiasını yaklaşık ispat seviyesinde ispatlayamadığı, yasal koşulların davacı yararına oluşmadığı gerekçeleriyle talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tedbir koşullarının gerçekleştiğini bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Taraf vekillerince 27/02/2025 tarihli dilekçe ekinde Sulh Protokolü sunularak sulh protokolüne göre davanın karara bağlanması talep edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 23.01.2025 tarihli Sulh Protokolü'nün incelenmesinde; "1-Davacı ...; davalı ....... sahip olduğu %30 ortaklık payını tüm aktif ve pasifleri ile şirket ortaklarından ... ... 100.000,00TL karşılığında 22.01.2025 tarihli Ankara 58.Noterliği .... yevmiye nolu devir sözleşmesi ile devretmiştir. Davacıya yapılacak ödemeler 28.02.2025 tarihinde 50.000,00TL ve 17.03.2025 tarihinde 50.000,00TL olmak üzere iki taksit şeklinde gerçekleştirilecektir. İşbu ödeme haricinde, davacı ..., davalı şirketten ayrılma akçesi, kar payı ve benzeri alacak taleplerinden feragat etmiştir.
2.Taraflar, işbu davaya ait yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinden karşılıklı olarak feragat etmiştir.Yapılan yargılama masrafları , masrafı yapan tarafın üzerinde kalacaktır.
3.Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/845 Esas sayılı dosya ile görülmekte olan ortaklıktan çıkma konulu davadaki uyuşmazlık işbu sözleşmede belirtilen şartlarla sulh yoluyla tamamen sona erdirildiğinden taraflar iş bu sözleşmeyi mahkemeye ibraz etmeyi ve mahkemeden hazırlanan sulh sözlemesine göre karar verilmesini istemeyi kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. İşbu sulh protokolü 23.01.2025 tarihinde taraf vekilleri tarafından elektronik imzaları ile imzalanarak kabul edilmiştir." şeklindedir.
Davalı vekili 27/02/2025 tarihli dilekçesi ile sulh protokolü doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Tarafların beyanlarından somut uyuşmazlık bakımından sulh oldukları anlaşılmaktadır. Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen ya da tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir (HMK 313/1). Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir (HMK 313/2). Davanın konusu dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dahil edilebilir (HMK 313/3). Şarta bağlı olarak ta sulh yapılabilir(HMK 313/4). Hüküm kesinleşinceye kadar her zaman sulh yapılabilir (HMK 314/1). Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulha göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulha göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir (HMK 315/1). Somut olayda, davacı yanca davalı şirket ortaklığından çıkma istemine yönelik açılan davada ortaklıktan doğan tüm borçlarının dava sürecinde dondurulmasına ve müvekkilinin durumunun teminat altına alınmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş olup, ihtiyati tedbirin reddine yönelik verilen ara karar yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dava, konusu itibariyle tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği hususlara ilişkin olduğundan tarafların sulh sözleşmesi yapmaları mümkündür.
HMK'nın 314/(1).maddesi gereğince hüküm kesinleşinceye kadar her zaman sulh sözleşmesi yapılabileceğinden ve 315/(1).maddesi gereğince taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilince istinaf aşamasında Dairemize sunulan ve davalı yanca da kabul edilen 21/01/2025 tarihli Sulh Protokolü, davalı vekilinin 27/02/2025 tarihli dilekçesi ve HMK'nın 315/(1).maddesi gereğince tedbir talebi hakkında hukuki yarar bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle sulh protokolü gereğince tedbir hakkında hukuki yarar bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/03/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -