Esas No
E. 2023/208
Karar No
K. 2025/443
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/208
KARAR NO: 2025/443

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/04/2021

NUMARASI : 2019/104 E. - 2021/104 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/04/2021 Tarih ve 2019/104 Esas - 2021/104 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili, davalı şirketin 2017/75219 başvuru numarası ile "..." ibareli markanın 41. sınıfta tescili isteğinde bulunması sonrasında müvekkili tarafından yapılan itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, gıda, temizlik ve her türlü tüketim maddesinin üretimi ve toptan satışı alanında faaliyet gösteren müvekkilinin " ..." esas unsurlu 80 yakın tescilli markasının mevcut olup "..." markasının tanınmış marka niteliğinde olduğunu, müvekkiline ait markanın asli unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin davalı markada büyük harflerle vurgulu şekilde aynen yer aldığını, aynı sınıftaki markalar arasında işitsel, gorsel ve kavramsal yönden iltibasa varacak düzeyde bir benzerlik bulunduğunu, bu itibarla davalı tarafından bu marka adı altında yapılacak her türlü proje, ürün ve tanıtımların müvekkiline ait olduğu yönünde bir izlenim oluşacağını, davalının müvekkiline ait markaların varlığından haberdar olmasına rağmen müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla ve kötü niyetle tescil başvurusunda bulunduğunu ileri sürerek YİDK'in 2018-M-11132 sayılı kararın iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı Şirket usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusu ile davacı yanın itirazlarına ve işbu davaya gerekçe gösterdiği önceki tarihli markaları arasında başvuru kapsamında kalan tüm emtialar bakımından aynı, aynı tür veya benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu, ancak dava konusu markanın, markadaki şekil unsurundan bağımsız “... ...” şeklinde isim – soyisim olarak algılanmaya müsait bir kompozisyonda oluşturulduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak yarattığı algının davacı markalarından derhal farklılaştığı, “...” isminin son derece yaygın kullanımı bulunan bir isim olduğu, bu ismin “...” soyadı ile birlikte kullanımının her hangi bir şekilde davacı markalarına yanaştığı değerlendirmesinde bulunulamayacağı, dava konusu markadaki karakteristik şekil unsuru itibariyle de markaların farklılaştığı, hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin nitelik itibariyle yüksek dikkat ve özen seviyesine sahip olup davacı markaları ile ilişkilendirilemeyecek farklılıklar taşıması nedeniyle tüketicinin taraf markaları arasında iktisadi – idari bir bağlantı kurma ihtimalinin bulunmadığı, taraf markaları ile karşı karşıya kalan tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu derhal algılayabileceği, tüketici nezdinde markalarda ortak “...” kelimesinin, dava konusu başvuruda olduğu gibi bir kullanımında birbiri ile ilişkilendirilmesi yönünde bir eğilimin olmayacağı, dolayısıyla markalar arasında bir imaj transferi oluşmayacağı gibi işletmesel bağlantılandırmayı oluşturacak bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin de mevcut olmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddiaların deliller ile desteklenmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporlarda emtia benzerliğine işaret edildiğini, bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğunu, dolayısı ile müvekkili markaları ile dava konusu markanın aynı, aynı tür veya benzer nitelikteki hizmetlere ilişkin olduğunda bir tereddüt bulunmadığını, rapordaki markaların tescilli bulunduğu 41. sınıftaki eğitim, öğretim, spor, kültür, organizasyon, yayıncılık, tercüme hizmetleri niteliği itibariyle tüketicilerin bu hizmeti verenleri önceden araştırıp belli bir bilgi birikimi edindikten sonra tercihlerini yönlendirecek makul düzeyde dikkat, bilinç ve bilgiye sahip kişiler olarak nitelendirilmesinin kişisel bir yorumdan ibaret olduğunu, müvekkilinin "..." asli unsurlu yaklaşık 80 adet markasının mevcut olduğunu, dava konusu markada yer alan "..." görselinin ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, vurgunun "..." ibaresinde yoğunlaştığını, raporun 10. sayfasında markalarda ortak olan "..." ibaresinin işaretler arasında görsel, kavramsal ve işitsel olarak bir benzerliği kendiliğinden getirdiği belirtilmiş olmasına rağmen, markaların bütünsel algısının oluşturduğu farklılığın işaretler arasında görsel, kavramsal ve işitsel olarak benzerliği bertaraf ettiği yönündeki değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin “...” asli unsurlu itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları ile itiraza konu “... +şekil" markası arasında tüketici nezdinde iltibas teşkil edecek düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait markanın aynı zamanda müvekkili ile özdeşleşmiş tanınmış marka olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin, "... ... +şekil" markasının 41. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "...", "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara itirazının YİDK'nin 2018-M-11132 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 10/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 08/03/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, davacının markalarının tanınmışlığının ve ticaret unvanının başvurunun tesciline engel olup olmayacağı ve başvurunun kötüniyetle yapılıp yapılmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, başvuru kapsamındaki uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetler, davacının mesnet markalarının kapsamındaki hizmetlerle aynı/aynı tür olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.

İşaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının mesnet markaları da "..." ve "..." asıl unsurludur. Bu durumda, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taraf markalarının "..." ibaresini ortak olarak içermelerinden kaynaklı olarak görsel, kavramsal ve işitsel olarak bir benzerliğin mevcudiyeti söz konusudur. Başvurudaki "..." ibaresi "..." ibaresine vurgu yapmaktadır. "... ..." ibaresinin üzerinde bulunan daha büyük punto ile stilize şekilde yazılı bulunan "... " eki, altında yer alan ibarenin kısaltması olarak ayırt ediciliği sağlayacak nitelikte bir unsur değildir. Başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesi mümkün olmayıp, başvurunun davacı markalarının serisi gibi algılanma ihtimali bulunmaktadır. Bu hale göre, işaret benzerliği de gerçekleştiğinden, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar davacı vekili, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tanınmışlık, gerekçesine de dayanmış ise de, davacı tarafça SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluştuğu kanıtlanamadığından bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış,

HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 08/04/2021 gün ve 2019/104 Esas - 2021/104 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Davanın KABULÜ ile; 2018-M-11132 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü konusunda karar verilmesine yer olmadığına,

3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 571,00-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4.Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 228,15-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 165,50-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.414,35-TL yargılama giderine, 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.503,15-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),

8.Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

9.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog