Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2005/315
Karar No
K. 2018/401
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2005/315 Esas
KARAR NO: 2018/401
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 30/05/2005
KARAR TARİHİ: 26/04/2018

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; tüm dosya heyetçe ele alındı, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı...Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret AŞ. vekili, mahkememize verdiği 30/05/2005 tarihli dilekçesinde: Müvekkili şirketin ...Yönetim Kurulu'nun 24/06/2012 tarih ve 418 Sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389 Sayılı Bankalar Kanunu' nun 15-7/a maddesi uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devir alındığını ve yine Başbakanlık Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yönetim Kurulu' nun aynı tarih ve sayılı kararı ile yeni yönetim ve denetim kurulu üyeleri atandığını, TMSF' ce atanan denetçi tarafından düzenlenen 01/01/2002 - 31/12/2002 dönemine ilişkin denetçi raporunda belirtilen konular ve bazı tasarruflar sonucu...AŞ.' nin önemli ölçüde zarara uğradığını, ... numaralı yönetim kurulu kararları ile... Bank AŞ' nin sermaye artırımlarına rüçhan haklarını kullanmak suretiyle iştirak edildiğini, bu hisse senetlerinin bankaya el konulması sonucu değersiz hale geldiğini ve zarar yazıldığını, ... numaralı yönetim kurulu kararıyla... Pazarlama AŞ. ve ...' ndan... hisselerinin satın alındığını, sonraki sermaye artırımlarının da bu hisselere karşılık gelen rüçhan haklarının kullanıldığını, bankaya el konulması sonucunda değersiz hale gelen bu hisse senedi bedelleri içinde zarar yazıldığını, 1... numaralı yönetim kurulu kararı ile TYH' e yapılan... Bank hisse senedi satışlarının bedeli tahsil edilmeyerek karşılık ayrılmak suretiyle zarar yazıldığını, ... numaralı yönetim kurulu kararlarıyla şirketin mal varlıkları başta... Dış Ticaret olmak üzere diğer grup şirketlerinin riskleri için ipotek edildiğini hatta alacaklıların gayrimenkullerin bazılarını sattırdığını, bunun da şirketi zarara uğrattığını, 2000 - 2001 yıllarında şirketin varlık ve imkanları diğer grup şirketlerinin lehine kullandırılmak veya borç verilmek suretiyle zarara uğratıldığını, şirketin önceki yıllarda verilen kefaletler iptal ettirilmeyerek ve ilave kefaletler verilerek çok büyük yükümlülüklerin altına sokulduğunu, devam eden takip ve davalar sonucu şirketin ödemek zorunda kalacağı kefalet borçlarının tutarının kesin olarak hesaplanamadığını ancak toplam kefalet tutarının 179.000,00-YTL civarında olduğunu, şirketin 2002 genel kuruluna sunulan bilanço, gelir tablosu ve denetçi raporu ile belirlenen durumdan hareketle 31/12/2002 tarihi itibariyle dönem ve geçmiş yıllar zararı 21.901 milyar TL olan 5.775 milyar TL ödenmiş sermayesini tamamen kaybederek öz sermayesi 14.212 milyar TL' ye düşmüş şirketin bu duruma gelmesinde gerek Kanunun gerekse esas mukavelenin yüklediği vazifeleri hakkıyla yerine getirmemeleri nedeniyle sorumlulukları tespit edilen ve haklarında gerekli mali, hukuki yaptırımların uygulanabilmesi için 30/09/1996 - 17/01/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan..., 30/09/1996 - 29/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 12/10/1999 - 29/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 12/10/1999 - 31/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ...,15/10/1999 - 30/03/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 15/10/1999 - 30/03/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 22/10/1999 - 29/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan..., 30/03/2000 - 29/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 01/06/2000 - 26/04/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 29/09/2000 - 20/07/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 29/09/2000 - 20/07/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 29/09/2000 - 09/04/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 29/09/2000 - 02/08/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 21/05/1999 - 11/04/2002 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak görev yapan ... ve 21/05/1999 - 23/10/2001 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak görev yapan ...' ın ibra edildikleri 2000-2001 yıllarına ilişkin genel kurul kararlarının ilgili maddelerinin 26/05/2005 tarihinde yapılan 2002 yılı olağan genel kurulunda hükümsüz sayıldığını, davacıların geçmiş yıllar genel kurullarında ibra edilmiş olmalarının davacıların şirket zararından dolayı sorumluluğunu bertaraf etmediğini, TTK' nin 336 - 342 - 346 - 359. maddelerinin yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin sorumluluk hallerini düzenlediğini, ön görülen sorumluluğun üyelerin ortaklığa verdikleri zararları tüm mal varlıkları ile birlikte ve sınırsız bir şekilde ödemeleri gerektirdiğini, doktrin ve uygulamada yönetim kurulu üyeleri ile ortaklar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, bu itibarla yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesinin mevcut bulunduğunun ittifakla kabul edildiğini, denetçiler ile ortaklık arasındaki ilişkinin de sözleşme ilişkisi olduğunu, denetçiler aleyhi de de kusur karinesinin bulunduğunu, TTK' nin 359. Maddesi uyarınca şirket denetçileri aleyhine açılacak davalardaki usul ve esaslara tabi olacaklarının kabul edildiğini, TTK' nin 317. Maddesinin yönetim kurulu üyelerine ortaklığı yasanın ön gördüğü biçimde yönetmek ve temsil etmek görevini yüklediğini ve yine TTK' nin 320. Maddesinin özen ve sadakat borcunu düzenleyerek özen ve sadakat borcu altında olan yönetim kurulu üyelerine aksi halin varlığı halinde hukuki ve cezai müeyyideler getirdiğini, hazırlanan raporlarda müvekkili şirketin toplam zararının trilyonlara ulaştığı bu zararın oluşumunu davalıların kusurlu ve kasıtlı idare şekillerini oluşturduğunun görüldüğünü, yönetim kurulu üyelerinin kurul halinde çalıştıkları kanun ve ana sözleşmeden doğan hak ve ödevlerin yerine getirilmesi sırasında doğacak zararlardan müteselsilen sorumlu olacakları ve ayrıca yönetim kurulu üyelerine aleyhine kusur karinesinin var olduğunun kabul edildiğini belirtmiş, davalılardan fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.100,00-YTL' nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C Merkez Bankası' nca ilan edilen avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

... vekili mahkememize verdiği 30/05/2005 tarihli ıslah dilekçesinde: Müvekkili ile...Giyim San İç ve Dış Tic AŞ arasında yapılan " Alacak Temlik Sözleşmesi" ne istinaden dava konusu alacağın temlik alındığını, ... E. sayılı dava dosyasının fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla 5.100,00-TL olarak ikame edildiğini, tespit edilen ortaklık zararının sunulan raporlarda da belirlendiği üzere 196.984.378-YTL olduğunu, teftiş kurulu tarafından hazırlanan inceleme raporunda da belirtildiği üzere yönetim kurulu üyelerinin kişi bazında sorumlu tutarlarının ... için 186.840.530-YTL, ... için 186.720.596-YTL, ... için 185.147.331-YTL,... için 186.720.596-YTL, ... için 181.575.215-YTL, ... için 190.519.063-YTL, ... için 188.945.798- YTL, ... için 188.945.798-YTL, ... için 187.845.798-YTL, ... için 188.945.798-YTL, denetim kurulu üyelerinin kişi bazında sorumluluk tutarlarının ... için 196.984.378-YTL, ... için 196.984.378-YTL olduğunu, alacak temlik sözleşmesine istinaden davanın değerinin tüm ortaklık zararını kapsayacak şekilde artırılarak 196.984.378-YTL üzerinden ıslah edilmesi talep zorunluluğu doğduğunu belirtmiş, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 5.100-YTL olarak ikame edilen davanın 196.984.378-YTL olarak HUMK madde 83. ve devamı hükümlerine göre ıslahı ile ıslahı istenen 196.984.378-YTL ortaklık zararının zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek TC Merkez Bankası' nca ilan edilen en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları tutarında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... mahkememize verdiği 24/06//2005 tarihli cevap dilekçesinde;...AŞ' de Eylül 1996 ile 15 Mayıs 2000 tarihleri arasında görev yaptığından öncelikle husumet itirazında bulunduğunu, dürüstlüğünün ve görevinde sadık çalışmalarının sonucunun...kayıtları ile mübrez olduğunu,...Yönetim kurulu kararlarının... Holding yönetim kurulunca veya... Holding icra kurulunca verilen kararların uygulanmasından ibaret olduğunu, dava konusu edilen hiç bir kararın...yöneticilerince alınan ve uygulanan kararlar olmadığını, iddia olunan kusur mesuliyetinin kendisine itham edilmesinin mümkün olmadığını,... grubu içinde herhangi bir şirkette ortaklığı olmadığı gibi profesyonel ücretli olarak bu grup içinde 2000 Mayıs sonuna kadar görev yaptığını, ...'deki görevi sona erdiğinde ...' in faal bir şirket olduğunu, dava dilekçesinde yer alan hususlardan hangilerinin görev yaptığı dönemde kendisi tarafından imzalanan kararlardan olup olmadığının kendisi tarafından bilinmediğini, bu sebeple yönetim kurulu kararının ve denetim raporunun kendisine tebliğinin gerektiğini,... Bank AŞ' nin sermaye artırım kararları ve hisse senetlerinin alımları ile satımlarının o günkü koşullarda değerlendirilerek ... Bank Hisselerinin cari piyasa değerleri çerçevesinde şirketin aleyhine olmadığı düşünülerek alındığını, aksi bir durumun halka açık olan şirketin gerek iç denetimlerinde, gerekse SPK tarafından yapılan denetimlerinde kolaylıkla tespit edilip şirket aleyhine gerekli yasal girişimlerin daha o zaman yapılabileceğini, şirket varlıklarının ipotek verilmesi ve borç verilmesine ilişkin olarak verilmesine ilişkin olarak ise öncelikle bu kararlarda imzası olup olmadığının kendisi tarafından şu anda bilinmediğini, ayrıca görevden ayrıldığı tarihten sonra kefaletlerin süresi sonunda iptalinin kendisinden göreve devam eden ve yeni göreve gelen idareci, yönetici ve yönetim kurulu üyelerinin görevleri olması gerektiğini düşündüğünü, yönetim de esas olanın şirketin işlerinin aksamadan devamıdır düşüncesi ile bu konuda bir ihmal varsa görevden ayrıldığı 15 Mayıs 2000 tarihinden itibaren ...yönetime el koyana kadar geçen sürede görev alanlarının mesuliyetinde olduğunu, ayrıca gerek ipotek verme gerekse kefalet verme işlerinin şirketin de mensubu olduğu... Holding şirketleri ile karşılıklı olarak... Holding yönetim kurulu ve icra kurulu kararları çerçevesinde yapıldığını, bankalardan alınacak kredilerde o günkü uygulamalar ve bankacılık sisteminin talepleri doğrultusunda ipotek ve kefalet verilmeden kredi almanın mümkün olmadığını, bu çerçevede... Holding şirketlerinin kredi kullanmaları durumunda birbirlerine kefil olduklarını veya ipotek verdiklerini, halka açık yapı içinde de bu durumun SPK ve bağımsız denetim raporlarında ortaklara ve halka yazılı bilgi olarak anında duyurulduğunu, amacın şirketi zarara uğratmak olmayıp şirketin işlerini idame ettirmek olduğunu, yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, 29/09/2009 tarihi dikkate alındığında genel kurula hitaben kendisi tarafından faaliyet raporu düzenlenmediğini, şirketin halka açık olduğu genel kurul kararlarının geçerli olabilmesi için bağımsız denetim şirketince hazırlanmış raporun genel kurulda okunması zorunlu olduğu hususu ile dava dilekçesinde yer alan hususların bilançolarda ve dip notlarda açıkça belirtilmiş olduğu dikkate alındığında SPK denetimine tabi olan halka açık şirketin mevzuata harfiyen uygun olarak yapılmış genel kurul ibra kararlarının yok sayılmasının hukuka ve anayasanın kişilere tanıdığı hak ve özgürlüklere uygun olmadığı kanaatinde olduğunu belirtmiş davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde ise esas dan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ....mahkememize verdiği 26/06/2005 tarihli dilekçesinde: Yönetim kurulu üyesi olarak 30/03/2000 - 29/09/2000 tarihleri arasında yaklaşık 6 ay süreyle yönetim kurulu üyeliği yaptığını, öncelikle dava dilekçesinde yer alan hususlardan hangilerinin görev yaptığı dönemde kendisi tarafından imzalanan kararlar olup olmadığının bilinmediğini, bu sebeple dava dilekçesine cevap verebilmek için ilgili yönetim kurulu kararlarına ve yine dava dilekçesinde belirtilen denetim raporuna ihtiyaç bulunduğunu, dava dilekçesine yer verilen yönetim kurulu kararlarında imzasının bulunduğunun kabulü halinde yapılan işlemlerden dolayı şahsının sorumluluğunun bulunmadığını,... Bank AŞ 'nin sermaye artırım kararları ve hisse senetlerinin alımlarıyla satımlarının o günkü koşullarda değerlendirilerek ... Bank hisselerinin cari piyasa değerleri çerçevesinde şirketin aleyhine olmadığı kabul edilerek alınmış bulunduğunun, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin yaşandığı bir dönemde T.C. Merkez Bankasının ve T.C. Hükümetinin kur ve faiz oranlarında yaptığı büyük değişikliklerden sonra İMF politikaları gereği... Bank' ın ...'ye devredilerek hisselerin fona geçmesinin sorumluluğunun olmaması gerektiğini, şirket varlıklarının ipotek verilmesi ve borç verilmesine ilişkin olarak ise öncelikle bu kararlarda imzasının olup olmadığının bilinmediğini, ancak gerek borç verme gerekse ipotek verme işlemlerinin şirketin içinde bulunduğu... grubu şirketleri ile karşılıklı olarak yapıldığını, ülkemizde henüz projeye kredi şeklinde bir uygulamanın gelişmediği bir ortamda bankalardan alınacak kredilerde ipotek ve kefalet verilmesinin zorunlu hale geldiğini, bu çerçevede... grubu şirketlerinin kredi kullanmaları durumunda zorunlu olarak karşılıklı olarak birbirlerine kefil olduğunu veya ipotek verdiğini, şirkette görev yaptığı dönem dikkate alındığında genel kurula hitaben kendisi tarafından faaliyet raporunun düzenlenmediğini, şirketin halka açık olduğu ve genel kurul kararlarının geçerli olabilmesi için sermaye piyasasına tabi bağımsız denetim şirketince hazırlanmış raporun genel kurulda okunmasının zorunlu olduğu hususu ile dava dilekçesinde yer alan hususların bilançolarda açıkça belirtilmiş olduğu hususları dikkate alındığında mevzuata uygun olarak daha önce alınmış olan genel kurul ibra kararlarının yok sayılmasının hukuka uygun olmadığını belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ..., A. ... ve..., ... ve ... vekili mahkememize verdiği 13/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde: Davacı taleplerinin TTK 340. Maddesinin atfı ile uygulama alanı bulan TTK 309. Maddesi gereğince 2 ve 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, 1996 - 1997 - 1998 yıllarındaki fiiller hakkında 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, 1999 - 2000 ve 2001 yıllarındaki fiillerinin ise 2 yıllık zaman aşımına uğradığını iki yıllık sürenin davacı şirketin 24/06/2002 tarihinde hukuken ve fiilen TMSF' ye geçmiş olması sebebiyle 24/06/2004 tarihinde dolduğunu, davanın haksız olduğunu, TTK' nin 341. Maddesi gereğince sorumluluk davasının özel şartı olarak ilgililer hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı bulunmasının zorunlu olduğunu, ...tarafından atanan kişilerin özel dava şartını şeklen oluşturabilmek için 26/05/2005 tarihinde tek bir ortak tarafından alınan kararla olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığını, bu toplantıda yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında şahsi sorumluluk davası açılması kararı alındığını, bu kararların iptali için Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapabileceğini, davacı şirketin 26/05/2005 tarihinde yapılan 2002 - 2003 ve 2004 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 1999 - 2000 ve 20001 yıllarında görev yapan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak butlanla batıl olduğunu, müvekkillerinin görev dönemlerindeki faaaliyetleri hakkında davacı şirket genel kurulu tarafından alınmış açık ibra kararları mevcut olduğunu ve bu ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığını, hukuki niteliği itibariyle ibranın menfi bir borç ikrarı olduğunu tek taraflı olarak gerçekleştirilen ibradan dönmenin mümkün olmadığını, dava dilekçesindeki olayların genel olarak anlatıldığını, müvekkillerinden istenen rakamların nasıl oluştuğu, bu rakamların müvekkillerinin hangi eylem ve davranışı nedeniyle istenildiği ve müvekkilleri ile illiyet rabıtasını ve bunların dayanaklarını açık olarak belirtmediğini, dava dilekçesinde belirtilen yönetim kurulu kararlarının tebliğinin gerektiğini, müvekkillerinin görev yaptığı dönemlerde İMKB ve SPK gözetim ve denetiminde uluslararası bağımsız yeminli mali müşavir firmalarınca düzenlenen ve onaylanan bilançolara göre 1999 yılında şirketin karının 463. Milyar TL, 2000 yılında şirket net karının 1 Trilyon 204 milyar TL 'si olduğunu, BBDK 'nun 09/07/2001 tarihinde şirketin ortağı olan... Holding 'in bağlı ortağı ...Giyim Sanayicileri Bankası AŞ'nin yönetim ve denetimini TMSF'ye devretmesi sonucu davacı şirketin İMKB de işlem gören hisse senetlerinin sıralarının işleme kapatıldığını, yaklaşık bir yıl geçtikten sonra 23/08/2002 tarihinde göz altı pazarında işlem görmeye başladığını, ...tarafından el konulmanın hemen akabinde... Bank AŞ olan kredi hesaplarının kat edilerek şirket mal varlığı hakkında haciz işlemlerine girişildiğini bu durumun şirket açısından son derece olumsuz bir görüntü yarattığını, şirketin kredi bilitesinin zayıfladığını, kredi kullanılan diğer bankalarında hesapları kat ederek yasal takip işlemlerine başladığını, bunların yanında 2000 yılı sonu 2001 yılı başında yaşanan krizden olumsuz olarak etkilendiğini, şirketin 2001 yılını zararla kapatmak zorunda kaldığını, müvekkillerinin görev yaptıkları 12/10/1999 - 31/05/2000 tarihlerindeki dönemlerde şirketi karlı ve iyi bir şirket olarak yönettiklerini, şirketin halka açık şirket olup hisselerinin % 54,38 'inin İMKB'de işlem gördüğünü, davacı şirketin tüm işlemlerinin İMKB ve SPK tarafından denetlendiğini, şirket hisselerinin 26/10/2000 tarihinde halka arz edildiğini, müvekkillerinin şahsı sorumluğunu gerektirecek herhangi bir işlemininin mevcut olmadığını, davacı şirketin yönetim ve denetiminin 24/06/2002 tarihinde hukuken ve fiilen TMSFye geçtiğini, bu nedenle 2002 ve devamına ait bilançoyu ve ilgili evrakları düzenleyen ve ilgili mercilere sunan dolayısıyla karşılığı ayırmayanın ... tarafından atanan yöneticiler olduğunu, ... tarafından şirket yönetimine el konulduktan sonra şirket aktiflerinin gereği gibi değerlendirilmediğini, mal varlıklarının satılmadığını, sermaye artışının sağlanamadığını, şirketin giderek tasfiyeye sürüklendiğini, bütün bunların müvekkilleri görevden ayrıldıktan sonra olduğunu belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili mahkememize verdiği 27/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde: Müvekkilinin 29/09/2000-20/07/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, görev yaptığı süre içindeki icraatlarının genel kurul tarafından onaylandığının ibra edildiğini, 26/05/2005 tarihinde yapılan 2002 yılı olağan genel kurulunda 2000-2001 yıllarına ait genel kurullarda ibra edilmiş müvekkilinin daha sonra 26/05/2005 tarihinde yapılan genel kurulda görev yaptığı dönemle ilgili kesinleşmiş ibralarının geçersiz sayılmasının yasal dayanağı bulunmadığını, müvekkili ile ilgili ibralara itiraz edilmediği, müvekkilinin görev yaptığı şirketin halka açık olduğu ve genel kurul kararlarının geçerli olabilmesi için sermaye piyasasına tabi bağımsız denetim şirketince hazırlanmış raporların genel kurul da okunmasının zorunlu olduğu hususu ile dava dilekçesinde yer alan hususların bilançolarda açıkça belirtilmiş olan hususlar dikkate alındığında ibraların mevzuata uygun olduğunun tartışmasız şekilde görüleceğini, müvekkili ile ilgili ibranın genel kurulda verildiğini, ibranın geçersizliği kabul edilse bile dava dilekçesinde iddia edilen zarardan tüm ortakların sorumlu olduğunu, müvekkilinin görev yaptığı süre içinde iyi niyetle yasaya şirketle ilgili mevzuata uygun olarak icrada bulunduğunu müvekkilinin görev yaptığı bölüme... holding yönetim kurulunca veya ... Holding icra kurulunca verilen kararların dikte ettirildiğini, müvekkilinin görev yaptığı birimin faaliyetleri ile aldığı kararların tamamen üst yönetimin tasarrufu olduğunu, 2001 yılında TC Merkez Bankasının ve Hükümetin kur ve faiz oranlarında yaptığı büyük değişikliklerden sonra İMF politikaları gereği... Bank'ın TMSF' ye devredilerek hisselerinin fona geçmesinin sorumluluğun müvekkiline yüklenemeyeceğini belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde: Müvekkilinin ...tarafından el konulan...Giyim Sanayi İç Dış Ticaret AŞ. yönetim kurulunda 19/09/2000 tarihinde başladığı görevinden 23/06/2001 tarihinde istifa yoluyla ayrıldığını, davanın ...'ce atanan denetçi tarafından düzenlenen 01/01/2002-31/12/2002 denetçi raporu dayanak alınarak...AŞ'nin zarara uğraması nedeniyle bu zararların tazmini istemiyle tüm yönetim kurulu üyeleri dolayısıyla müvekkili hakkında ikame olunduğunu, davada TTK 309. maddesinde bahsi geçen 2 ve 5 yıllık geçen sürelerin dolduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını, şirketin 26/05/2005 tarihinde 2002 - 2003 - 2004 yıllarına ilişkin yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 1999 - 2000 ve 2001 yılında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak butlanla batıl olduğunu, ibra edilmiş işlemlerin olağanüstü genel kurul kararıyla yeniden yaratılmasının mümkün olmadığını, yerleşik Yargıtay uygulaması ve bilimsel içtihatların menfi borç ikrarı niteliği taşıdığına hem fikir oldukları ibranın sonradan icra kılınan bir genel kurul kararıyla ortadan kaldırılmasının olası olmadığını, davacı iddialarının hukuksal bir temelinin bulunmadığını, davacı tarafça zararın somut biçimde ispatının gerektiğini, davaya dayanak alınan raporun subjektif kanaat ve ön yargılar içerdiğinden kabulünün olanaksız olduğunu, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla müvekkilinin durumunun genel içerisinde ele alındığını adı şahsi sorumluluk davası olan davada özele yani şahsa inilmediğini, müvekkilinin altında imzaları bulunan kararların hangi nedenle Kanuna aykırı olduğunun raporda belirtilmediğini ayrıca yönetim kurulu kararlarının taraflarına tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde zararın her bir yönetim kurulu üyesinin görev süresi konumu, tanımı ve kapsamı içerisinde katıldığı kararlara konu işlemden doğup doğmadığına, doğmuş ise o üyenin kasıt ve kusura dayanıp dayanmadığına veya özen borcuna uyulup uyulmadığına bakılmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiğini, TTK' nin 336. Maddesi gereğince müvekkilinin oluştuğu iddia edilen zararlardan şahsi sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için gerek Kanunun ve gerekse esas mukavelenin kendisine yüklediği görevlerin kasten yada ihmal neticesinde yapılmaması gerektiğini, yapılan işlemlerde müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırı bir eylemi olmadığını, davacı şirketin halka açık bir şirket olup hisselerinin İMKB ile işlem gördüğünü, halka açık şirketlerde şirketin yapmış olduğu işlemler ve bilançoların İMKB, SPK ve Bağımsız Denetim kuruluşları tarafından denetlendiğini, davacı şirketin işlemlerinin de bu kuruluşlarla denetlendiğini, hiç birisi tarafından olumsuz rapor verilmediğini, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığını belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar..., ... ve ... vekili mahkememize verdiği 27/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde: Temlik müvekkillerine bildirilmeden temlik yoluyla taraf değişikliği ve ıslahın usule aykırı olduğunu, ıslah yoluyla müddeabihin artırılması için dahi önce taraf teşkili ve TMSF'nin davaya dahil olması kararı verilmesi gerektiğini, sorumluluğun kişiselleştirilmediğini dava dilekçesinin usulsüz olduğunu, ...'in davayı açmasının hukuken mümkün olmadığı gibi ibra etmeme kararının çelişkili, usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, TMSF'nin davası temlike dayalı olduğuna göre TMSF' nin ...' in sahip olduğu haktan fazlasını kullanamayacağını, davanın hem...ve hemde ...için zaman aşımına uğradığını,

TTK'nun 336. Maddesi delaletiyle 309. Maddesi gereği davacı... Holding'in açtığı davada iki türlü zaman aşımı incelemesi yapılması gerektiğini, iki ve beş yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu ve davanın zaman aşımından reddinin gerektiğini, müvekkillerinin basiretli bir tacir gibi davranmış olup kusurlu olmadıklarını, 1993 yılında... Dış Ticaret Aş ile başlayan tekstil alanındaki en büyük kobi organizasyonuna 1995 yılında ...'in katıldığını, 1997 de... Holding'inde kurulmasıyla Holding şirketi çatısı altında toplandığını, 9-10 yıl boyunca arka arkaya devam eden ve milyar dolarlar seviyelerinde ihracatlar gerçekleştirildiğini, tekstil imalat ve ihracat sektörünün gereksinim duyduğu diğer yan alanlarda da pek çok başarılı girişime imza atıldığını, dava dilekçesinde dava konu edilen eleştirisel işlemlerin bir çoğunun bu amaca hizmet eden nitelikte ve işlem ve kararlar olduğunu, dava dilekçesinde ki hiçbir eleştirinin herhangi bir ekonomik ve hukuki gerekçeye oturtulmadığını, eleştirilen hiç bir hususla ilgili o dönemin ve şirketin ticari ve ekonomik koşullarının dikkate alınmadığını, şirketin yatırım, organizasyon ve şirketi ve çatı şirket kimliği altında bir Holding'in kontrolü altında olduğu hususunun dikkate alınmadığını, işlemlerde halka açık olan bir şirket olması dolayısıyla mutlak surette zaten SPK gibi bir kamu kurumunun denetiminin varlığı ve bu nedenle işlemlerin zaten yapıldıkları dönemde bir kamu otoritesince denetlendiğinin dikkate alınmadığını, yapılan işlemler sorgulanırken işlemlerin ekonomik ve hukuki boyutları ve şartları bir arada değerlendirilmediğini, şirket yöneticilerinin yada denetçilerinin basiretsizliği hangi noktada gösterdiği ve bu işlemin veya kararın doğrusunun ne olduğunun açıklanmadığı, adeta şirket yönetiminin yerine geçilerek ticari tercihler ve kararların sorgulandığı ancak sonuçlara neden olan olgulara ve sonucu etkisine bakılmadığını, zararın tam olarak tutarının tespit edilmediğini, zarara sebep olan başkaca bir unsurun kusurun olup olmadığının dikkate alınmadığını, her şeyden önemlisi müvekkillerinin olaydaki kusurunun net olarak belirlenmediğini, davacı ...'nin grup bankası... Bank' a 09/07/2001 tarihinde, müvekkilinin yönetim ve denetim kurulu üyesi olduğu davacı şirkete de 17/06/2002 tarihinde el koyduğunu, davacı şirketin almış olduğu kararlar ve yapmış olduğu işlemlerin tümüyle günün koşullarına ve ihtiyaçlara uygun aynı zamanda geleceğe yönelik işlemler olduğunu, bu işlemlerin üzerinden üç beş yıl gibi kısa bir zaman geçmesinden itibaren 09/07/2001... Bank'a el konulması ile TMSF'nin...'in de tüm varlığına tedbir koyduğunu ve şirketin faaliyetine son verdiğini, şirketi felç ettiğini, TMSF'nin de kusurunun söz konusu olduğunu davanın diğer yönetim ve denetim kurulu üyelerine ihbar edilmesi gerektiğini, davacının İhtiyati Tedbir talebinin yerinde olmadığını belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili mahkememize verdiği 28/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde: Dava ve ıslah dilekçesinde ileri sürülen iddialara dayanak belgelerin dosyaya sunulmadığını, kendilerine tebliğ edilmediğini, bu sebeple davacı tarafın iddiasına dayanak belgelerin dosyaya ibrazı ile kendilerine tebliğinden sonra bu belgelere belgelerdeki imzalara karşı beyan ve cevap verme hakkını saklı tuttuklarını, davalı ...'nun davacı şirket yönetim kurulunda görev yaptığı 29/09/2000 - 02/08/2001 tarihleri arasındaki icraatların genel kurul tarafından onaylanarak ibra edildiğini, davacı şirketin 26/05/2005 tarihinde yapılan 2002 yılı olağan genel kurulunda da 2000 - 2001 yıllarına ait genel kurulların ibra edildiğini, müvekkili ile ilgili ibralara itiraz edilmediğini, daha sonra ibraların geçersiz olduğu iddiasının yasal dayanağının olmadığını kaldı ki ibra eden genel kurul olduğundan ibranın geçersizliği halinde iddia edilen zarardan tüm ortakların sorumluluğunun söz konusu olacağını, müvekkilinin davacı şirket yönetim kurulunda görevini yasalara uygun olarak özenle sürdürdüğünü ayrıca müvekkilinin görev aldığı bölümde... Holding yönetim kurulu ve... Holding İcra kurulunun direktifleri doğrultusunda karar alınmış olduğundan yapılan faaliyet ve alınan kararların sorumluluğunun üst yönetime ait olduğunu belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili mahkememize verdiği 29/07/2005 tarihli ek beyan dilekçesinde: TTK'nun 309/4 maddesindeki iki yıllık zaman aşımı süresinin 24/06/2004 tarihinde dolduğunu, dolayısıyla davanın zaman aşımı açısından da açılamayacağını belirtmiş 27/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde saklı tutulan cevap hakkına istinaden dilekçenin 27/07/2005 tarihli dilekçesiyle nazara alınmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili mahkememize verdiği 19/04/2006 tarihli ıslah dilekçesinde: davanın zaman aşımına uğradığını belirtmiş davanın öncelikle zaman aşımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili mahkememize verdiği 25/04/2006 tarihli ıslah dilekçesinde: Davanın zaman aşımına uğradığını belirtmiş davanın öncelikle zaman aşımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizin... K. sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının ..., davalının...Giyim San. İç ve Dış Tic AŞ, davanın Genel Kurulun İptali davası olduğunu, söz konusu dosyada mahkememizin...esas sayılı 2... esas sayılı, ... esas sayılı dosyalarının birleştirildiği,... esas sayılı dosyada davacının ...,... esas sayılı dosyada davacının ..., sayılı dosyada davacının ... olduğu, dava ve birleşen davalılar yönünden davacıların davayı açmakta hukuki yararları olmadığından davaların reddine karar verildiği, kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi Başkanlığının 26/01/2009 tarih ...K. sayılı ilamı ile onandığı belirlenmiştir.

Davacı ...vekili mahkememize verdiği 22/06/2009 tarihli dilekçesinde: Dilekçe ekinde sunulan 25/01/2008 tarihli protokol doğrultusunda protokolü ve protokolün eki ve ayrılmaz parçası olan kefalet taahhütnameleri imzalayan davalılar ..., ..., ...,... ve ... hakkında davanın protokol yürürlükte bulunduğu sürece durdurulmasına, protokol' e dahil olmayacak kalemleri ve protokolü imzalamayan davalılar bakımından ise yargılamanın kaldığı yerden devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı ve davalıların iddia ve savunmaları doğrultusunda kesinleşen mahkememizin... sayılı genel kurul kararının iptaline ilişkin dava dosyası ve bu dosyada verilen karar ile davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve bir kısım davalılar tarafından imzalanan protokol içeriği ile incelenmek suretiyle düzenlenen protokolün protokole imza atan davalılar ile imza atmayan davalılara etkileri ve yine her bir davalının ayrı sorumluluklarının belirlenmesine yönelik olarak dosya üzerinde hukukçu ve mali müşavir bilirkişiden oluşturulan iki kişilik bilirkişi kurulu vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış alınan 09/07/2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, sorumluluk davasının tüm davalılar bakımından reddi gerektiği görüş ve kanısına varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Rapora itiraz edildiğinden itirazların değerlendirilmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor istenilmiş, alınan 30/04/2012 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda: Davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler aleyhine açılan sorumluluk davasında zaman aşımı süresinin dolmadığı, davalılardan ..., ..., A. ..., ..., ..., ... ve ... hakkında raporda da belirtildiği üzere ... için 186.840.530-TL, ... için 186.720.596-TL, A. ... için 185.147.331-TL, ... için 181.575.215-TL, ... için 188.945.798-TL, ... için 188.945.798-TL, ... için 196.984.378-TL ortaklık zararı üzerinden davaya devam edilmesi gerektiği, davacı vekili tarafından sunulan 25/01/2008 tarihli protokol ve veya protokolün eki ve ayrılmaz parçası olan taahhütnameleri imzalayan davalılardan..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki mali sorumluluk davasının durdurulduğunun belirtilmesi nedeniyle bu kişiler hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, bu halde sorumluluk miktarları belirtilen diğer davalılar hakkında tazminata hükmedilirken BK 145/2 ve 147/2 maddeleri gereğince sorumluluk miktarında halin veya borcun mahiyetinin gerektirdiği oranda indirim yapılması gerekeceği görüş ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçe olarak belirtilmiştir. ...2. Tahsilat Dairesine dosyada mevcut 08/06/2011 tarihli protokolün geçerli olup olmadığı sorulmuş, alınan yazı cevabında kurum ile borçlular arasında imzalanan 08/06/2011 tarihli protokolün geçerli olup borçlular ...'ın 05/07/2011 tarihinde kurum hesabına 46.100-USD ve ...'ın 05/07/2011 tarihinde kurum hesabına 46.100-USD ödeyerek kurum ile ibralaştıklarını, her iki borçluya da kurum tarafından ibraname verildiğini,

HMK 150/1 maddesi gereğince 25/01/2008 ve 08/06/2011 tarihli protokoller gereği kefalet taahhütnamesi borcunu ödeyerek fon tarafından ibra edilen davalılardan ... ve ... hakkındaki dava takip edilmediğinden dosyanın tefrikle işlemden kaldırılması, diğer davalılar hakkındaki yargılamanın kaldığı yerden devam edilmesine karar verilmesinin talep edildiği belirlenmiştir. Alınan yazı cevabı doğrultusunda davalılar ... ve ... hakkındaki davanın HMK 150/1 maddesi gereğince 28/12/2012 tarihli celsede yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bilirkişi kök raporunun 32 ve devamı sayfalarındaki beyanlar ile ek raporun 14 -15 ve devamı sayfalarındaki beyanlar arasında çelişki bulunduğu, bilirkişi kurulundan ibranın TTK 380. Maddesi anlamında geçerli bir ibra olup olmadığı konusunda ek rapor alınması gerektiği belirlenmiş bu hususta bilirkişi kurulundan ek rapor istenilmiş, alınan 12/02/2013 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda davalıların ibrası ve olay tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK' nun 380. Maddesi anlamında kapsamı yönünden ek rapordaki görüşün doğru olduğu ayrıntılı ve gerekçe olarak belirtilmiştir. ...1. Tahsilat Dairesine dosyadaki mevcut protokoller doğrultusunda ibra edilen davalıların dava konusu edilen alacak ile ilgili yapmış oldukları ödeme miktarlarının bildirilmesi için yazı yazılmış, alınan yazı cevabında; ..., ... ve ... tarafından yapılan ödeme miktarları ayrıntılı olarak belirtilmiştir.

Davalı ... 'den yapılan tahsilat miktarının belirtilmesi için ...l. Tahsilat Dairesi Başkanlığına bir kez daha yazı yazılmış, alınan yazı cevabında; ...' den yapılan tahsilat tutarları ayrıntılı olarak belirtilmiştir.

Davacı tarafça davalı ... hakkındaki davanın takip edilmediği bildirildiğinden mahkememizin 18/02/2014 tarihli celsesinde davalı ... hakkındaki davanın HMK'nun 150/1. maddesi gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

Dava konusu edilen alacak ile ilgili yapılan tüm tahsilatların ayrıntılı olarak bildirilmesi için TMSF' ye yeniden müzekkere yazılmış alınan yazı cevabında; ..., ..., ... ve ...'dan yapılan tahsilatlar ayrıntılı olarak belirtilmiştir. 6545 Sayılı Yasanın 45. Maddesiyle değişik Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Mahkemelerinin Kuruluş Görev Ve Yetkileri Hakkındaki 5235 Sayılı Yasanın 5/3 maddesi gereğince dosyanın yargılanmasının heyet halinde sürdürülmesi gerektiği belirlenmiş, dosya heyete tevdii edilerek yargılamaya heyetçe devam olunmuştur.

Alınan rapor ve ek raporların karar vermeye yeterli olmadığı belirlendiğinden; Davacı...Giyim Sanayi İç ve Dış Tic AŞ ile gerekirse davacı ...kayıtlarının incelenerek ve davalılar tarafından dava aşamasında yapılan tüm ödemeler göz önüne alınarak dava konusu alacağın varlığı miktarının belirlenmesine yönelik olarak talimat mahkemesi vasıtasıyla bankacı, smmm ve hukukçu bilirkişiden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış alınan bilirkişi kurulu raporunda davalı yönetim kurulu üyelerinin...Giyim San İç ve Dış Tic AŞ' nın yönetim kurulu kararlarından dolayı sorumlu oldukları tutarların davalı ... için 186.918.774,49-TL, davalı ... için 186.798.840,42-TL, davalı ... için 185.225.576,42-TL, davalı ... ...için 181.653,459,00-TL, davalı ... için 189.024,043,00-TL, davalı ... için 189.024.043,00-TL, davalı ...... için 182.460.732,25-TL, davalı ... için 189.024,043,00-TL, davalı ... için 187.924.043,00-TL tutarında olduğu, ...1. Tahsilat Dairesinin 02/10/2014 tarih ve 3295 Sayılı yazısında hakkında durdurma talep edilen davalılardan ödeme yapanların ödeme miktarlarının ... için 2.480.000,00-USD, ... için 53.807,00-USD, ... için 53.900,00-USD, ... için 53.900,00-USD olmak üzere 2.641.607,00-USD olduğu, denetçi ... ve ... davacı kurum tarafından ibra edilmiş bulunduklarından ayrıca sorumluluklarının tespitinin yapılmadığı kaldı ki yönetim kurulu toplantılarına iştirak etmemiş olan kararlarda imzası olmayan denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilemeyeceğinin değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Davalılardan ...'un yargılamanın devamı aşamasında vefat ettiği belirlenmiş ...'ın veraset ilamı alınarak mirasçılara davaya dahil edilmiş ve gerekli tebligatlar tamamlanmıştır. ... mirasçılarının Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyaları ile mirası red ettikleri belirlenmiş, ... yönünden Urla Sulh Hukuk Mahkemesince atanan tasfiye memuruna tebligat yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.

Dava aşamasında dava konusu edilen alacak ile ilgili tahsilatların bildirilmesi için ... Tahsilat Dairesine yeniden yazı yazılmış, alınan yazı cevabında dosya davalılarından..., ..., ... ve ... ile... grubu ile yapılan protokoller kapsamında ayrı ayrı ibralaşıldığı, bu 4 davalı hakkındaki davanın HMK 150/1 maddesi gereğince takip edilmediği, mahkemece istenen ve... grubu ile yapılan protokoller kapsamında davalıların...Giyim Sanayi İç ve Dış Tic AŞ'nin payına düşen toplam tahsilat miktarının 156.414,58 TL olduğu belirtilmiştir.

Rapora taraflarca itiraz edildiğinden itirazların değerlendirilmesi ve alınan son ...cevabı değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesi için İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, talimat mahkemesince alınan 23/12/2016 tarihli ek bilirkişi raporunda; ödemelerin 30/05/2005 dava tarihinden sonra yapıldığından huzurdaki davanın konusu olmayacağı,...irmasına inceleme günü için mahkemece gönderilen tebligatın geri döndüğü ve bu nedenle inceleme yapılamadığı için bu hususta bir değerlendirmenin mümkün olmadığı, tarafların beyan ve itirazlarının kök raporda herhangi bir değişiklik gerektirmediği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ayrıntılı ve gerekçe olarak belirtilmiştir.

Davacı vekiline 30/03/2017 tarihli celsede...Giyim San İç ve Dış Tic AŞ' nin ticari defterlerinin bulunduğu yer konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı tarafça bildirilen adrese usulüne uygun defter ibraz davetiyesi çıkartılmış, defter ibraz davetiyesi tebliğine rağmen...Giyim San İç ve Dış Tic AŞ' nin defterleri mahkememize ibraz edilmemiştir.

Davacı tarafça ... ve... ile ilgili açılan davaların takip edilmediği belirtildiğinden davalılar ... ve... hakkında açılan davaların 30/03/2017 tarihli celsede HMK 150/1. maddesi gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda:

Davacı tarafça, davalıların yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları dönemlerde yapmış oldukları usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle şirket zararına yol açtıkları gerekçesiyle şirket zararının tahsili için davalılar hakkında dava açıldığı,

Uyuşmazlığın; 6762 sayılı TTK' nin anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin 336 vd. 340 ve 342. maddenin yollaması ile 309. maddesine tabi olduğu,

Kural olarak; yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacakları ancak 6762 sayılı TTK’ nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği, Türk Ticaret Kanunu' nun yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul ettiği, TTK’ nin 338. maddesinde; yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olduklarının düzenlendiği,

Davalılardan... ' in 30/09/1996 17/01/2000 tarihleri arasında, ...' in 30/09/1996 - 29/09/2000 tarihleri arasında, ...' in 12/10/1999 - 29/09/2000 tarihleri arasında, ...' ın 12/10/1999 - 29/09/2000 tarihleri arasında, ...' in 15/10/1999 - 30/03/2000 tarihleri arasında, ...' nin 15/10/1999 - 30/03/2000 tarihleri arasında,...' ın 22/10/1999 - 29/09/2000 tarihleri arasında, ...' ın 30/03/2000 - 29/09/2000 tarihleri arasında, ...' in 01/06/2000 - 26/04/2001 tarihleri arasında, ...' un 29/09/2000 - 20/07/2001 tarihleri arasında, ...' in 29/09/2000 - 20/07/2001 tarihleri arasında, ...' ın 29/09/2000 - 09/04/2001 tarihleri arasında, ...' nun 29/09/2000 - 02/08/2001 tarihleri arasında, yönetim kurulu üyesi olarak, davalılardan ...' ın 21/05/1999 - 11/04/2002 tarihleri arasında, ...' ın da 21/05/1999 - 23/10/2001 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, Davalı yönetim kurulu üyelerinin görev yaptıkları şirketi en iyi şekilde sevk ve idare etmekle sorumlu olup şirkete karşı sadakat ve özen borçları bulunduğu, dava konusu olayda yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ..., ... ve ... 'nun almış olduğu kararlarla...Giyim Sanayi İç ve Dış Tic AŞ' nin kaynaklarını 3. kişilere aktardığı, şirketi 3. kişilere karşı kefalet borcu altına soktukları şirket aktifindeki gayrimenkulleri 3. kişiler lehine ipotek ettikleri, hisse devri yaptıkları halde satış bedellerini tahsil edemedikleri, şirketin menfaatlerini ön planda tutmadıkları ve bu kararların alınmasında kusursuz olduklarını ispatlayamadıkları için şirket menfaatlerine aykırı alınmış kararlar nedeniyle oluşan zararlardan sorumlu bulundukları , davalıların sorumluluk miktarlarının ... yönünden 186.918.774,49 TL, ... yönünden 186.798.840,42-TL, ... yönünden 185.225.576,42-TL, ... yönünden 181.653.459,00-TL ve ... yönünden 189.024.043,00-TL tutarında olduğu, bu miktarlar üzerinden sorumluluğa ilişkin maddi şartların gerçekleştiği,

Sorumluluk davasının açılabilmesi için; 6762 sayılı TTK' nin 341. Maddesi gereğince genel kurulca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ayrıca 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri hakkında genel kurul tarafından açık veya bilançonun tasdiki suretiyle zımni ibra kararı alınmamış olması gerektiği, davacı...Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret AŞ. nin ...Yönetim Kurulu'nun 24/06/2012 tarih ve 418 Sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 15-7/a maddesi uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devir alındığı, şirket tarafından 2002 - 2003 ve 2004 yılları genel kurullarının yapılması talebiyle ekinde gündem, faaliyet ve denetçi raporlarında yer alan 28/04/2005 tarihli yazı ile fona başvurulduğu, söz konusu şirket yazısı ve ekindeki denetçi raporları doğrultusunda fon kurulunun 18/05/2005 tarih... sayılı kararıyla " şirketin yapacağı söz konusu genel kurullarda önceki yıllara ait ibraların kaldırılması ve zarar veren kişiler lehine verdikleri zarar tutarları üzerinden mali sorumluluk davası açılması" yönünde karar alındığı, fon kurulunun bu kararı doğrultusunda 26/05/2005 tarihinde yapılan şirketin genel kurulunda davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, davanın bunun üzerine 30/05/2005 tarihinde açıldığı, 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesine göre ibranın geçerli olabilmesi için; sorumluluk nedeni olarak dayanılan hususlar ile dava konusu edilen zarara sebebiyet veren işlemler ile bilgilerin genel kurula sunulan şirket bilançolarında ve yıllık raporlarda yer alması gerektiği, ibranın sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içereceği, açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konulardaki ibranın yok sayılmasının gerektiği, bütün bu hususların genel kurulda ortaya konulup görüşüldükten sonra yöneticilerin sorumluluk halleri ve ortaklığa verdikleri zarar açıkça saptanıldığı halde genel kurulca sorumluluk davası açılmasına yer olmadığına ve ibraya karar verildiği takdirde böyle bir ibraya geçerlilik tanınabileceği, olayda bu anlamda bir ibranın olmadığı, davalıların ibralarının gerçekleşmediği ve sorumluluk davasının diğer koşulu olan ibra edilmemiş olmak koşulunun gerçekleşmiş olduğu,

TTK' nın 309. Maddesinde “ Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu' na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur. ” düzenlemesinin bulunduğu ancak zarar gördüğü iddia edilen ...Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret AŞ. nin ...Yönetim Kurulu'nun 24/06/2012 tarih ve 418 Sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 15-7/a maddesi uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devir alındığı, 4389 Sayılı Yasanın 15/7-a bendindeki düzenleme göz önüne alındığında dava konusu edilen alacağın fon alacağı niteliğinde bulunduğu bu sebeble zaman aşımı bakımından dava tarihinde yürürlükte bulunan 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'ndaki özel hükümlerin göz önüne alınması gerektiği, 4389 Sayılı Yasaya 26/12/2003 tarih 5020 Sayılı Yasanın ek 3. Maddesinde eklenen bend ile fon alacakları bakımından zaman aşımı süresinin 20 yıla çıkarıldığı, dava açılış tarihi itibariyle fon alacağı açısından zaman aşımı süresinin 20 yıla yükseltilmiş olduğu ancak 20 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanabilmesi için düzenlemenin yapıldığı 26/12/2003 tarihine kadar TTK' nın 309. Maddesinde ön görülen 2 ve 5 yıllık sürelerin dolmamış olmasının gerektiği, ...Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret AŞ. nin ...Yönetim Kurulu'nun 24/06/2012 tarih ve ... Sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 15-7/a maddesi uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devir alındığı 2 yıllık zaman aşımı süresinin söz konusu tarih itibariyle başladığı ve 5020 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 26/12/2003 tarihine kadar iki yıllık sürenin dolmadığı, 5 yıllık sürenin de davaya konu yönetim kurulu kararlarının alındığı 1999 tarih itibariyle başladığı ve 5020 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin de dolmadığı ve açılan davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu zararın mahkememizce hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 189.024.043,00-TL tutarında olduğu, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... 'nun 6762 sayılı TTK' nin 336. maddesi hükmü gereğince zarar gören davacıya karşı zararın tamamından tüm zarar verenlerle birlikte müteselsilen sorumlu oldukları davanın davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden bu miktar üzerinden kabulünün gerektiği, 25/01/2008 ve 08/06/2011 tarihli protokoller doğrultusunda davacı tarafça 156.414,58-TL' lik tahsilat yapıldığı söz konusu tahsilatın belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ancak tahsilat dava tarihinden sonra yapıldığından söz konusu mahsup işleminin kararın infazı sırasında yapılabileceği,

Davacı tarafça sunulan 25/01/2008 ve 08/06/2011 tarihli protokoller doğrultusunda davacı tarafça davalılardan ... ve ... açısından davanın 5411 Sayılı Yasanın 132/10 maddesi gereğince durdurulmasının talep edildiği, yine davalılardan ...,..., ..., ... ve ... yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı, 4 davalı yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin geçtiği, bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış davanın davalılar ...,..., ..., ... ve ... yönünden TMK 'nun 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalılar ... ve ... miras şirketi yönünden 5411 Sayılı Bankacılık kanunun 132/10 maddesi gereğince durdurulmasına, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ise kısmen kabulüne, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz sırasında nazara alınmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın davalılar ...,..., ..., ... ve ... yönünden 6101 Sayılı HMK'nun 150/5. maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,

2.Davanın davalı ... ve ... miras şirketi yönünden 5411 sayılı Yasa' nın 132/10. maddesi gereğince protokol yürürlükte kaldığı sürece DURDURULMASINA,

3.Davanın davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile 189.024.043,00-TL' nin dava ve ıslah tarihi olan 30/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Dava tarihinden sonra yapılan 156.414,58-TL'lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına,

4.Alınması gerekli 12.912.232,38 TL harçtan peşin alınan 68,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.912.163,48 TL harcın davalılar ..., ..., ..., ... ve ... 'dan tahsiline,

5.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 5411 sayılı Yasa' nın 133/son maddesi hükmü gereğince hesap ve takdir edilen 2.180,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ..., ... ve ... 'dan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan 5411 sayılı Yasa' nın 133/son maddesi hükmü gereğince hesap ve takdir edilen 2.180,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ..., ... ve ...' na verilmesine,

7.Davalılar ...,..., ..., ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden 2.180,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak ...,..., ..., ... ve ...' a verilmesine,

8.Davacı tarafça davalılar ..., ..., ..., ... ve ... için yapılan 28 davetiye bedeli 266,50-TL, bilirkişi inceleme ücretleri toplamı 8.323,00-TL, posta masrafı 46,00-TL olmak üzere toplam 8.635,50-TL yargılama giderinin red ve kabule göre 8.287,00 TL'lik bölümünün davalılar ..., ..., ..., ... ve ...' dan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı tarafça yapılan 82,10-TL yapılan harç giderinin ..., ..., ..., ... ve ...' dan alınarak davacıya verilmesine,

Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar Davacı vekili Av. ... ile davalı asil ... ve bir kısım davalılar vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... Balbozan, Davalı ...'ın yüzlerine karşı diğerlerinin yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/04/2018 Başkan ... E imza Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 418 sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 4389 sayılı Yasaya 26/12/2003 tarih 5020 Sayılı Yasanın ek 3. Maddesinde eklenen bend ile fon alacakları bakımından zaman aşımı süresinin 20 yıla çıkarıldığı, dava açılış tarihi itibariyle fon alacağı açısından zaman aşımı süresinin 20 yıla yükseltilmiş olduğu ancak 20 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanabilmesi için düzenlemenin yapıldığı 26/12/2003 tarihine kadar TTK' nın 309. Maddesinde ön görülen 2 ve 5 yıllık sürelerin dolmamış olmasının gerektiği, ...Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret AŞ. nin ...Yönetim Kurulu'nun 24/06/2012 tarih ve ... Sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 5411 sayılı Yasanın 132/10 maddesi gereğince durdurulmasının talep edildiği, yine davalılardan ...,..., ..., ... ve ... yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı, 4 davalı yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin geçtiği, bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış davanın davalılar ...,..., ..., ... ve ... yönünden TMK 'nun 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalılar ... ve ... miras şirketi yönünden 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 6762 sayılı TTK' nin 341. Maddesi gereğince genel kurulca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ayrıca 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri hakkında genel kurul tarafından açık veya bilançonun tasdiki suretiyle zımni ibra kararı alınmamış olması gerektiği, davacı...Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret AŞ. nin ...Yönetim Kurulu'nun 24/06/2012 tarih ve 418 Sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 4389 sayılı Yasanın 15/7-a bendindeki düzenleme göz önüne alındığında dava konusu edilen alacağın fon alacağı niteliğinde bulunduğu bu sebeble zaman aşımı bakımından dava tarihinde yürürlükte bulunan 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 6762 sayılı TTK’ nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği, Türk Ticaret Kanunu K6762 md.341 TTK md.309 K4389 md.336 TTK md.341 HMK md.150/1 TTK md.320 TTK md.359 K5411 md.132/10 K418 md.359 TTK md.338 K5235 md.5/3 K6762 md.342 TTK md.309/4 K6762 md.380 K6101 md.150/5 TTK md.380 K6762 md.336 TTK md.336 K418 md.3 K6545 md.45 HMK md.150/5 TTK md.317 TTK md.340
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog