10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2011/6870 E. , 2012/10406 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :332-130
Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 10.08.1970 olduğunun tespiti ile 14.08.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Sigortalılık başlangıcına dair talebin yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi karşısında, 506 sayılı Kanunun 79/10 ve 108. maddeleridir.
Bu yönde Kuruma bildirilmeyen çalışma süresinin ve sigorta başlangıç tarihinin tespitine karar verilebilmesi için davanın çalışılan yılın sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Somut olayda davacının ... İnş.Ltd.Şti’ye ait sun’i ipek fabrikası inşaat işyerine 10.08.1970 tarihinde işe girişine dair bildirgesi mevcuttur. Kuruma hak düşürücü süre dahilinde, 27.08.1970’de intikal ettiği anlaşılan, davacıya ait kimlik bilgilerini içeren işe giriş bildirgesi, bu bildirge ile verilen sigorta sicil numarasının 1970 yılı serilerinden olduğunun anlaşılmış bulunması ve bu tescil ile verilen sigorta sicil numarası da dikkate alınarak, işe giriş bildirgesinin düzenleme tarihindeki mevzuat hükümleri ile bir günlük çalışmaya karine oluşturduğu, dinlenen tanık beyanları ile de bir günlük fiili çalışmanın varlığını desteklediği gözetildiğinde istemin anılan tarih itibariyle sigortalılık başlangıcı olarak kabulü gereklidir. Davaya konu tahsis talebi hususunda ise, 506 sayılı Kanunun geçici 54. maddesi de dikkate alındığında, davacının sigortalılık başlangıcı 10.08.1970 kabul edilmek suretiyle, yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm tesis edilmelidir. Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.